Geri Dön

Meme karsinomlarında konvansiyonel klinik ve histopatolojik prognostik parametreler ile P53, hormon reseptörleri ve AgNOR boyanma özelliklerinin karşılaştırılması

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 69892
  2. Yazar: CENGİZ DOĞAN
  3. Danışmanlar: Belirtilmemiş.
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Patoloji, Pathology
  6. Anahtar Kelimeler: AgNOR, Genler-P53, Karsinoma, Meme neoplazmları, AgNOR, Genes-P53, Carcinoma, Breast neoplasms
  7. Yıl: 1998
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Fırat Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Patoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ÖZET Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı'na 1 Ocak 1990 ile 31 Aralık 1997 tarihleri arasında gelmiş olan, meme kanseri nedeniyle mastektomi yapılmış 40 adet olgu retrospektif olarak incelendi. Tedavi ve prognozun belirlenmesinde önemli parametreler olan p53 ekspresyonu ile östrojen ve progesteron reseptör durumu immünhistokimyasal olarak, AgNOR (arjirofilik nükleolar organizer bölge) ise histokimyasal olarak belirlendi. Bu üç parametrenin bazı konvansiyonel klinik ve histopatolojik parametreler ve birbirleri ile olan ilişkileri araştırıldı. P53 pozitifliği ile ortalama AgNOR değerlerindeki artış arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tesbit edilmesine (p<0.05) ve p53 pozitifliğinin genel olarak kötü tümör özelliklerini yansıtmaya eğilimli olmasına rağmen, karşılaştırılan konvansiyonel klinik ve histopatolojik tümör parametrelerinin hiçbiriyle anlamlı bir ilişki bulunmadı. Östrojen reseptör pozitifliği tümör çapı arttıkça azalıyordu. Tümör çapı 5 cm ve üzerinde olan tümörlerle daha küçük çapa sahip tümör grupları arasındaki fark, istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0.05). Periduktal elastozis miktarı arttıkça östrojen reseptör pozitifliği de artış gösteriyordu. Elastozis saptanmayan grup ile (++) elastozis saptanan grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardı (p<0.005). Beklenilenin aksine östrojen reseptör pozitifliği ile perinöral invazyon varlığı arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardı (p<0.05). Östrojen ile progesteron reseptör pozitifliği birlikte görülmeye eğilim göstermesine ve aralarında ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı (p<0.01) olmasına rağmen, östrojen reseptör pozitifliği progesteron reseptör pozitifliğinden daha fazla iyi tümör özelliklerini yansıtıyordu. Ortalama AgNOR değerleri açısından histolojik tümör tiplerinden invaziv duktal ve invaziv lobüler karsinom arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulundu (p<0.01). Mikroskopik grade arttıkça ortalama AgNORdeğerleri de artmaktaydı ve aradaki ilişki istatistiksel olarak anlamlıydı (I- II=p<0.05, I-III=p<0.01, II-III=p<0.01). Elastosiz saptanmayan grup ile (++) elastozis saptanan grup arasında ve (+) elastozis saptanan grup ile (++) elastozis saptanan grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardı (p<0.05). Ortalama AgNOR değerleri açısından peritümöral inflamatuar hücre infiltrasyonu saptanmayan grup ile (++) infiltrasyon saptanan grup ve (+) infiltrasyon saptanan grup ile (++) infiltrasyon saptanan grup arasındaki farklar istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0.01; p<0.05). Yine nekroz saptanmayan grup ile (+) nekroz saptanan grup arasında ortalama AgNOR değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardı (pO.001). Ortalama AgNOR değerlerinin iyi ve kötü tümör özelliklerini göstermedeki rolü başarılı bulundu. Primer meme kanserlerinde p53 ekspresyonu, östrojen ve progesteron reseptör pozitifliği ile AgNOR gibi prognostik parametrelerin yine de tek başlarına yeterli olmadıkları bu yüzden, şu anda mevcut olan klasik prognostik parametrelerle birlikte kullanılarak ve birbirleri ile olan etkileşimleri göz önüne alınarak, optimal tedavi seçimi ve prognozun belirlenmesine katkılar sağlanacağı sonucuna varıldı.

Özet (Çeviri)

Özet çevirisi mevcut değil.

Benzer Tezler

  1. INSM1 ekspresyonunun nöroendokrin özellik gösteren meme neoplazmlarını ayırmada önemi, histomorfolojik özellikler ve patolojik prognostik parametreler ile ilişkisi

    The importance of INSM1 expression in differentiating breast neoplasms with neuroendocrine features and its relationship with histomorphological features and pathological prognostic parameters

    CEVRİYE CANSU DEMİR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    PatolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SULTAN ÇİĞDEM IRKKAN

  2. İnvaziv meme karsinom olgularında her2 ekpresyonunun sısh (gümüş insitu hibridizasyon)yöntemiyle tespit edilerek sonuçların immünohistokimyasal ve fısh (floresan insitu hibridizasyon) yöntemleriyle karşılaştırılması

    Determination of her2 status in invasive ductal breast carcinoma using sish and correlation between fish and ihc

    BETÜL ÜNAL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2011

    PatolojiAkdeniz Üniversitesi

    Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FATMA ŞEYDA KARAVELİ

  3. Meme MRG değerlendirilmesinde bırads 4 ve üzeri lezyonlarda patoloji korelasyonu

    Breast birads 4 and above lesions: Magnetic resonance imaging findings and pathologic correlation

    ARASTU TIZRO

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Radyoloji ve Nükleer TıpEge Üniversitesi

    Radyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AYŞE NUR OKTAY ALFATLI

  4. Meme karsinomunda c-erbB-2 (HER-2/neu) ekspresyon ve amplifikasyonunun diğer prognostik faktörlerle karşılaştırılması

    Correlation of c-erbB-2 (HER-2/neu) expression and amplification with other prognostic factors in breast carcinoma

    ŞEYDA ERDOĞAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2001

    PatolojiÇukurova Üniversitesi

    Patoloji Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. İLHAN TUNCER