Emin sıfatıyla zilyetten ayni hak kazanımı
Acquisition of right in rem from the entrusted possesion
- Tez No: 987264
- Danışmanlar: DOÇ. DR. DERYA ATEŞ
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Hukuk, Law
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Hacettepe Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Özel Hukuk Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Emin sıfatıyla zilyetten iyiniyetli üçüncü kişinin ayni hak kazanımı, Roma hukuku ile Cermen hukuklarının farklı ilkelerinin birleşiminin ürünü olarak işlem güvenliğinin sağlanması amacıyla çağdaş medeni kanunlarda yer bulmuştur. Nitekim Roma hukukunda“nemo plus iuris…”ilkesi gereği hakların kural olarak yalnızca sahipleri tarafından devredilebileceği kabul edilmiştir. Bununla birlikte üçüncü kişinin iyiniyetli olması ve geçerli bir hukuki sebebin bulunması şartlarıyla yetkisiz kişiden zamanaşımı yoluyla hakların kazanımına müsaade edilmiştir. Buna karşılık Cermen hukukunda hak sahibinin rızasıyla elinden çıkardığı taşınır eşyaların iadesinin üçüncü kişilerden talep edilememesi kuraldı. Tarihi süreçte Cermen hukukunun bu kuralı ile Roma hukukunda zamanaşımıyla kazanma için aranan iyiniyetli olma ve hukuki sebep koşulları birleşerek taşınır eşyaların yetkisiz kişilerden hemen kazanılmasının temel koşulları hâline gelmiştir. Hak sahibinin eşyasını rızasıyla devrettiği kişi emin sıfatıyla zilyettir. Emin sıfatıyla zilyetten ayni hak kazanımı, Türk Medeni Kanununun 988 inci maddesinde düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca hak kazanımı için devredenin emin sıfatıyla zilyet olması, zilyetliğin devriyle gerçekleşen geçerli bir hukuki işlem bulunması ve devralanın tasarruf yetkisine ilişkin iyiniyetli olması şartları aranır. Diğer yandan özel sicillere kayıtlı taşınırlarda ayni hakkın devrine ilişkin tasarruf işlemleri değişiklik göstermektedir. Bu durumda sicile kayıtlı taşınırlar için TMK md. 988'in uygulama alanı kısıtlanabilmektedir. Bu şartlar tamamlandığında iyiniyetli üçüncü kişi bahse konu ayni hakkı kesin olarak kazanır. Böylece eşya üzerindeki önceki mülkiyet ve sınırlı ayni haklar sona erer ya da önceliklerini kaybeder. Hakkını kaybeden malikin kural olarak iyiniyetli üçüncü kişiye karşı bir talep ileri süremeyeceği; zararını sözleşmeye aykırılık veya haksız fiil hükümlerine dayanarak emin sıfatıyla zilyetten talep edebileceği kabul edilmektedir.
Özet (Çeviri)
The acquisition of real rights by a bona fide third party from an entrusted possessor has been incorporated into modern civil codes to ensure transactional security, reflecting a synthesis of Roman and Germanic legal principles. In Roman law, under the maxim nemo plus iuris…, it was accepted that rights could, as a rule, be transferred only by their lawful holders. Nevertheless, acquisition from an unauthorized person was permitted through prescription, provided that the acquirer acted in good faith and a valid legal ground existed. Conversely, Germanic law established that movable property voluntarily relinquished by its owner could not be reclaimed from third parties. Over time, this principle merged with Roman law's requirements of good faith and lawful cause, forming the foundation for the immediate acquisition of movables from unauthorized persons. The person to whom the owner voluntarily transfers possession is regarded as an entrusted possessor. The acquisition of real rights from such a possessor is regulated by Article 988 of the Turkish Civil Code. According to this provision, valid acquisition requires that the transferor be an entrusted possessor, that possession be transferred through a valid legal transaction, and that the acquirer act in good faith regarding the transferor's authority of disposition. However, in the case of movables registered in special registries, the form of disposition may vary, limiting the application of Article 988. When these conditions are met, the bona fide third party definitively acquires the real right. Consequently, previous ownership and limited real rights on the property are either extinguished or lose priority. The dispossessed owner, as a rule, cannot assert claims against the bona fide third party but may seek compensation from the entrusted possessor based on breach of contract or tort provisions.
Benzer Tezler
- Medeni hukukta yaratılan hukuki görünüşe güvenin olumlu korunması
Maintaining confidence in the legal appearance created in civil law
MİNE KAÇMAZ ADAK
- Halil (Kut) Paşa'nın askeri ve siyasi faaliyetleri
The Political and military activities of Halil (Kut) Pasha
MEHMET EMİN DİNÇ
- Hz. Peygamber'in toplumu inşasında izlediği güven politikası
The confidence policy that hadrati Prophet fallowed in the construction of the society
ŞULE ÇETİN
Yüksek Lisans
Türkçe
2011
DinSelçuk Üniversitesiİslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AHMET ÖNKAL