Geri Dön

Meme kanserli hastalarda Tyrer-Cuzick risk hesaplama modelinin prognostik faktörler ve moleküler subtipler ile ilişkisinin değerlendirilmesi

Tyrer-Cuzick in patients with breast cancer prognostic of risk calculation modelwith factors and molecular subtips evaluation of relationship

  1. Tez No: 597706
  2. Yazar: RAMAZAN AZAR
  3. Danışmanlar: UZMAN SALİHA KARAGÖZ EREN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Genel Cerrahi, General Surgery
  6. Anahtar Kelimeler: Meme kanseri, Tyrer-Cuzick risk modeli, moleküler subtip, prognostik faktörler, Meme hastalıkları, Meme neoplazmları, Neoplazmlar, Prognoz, Risk, Risk modellemesi, Breast cancer, Tyrer-Cuzick risk model, molecular subtype, prognostic factors, Breast diseases, Breast neoplasms, Neoplasms, Prognosis, Risk, Risk modelling
  7. Yıl: 2019
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Kayseri Şehir Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen ve en çok ölüme neden olan malignitedir. Meme kanserinin multifaktöriyel etyolojiye sahip olması ve sık görülmesi, hastaların daha önceden meme kanserine yakalanma riskinin hesaplanma ihtiyacı oluşturmuş ve ortaya çıkan riskle hastalara takipte nasıl bir yol izleneceği belirlenmeye çalışılmıştır. Bu sebepten dolayı literatürde meme kansri risk hesaplama modelleri ortaya çıkmıştır. Bumodeller arasında en kapasmlı ve en popüler olan meme kanseri risk hesaplama yöntemi olan Tyrer -Cuzick modeldir. Meme kanseri olan hastada ise klinik seyir değerlendirlmesi ve tedavi planı yapılırken, prognostik faktörler ve moleküler subtipler göz önünde bulundurulmaktadır. Çalışmamızda Tyrer-Cuzick risk modeli açısından yüksek riskli olan ve olmayan hastalarla, prognostik faktörler ve moleküler subtipler arasında ki korelosyonu inceledik. Buçalışmamınamacıkliniğimizde meme kanserli hastaların retrospektif olarak TyrerCuzick risk skoru hesaplanarak önceden tanımlanmış prognostik faktörler ve moleküler subtipler ile ilişkisini ortaya koymaktır. Çalışmamızdameme kanseri tanısı almış, ameliyat edilmiş 200 kadın hastanın dosyaları retrospektif olarak incelendi. Araştırmada hastanın yaşı, kilosu, boyu, menarş ve menopoz yaşı, ilk doğum yaşı, daha önceki benign biyopsi varlığı, mamografi dansitesi, 1. ve 2. derece akrabalarda meme ve over ca varlığı, tümör çapı, aksiller lenf gangliyonu tutulumu, histolojik tümör tipi, histolojik grade, hormon reseptörleri, moleküler prognostik faktörler (enzimler, cerb- B2, onkosüpresör genler) veri olarak kullanılıp hastaların Tyrer-Cuzick risk modeline göre ömür boyu meme kanseri gelişme riski hesaplanıp risk oranları The American Cancer Society (ACS) and the National Comprehensive Cancer Network (NCCN) önerilerine göre Tyrer-Cuzick risk değeri >%20 olanlar yüksek riskli hastlar olarak belirlendi. Hormon reseptör durumu incelenip hastalar St gallen 2017 moleküler subtipler sınıflamasına uygun olarak; triple negatif (ER-PR-HER2 negatif), hormon reseptör negatif HER2 pozitif, hormon reseptör pozitif HER2 pozitif, hormon reseptör pozitif HER2 negatif olarak sınıflandı. Hormon reseptör pozitif HER2 negatif sonuçlar ise kendi içerisinde Lüminal A (yüksek reseptör düzeyi, düşük proliferasyon, düşük grade) ve Lüminal B (düşük reseptör düzeyi, yüksek iii proliferasyon, yüksek grade) olarak iki alt gruba ayrıldı. Verilerin analizi TURCOSA (Turcosa Analitik Ltd Co, Türkiye www.turcosa.com.tr) istatistik yazılımında gerçekleştirildi. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edildi. Tyrer-Cuzick risk modeli, menarş yaşı, ilk doğum yaşı, aile öyküsü, mamografik dansite, lenf nodu tutulumu, LVİ durumu ile istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Tümör çapı, histolojik grade ve moleküler subtiplerle istatistiksel olarak anlamlı olmayıp klinik olarak literatürle uyumlu bulgular elde edilmiştir. Bu bilgilere göre Tyrer-Cuzick risk oranı yükseldikçe kötü prognoztik değerlerin görüldüğü izlenmiştir. Moleküler alt tipler incelendiğinde istatistiksel olarak anlamlı bulunmasada en sık görülen ve prognozu iyi olan tip Lüminal A, erken menarş, VKİ kilolu grup, premenopozal durum gibi östrojen hakimiyetinin yüksek olduğu durumlarda ise en sık görülen tip Lüminal A, Lüminal B bulunmuştur. Mamografik dansite yüksekliği ve histolojik garde 3 en fazla Triple negatif tipte bulunup kötü prognozu desteklemektedir. Sonuç olarak çalışmamızda Tyrer-Cuzick risk oranı arttıkça hastalarda kötü prognostik değerlerin ve kötü prognoza sahip moleküler alt tiplerin eşlik ettiği görülmüştür. Buna göre meme kanseri olmamış bir hastada Tyrer-Cuzick risk modeli kullanılarak hesaplanan riski yüksek çıktığında, hastada gelişecek olası meme kanserinin kötü prognoz adayı olabileceği bilinmelidir. Takip, tanı ve tedavi planı yapılırken bu bilgilerden yayarlanılabilineceğini düşünmekteyiz.

