Geri Dön

Mimarlık ofisleri bağlamında etkinlik tabanlı ofis planlamasının değerlendirilmesi

Evaluation of activity-based office planning in the context of architecture offices

  1. Tez No: 1024802
  2. Yazar: YAVUZHAN KİREÇ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. RİFAT GÖKHAN KOÇYİĞİT
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Mimarlık, Architecture
  6. Anahtar Kelimeler: Ofis Planlaması, Etkinlik Tabanlı Ofisler, Mimarlık Ofisleri, Yaratıcılık, Tasarım Faaliyetleri, Operasyonel Faaliyetler, Mimarlık, Mimarlık mesleği, Office Planning, Activity-Based Offices, Architectural Offices, Creativity, Design Activities, Operational Activities, Architecture, Architectural career
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Bina Bilgisi Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Mimarlık Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Literatürde Etkinlik Tabanlı Ofis (ETO) modellerinin; etkileşimi, ekip dayanışmasını ve üretim verimliliğini artırarak yaratıcılığa katkı sağladığı kabul edilmektedir. Yenilik arayışına dayanan, karmaşık mekânsal problemleri özgün fikirlerle çözen ve yaratıcı düşünce gerektiren mimarlık disiplininin, bu esnek ofis modelinin birincil uygulayıcısı olması beklenmektedir. Ancak bu çalışma, yaratıcılığın ve yenilikçi üretimin merkezindeki mimarların, profesyonel pratiklerinde bu planlama düzenini beklenen düzeyde benimsemediklerini ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, son 4 yılda ArchDaily platformunda yayımlanan mimarlık ofisi projeleri incelenmiş ve hazırlanan“ETO Değerlendirme Modeli”üzerinden yapılan ölçümlerde, ofislerin ETO kriterlerinin benimseme oranının %47,8 ile kısıtlı seviyede kaldığı tespit edilmiştir. Araştırmanın temel problemi, yaratıcılığı desteklediği varsayılan ETO modelinin, mimari üretim süreçlerinin gerçekliğiyle neden çeliştiğinin saptanmasıdır. Metodolojik iki aşamadan oluşan araştırmanın ikinci evresinde; mimarlık ofislerinde gerçekleşen faaliyetler listelenmiş ve mimarlarla anket çalışması üzerinden her bir eylemin hangi mekânsal kriterle eşleştiği sorgulanmıştır. Elde edilen bulgular, mimari üretimin tek tip mekânsal esneklikle çözülemeyecek kadar kutuplaşmış“ikili zihinsel yapıya”sahip olduğunu göstermektedir. Eskiz ve maket gibi fikir üretme süreçlerinde mekânsal çeşitlilik talebi zirveye çıkarken; uygulama projesi çizimi ve metraj hesaplamaları gibi yoğun bilişsel yük ve sıfır hata toleransı barındıran teknik operasyon eylemlerinde esneklik talebi belirgin biçimde azalmış; katılımcıların %76'lara varan oranda yalıtılmış odak alanlarına (hücresel ofis) yöneldiği tespit edilmiştir. Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri ise, ETO modelinin temelini oluşturan“hareketlilik / paylaşımlı masa”prensibinin mimarlar tarafından reddedilmesidir. Veriler, ofis içindeki hareketliliğin ve dışa dönük iletişimin ancak kullanıcının geri dönebileceği“sabit bir kişisel masası (merkez üssü)”olduğu sürece kabul gördüğünü desteklemektedir. Sonuç olarak bu araştırma; mimarlık pratiğinde mekânsal esnekliğin,“odaklanma ve aidiyet”ihtiyacını yok eden bir göçebelik yerine, sabit masaları destekleyen eyleme özel alanlarla (toplantı odaları, odak kabinleri) kurgulanması gerektiğine işaret etmektedir. Gelecekteki ofis tasarımları için teorik varsayımları değil, eylem bazlı profesyonel gerçekliği temel alan bu çalışma; mimari üretimin doğasının tamamen esnek veya tamamen kapalı kurgulardan ziyade, aidiyet ile hareketliliğin eşzamanlı var olduğu“hibrit bir mekânsal ekosistemi”gerektirdiğini düşündürmektedir.

Özet (Çeviri)

Activity-Based Office (ABO) models are accepted to contribute to creativity by enhancing interaction, team solidarity, and production efficiency. The architectural discipline, based on a continuous search for innovation, solving complex spatial problems with original ideas, and requiring creative thinking, is expected to be a primary practitioner of this flexible office model. However, this study suggests that architects at the center of creativity and innovative production do not adopt this planning arrangement in their professional practices as expected. Thus, architecture office projects published on ArchDaily over the last 4 years were analyzed, and measurements through the“Activity-Based Office Evaluation Model”found the adoption rate of ABO criteria remained limited at 47.8%. The fundamental problem of the research is to determine why the ABO model, assumed to support creativity, contradicts the reality of architectural production processes. In the research's second methodological stage; activities occurring in architecture offices were listed, and through a survey conducted with architects, it was queried which spatial criterion each activity matched. The findings demonstrate that architectural production possesses a polarized“dual mental structure”irresolvable by a single type of spatial flexibility. While the demand for spatial diversity peaks during“ideation”processes such as sketching and model making; the demand for flexibility significantly decreases during technical“operational”activities like construction document drafting and quantity surveying, involving high cognitive load and zero-error tolerance; participants gravitated towards isolated focus areas (cellular offices) at rates up to 76%. One of the most notable findings of the research is the rejection of the“lack of belonging / shared desk (hot-desking)”principle, which forms the basis of the ABO model, by architects. The data indicates that mobility and outward communication within the office are only accepted as long as the user has a“fixed personal desk (home base)”to return to. In conclusion, this research points out that spatial flexibility in architectural practice should be configured with activity-specific areas (meeting rooms, focus booths) supporting fixed desks, rather than nomadism eliminating the need for“focus and belonging.”Based on action-based professional reality rather than theoretical assumptions for future office designs; this study suggests that the nature of architectural production necessitates a“hybrid spatial ecosystem”where belonging and mobility coexist, rather than entirely flexible or closed configurations.

Benzer Tezler

  1. Mimari yapım teknolojileri – detay tasarımı etkileşiminin 3B baskı teknolojileri bağlamında uzman görüşü yöntemi ile belirlenmesi

    Determination of architectural construction technologies - detail design interaction with the expert view method in the context of 3D printing technologies

    SÜHAN ARTUĞ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ MEHMET CEM ALTUN

  2. Güncel mimarlık pratikleri ve üretim arayışları

    Contemporary architecture practices and searchings for production

    BİLAL BAYRAK

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    MimarlıkDoğuş Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ BETÜL ORBEY

    DR. ÖĞR. ÜYESİ BORA YASİN ÖZKUŞ

  3. Küreselleşme mimarlık ilişkisi ve Uzakdoğu uygulamaları

    Globalisation architecture relationship and far east applications

    EMİNE OĞUZ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    MimarlıkGazi Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NAZAN KIRCI

  4. Mimarlık ofislerinin cephe sistemlerindeki ürün yeniliklerini benimseme tutumları ile ilgili bir araştırma

    A research on the attitudes of architectural firms' adoption of facade product innovations

    AYŞEGÜL SEZEGEN

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FETHİYE ECEM EDİS

  5. Evolutionary design assistants for architecture

    Mimarlık için evrimsel tasarım asistanları

    N. ONUR SÖNMEZ

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2015

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ARZU ERDEM

    PROF. DR. İKBAL SEVİL SARIYILDIZ