Geri Dön

Gastrointestinal malignitesi olann hastalarda seboreik keratoz sıklığındaki değişimin araştırılması

Evaluation of the frequency of seborrheic keratoses in patients with gastrointestinal malignancy

  1. Tez No: 124316
  2. Yazar: EBRU SAĞLIK
  3. Danışmanlar: PROF.DR. CAN BAYKAL
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Dermatoloji, Dermatology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2003
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Dermatoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ÖZET Seboreik keratoz (SK), sıklıkla 3. dekaddan sonra karşılaşılan ve yaşla birlikte sayısı artabilen selim deri tümörüdür. Çok sayıda olduğu durumlarda bile sistemik bir hastalıkla ilişkisi gösterilmemiştir. Nadir bildirilen bir tablo olan Leser-Trelat bulgusunda (LTB) ise altta yatan yatan bir maligniteye, en sık da gastrointestinal adenokarsinomlara bağlı olarak SK sayısında ani artış ve büyüme görüldüğü düşünülmektedir. LTB tanısı konulan hastaların 1/3 'ünde malignitenin tedavisini takiben SK lezyonlarının da gerilediği bildirilmiştir. Öte yandan erüptif SK'ların rastlantısal bir durum olduğu ve LTB tanımlamasının yanlış olduğu da öne sürülmektedir. Çalışmamızda malignitesi olan hastalarda SK sıklığında artış olup olmadığım belirlemek ve LTB 'nun görülme oranını saptamak amaçlandı. Gastrointestinal adenokarsinom tandı 100 hastadan oluşan olgu serisi SK sıklığı, yerleşim yeri, ani oluşan lezyonların varlığı ve malignitenin tedavisi ile lezyonlarda gerileme olup olmadığı yönünden sorgulandı, dermatolojik muayeneleri ve gerek görülen olgularda dermatoskopik incelemeleri yapıldı. Bulgular yaş ve cinsiyet eşleştirmesi yapılan 100 kişilik kontrol grubu ile karşılaştırıldı. Olgu serisinde yaş ortalaması 56.06 (26-81 yaş), kontrol serisinde ise 56.01 (28-86 yaş) idi. SK sıklığı olgu serisinde %77, kontrol serisinde %72 olarak bulundu. SK sayısı ortalaması olgu serisinde 11.89, kontrol serisinde 21.48 olarak saptandı. Olgu serisinde SK saptanan olgular arasında en sık yerleşim yeri sırt (%53.25), gövdenin ön yüzü (%53.25) ve el sırtı (%45.45), kontrol serisinde ise el sırtı (%63.89), sırt (%59.72) ve gövdenin ön yüzü (%55.56) idi. Her iki grup arasında SK sıklığı, sayısı ve yerleşim bölgeleri açısından anlamlı farklılık saptanmadı. LTB tanısı için gereken en önemli kriter SK lezyonlarının ani olarak ortaya çıkması olduğundan, olgu serisindeki SK'u olan hastalar malignite tanısından önceki veya sonraki 1 yıl içinde, kontrol serisindeki SK'u olan hastalar ise son bir yıl içinde SK lezyonlarında ani bir artış veya boyutlarında değişiklik fark edip etmedikleri 50yönünden sorgulandı. Ayrıca LTB'nun altta yatan malignitenin tedavisi sonrasında gerileyebileceği bildirildiğinden, olgu serisindeki SK'u olan hastalar aldıkları tedaviler sonrasında mevcut SK lezyonlarında küçülme veya kaybolma olup olmadığı yönünden sorgulandı. Bunun sonucunda olgu veya kontrol serisinde LTB lehine değerlendirilebilecek bir olgu ile karşılaşılmadı. Olgu ve kontrol serilerinde, malignitelere veya LTB'na eşlik edebileceği bildirilen generalize pruritus, senil anjiom, akrokordon, akantozis nigrikans ve palmoplantar hiperkeratoz varlığı da değerlendirildi. Olgu serisindeki üç hastada saptanan generalize pruritus kontrol serisi ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Her iki grup karşılaştırıldığında senil anjiom ve akrokordon sıklığı ve sayısında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmedi. Gastrointestinal adenokarsinom varlığının senil anjiom ve akrokordon sıklığı ve sayısında bir değişikliğe yol açmadığı gözlendi. Olgu veya kontrol serisindeki hiçbir hastada akantozis nigrikans veya palmoplantar hiperkeratoz saptanmadı. Sonuç olarak, olgu serimizde gastrointestinal adenokarsinom varlığının SK sıklığında, sayısında ve yerleşim yerinde bir değişikliğe yol açmadığı saptanmıştır. Bunun yanında çalışmamızda LTB ile uyumlu olabilecek bir olgu ile karşılaşılmamıştır. Çalışmamızın literatürde gastrointestinal malignite ile SK arasındaki ilişkiyi araştıran en geniş seri ile yapıldığı göz önüne alındığında, SK ile malignite ilişkisi aleyhinde önemli bir çalışma olduğu söylenebilir. Bununla birlikte LTB'nun oldukça nadir ortaya çıktığı göz önüne alındığında, bu bulgunun var olup olmadığım kesin olarak ortaya çıkarmak için daha geniş serilerle yapılacak bir çalışmaya ihtiyaç olduğu söylenebilir. 51

Özet (Çeviri)

Özet çevirisi mevcut değil.

Benzer Tezler

  1. Gastrgintestinal sistemin nonspesifik semptomlarının fonksiyonel mide-barsak hastalıkları yönünden araştırılması

    Başlık çevirisi yok

    HALUK ŞAVLI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Gastroenterolojiİstanbul Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. İSMAİL DİNÇ

  2. Kardiyovasküler sistemde simetidin-verapamil etkileşimi

    Başlık çevirisi yok

    ASUMAN AKGÜN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Eczacılık ve FarmakolojiAkdeniz Üniversitesi

    Farmakoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. GÜLAY ŞADAN

  3. 1968-1987 arasında izlenen 23 primer hiperparatiroidi vakasının klinik ve laboratuvar yönünden incelenmesi

    Başlık çevirisi yok

    HÜSEYİN SELUKİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. H. HÜSREV HATEMİ

  4. Behçetli hastalarda gastrointestinal sistem tutulumu üzerine prospektif bir çalışma

    Başlık çevirisi yok

    ŞEREF EREN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    GastroenterolojiErciyes Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı