Geri Dön

Konjenital kalp hastalığı tanısı almış çocuklarda dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu komorbiditesi ve risk faktörlerinin incelenmesi

The investigation of attention deficit hyperactivity disorder comorbidity and risk factors in children diagnosed with congenital heart disease

  1. Tez No: 1024418
  2. Yazar: HASAN TAGHIZADA
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. İREM DAMLA ÇİMEN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Psikiyatri, Psychiatry
  6. Anahtar Kelimeler: Konjenital kalp hastalığı, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, çocuk ve ergen, anksiyete, nörogelişimsel bozukluklar, Congenital heart disease, attention-deficit/hyperactivity disorder, child and adolescent, anxiety, neurodevelopmental disorders
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Kocaeli Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB), çocukluk çağında başlayan ve akademik, sosyal ve davranışsal işlevselliği etkileyebilen yaygın bir nörogelişimsel bozukluktur. Konjenital kalp hastalığı (KKH) olan çocuk ve ergenlerde nörogelişimsel etkilenim riskinin arttığı bilinmektedir. Bu çalışmada, KKH tanısı almış çocuk ve ergenlerde DEHB komorbiditesinin ve DEHB ile ilişkili olası klinik, sosyodemografik ve psikiyatrik risk etkenlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu çalışma, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'nda yürütülmüştür. Mart 2025-Eylül 2025 tarihleri arasında Kocaeli Üniversitesi Çocuk Kardiyoloji polikliniklerine başvuran 6-18 yaş arası çocuk ve ergenler çalışmaya dahil edilmiştir. Olgu grubunu tam düzeltme uygulanmış siyanotik KKH, asiyanotik opere olmuş KKH ve asiyanotik opere olmamış KKH olmak üzere üç alt gruba ayrılan toplam 112 katılımcı oluşturmuştur. Kontrol grubu ise kardiyolojik açıdan herhangi bir hastalık saptanmayan 37 çocuk ve ergenden oluşmuştur. Tüm katılımcılara Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi-Şimdi ve Yaşam Boyu Versiyonu-DSM-5'in Türkçe uyarlaması uygulanarak DEHB tanısı değerlendirilmiştir. Ayrıca ebeveynlerden Conners Anne-Baba Derecelendirme Ölçeği-Yenilenmiş Kısa Formu (CADÖ-YK), öğretmenlerden Conners Öğretmen Derecelendirme Ölçeği-Yenilenmiş Kısa Formu (CÖDÖ-YK) ve çocuk/ergenlerden Çocuklarda Anksiyete Tarama Ölçeği (ÇATÖ) doldurmaları istenmiştir. Veriler IBM SPSS 20.0 programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışma grupları arasında DEHB tanısı alma oranları açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır. DEHB tanısı alma oranı en yüksek asiyanotik opere olmuş grupta (%45,9) izlenmiş, bunu tam düzeltme uygulanmış siyanotik grup (%29,7) ve asiyanotik opere olmamış grup (%28,9) takip etmiştir. Kontrol grubunda ise DEHB tanısı alma oranı %10,8 olarak bulunmuştur. Gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş, Bonferroni düzeltmeli ikili karşılaştırmalarda farkın asiyanotik opere olmuş grup ile kontrol grubu arasındaki farklılıktan kaynaklandığı görülmüştür. ÇDŞG-ŞY-DSM-5'e göre yapılan değerlendirmede, KKH olan katılımcılarda DEHB alt tiplerinin dağılımı kontrol grubuna göre anlamlı farklılık göstermiştir. KKH olan katılımcıların %13,4'ünde dikkat eksikliği baskın tip, %8'inde hiperaktivite/dürtüsellik baskın tip ve %13,4'ünde kombine tip DEHB saptanmıştır. Dikkat eksikliği belirti sayılarının KKH gruplarında kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu, hiperaktivite/dürtüsellik belirti sayılarında ise aynı düzeyde belirgin bir farklılık olmadığı görülmüştür. Ebeveyn değerlendirmelerine dayalı CADÖ-YK puanları ve öğretmen değerlendirmelerine dayalı CÖDÖ-YK puanları KKH olan katılımcılarda kontrol grubuna göre daha yüksek bulunmuştur. Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde model anlamlı bulunmuştur. Sağlıklı kontrol grubuna kıyasla DEHB tanısı ile ilişki asiyanotik opere olmuş KKH grubunda daha belirgin olmak üzere tüm KKH gruplarında anlamlı bulunmuştur. Kaygı riski yüksek olan bireylerde DEHB tanısı ile anlamlı ilişki saptanmıştır. Yaş, cinsiyet ve doğum kilosu değişkenleri ise DEHB tanısı ile anlamlı ilişkili bulunmamıştır. ÇATÖ toplam puanı kovaryant olarak kontrol edildiğinde de KKH olan katılımcılarda DEHB tanısı olan ve olmayan gruplar arasında CADÖ-YK ve CÖDÖ-YK puanları açısından anlamlı farklılıkların devam ettiği görülmüştür. Sonuç: Çalışmamızda, KKH olan çocuk ve ergenlerde DEHB tanısının sağlıklı kontrollere göre daha yüksek oranda görüldüğü ve bu artışın özellikle dikkat eksikliği belirtileri alanında belirginleştiği saptanmıştır. Bulgular, KKH'nin yalnızca kardiyak açıdan değil, nörogelişimsel ve psikiyatrik açıdan da izlenmesi gereken bir klinik durum olduğunu düşündürmektedir. Kaygı belirtilerinin DEHB ile ilişkili bulunması, KKH olan çocuklarda duygusal belirtilerin de değerlendirilmesinin önemini göstermektedir. Bununla birlikte, kaygı düzeyi kontrol edildiğinde de DEHB tanısı ve ebeveyn/öğretmen bildirimlerine dayalı belirti yükünün anlamlılığını koruması, DEHB ile ilişkili bulguların yalnızca kaygı belirtileriyle açıklanamayacağını desteklemektedir. Sonuç olarak, KKH olan çocuk ve ergenlerde DEHB, özellikle dikkat eksikliği belirtileri açısından artmış bir klinik risk oluşturmaktadır. Bu nedenle KKH'li çocukların izleminde psikiyatrik ve nörogelişimsel değerlendirmenin rutin klinik yaklaşımın bir parçası olması önemlidir.

