Geri Dön

Konservatif tedavi edilen proksimal humerus kırığı rehabilitasyon sonuçları ve gelişen rotator manşet yetmezliğininelektrofizyolojik ve radyolojik olarak incelenmesi

Rehabilitation outcomes of conservatively treated proximal humerus fractures and electrophysiological and radiological evaluation of developing rotator cuff insufficiency

  1. Tez No: 930113
  2. Yazar: AHMET BURAK DADAK
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. EMEL EKŞİOĞLU, PROF. DR. ECE ÜNLÜ AKYÜZ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon, Physical Medicine and Rehabilitation
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bakanlığı
  10. Enstitü: Ankara Etlik Şehir Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Proksimal humerus kırıkları, hastaların omuz fonksiyonlarında azalmaya ve yaşam kalitesinin bozulmasına neden olmaktadır. Bu hastalarda fizik tedavi ve rehabilitasyon (FTR) konservatif tedavinin önemli bir parçasıdır. Proksimal humerus kırığı olan hastalarda klinik olarak rotator manşet yetmezliğinin tanısını koymak ve tedavi etmek önemlidir. Bu tanı gözden kaçabilmekte ve rehabilitasyon sonuçlarını olumsuz etkileyebilmektedir. Bu nedenle çalışmamızda konservatif takip edilen proksimal humerus kırığı rehabilitasyon sonuçlarının ve bu sonuçlara etki eden faktörlerin değerlendirilmesi, kırık sonrası gelişen rotator manşet yetmezliğinin radyolojik ve elektrofizyolojik olarak incelenmesi ve bu hastaların ağrı, eklem hareket açıklığı, engellilik ve yaşam kalitesine etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Çalışmaya Eylül 2023- Aralık 2024 tarihleri arasında, konservatif olarak tedavi edilen proksimal humerus kırığı olan Ortopedi ve Travmatoloji bölümünce tedavileri tamamlanıp hastane sisteminden taranarak telefonla ulaşılan hastalar ve Ortopedi ve Travmatoloji kliniği tarafından hastanemizin FTR polikliniğine rehabilitasyon amaçlı yönlendirilen hastalar olmak üzere toplam 57 hasta dahil edildi. Hastaların yaş, cinsiyet, kırık tarafı, kırık sebebi, kırık gününe ve sonrasına ait görüntülemeleri, Neer sınıflamasına göre kırığın tipi ve yeri, hipertansiyon, diyabet ve diğer hastalıkların varlığı sorgulanmıştır. Görsel analog skala (VAS), Modifiye Constant-Murley skoru, Nottingham Sağlık Profili, kas gücü muayenesi, eklem hareket açıklıkları değerlendirilmiştir. İlk başvuru sırasında dış rotasyon yetmezlik belirtisi (lag sign) pozitif olanlar ve/veya kas gücü muayenesinde omuz abdüksiyonu <4/5 olan hastalar klinik olarak rotator manşet yetmezliği grubuna alınmış olup elektrofizyolojik ve radyolojik inceleme yapılmıştır. Hastalara elektrofizyolojik inceleme olarak Elektromyografi (EMG), radyolojik inceleme olarak Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) veya Ultrasonografi (USG) çekilmiştir. Tüm hastalar, belirlenen rehabilitasyon protokolü doğrultusunda ortopedik rehabilitasyon konusunda deneyimli bir fizyoterapist tarafından haftada 5 gün 3 hafta boyunca yaklaşık 1 saat süren toplam 15 seans ortopedik rehabilitasyon programına alınmıştır. Rehabilitasyon programı tamamlandıktan sonra tedavi öncesinde bakılan tüm klinik parametreler tekrar değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmamızda klinik olarak rotator manşet yetmezliği olmayan proksimal humerus kırığı hastalarında FTR'nin hastaların ağrı, eklem hareket açıklığı, engellilik ve yaşam kalitesinde anlamlı olarak iyileşme sağladığı, klinik olarak rotator manşet yetmezliği gelişen proksimal humerus kırığı hastalarında FTR ağrı ve engelliliğe olumlu etkide bulunduğu, omuzun eklem hareket açıklıkları ve yaşam kalitesine etkisi olmadığı gösterilmiştir. Klinik olarak rotator manşet yetmezliği olmayan hastaların rotator manşet yetmezliği olan hastalara göre eklem hareket açıklığı değerleri daha yüksek, engellilik ve yaşam kalite ölçeklerinin daha iyi oldukları gösterilmiştir. Yaş ilerledikçe özellikle fleksiyon ve internal rotasyon olmak üzere eklem hareket açıklığı değerlerinin anlamlı düştüğü, engellilik ve yaşam kalitesinin olumsuz etkilendiği gösterilmiştir. Tip 1 kırıkların diğer kırık tiplerine göre daha iyi eklem hareket açıklığı, engellilik ve yaşam kalitesine sahip olduğu gösterilmiştir. Diyabet varlığının abdüksiyon EHA değerini olumsuz etkilediği, engellilik ve yaşam kalitesine anlamlı etkide bulunmadığı, hipertansiyon varlığının ağrı, eklem hareket açıklığı, engellilik ve yaşam kalitesini olumsuz etkilediği, hipertansiyon ve diyabet dışında diğer komorbidite varlığının eklem hareket açıklığı, engellilik ve yaşam kalitesini olumsuz etkilediği gösterilmiştir. Sonuç: Proksimal humerus kırığı rehabilitasyonu hastaların ağrı, eklem hareket açıklığı, engellilik ve yaşam kalitesini olumlu etkilemektedir. Hastaların yaşı ve komorbiditeleri göz önünde bulundurulmalıdır. Proksimal humerus kırığı tanısıyla gelen bir hastada dikkatli nörolojik muayene yapılmalı, eğer bir kas güçsüzlüğü saptanıyorsa etyolojiye yönelik detaylı elektrofizyolojik ve radyolojik inceleme yapılmalıdır. Bu hastalarda rotator manşet yetmezliği tanısı gözden kaçabilmekte ve rehabilitasyon sonuçlarını olumsuz etkileyebilmektedir.

Özet (Çeviri)

Aim: Proximal humerus fractures lead to loss of shoulder function and worsen quality of life. For these patients, physical therapy and rehabilitation (PTR) is an important part of conservative treatment. It is important to clinically diagnose and treat rotator cuff dysfunction in patients with proximal humerus fractures. This diagnosis may be overlooked in patients and may negatively affect the outcome of rehabilitation. Therefore, the aim of this study was to evaluate the outcomes of conservative rehabilitation of proximal humerus fractures and the factors that affect these outcomes, to investigate radiologically and electrophysiologically the rotator cuff dysfunction that occurs after fracture, and to evaluate its impact on pain, range of motion, disability and quality of life. of the patient. Methods: A total of 57 patients with conservatively treated proximal humerus fractures were included in the study between September 2023 and December 2024, including the patients who could be contacted by phone after being scanned from the hospital system and the patients referred to the PTR outpatient clinic by the orthopedics department at our hospital. Patients were asked about age, sex, side of fracture, cause of fracture, images on the day of fracture and thereafter, type and location of fracture according to Neer classification, comorbidities, presence of hypertension, diabetes mellitus and other diseases. Visual analog scale (VAS), Modified Constant-Murley score, Nottingham Health Profile, muscle strength test, and range of motion were evaluated. Patients presenting with a positive external rotation lag sign or shoulder abduction strength <4/5 during their initial visit were clinically classified into the rotator cuff insufficiency group, and further evaluated with electrophysiological and radiological examinations. Patients underwent electrophysiological evaluation using Electromyography (EMG) and radiological imaging using Magnetic Resonance Imaging (MRI) or Ultrasonography (USG). All patients were enrolled in an orthopedic rehabilitation program conducted by an experienced physiotherapist, consisting of 15 sessions over 3 weeks, with each session lasting approximately 1 hour, five days a week. After completing the rehabilitation program, all clinical parameters evaluated before treatment were reassessed. Results: Our study found that PTR significantly improved pain, range of motion, disability, and quality of life in patients with proximal humerus fractures without clinically presenting rotator cuff insufficiency, whereas it had a positive effect on pain and disability in patients with clinically presenting rotator cuff insufficiency, but no effect on range of motion and quality of life. Clinically, patients without rotator cuff insufficiency have been shown to have higher range of motion scores and better disability and quality of life measures than patients with rotator cuff insufficiency. It has been found that with age, there is a significant decrease in range of motion, especially in flexion and internal rotation, which has a negative impact on disability and quality of life. Type 1 fractures have been shown to improve range of motion, disability, and quality of life compared to other fracture types. The presence of diabetes has been shown to adversely affect abduction range of motion with no significant impact on disability or quality of life, whereas the presence of hypertension has a negative effect on pain, range of motion, disability and quality of life, and the presence of comorbid diseases other than hypertension and diabetes has a negative effect on motor function, disability and quality of life. Conclusion: Rehabilitation of proximal humerus fractures has a positive effect on the patient's pain, range of motion, disability and quality of life. The patient's age and comorbidities must be taken into account. Patients diagnosed with a proximal humerus fracture should undergo a thorough neurological examination. If muscle weakness is detected, detailed electrophysiological and radiological studies should be performed to identify the cause. In these patients, the diagnosis of rotator cuff insufficiency may be missed, which may negatively affect the outcome of rehabilitation.

Benzer Tezler

  1. Elektro-analjezi'nin konservatif diş tedavisinde ve endodontide uygulaması

    Başlık çevirisi yok

    HIDIR ÖZTÜRK

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1983

    Diş HekimliğiDicle Üniversitesi

    Diş Hastalıkları ve Tedavisi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. BÜLENT BAŞARAN

  2. Gastro intestinal sistemde triko ve fitobezoarlar

    Başlık çevirisi yok

    FADIL AYAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1988

    Genel Cerrahiİstanbul Üniversitesi

    Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. AYHAN BİLGİN