Geri Dön

Dahili kliniklerden 3.basamak dahili yoğun bakım ünitesine transfer edilen sepsis tanılı hastalarda ürik asit düzeyiyle mortalite arasındaki ilişki

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 916434
  2. Yazar: MÜJDE ALTINAY BOZAN
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. FATMA YILMAZ AYDIN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Sepsis, Ürik asit, SOFA, APACHE, Sepsis, Uric acid, SOFA, APACHE
  7. Yıl: 2024
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Dicle Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç:Yaptığımız bu çalışmada amacımız Şubat 2022 -Şubat 2024 döneminde dahili kliniklerden yoğun bakım ünitesine kabul edilen sepsis tanılı hastaların, giriş anındaki ürik asit değerlerinin, başta yoğun bakım mortalitesi olmak üzere, altta yatan komorbiditelerin mortalite ile ilişkisini ve mevcut yoğun bakım skorlama sistemlerinin mortalite ile ilişkisini ortaya koymayı hedefledik. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahiliye Yoğun Bakım Ünitesinde 01.02.2022-01.02.2024 tarihleri arasında dahili kliniklerden yoğun bakım ünitesine kabul edilen sepsis tanılı 126 hastanın bilgileri hastane bilgi yönetim sisteminden alınıp retrospektif olarak incelendi. Hastaların ,komorbiditeleri,hemogram sonuçları,albümin ve CRP düzeyleri, enfeksiyon odağı,yoğun bakımda kalış süresi,sağ kalımları ve 2021 sepsis kılavuzunda yer verilen SOFA (Sequential Organ Failure Assessment ) kriterlerine göre SOFA puanları,APACHE skoru,platelet değerleri,renal replasman ihtiyacı,akut böbrek hasarı,RDW,lenfosit,albümin,ürik asit düzeyleri,laktat,üre,kreatin,fosfor potasyum düzeyleri değerlendirildi.Bu değerlere göre ürik asit ve diğer belirteçlerin sepsis tanılı hastalardaki mortalite düzeyi arasındaki ilişki incelendi. Bulgular:Çalışmamızda 126 hasta incelendi.Çalışmamızda elde edilen sonuçlara göre tüm hastaların yaşlarının ortalaması 61,21 ± 16,71 olarak belirlendi.Hastaların %56,3'sinin erkek, %43,7'inin kadın olduğu saptandı.Hastalarda bulunan komorbiditeler arasında birinci sırada %24,4 diyabetes mellitus bulundu. Çalışmamızdaki hastalarda en sık enfeksiyon odağı %57,9 oranla akciğer olarak saptandı.Sağ olan hastalar ile ex olan hastalar arasında SOFA skorları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (t=9,047; p<0,001).Sağ olan hastalar ile ex olan hastalar arasında APACHE skorları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu(p<0,001).Sağ olan hastalar ile ex olan hastalar arasında akut böbrek hasarı oranı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05).Sağ olan hastalarda akut böbrek hasarı bulunma oranı ex olanlara göre daha düşük olduğu saptandı.Sağ olan hastalar ile ex olan hastalar arasında invaziv mekanik ventilatöre bağlı olma oranı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0,001). Sağ olan ,,,,,,,,,,, hastaların invaziv mekanik ventilatöre bağlı olma oranı ex olanlara göre daha düşük olduğu tespit edildi.Sağ olan hastalar ile ex olan hastalar arasında septik şok geçirme oranı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0,001). Sağ olan hastalarda septik şok oranı ex olanlara göre daha düşük olduğu belirlendi. Sağ olan hastalar ile ex olan hastalar arasında takip süresi açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (Z=-2,327; p<0,05).Sağ olan hastaların takip sürelerinin ex olanlara göre daha yüksek olduğu saptandı Sağ olan hastalar ile ex olan hastalar arasında platelet değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (t=3,617; p<0,001).Sağ olan hastaların platelet değerlerinin ex olan hastalara göre daha yüksek olduğu tespit edildi. Sağ olan hastalar ile ex olan hastalar arasında CRP değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (t=-4,512; p<0,001).Sağ olan hastaların CRP değerlerinin ex olan hastalara göre daha düşük olduğu tespit edildi. Sağ olan hastalar ile ex olan hastalar arasında prokalsitonin değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (Z=-3,636; p<0,001).Sağ olan hastaların prokalsitonin değerlerinin ex olan hastalara göre daha düşük olduğu saptandı.Sağ olan hastalar ile ex olan hastalar arasında laktat değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu(Z=-4,680; p<0,05).Sağ olan hastaların laktat değerlerinin ex olan hastalara göre daha düşük olduğu belirlendi. Hastaların ortalama takip süresi 6,91 ± 8,07 gün olup ortalama sağ kalım süresi 11,46 ± 1,58 (%95GA=8,356-14,567) gün olarak belirlendi. Hastaların 7 günlük sağ kalım oranı %38,5,14 günlük sağ kalım oranı %27,6 ve 21 günlük sağ kalım oranı %14,8 olarak saptandı. Hastaların ürik asit değerlerinin mortalite üzerine etkisi incelenmesi amacıyla“Tek Değişkenli Cox Regresyon”analizi uygulandı.Elde edilen sonuçlara göre; ürik asit değerinin mortalite üzerine anlamlı etkisi saptanmadı. (p>0,05).Hastaların ortalama ürik asit ortalaması 5,40 ± 2,70 mg/dl olarak belirlendi.Sağ kalan hastalarda ortalama ürik asit değeri 5,59 ± 2,74 mg/dl olarak belirlendi.Ex olanlarda ise ortalama ürik asit değeri 5,32 ± 2,70 mg/dl olarak belirlendi Hiperürisemik,normoürisemik,hipoürisemik vakalar karşılaştırıldığındaysa mortalite açısından anlamlı bir fark saptanmadı.Ürik asit için yapılan Roc Curve eğrisinde herhangi bir anlamlı fark görülmedi. Sonuç:Dahili kliniklerden 3.basamak dahili yoğun bakım ünitesine transfer edilen hastalardaki ürik asit düzeyinin mortalite ile olan ilişkisi başta olmak üzere diğer belirteçlerin mortalite üzerindeki etkilerini inceledik. Çalışmamızda hiperürisemi ve hipoüriseminin mortalite üzerinde etkisi olmadığı bulundu.Diğer belirteçlerin başta SOFA ve APACHE olmak üzere mortalite üzerinde anlamlı etkisi olduğu bulundu. Bu bulgular ışığında serum ürik asit seviyesinin yoğun bakım skorlama sistemleri içerisine entegre edilmesi düşüncesi diğer yapılan çalışmalarda olduğu gibi anlamlı bir etkisi bulunmadı . Günlük olarak ürik asit seviyesinin takibinin mortaliteye etkisi, yatış anındaki ürik asit seviyesinin 30 ve 90 günlük mortaliteyi ön görmedeki katkısı konusunda ek çalışmalara ihtiyaç vardır.

Özet (Çeviri)

Objective: In this study, we aimed to reveal the relationship between the uric acid values at the time of admission, the relationship of underlying comorbidities, especially intensive care mortality, with mortality, and the relationship of current intensive care scoring systems with mortality in patients diagnosed with sepsis admitted to the intensive care unit from internal clinics between February 2022 and February 2024. Materials and Methods: In this study, the data of 126 patients diagnosed with sepsis, who were admitted to the Intensive Care Unit from internal medicine departments at Dicle University Faculty of Medicine between 01.02.2022 and 01.02.2024, were retrieved from the hospital information management system and analyzed retrospectively. The patients comorbidities, hemogram results, albumin and CRP levels, infection focus, length of stay in the ICU, survival status, and SOFA (Sequential Organ Failure Assessment) scores, as defined in the 2021 Sepsis Guidelines, were evaluated along with APACHE scores, platelet counts, need for renal replacement therapy, acute kidney injury, RDW, lymphocyte count, albumin, uric acid levels, lactate, urea, creatinine, phosphorus, and potassium levels. Based on these parameters, the relationship between uric acid and other markers with mortality rates in patients diagnosed with sepsis was investigated. Results: In our study, 126 patients were analyzed. According to the results obtained, the average age of all patients was determined to be 61.21 ± 16.71 years. It was found that 56.3% of the patients were male, and 43.7% were female. Among the comorbidities, diabetes mellitus was the most common, present in 24.4% of the patients. The most frequent source of infection was identified as the lungs, accounting for 57.9% of the cases. A statistically significant difference was found in SOFA scores between surviving and deceased patients (t=9.047; p<0.001). A statistically significant difference was ,,,,,,,,,,, also found in APACHE scores between surviving and deceased patients. Additionally, a statistically significant difference was observed in the rate of acute kidney injury (AKI) between surviving and deceased patients (X²=5.699; p<0.05). The rate of acute kidney injury (AKI) in surviving patients was found to be lower compared to deceased patients. A statistically significant difference was found between surviving and deceased patients in terms of the rate of being on invasive mechanical ventilation (X²=28.011; p<0.001), with surviving patients having a lower rate of invasive mechanical ventilation compared to deceased patients. A statistically significant difference was also observed in the rate of septic shock between surviving and deceased patients (X²=31.867; p<0.001), with surviving patients experiencing septic shock at a lower rate compared to deceased patients. Additionally, a statistically significant difference was found in follow-up duration between surviving and deceased patients (Z=-2.327; p<0.05). The follow-up duration for surviving patients was found to be longer compared to deceased patients. A statistically significant difference was observed in platelet counts between surviving and deceased patients (t=3.617; p<0.001), with surviving patients having higher platelet counts compared to deceased patients. A statistically significant difference was also found in CRP levels between surviving and deceased patients (t=-4.512; p<0.001), with CRP levels being lower in surviving patients. Additionally, a statistically significant difference was noted in procalcitonin levels between surviving and deceased patients (Z=-3.636; p<0.001), with procalcitonin levels being lower in surviving patients. A statistically significant difference was found in lactate levels between surviving and deceased patients (Z=-4.680; p<0.05), with lactate levels being lower in surviving patients.The average follow-up duration of the patients was 6.91 ± 8.07 days, while the mean survival time was 11.46 ± 1.58 days (95% CI = 8.356-14.567). The 7-day survival rate was determined to be 38.5%, the 14-day survival rate was 27.6%, and the 21-day survival rate was 14.8%. To investigate the effect of uric acid levels on mortality, a“Univariate Cox Regression”analysis was applied. According to the results, uric acid levels were not found to have a significant effect on mortality (p>0.05). The mean uric acid level of patients was determined to be 5.40 ± 2.70 mg/dl. In surviving patients, the mean uric acid level was 5.59 ± 2.74 mg/dl, while in deceased patients, it was 5.32 ± 2.70 mg/dl. ,,,,,,,,,,, When comparing hyperuricemic, normouricemic, and hypouricemic cases, no significant difference was found in terms of mortality. Additionally, the ROC curve analysis for uric acid did not show any significant difference. Conclusion: We examined the relationship between uric acid levels and mortality, as well as the effects of other markers on mortality, in patients transferred from internal medicine departments to a tertiary internal medicine intensive care unit. In our study, it was found that neither hyperuricemia nor hypouricemia had an effect on mortality.Other markers, particularly SOFA and APACHE scores, were found to have a significant impact on mortality.In the light of these findings, the idea of integrating serum uric acid level into intensive care scoring systems did not have a significant effect as in other studies.Additional research is needed to assess the impact of daily monitoring of uric acid levels on mortality and to understand the contribution of uric acid levels at the time of admission in predicting 30-day and 90-day mortality.

Benzer Tezler

  1. İSTANBUL'DA ÜÇÜNCÜ BASAMAK HASTANELERE YATIRILAN YAŞLI HASTALARIN DEMOGRAFİK VE TIBBİ ÖZELLİKLERİ: ÇOK MERKEZLİ, RETROSPEKTİF, HASTANE BİLGİ SİSTEMLERİ ÇALIŞMASI

    DEMOGRAPHIC AND MEDICAL CHARACTETISTICS OF ELDERLY PATIENTS HOSPITALIZED IN TERTIARY HOSPITALS IN ISTANBUL: MULTI-CENTER, RETROSPECTIVE, HOSPITAL INFIRMATION SYSTEMS STUDY

    ELİF UZUNER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Geriatriİstanbul Medeniyet Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AYTEKİN OĞUZ

  2. Bir üniversite hastanesi erişkin acil servisine başvuran pansitopenili hastaların etiyolojik, klinik ve hematolojik karakteristikleri

    Etiological, clinical and haematological characteristics of patients with pancytopenia presenting to the adult emergency department of a university hospital

    DERVİŞ KURNAZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Acil TıpNecmettin Erbakan Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SEDAT KOÇAK

  3. Manisa yöresinde domateste anlaşmalı tarım ve karşılaşılan sorunlar

    Başlık çevirisi yok

    OSMAN MURAT KOÇTÜRK

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    Gıda MühendisliğiEge Üniversitesi

    Tarım Ekonomisi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. METİN TALİM

  4. Çeşitli rib örgülerin boyutsal özellikleri üzerine bazı araştırmalar

    Başlık çevirisi yok

    ARZU YAĞCI

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    Tekstil ve Tekstil MühendisliğiEge Üniversitesi

    Tekstil Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. ARİF KURBAK

  5. Ankara botanik parkındaki bazı bitkilerin polenlerinin morfolojik çalışması

    Morphological study of the pollen grains of some plants in Ankara botanic Park

    MELAHAT KURTULUŞ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    BotanikGazi Üniversitesi

    YRD. DOÇ. DR. SEVİL PEHLİVAN