Özet (Çeviri)

Objective: Attention-deficit/hyperactivity disorder (ADHD) is a common neurodevelopmental disorder that begins in childhood and may affect academic, social, and behavioral functioning. Children and adolescents with congenital heart disease (CHD) are known to be at increased risk for neurodevelopmental impairment. This study aimed to evaluate ADHD comorbidity and possible clinical, sociodemographic, and psychiatric risk factors associated with ADHD in children and adolescents diagnosed with CHD. Method: This study was conducted at the Department of Child and Adolescent Psychiatry, Kocaeli University Faculty of Medicine. Children and adolescents aged 6–18 years who presented to the Pediatric Cardiology outpatient clinics of Kocaeli University between March 2025 and September 2025 were included in the study. The case group consisted of 112 participants divided into three subgroups: cyanotic CHD with complete repair, operated acyanotic CHD, and non-operated acyanotic CHD. The control group consisted of 37 children and adolescents in whom no cardiac disease was detected. ADHD diagnosis was evaluated in all participants using the Turkish version of the Schedule for Affective Disorders and Schizophrenia for School-Age Children–Present and Lifetime Version–DSM-5. In addition, parents completed the Conners Parent Rating Scale–Revised Short Form (CPRS-R:S), teachers completed the Conners Teacher Rating Scale–Revised Short Form (CTRS-R:S), and children/adolescents completed the Screen for Child Anxiety Related Emotional Disorders (SCARED). Data were analyzed using IBM SPSS Statistics version 20.0. Results: A statistically significant difference was found between the study groups in terms of the rate of ADHD diagnosis. The highest rate of ADHD diagnosis was observed in the operated acyanotic CHD group (45.9%), followed by the cyanotic CHD with complete repair group (29.7%) and the non-operated acyanotic CHD group (28.9%). In the control group, the rate of ADHD diagnosis was 10.8%. The difference between groups was statistically significant, and Bonferroni-corrected pairwise comparisons showed that this difference was mainly due to the difference between the operated acyanotic CHD group and the control group. According to the K-SADS-PL-DSM-5 evaluation, the distribution of ADHD subtypes among participants with CHD differed significantly from that of the control group. Among participants with CHD, 13.4% had predominantly inattentive presentation, 8.0% had predominantly hyperactive/impulsive presentation, and 13.4% had combined presentation of ADHD. The number of inattention symptoms was higher in the CHD groups than in the control group, whereas the number of hyperactivity/impulsivity symptoms did not show a similarly marked difference. CPRS-R:S scores based on parent reports and CTRS-R:S scores based on teacher reports were higher in participants with CHD compared with controls. The multivariable logistic regression model was statistically significant. Compared with the healthy control group, the association with ADHD diagnosis was significant in all CHD groups, being most prominent in the operated acyanotic CHD group. A significant association was also found between high anxiety risk and ADHD diagnosis. Age, sex, and birth weight were not significantly associated with ADHD diagnosis. When the SCARED total score was controlled as a covariate, significant differences in CPRS-R:S and CTRS-R:S scores between participants with and without ADHD persisted among participants with CHD. Conclusion: In this study, ADHD diagnosis was found to be more frequent in children and adolescents with CHD compared with healthy controls, and this increase was particularly prominent in the domain of inattention symptoms. The findings suggest that CHD should be monitored not only from a cardiac perspective but also in terms of neurodevelopmental and psychiatric outcomes. The association between anxiety symptoms and ADHD indicates the importance of evaluating emotional symptoms in children with CHD. However, the persistence of significant ADHD diagnosis and parent/teacher-reported symptom burden after controlling for anxiety level supports that ADHD-related findings cannot be explained solely by anxiety symptoms. In conclusion, ADHD, particularly inattention symptoms, represents an increased clinical risk in children and adolescents with CHD. Therefore, psychiatric and neurodevelopmental assessment should be considered an important part of routine clinical follow-up in children with CHD.

Benzer Tezler

  1. Farklı etiyopatogeneze sahip hastalığı olan çocukların ebeveynlerinde aşı kabülü ve ilişkili faktörler

    Vaccine acceptance and related factors in the parents of children with diseases of different etiopatogenesis

    AYÇA KÖMÜRLÜOĞLU TAN

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıHacettepe Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SIDDİKA SONGÜL YALÇIN

  2. Alt solunum yolu enfeksiyonu tanılı hastaların klinik ve laboratuvar bulguları ile prognoz öngörülebilir mi?

    Can prognosis be predicted with clinical and laboratory findings in patients with lower respiratory infection?

    DENİZ GÜNEŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıEge Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ESEN DEMİR

  3. Konjenital kalp hastalığı tanısı ile izlenen çocuklarda yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

    Assessment of quality of life in children with a diagnosis of congenital heart disease

    MERVE NUR ALBAYRAK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. DİLEK DİLLİ

  4. Hiperfenilalaninemili hastaların gebelik sonuçlarının incelenmesi

    Evaluation of pregnancy outcomes in patients with hyperphenylalaninemia

    YILMAZ YILDIZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıHacettepe Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HATİCE SERAP SİVRİ

  5. Konjenital kalp hastalığı tanısı ile izlenen ve solunum yolu enfeksiyonu bulguları ile başvuran 2 yaş altındaki çocuk hastalarda solunum yolu viruslarının (RSV, Inf A/B, hMPV) araştırılması

    Investigation of respiratory tract viruses (RSV, Inf A/B, hMPV) in pediatric patients followed-up with congenital cardiac disease diagnosis and referring with respiratory tract infection findings

    KADİR ORTAKÖYLÜ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıÇukurova Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. EMİNE KOCABAŞ