Geri Dön

Stres üriner inkontinans semptomu olan hastalarda ürodinami bulgularının ürojinekolojik muayene bulguları ile karşılaştırılması

Comparison of urodynamic findings with urogynecological examination findings in patients with stress urinary incontinence symptoms

  1. Tez No: 1000169
  2. Yazar: SEVEN BİGE KARAKURT
  3. Danışmanlar: PROF. DR. KEZİBAN DOĞAN, DOÇ. DR. EKREM GÜNER
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
  6. Anahtar Kelimeler: Üriner inkontinans, ürodinami, pelvik organ prolapsusu, Urinary incontinence, urodynamics, pelvic organ prolapse
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ÖZET Amaç: Bu çalışmada, stres üriner inkontinans endikasyonu ile transobturator tape cerrahisi uygulanan hastalarda, preoperatif dönemde elde edilen ürojinekolojik muayene bulguları ile ürodinamik inceleme sonuçları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi ve ürodinaminin cerrahi öncesi gerekliliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'nde Ekim 2020–Ocak 2025 tarihleri arasında transobturator tape operasyonu uygulanmış toplam 96 hastanın verileri elektronik kayıtlar üzerinden incelenerek retrospektif bir çalışma planlanmıştır. Çalışmaya stres üriner inkontinans şikayeti ile başvuran, semptomatik üriner inkontinans nedeniyle ürodinamik inceleme yapılan, muayenede POP-Q sistemine göre maksimum evre 0–1 pelvik organ prolapsusu saptanan ve daha önce sezaryen dışında pelvik organ ya da prolapsus cerrahisi öyküsü olmayan hastalar dahil edilmiştir. Evre 2 ve üzeri pelvik organ prolapsusu bulunanlar, değerlendirme öncesinde herhangi bir dönemde üriner inkontinans veya pelvik organ prolapsusuna yönelik cerrahi geçirmiş olanlar, psikiyatrik ya da nörokognitif hastalık öyküsü bulunanlar ve pelvik bölgeye radyoterapi uygulanmış hastalar çalışma dışı bırakılmıştır. Hastaların yaş, beden kitle indeksi (BMI), eşlik eden kronik hastalıkları, doğum sayıları ve doğum şekilleri kaydedilmiş; pelvik organ prolapsusu POP-Q sistemi ile, üretral hipermobilite ve pelvik taban kas gücü ise fizik muayene ile değerlendirilmiştir. Tüm hastalara ürodinamik inceleme uygulanarak sistometrik duyusal parametreler, mesane kapasitesi, kompliyans, Valsalva kaçırma basıncı (VLPP) ve işeme fazına ait ölçümler kaydedilmiştir. Semptom şiddeti ve yaşam kalitesi UDI-6 ve IIQ-7 ölçekleri ile, tedavi sonrası hasta algısına dayalı iyileşme durumu ise PGI-I ölçeği kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 49,16±10,09 yıl, ortalama BMI değeri ise 29,46±4,68 olarak saptanmıştır. Olguların büyük bölümünde vajinal doğum öyküsü ve üretral hipermobilite mevcuttur. Ürodinamik değerlendirmede hastaların %38,5'i saf stres üriner inkontinans, %43,8'i miks tip inkontinans, %3,1'i detrüsör aşırı aktivitesi ve %14,6'sı normal ürodinamik bulgular şeklinde sınıflandırılmıştır. VLPP ölçümleri temel alındığında olguların %70,4'ünde intrinsik sfinkter yetmezliği ile uyumlu düşük kaçırma basınçları tespit edilmiştir. UDI-6 ve IIQ- 7 sonuçları, hastalarda belirgin semptom yükü ve yaşam kalitesinde etkilenme olduğunu ortaya koymuştur. PGI-I değerlendirmesine göre hastaların %85,4'ü cerrahi sonrasında kendisini klinik olarak iyileşmiş hissettiğini ifade etmiştir. Ancak objektif ürodinamik bulgular ile hastaların algıladığı iyileşme düzeyi arasında her zaman doğrudan bir uyum saptanmamıştır. Sonuç: Bu çalışma, stres üriner inkontinansın multifaktöriyel bir patofizyolojiye sahip olduğunu; anatomik destek kusurları, pelvik taban fonksiyonları ve sfinkterik yetmezliğin birlikte rol oynadığını göstermektedir. Ürodinamik incelemeler önemli veriler sunmakla birlikte, tedavi başarısının değerlendirilmesinde hasta bildirimli yaşam kalitesi ölçeklerinin vazgeçilmez olduğu görülmüştür. Stres üriner inkontinanslı hastaların değerlendirilmesinde çok boyutlu ve hasta merkezli bir yaklaşımın benimsenmesi gerekmektedir.

Özet (Çeviri)

ABSTRACT Objective: This study aimed to evaluate the correlation between preoperative urogynecological examination findings and urodynamic results in patients who underwent transobturator tape surgery for stress urinary incontinence, and to investigate the necessity of urodynamic evaluation in the preoperative period. Materials and Methods: A retrospective study was designed by reviewing the electronic medical records of 96 patients who underwent transobturator tape surgery between October 2020 and January 2025 at the Department of Obstetrics and Gynecology, Bakırköy Dr. Sadi Konuk Training and Research Hospital. Patients who presented with stress urinary incontinence, subsequently underwent urodynamic evaluation due to symptomatic urinary incontinence, had a maximum Pelvic Organ Prolapse Quantification (POP-Q) stage of 0–1 on physical examination, and had no history of pelvic organ or prolapse surgery other than cesarean section were included. Patients with stage 2 or higher pelvic organ prolapse, a history of surgery for pelvic organ prolapse or urinary incontinence at any time prior to evaluation, psychiatric or neurocognitive disorders, or previous pelvic radiotherapy were excluded. Demographic characteristics including age, body mass index (BMI), comorbidities, parity, and mode of delivery were recorded. Pelvic organ prolapse was assessed using the POP-Q system, while urethral hypermobility and pelvic floor muscle strength were evaluated by physical examination. All patients underwent urodynamic testing, and cystometric sensory parameters, bladder capacity, compliance, Valsalva leak point pressure (VLPP), and voiding phase parameters were recorded. Symptom severity and quality of life were assessed using the UDI-6 and IIQ-7 questionnaires, and patient-perceived improvement after surgery was evaluated using the PGI-I scale. Results: The mean age of the patients was 49.16±10.09 years, and the mean BMI was 29.46±4.68. A history of vaginal delivery and urethral hypermobility was present in the majority of patients. Urodynamic evaluation classified 38.5% of patients as having pure stress urinary incontinence, 43.8% as mixed urinary incontinence, 3.1% as detrusor overactivity, and 14.6% as normal. Based on VLPP measurements, 70.4% of patients demonstrated low leak point pressures consistent with intrinsic sphincter deficiency. UDI-6 and IIQ-7 scores indicated a substantial symptom burden and impaired quality of life. According to PGI-I results, 85.4% of patients reported feeling clinically improved after surgery. However, objective urodynamic findings did not always show a direct correlation with patient-perceived improvement. Conclusion: This study demonstrates that stress urinary incontinence has a multifactorial pathophysiology involving anatomical support defects, pelvic floor functional status, and sphincteric insufficiency. While urodynamic parameters provide valuable information, patient-reported quality of life measures are indispensable in evaluating treatment success. A multidimensional and patient-centered approach should be adopted in the assessment of patients with stress urinary incontinence.

Benzer Tezler

  1. Total abdominal, subtotal abdominal ve tip II histerektomi' nin alt üriner sistem ve cinsel fonksiyonlar üzerine etkilerinin araştırılması

    Başlık çevirisi yok

    SİBEL YAZAN ERKABADAYI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2004

    Kadın Hastalıkları ve DoğumEskişehir Osmangazi Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÖMER T. YALÇIN

  2. Sistosel ve stres inkontinansı olan hastalarda ameliyat öncesi ve sonrası ürodinamik değerlendirme

    Başlık çevirisi yok

    SERDA ÖZGE

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1992

    Kadın Hastalıkları ve Doğumİstanbul Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

  3. Pelvik organ prolapsusu cerrahisi sonrası gelişen üriner inkontinansın preoperatif yapılan ürodinami ile öngörülmesi

    After pelvic organ prolapsus surgerypreoperative of developing urinary incontinenceforecasting with urodynamics

    KÜBRA KESKİN TOPTAŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    UZMAN AYSU AKÇA

  4. Abdominal ve vajinal cerrahi sonrası üriner disfonksiyonların değerlendirilmesi

    Evaluation of urinary dysfunction after abdominal and vaginal surgery

    SEYİT İBRAHİM SOYSÜREN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2011

    Kadın Hastalıkları ve DoğumTrakya Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. PETEK BALKANLI KAPLAN

  5. Detrusor overaktivitesi olan hastalarda farklı antimuskarinik antikolinerjik ilaçların etkinliğinin karşılaştırılması

    Comparision of efficacy of different antimuscarinic anticholinergic drugs in detrusor overactivity

    AYÇA PEKER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    Kadın Hastalıkları ve DoğumEskişehir Osmangazi Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÖMER TARIK YALÇIN