Geri Dön

Elastofibroma dorsili hastalarda ağrı şiddetinin hacim ve doku sertliği ile ilişkisi

Relationship of pain intensity to volume and tissue stiffness in patients with elastofibroma dorsi

  1. Tez No: 990143
  2. Yazar: OSMAN KAMER ERYILMAZ
  3. Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ İBRAHİM FEYYAZ NALDEMİR
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Radyoloji ve Nükleer Tıp, Radiology and Nuclear Medicine
  6. Anahtar Kelimeler: Elastofibroma dorsi, shear wave elastografi, kronik ağrı, ağrı şiddeti, skapula, inferior ektopi, Toraks BT, Elastofibroma dorsi, shear wave elastography, chronic pain, pain severity, scapula, inferior ectopy, Chest CT
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Düzce Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Radyoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bu çalışmanın amacı, elastofibroma dorsi (ED) lezyonlarında ağrı şiddeti ile shear wave elastografi (SWE) ile ölçülen doku sertliği, BT dansite değerleri, hacim ve anatomik lokalizasyon gibi özellikleri arasındaki ilişkiyi kapsamlı bir şekilde değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Retrospektif ve prospektif bileşenleri olan bu tek merkezli çalışmaya, toraks BT'de ED saptanmış 58 hasta (toplam 110 lezyon) dahil edildi. Tüm lezyonlar SWE ile kantitatif olarak değerlendirildi. Ağrı şiddeti, hem yoğunluk hem de işlev kaybını derecelendiren Chronic Pain Grade (CPG) sınıflaması kullanılarak her bir lezyon için ayrı ayrı belirlendi. Lezyon boyutları, hacimleri, BT dansite (Hounsfield Ünitesi - HU) değerleri ve skapulaya göre lokalizasyonları kaydedildi. Ağrılı (CPG ≥1) ve ağrısız (CPG 0) lezyonlar karşılaştırıldı; korelasyon ve lojistik regresyon analizleri uygulandı. Bulgular: Çalışma popülasyonunun yaş ortalaması 62,1 ± 9,4 yıl olup, %91,4'ü (53/58) kadındı. Ağrılı lezyonlarda ortalama SWE değeri (3,12 ± 0,81 m/s), ağrısız lezyonlara (2,59 ± 0,66 m/s) göre anlamlı derecede yüksekti (p < 0,01). SWE değeri ile CPG skoru arasında orta düzeyde pozitif bir korelasyon mevcuttu (ρ = 0,45; p < 0,001). Lojistik regresyon analizinde SWE, ağrı varlığının bağımsız bir öngördürücüsü olarak belirlendi (Her 1 m/s artış için OR: 1,8; p < 0,01). İnferior ektopisi olan lezyonlarda ağrı oranı anlamlı derecede daha yüksekti (%84,6 vs %72,2; p < 0,05). Eşlik eden süperior ED'si olan olgularda ağrı oranı, olmayanlara kıyasla belirgin şekilde artmıştı (%91,7 vs %68,6; p = 0,048). Ancak, ana lezyonda inferior ektopi varlığı veya eşlik eden süperior ED olması, ana lezyonun SWE değerlerinde bir artışa neden olmamıştır (sırasıyla p = 0,55 ve p = 0,72). Lezyon hacmi, boyutları ve BT dansite (HU) değerleri ise ağrılı ve ağrısız gruplar arasında fark göstermedi. Sonuç: SWE ile ölçülen artmış doku sertliği, ED'de ağrı varlığının güçlü ve bağımsız bir belirleyicisidir. İnferior ektopi ve süperior ED varlığı gibi anatomik faktörler ağrı insidansını önemli ölçüde artırmakla birlikte, bu artışın altında yatan mekanizma artmış doku sertliği değildir. Bu bulgular, söz konusu anatomik varyantlardaki ağrının, lezyonun sertliğinden ziyade mekanik baskı ve sinir irritasyonu gibi tamamen lokalizasyona bağlı faktörlerden kaynaklandığını düşündürmektedir. SWE, ED'de ağrıyı objektif olarak değerlendirmede değerli bir tanı aracı olarak öne çıkmakta ve klinik karar sürecine katkı sağlayabilmektedir.

Özet (Çeviri)

Objective: The aim of this study was to comprehensively evaluate the relationship between pain severity and tissue stiffness measured by shear wave elastography (SWE), computed tomography (CT) density values, lesion volume, and anatomical localization features in elastofibroma dorsi (ED) lesions. Materials and Methods: This single-center study, comprising both retrospective and prospective components, included 58 patients (a total of 110 lesions) diagnosed with ED on thoracic CT. All lesions were quantitatively evaluated using SWE. Pain severity for each lesion was assessed using the Chronic Pain Grade (CPG) classification, which grades both pain intensity and disability. Lesion size, volume, CT density (Hounsfield Unit – HU) values, and localization relative to the scapula were recorded. Painful (CPG ≥ 1) and painless (CPG 0) lesions were compared, and correlation and logistic regression analyses were performed. Results: The mean age of the study population was 62,1 ± 9.4 years, and 91,4% (53/58) were female. The mean SWE value of painful lesions (3,12 ± 0,81 m/s) was significantly higher than that of painless lesions (2,59 ± 0,66 m/s) (p < 0,01). A moderate positive correlation was found between SWE values and CPG scores (ρ = 0,45; p < 0,001). Logistic regression analysis identified SWE as an independent predictor of pain presence (odds ratio [OR] = 1,8 per 1 m/s increase; p < 0,01). Lesions with inferior ectopy had a significantly higher pain rate (84,6% vs 72,2%; p < 0,05). The presence of a concomitant superior ED was also associated with a markedly higher pain incidence (91,7% vs 68,6%; p = 0,048). However, neither inferior ectopy nor a superior companion lesion resulted in a significant increase in the SWE value of the main lesion (p = 0,55 and p = 0,72, respectively). Lesion volume, dimensions, and CT density (HU) values did not differ between painful and painless groups. Conclusion: Increased tissue stiffness measured by SWE is a strong and independent determinant of pain in elastofibroma dorsi. Although anatomical factors such as inferior ectopy and concomitant superior ED significantly increase pain incidence, this effect is not attributable to increased tissue stiffness. These findings suggest that pain in such anatomical variants likely arises from mechanical compression or local nerve irritation, rather than intrinsic tissue hardness. SWE may serve as a valuable imaging tool for the objective assessment of pain in ED and contribute to clinical decision-making.

Benzer Tezler