Geri Dön

Tanzimat'tan Cumhuriyet'e aile hukukunda kanunlaştırma

The codification of family law from the Tanzimat to the Republic

  1. Tez No: 983050
  2. Yazar: SÜMEYYE SARITAŞ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. MURTEZA BEDİR
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Hukuk, Law
  6. Anahtar Kelimeler: Hukuk-ı Aile Kararnamesi, Meşihat kurumu, Meşrutiyet II, Osmanlı hukuku, İslam hukuku, İsviçre hukuku, The Imperial Decree on Family Law, Constitutional Monarcy II, Ottoman law, Islamic law, Swiss law
  7. Yıl: 2024
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Temel İslam Bilimleri Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: İslam Hukuku Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu çalışma, aile hukukunun kanunlaştırılması sürecini Meşihat ile Adliye Nezareti arasındaki yetki mücadelesi çerçevesinde ele almaktadır. Her iki kurum aile hukuku alanını kendisi tedvin etmek istemiştir. Bu bağlamda 1914 yılında Şeyhülislam Hayri Efendi'nin öncülüğünde Fetvahanede Kitâbü'n-Nikâh, Kitâbü't-Talâk ve Kitâbü'n-Nafakât adlı eserlerin hazırlanmasına başlanmıştır. Ayrıca, kadının belirli şartlarda mahkemeye başvurarak boşanabilmesini mümkün kılan iki fetva padişahın iradesiyle yürürlüğe konulmuştur. Bu gelişmeler, Meşihatın aile hukuku alanında tedvin faaliyetlerine aktif bir şekilde katıldığını göstermektedir. Ancak bu faaliyetler, İttihat ve Terakki'nin önde gelenleri tarafından yasama yetkisine müdahale olarak değerlendirilmiş; artan baskılar neticesinde Hayri Efendi istifa etmiş ve bu çalışmalar tamamlanamamıştır. Bunun ardından 1916 yılında Adliyeye bağlı bir komisyon kurulmuş ve Hukuk-ı Aile Kararnamesi (HAK) bu komisyon tarafından hazırlanmıştır. Kararnamenin muhtevası, bu kurumsal yön değişikliğinin yalnızca idarî bir yeniden yapılanma olmadığını, aynı zamanda hukuk yapımında yön ve yöntem bakımından köklü bir dönüşümü ifade ettiğini göstermektedir. Çalışma, HAK'ın hazırlanmasında Avrupa Hukukuna müracaat edildiğini, bu bağlamda çoğunlukla İsviçre Medeni Kanunu'nun ve nadiren Alman Medeni Kanunu'nun tercih edildiğini, bu yolla HAK'ın Avrupa hukukundan etkilendiğini tespit etmiştir. Öte yandan bu etkilenmenin resepsiyon/iktibas şeklinde olmayıp Avrupa kanunlarında yer alan ve dönemin genel eğilimlerini yansıtan evlilikte yaş sınırı ve çocuk evliliğinin yasaklanması gibi hükümlerin fıkıh ile uyum gözetilerek ve farklı müçtehitlerin görüşleriyle temellendirilerek HAK'a dahil edildiğini göstermektedir. Bu yönüyle HAK, 1926 Türk Medeni Kanunu'ndan farklı olarak Mecelle gibi özgün bir kanun olmuştur. Meşihatın hukuki yetkilerinin Adliyeye devredilmesi ve bu yetki devrinin bir sonucu olarak ortaya çıkan HAK literatürde yaygın biçimde“hukukun sekülerleşmesi”olarak değerlendirilse de, 1926'ya kadar yapılan bütün medeni kanun düzenlemelerinin İslam hukukuna dayandığı dikkate alındığında bu bakış açısını kabul etmek güçtür. Bu nedenle bu çalışma Meşihat ile Adliye Nezareti arasındaki söz konusu yetki mücadelesini ve bu mücadelenin sonunda şeyhülislamlığın hukuki yetkilerinin geçici olarak Adliye Nezaretine devredilmesini sekülerleşmenin değil yargıda birlik ve kuvvetler ayrılığı gibi modern devlet anlayışına uygun kurumsallaşma çabasının bir sonucu olarak ele almaktadır.

