Geri Dön

Radyoterapide termolüminesans dozimetre ve yarı iletken diyot dozimetre sistemi kullanılarak yüzey dozlarının karşılaştırılması

Comparing surface doses using thermoluminance dosimerty and semi conductor diodes system in radiotherapy

  1. Tez No: 311431
  2. Yazar: EDA KAYA
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. SERDAR SOYER
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Fizik ve Fizik Mühendisliği, Physics and Physics Engineering
  6. Anahtar Kelimeler: Termolüminesans Dozimetre, Yarı iletken diyot, Yüzey Dozları, Neoplazmlar, Radyasyon dozajı, Radyometri, Radyoterapi, Tedavi, Termolüminesans, Thermolüminecance Dosimtery, Semicounductors Diode, Surface Dose, Neoplasms, Radiation dosage, Radiometry, Radiotherapy, Treatment, Thermoluminescence
  7. Yıl: 2010
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Erciyes Üniversitesi
  10. Enstitü: Sağlık Bilimleri Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Radyasyon Onkolojisi Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Radyoterapi Fiziği Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ÖZETBu çalışmada İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı'nda bulunan LiF-Mg katkılı TLD-100 çipleri ve 6-25 MV foton enerjilerinin her biri için farklı dizayn edilmiş olan Nuclear Associate marka yarı iletken diyotlar kullanıldı. Her iki dozimetre sistemini 6 ve 25 MV foton enerjilerinde ayrı ayrı değerlendirmek için dozimetrik ölçüm sonuçlarını etkileyecek olan; doza bağlı değişimleri, alan boyutu, gantri açısı ve cilt kaynak mesafesi (SSD) gibi parametrelere göre değişimi incelendi. Bu çalışmada her iki dozimetre sisteminin değişen parametrelere verdikleri cevaplar incelenerek dozimetrelerin klinik kullanım alanlarında birbirlerine karşı avantaj ve dezavantajları değerlendirildi.Çalışma sonucunda; bu her iki dozimetre sistemininde doza bağımlılığının değerlendirilmesinde artan doz değerlerine verdikleri yanıttan, yarı iletkenin doz cevabının Termolüminesans Dozimetre'den (TLD) daha lineer yani kararlı bir değişime sahip olduğu görüldü. Fakat yüksek dozlarda yapılan ışınlamalarda ise diyot deformasyonun olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Her iki dozimetre sisteminde artan alan boyutuna göre alan bağımlılığı incelendiğinde, 25 MV foton enerjisinde 6 MV foton enerjisine kıyasla bağımlılığın daha yüksek olduğu görüldü. Bu nedenle 25 MV foton enerjisinde kullanılan alanlardaki düzeltme faktörü hesaba katılmalıdır. Gantri açısına bağımlılıkta, TLD geometrik yapısından dolayı daha avantajlıdır. Diyotun ise yarı küresel olan geometrik yapısından dolayı açıya bağımlılığı daha yüksektir. Bu nedenle oblik alanlarda yapılan ışınlamalarda yük toplama kapasitesindeki azalma nedeniyle TLD'nin kullanımı diyottan daha avantajlı olduğu saptandı. Klinik uygulamalarda diyot sistemi kullanılacaksa doz değişiminin en az olduğu gantri açıları kullanılmalı ya da farklılığın çok olduğu gantri açılarındaki düzeltme faktörü hesaba katılmalıdır. Bir diğer paremetre olan SSD'ye bağımlıkta ise iki dozimetre sistemi ideal bir dozimetrenin sahip olması gereken değişimi gösterdi ve alınan doz değerlerinin değişen SSD değerlerinden bağımsız olduğu görüldü. Yine de SSD'den kaynaklanan hatayı minumuma indirmek için her iki dozimetre sisteminde kullanılan SSD'deki değişim dikkate alınarak doz değerleri hesaplanmalıdır.Yarı iletken diyot sisteminde, ışınlama esnasında dozun ekranda görülmesi, ikinci bir okuma sistemine gerek duyulmaması ve hataların anında tespit edilerek müdahale edilebilmesi açısından avantajlıdır. TLD'de ise kullanımının kolay olması cilde ve vücut boşluklarına rahatlıkla yerleştirilebilmesi ve rando fantomlarda kullanılabilmesi açısından avantajlıdır. Ayrıca Işınlama esnasında herhangi bir ek kablo ve elektrometre gibi parçalara ihtiyaç yoktur. Diyot sıcaklık ve nem değişimlerinden rahatlıkla etkilenirken, TLD bu değişimlerden etkilenmez.Sonuç olarak , kullanıcıların dozimetre sistemlerini tanımaları ve ölçüm sonuçlarını etkileyecek özelliklerini bilmeleri, verilen dozların doğruluğunu tespit etmek açısından oldukça önemlidir. Bu şekilde, klinik uygulamaların tedavi kalitesi arttırılır ve hatalar en aza indirgenmiş olur.