Özet (Çeviri)

Breast cancer is the most common malignancy in women. The fact that breast cancer has a multifactorial etiology and frequent incidence has necessitated the calculation of the risk of breast cancer in patients beforehand, and it has been tried to determine the way to follow up the patients with the emerging risk. Therefore, breast cancer risk prediction models have emerged in the literature. The most efficient and popular breast cancer risk prediction method is the Tyrer -Cuzick model. Prognostic factors and molecular subtypes are taken into consideration while clinical course evaluation and treatment plan is made in the patient with breast cancer. In our study, we investigated the correlation between prognostic factors and molecular subtypes with and without high-risk patients for the Tyrer-Cuzick risk model. The aim of this study was to determine the relationship between breast subtypes and molecular subtypes in our clinic retrospectively by calculating Tyrer-Cuzick risk score. In this study, the files of 200 women with breast cancer who underwent surgery were reviewed retrospectively. Age, weight, height, menarche and menopause age, first birth age, previous benign biopsy, mammography density, presence of breast and ovary in first and second degree relatives, tumor diameter, axillary lymph ganglion involvement, histological tumor type, histological grade, hormone receptors, molecular prognostic factors (enzymes, cerb-B2, oncocuppressor genes) are used as data and the lifetime risk of breast cancer development is calculated according to the Tyrer-Cuzick risk model. According to the Cancer Network (NCCN) recommendations, those with a Tyrer-Cuzick risk value> 20% were identified as high-risk patients. Hormone receptor status was examined and the patients were classified according to St Gallen 2017 molecular subtypes; triple negative (ER-PR-HER2 negative), hormone receptor negative HER2 positive, hormone receptor positive HER2 positive, hormone receptor positive HER2 negative. Hormone receptor positive HER2 negative results were divided into two subgroups as Luminal A (high receptor level, low proliferation, low grade) and Luminal B (low receptor level, high proliferation, high grade). Data analysis TURCOSA (Turcosa Analytical Ltd. Co., is www.turcosa.com.t Turkey) was held at the statistics software. Significance level was accepted as p <0.05. v Tyrer-Cuzick risk model was found to be statistically significant with menarche age, first birth age, family history, mammographic density, lymph node involvement and LVI status. Tumor diameter, histological grade and molecular subtypes were not statistically significant and clinically compatible findings were obtained. According to this information, it was observed that as the risk ratio of Tyrer-Cuzick increased, poor prognostic values were observed. When the molecular subtypes were examined, the most common type was Luminal A, early menarche, BMI overweight group, premenopausal status, and the most common type of luminal A, Luminal B were found to be high in estrogen dominance. Mammographic density and histological gauges are the highest Triple negative types and support poor prognosis. In conclusion, in our study, as the risk ratio of Tyrer-Cuzick increased, patients with poor prognostic values and molecular subtypes with poor prognosis were observed. Accordingly, it should be known that when the risk calculated by using the Tyrer-Cuzick risk model is high in a patient without breast cancer, possible breast cancer in the patient may be a poor prognostic candidate. We think that this information will be known during the follow-up diagnosis and treatment plan.

Benzer Tezler

  1. Meme kanserli hastalarda serum lipid parametreleri ve alfa-tokoferol (vitamin E) düzeylerinin değerlendirilmesi

    Başlık çevirisi yok

    SALİHA AKGÜL

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1993

    BiyokimyaGazi Üniversitesi

    Biyokimya Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MERAL TORUN

  2. Meme kanserli hastalarda tedavi şekli ile lenfödem gelişimi arasındaki ilişki

    The Relation of lymphedema and the modality of treatment in patients with breast cancer

    ÖNDER ÖNEN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1997

    Genel Cerrahiİstanbul Üniversitesi

    Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MAHMUT MÜSLÜMANOĞLU