Özet (Çeviri)

This study examines the codification process of family law in the late Ottoman period within the framework of the institutional power struggle between the Office of the Shaykh al-Islām (Meşihat) and the Ministry of Justice (Adliye Nezareti). Both institutions sought to take the initiative in compiling family law. In this context, work was initiated in 1914 under the leadership of Shaykh al-Islām Hayri Efendi at the Fetvâhāne to compile the books Kitābu'n-Nikāḥ, Kitābu'ṭ-Ṭalāq and Kitābu'n-Nafaqāt. In addition, two fatwas that allowed women to petition the court for divorce under certain conditions were enacted by imperial decree (irāde-i seniyye). These developments demonstrate that the Office of the Shaykh al-Islām was actively involved in the effort to compile family law. However, these activities were perceived by leading figures of the Committee of Union and Progress (İttihâd ve Terakkî) as an encroachment upon legislative authority. As a result of mounting pressure, Hayri Efendi resigned, and the compilation efforts were ultimately left incomplete. Subsequently, in 1916, a commission was established under the Ministry of Justice, and the Ottoman Law of Family Rights (Hukūk-ı Āile Kararnāmesi, hereafter OLFR) was drafted by this commission. The content of the OLFR reveals that this institutional shift was not simply an administrative restructuring, but marked a fundamental transformation in the direction and method of producing legal norms. The study has determined that European law was consulted in the preparation of the OLFR, that the Swiss Civil Code was predominantly preferred in this context, while the German Civil Code was consulted less frequently, and that in this way, the OLFR was influenced by European legal systems. However, this influence did not amount to legal reception or direct borrowing. Rather, the OLFR incorporated provisions -such as the minimum age for marriage and the prohibition of child marriage- which reflected the general legal tendencies of the time, but only after ensuring their compatibility with Islamic jurisprudence and grounding them in the views of various mujtahids. In this respect, the OLFR -unlike the 1926 Turkish Civil Code- emerged as an original legal code, much like the Mecelle. Although the transfer of legal authority from the Office of the Shaykh al-Islām to the Ministry of Justice -and the resulting emergence of the OLFR- has been widely interpreted in the literature as an instance of the“secularization of law,”this perspective is difficult to sustain when one considers that all civil law reforms enacted up to 1926 were grounded in Islamic law. Therefore, this study treats the power struggle between the Office of the Shaykh al-Islām and the Ministry of Justice, and the temporary transfer of the former's legal authority to the latter, not as a case of secularization, but as an institutionalization effort aligned with modern state principles such as the unification of the judiciary and the separation of powers.

Benzer Tezler

  1. Osmanlı sonrası Filistin'de şer'î aile hukuku (Batı Şeria örneği)

    The sharia family law in post-Ottoman Palestine (West Bank example)

    MEHMET EMİN AKSOY

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    DinYalova Üniversitesi

    Temel İslam Bilimleri Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. PEHLUL DÜZENLİ

  2. Nizamiye Mahkemeleri'nin kuruluşu ve işleyişi 1840-1876

    The Establishment of the regular courts and their functions 1840-1876

    SEDAT BİNGÖL

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1998

    TarihAkdeniz Üniversitesi

    Tarih Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MUSA ÇADIRCI

  3. Nefret söylemi kapsamında Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Suçu

    The Crime of Provoking The Public Hatred, hostility within the scope of hate speech

    SERRA KARADENİZ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2012

    HukukGalatasaray Üniversitesi

    Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. VESİLE SONAY EVİK

  4. Tanzimat'tan Cumhuriyet'e kadın hayatına dair yazılan fikrî eserlerin feminist teoriye göre incelenmesi

    Investigation of intellectual works written on women's life from Tanzimat era to Republic period according to feminist theory

    ZEYNEP ZİLAN ÖZYAĞCİ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Türk Dili ve EdebiyatıMarmara Üniversitesi

    Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MURAT KOÇ

  5. Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Türk modernleşmesi bağlamında Türk romanında çocuk

    Children in Turkish novel from Tanzimat to Turkish Republic within the context of Turkish modernization

    ÖZLEM ÖRDEM

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    SosyolojiEge Üniversitesi

    Kurumlar Sosyolojisi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HALE OKÇAY