Özet (Çeviri)

ABSTRACTFor this study, TLD-100 chips, which were containing Lif-Mg and were available at the Department of Radiation Oncology of İnönü University and some semiconductor diodes, labeled as Nuclear Associate, which were designed separately for each of 6-25 MV photon energies, were used. To evaluate these two dosimeter systems in 6 and 25 MV photon energies separately, changes according to parameters such as dosage changes, area dimension, gantry angle and skin supplementation distance were investigated. In this study, the advantages and disadvantages of dosimeters in clinical usage areas were assessed by examining the answers of dosimeter systems given to the changing parameters.As a result of the study, from the answers given to the dosage value in the evaluation of dependence to the dosage, it was seen that the answer of semiconductor was much more linear than TLD. However, in the radiation made in high dosages that diode deformation occurs should be regarded. When area dependence according to increasing area dimension in both dosimeter systems was investigated, it was seen that dependence in 25 MV photon energy was higher than that was in 6MV photon energy. For this reason, correction factor in the areas where 25 MV photon energy is used and should be taken into consideration. In the dependence of gantry angle, TLD is more advantageous in terms of its geometric structure. The dependence of diode to the angle is higher due to its semispherical geometric structure. Because of this, in the radiations made in oblique areas, it was stabilized that the usage of TLD was more advantageous than diode due to the decrease in the charge accumulation capacity. If diode system will be used in the clinical applications, gantry angles, where dosage changes are minimum or the correction factor in the gantry angles, where differences exist, should be regarded. In another parameter, which was dependence to SSD, two dosimeter systems showed the change that an ideal dosimeter should have and it was seen that the gained dosage values were independent from changing SSD values. Nevertheless, to minimize the mistakes resulting from SSD, dosage values should be calculated by regarding the change in SSD, which is used for both dosimeter systems.In the semiconductor diode system, it is more advantageous in terms of seeing the dosage on the screen during the radiation, not needing to another\second reading system and detecting and intervening to these mistakes immediately. In TLD, it is advantageous in terms of its being easy to use, being settled to the skin and body blanks\gaps easily and being used in randophantom. Besides, some items such as additive cable and electrometer aren?t needed during the radiation. While diode is affected by heat and moisture easily, TLD is not affected by these changes.As a conclusion\result, it is very important for the users to know the dosimeter systems and the qualities which will affect the measurement\dimension results in terms of distinguishing the accuracy of the doses given. In this way, the treatment quality of the clinical applications is increased and the mistakes are reduced to the least.

Benzer Tezler

  1. Dudak kanserlerinde genetik ve sitogenetik çalışmalar, lokalize radyasyonun kromozomlara etkisi

    Başlık çevirisi yok

    M.MÜJGAN YEŞİLDAĞ

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    OnkolojiAnkara Üniversitesi

    Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. BEKİR SITKI ŞAYLI

  2. Meme kanseri tedavisinde postoperatif radyoterapi ve adjuvan kemoterapinin lokal ve uzak metastazlara etkisi

    Başlık çevirisi yok

    AHMET KİZİR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Onkolojiİstanbul Üniversitesi

    Radyasyon Onkolojisi Ana Bilim Dalı

  3. Özofagus ve kardia kanserlerinde uygulanan palyatif cerrahi yöntemlerden özofagastrostominin önemi

    Başlık çevirisi yok

    CEMİL ORTAMEVZİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1988

    OnkolojiAtatürk Üniversitesi

    Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı