Ailesel hiperkolesterolemi tanılı çocuk hastalarda atorvastatin tedavisinin oksidatif stres parametreleri üzerine etkisi
The effect of atorvastatin treatment on oxidative stress parameters in pediatric patients diagnosed with familial hypercholesterolemia
- Tez No: 1013935
- Danışmanlar: DOÇ. DR. ENGİN KÖSE
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
- Anahtar Kelimeler: Ailesel hiperkolesterolemi, Atorvastatin, Dislipidemi, Oksidatif stres, Kardiyovasküler risk, Familial hypercholesterolemia, Atorvastatin, Dyslipidemia, Oxidative stress, Cardiovascular risk
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ankara Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Ailesel hiperkolesterolemi, düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol (LDL kolesterol) düzeylerinde belirgin artış ile karakterize, erken yaşta aterosklerotik kardiyovasküler hastalık gelişimine yol açabilen genetik bir dislipidemi türüdür. Lipit metabolizmasındaki bozukluklara bağlı olarak LDL partiküllerinin dolaşımda artması ve damar duvarında birikimi, aterosklerotik süreçlerin başlamasında ve ilerlemesinde temel rol oynamaktadır. Bununla birlikte, hastalığın patogenezinde yalnızca lipit birikimi değil, aynı zamanda oksidatif stres, reaktif oksijen türlerinin artışı, LDL oksidasyonu ve endotelyal disfonksiyon gibi mekanizmaların da önemli etkileri bulunmaktadır. Oksidatif stres ile antioksidan savunma sistemleri arasındaki dengenin bozulması, damar duvarında inflamatuvar süreçleri tetikleyerek ateroskleroz gelişimini hızlandırmaktadır. Çocukluk çağında başlayan bu patolojik süreç, klinik olarak belirgin kardiyovasküler hastalıkların ortaya çıkmasından yıllar önce başlamaktadır. Bu nedenle pediatrik dönemde dislipidemilerin erken tanınması ve uygun şekilde tedavi edilmesi, uzun dönem kardiyovasküler riskin azaltılması açısından kritik öneme sahiptir. Tedavide kullanılan statinler, lipit düşürücü etkilerinin yanı sıra antioksidan, antiinflamatuvar ve endotelyal fonksiyonları iyileştirici pleiotropik etkileri ile de dikkat çekmektedir. Ancak bu etkilerin pediatrik AH hastalarında oksidatif stres parametreleri üzerindeki yansımaları ile ilgili veriler sınırlıdır. Bu çalışmada, genetik olarak AH tanısı almış çocuk hastalarda atorvastatin tedavisi öncesi ve sonrasında oksidatif stres parametrelerinin yaş ve cinsiyet açısından benzer özelliklere sahip sağlıklı kontrollerle kıyaslanması amaçlanmıştır. Bu sayede oksidatif stres parametrelerinin ailesel hiperkolesterolemide potansiyel izlem ve tedavi yanıtı belirteçleri olarak değerlendirilebilirliğini araştırmak ve çocukluk çağı ailesel hiperkolesterolemilerinde tanı ve tedavi stratejilerinin geliştirilmesine katkıda bulunmak hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Metabolizma Hastalıkları'nda takip edilen genetik olarak ailesel hiperkolesterolemi tanısı doğrulanmış ve atorvastatin tedavisi başlanmış 27 hasta ile yaş ve cinsiyet açısından benzer özellikler gösteren Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Genel Çocuk Polikliniği'ne başvuran 39 sağlıklı gönüllü kontrol grubu dahil edilmiştir. Serum örneklerinde oksidatif stres parametreleri ticari olarak temin edilen kitler kullanılarak kolorimetrik yöntemle ölçülmüştür. Çalışmada elde edilen verilerin istatistiksel analizi IBM SPSS Statistics for Windows, Version 26.0 (IBM Corp., Armonk, NY, ABD) paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Aynı grubun lipit parametreleri ile oksidatif stres belirteçleri arasındaki ilişkileri değerlendirmek için Spearman korelasyon analizi yöntemi kullanılmıştır. Tüm istatistiksel analizlerde p<0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmada hasta ve kontrol grupları arasında yaş, cinsiyet ve antropometrik ölçümler açısından anlamlı fark saptanmadı. Bu durum, grupların demografik açıdan karşılaştırılabilir olduğunu göstermektedir. Tedavi öncesi dönemde AH grubunda total kolesterol, LDL kolesterol ve non-HDL kolesterol düzeylerinin kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek olduğu belirlendi. HDL kolesterol düzeylerinde ise gruplar arasında belirgin fark saptanmadı. Atorvastatin tedavisi sonrasında lipit profilinde anlamlı iyileşme gözlendi. Total kolesterol, LDL kolesterol ve non-HDL kolesterol düzeylerinde belirgin azalma saptanırken HDL kolesterol düzeylerinde anlamlı değişiklik izlenmedi. Oksidatif stres parametreleri değerlendirildiğinde, tedavi öncesi dönemde hastalarda artmış oksidan yük ve azalmış antioksidan kapasiteyi düşündüren bulgular elde edildi. TOS ve OSI düzeylerinin yüksek, TAS düzeylerinin ise düşük bulunması ailesel hiperkolesterolemide oksidatif stresin artmış olduğunu gösterdi. Atorvastatin tedavisi sonrasında TOS ve OSI düzeylerinde anlamlı azalma, TAS düzeylerinde ise artış gözlendi. Bu bulgular tedavi sonrası oksidatif stres yükünde azalma ve antioksidan kapasitede artış ile uyumlu bulundu. Tiyol–disülfit dengesi açısından değerlendirildiğinde, tedavi öncesi dönemde disülfit düzeylerinin artmış olması oksidatif stres ile uyumlu bulunurken, tedavi sonrası dönemde antioksidan durum lehine düzelme saptandı. Ayrıca PON-1 düzeyinde tedavi sonrası dönemde tedavi öncesine göre anlamlı artış gözlendi. Nitrik oksit (NO) düzeyleri açısından ise kontrol, tedavi öncesi ve tedavi sonrası AH grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. Sonuç: Bu çalışma, pediatrik ailesel hiperkolesterolemi hastalarında atorvastatin tedavisinin yalnızca lipit profilini iyileştirmekle kalmayıp, aynı zamanda oksidatif stres parametreleri, antioksidan savunma sistemleri ve redoks homeostazı üzerinde de olumlu etkilerle ilişkili olduğunu göstermektedir. Elde edilen bulgular, statin tedavisinin kardiyovasküler risk ile ilişkili biyokimyasal süreçler üzerinde, lipit düşürücü etkilerinin ötesinde çok yönlü biyolojik etkiler gösterebileceğini desteklemektedir. Pediatrik yaş grubunda erken tanı ve uygun tedavi yaklaşımlarının uygulanması, aterosklerotik sürecin erken dönemde kontrol altına alınmasına katkı sağlayabilir. Bu bağlamda oksidatif stres parametrelerinin değerlendirilmesi, hastalığın izleminde ve tedavi yanıtının değerlendirilmesinde potansiyel yardımcı biyokimyasal belirteçler olarak değerlendirilebilir.
Özet (Çeviri)
Objective: Familial hypercholesterolemia is a genetic type of dyslipidemia characterized by markedly elevated low-density lipoprotein cholesterol (LDL cholesterol) levels and may lead to the development of atherosclerotic cardiovascular disease at an early age. Disturbances in lipid metabolism result in increased circulating LDL particles and their accumulation within the vascular wall, which play a fundamental role in the initiation and progression of atherosclerotic processes. In addition to lipid accumulation, mechanisms such as oxidative stress, increased reactive oxygen species, LDL oxidation, and endothelial dysfunction also contribute significantly to the pathogenesis of the disease. Disruption of the balance between oxidative stress and antioxidant defense systems accelerates the development of atherosclerosis by triggering inflammatory processes within the vascular wall. This pathological process begins during childhood, years before clinically overt cardiovascular disease becomes apparent. Therefore, early recognition and appropriate treatment of dyslipidemia during the pediatric period are of critical importance for reducing long-term cardiovascular risk. In addition to their lipid-lowering effects, statins have attracted attention because of their pleiotropic antioxidant, anti-inflammatory, and endothelial function–improving properties. However, data regarding the effects of these properties on oxidative stress parameters in pediatric familial hypercholesterolemia patients remain limited. In this study, we aimed to compare oxidative stress parameters before and after atorvastatin treatment in children genetically diagnosed with familial hypercholesterolemia with those of healthy controls matched for age and sex. Thus, the study aimed to investigate the potential utility of oxidative stress parameters as monitoring and treatment-response markers in familial hypercholesterolemia and to contribute to the development of diagnostic and therapeutic strategies in childhood familial hypercholesterolemia. Materials and Methods: The study included 27 patients with genetically confirmed familial hypercholesterolemia who were followed at the Division of Pediatric Metabolic Diseases, Ankara University Faculty of Medicine, and had been initiated on atorvastatin therapy, as well as 39 healthy volunteer controls with similar age and sex characteristics who presented to the General Pediatrics Outpatient Clinic of the Department of Pediatrics at Ankara University Faculty of Medicine. Oxidative stress parameters in serum samples were measured using commercially available kits by colorimetric methods. Statistical analyses of the data were performed using IBM SPSS Statistics for Windows, Version 26.0 (IBM Corp., Armonk, NY, USA). Spearman correlation analysis was used to evaluate the relationships between lipid parameters and oxidative stress markers within the same group. A p value of < 0.05 was considered statistically significant in all analyses. Results: No significant differences were found between the patient and control groups in terms of age, sex, or anthropometric measurements, indicating that the groups were demographically comparable. In the pre-treatment period, total cholesterol, LDL cholesterol, and non-HDL cholesterol levels were significantly higher in the familial hypercholesterolemia group compared to the control group. No significant difference was observed in HDL cholesterol levels between the groups. Following atorvastatin treatment, a significant improvement in lipid profile was observed. Marked reductions were detected in total cholesterol, LDL cholesterol, and non-HDL cholesterol levels, whereas HDL cholesterol levels did not change significantly. Evaluation of oxidative stress parameters revealed findings suggestive of increased oxidant burden and reduced antioxidant capacity in patients during the pre-treatment period. Elevated TOS and OSI levels together with reduced TAS levels demonstrated increased oxidative stress in familial hypercholesterolemia. After atorvastatin treatment, significant decreases in TOS and OSI levels and an increase in TAS levels were observed. These findings were consistent with a reduction in oxidative stress burden and an increase in antioxidant capacity following treatment. In terms of thiol–disulfide balance, elevated disulfide levels in the pre-treatment period were compatible with oxidative stress, whereas improvement in favor of antioxidant status was detected after treatment. In addition, PON-1 levels increased significantly in the post-treatment period compared with the pre-treatment period. No statistically significant differences were observed in nitric oxide (NO) levels among the control, pre-treatment familial hypercholesterolemia, and post-treatment familial hypercholesterolemia groups. Conclusion: This study demonstrates that atorvastatin treatment in pediatric patients with familial hypercholesterolemia is associated not only with improvements in lipid profile but also with favorable effects on oxidative stress parameters, antioxidant defense systems, and redox homeostasis. The findings support that statin therapy may exert pleiotropic biological effects on biochemical processes associated with cardiovascular risk beyond its lipid-lowering properties. The implementation of early diagnosis and appropriate treatment strategies during childhood may contribute to the early control of the atherosclerotic process. In this context, the evaluation of oxidative stress parameters may be considered a potential adjunctive tool in disease follow-up and in the assessment of treatment response.
Benzer Tezler
- Ailesel hiperkolesterolemi tanılı çocuk hastalarda atorvastatin tedavisinin kan lipidomik parametreleri üzerine etkisi
The effect of atorvastatin therapy on blood lipidomic parameters in pediatric patients with familial hypercholesterolemia
YUNUS EMRE BÜLBÜL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAnkara ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ENGİN KÖSE
- Primer ailesel hiperkolesterolemi tanılı hastalarda diyet tedavisinin büyüme, büyümenin biyokimyasal belirteçleri ve kalp damar sağlığı üzerine etkisinin değerlendirilmesi
Evaluation of the effect of diet therapy on growth, biochemical markers of growth and cardiovascular health in patients with primary familial hypercholesterolemia
TUĞÇE KARTAL
Doktora
Türkçe
2023
Beslenme ve DiyetetikHasan Kalyoncu ÜniversitesiBeslenme ve Diyetetik Ana Bilim Dalı
PROF. DR. GÜLDEN KÖKSAL
- Primer ailesel hiperlipidemi tanılı çocuk ve adölesanlarda demografik, klinik özellikler ve bunların mutasyon analizi sonuçlarıyla ilişkisi
The relationship between demographical, clinical properties and their mutation analysis results between children and adolescents with the diagnoses of primary familial hyperlipidemia
İREM KAPLAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2016
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıÇukurova ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. HALİSE NESLİHAN ÖNENLİ MUNGAN
- Ailesel hiperkolesterolemili çocuk hastaların kardiyovasküler değerlendirilmesi
Cardiovascular assessment of pediatric patients with familial hypercholesterolemia
GÖRKEM ABDİKAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2020
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıHacettepe ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. TEVFİK KARAGÖZ
- Ailesel hiperlipidemili olgularda fenotip genotip ilişkisi
The relationship between phenotype and genotype in familial hyperlipidemia cases
YUSUF DURANAY
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıGaziantep ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MEHMET KESKİN