Agamaglobulinemi tanısı ile izlenen hastaların demografik, klinik, laboratuvar, moleküler genetik ve prognoz özelliklerinin incelenmesi
The examination of demographic, clinical, laboratory, molecular genetic, and prognostic characteristics of patients monitored with a diagnosis of agammaglobulinemia
- Tez No: 1014636
- Danışmanlar: DOÇ. DR. CANER AYTEKİN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
- Anahtar Kelimeler: Agamaglobulinemi, Bruton, XLA, ORA, Bronşiektazi, Primer İmmün Yetmezlik
- Yıl: 2023
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Ankara Dr. Sami Ulus Kadın Doğum Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Giriş ve Amaç: Agamaglobulinemi, erken dönemde B hücresi gelişiminin bozulmasına bağlı olarak gelişen tüm immünoglobulin izotiplerinde ve B hücrelerinde belirgin azalma veya B hücrelerin yokluğu ile karaterize PİY hastalığıdır. Agamaglobulinemi tanılı hastalarda azalmış immünoglobulin düzeyleri nedeniyle özellikle kapsüllü bakteri ve enterovirüsler nedeniyle tekrarlayan piyojenik enfeksiyonlara karşı artmış duyarlılık vardır. XLA agamaglobulinemi olgularının %85'ini oluşturur. Geriye kalan %15 oranındaki grubu ise genotipik olarak heterojen bir grup olan otozomal resesif agamaglobulinemiler ve nedeni bilinmeyen olgular oluşturur. Ülkemiz gibi akraba evliliklerinin yaygın olduğu toplumlarda ORA'nın sık görüldüğü tahmin edilmektedir. Bu çalışmada demografik, klinik, moleküler genetik, genenotip-fenotip ilişkisi ve prognoz özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Hastanemizde 2006- 2022 yılları arasında başvuran ve ESID tanı kriterlerine göre Agamaglobulinemi tanısı alan 24 hasta retrospektif olarak değerlendirildi. Hastaların demografik, klinik özellikleri, laboratuvar incelemeleri, görüntüleme bulguları, uygulanan tedaviler ve hastaların prognozları incelendi. Bulgular: Çalışmaya alınan hastaların 21'i (%87,5) erkek, 3'ü (%12,5) ise kız idi. Çalışmaya dahil edilen hastaların ortanca yaşı 135,5 ay (5-291), tanı alma ortanca yaşı 42 ay (2-132), hastalık semptomlarının başlama ortanca yaşı 10,5 ay (1-71), semptom başlangıcından tanıya kadar geçen süre ortanca 12 ay (1-92) olarak bulundu. Hastaların 9'unun (%37,5) ebeveynleri arasında akrabalık varken, 15'inin (%62,5) ebeveynleri arasında akrabalık yoktu. En sık görülen klinik bulgu enfeksiyon hastalıklarına ait idi. Olguların tamamında enfeksiyon hastalıkları öyküsü mevcut idi. Allerjik hastalıklar 6 olguda ve otoimmün hastalıklar 2 olguda eşlik ediyordu. Bronşiektazi 8 olguda (%34,8) gelişmişti. Agamaglobulinemili hastaların bronşektazi durumlarına göre semptom başlangıcından tanıya kadar geçen sürelerinin farklı olduğu görülmüştür (p<0,05). Bronşektazisi olan hastaların semptom başlangıcından tanıya kadar geçen sürelerin, bronşektazisi olmayan hastalara göre daha uzun olduğu görülmüştür. Hastaların ortanca IgG değeri 99 mg/dL (12-709). Ortanca IgA değeri 6 mg/dL (<6-90) idi. IgM değerlerinin ortancası 9,5mg/dl (3-73) idi. Çalışmaya alınan 24 hastadan 18'inde IgM, IgG ve IgA olmak üzere her üç parametre de yaşa göre düşük saptandı. IgG düzeylerine göre semptomların başlama yaşı (ay), tanı alma yaşı (ay) ve semptom başlangıcından tanıya kadar geçen sürelerde istatiksel olarak ortalamaları arasında farklılık görülmüştür (p<0,05). IgG düzeylerine göre üst solunum yolları enfeksiyonu (ÜSYE), alt solunum yolları enfeksiyonu (ASYE) dağılımları arasında istatiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Hastaların periferik kan lenfosit alt gruplarında mutlak sayılar değerlendirildiğinde, CD3+CD16-56 T lenfosit, CD3+CD4+ T lenfosit, CD3+CD8+ T lenfosit hastaların tümünde (%100) normal, CD3-CD16+56+ NK hücreleri hastaların 2'sinde (%8,3), CD19+ B lenfosit ve CD20+ B lenfosit hastaların tümünde çok düşük/eksik olarak saptandı. 20 hastanın sadece 4'ünde (%20) izohemaglütinin titresi (>1/8) pozitif saptandı. Anti rubella IgG sadece 1 hastada, polio ve difteri antikorları sadece 2 hastada pozitif saptandı. Çalışmaya dahil edilen 24 hastanın 20'sine (%83.3) moleküler genetik analiz yapılmıştı. Bu 20 hastanın 16'sında (%80) üç gende (BTK, IGLL1 ve IGHM) patojenik varyant saptanırken, 4 hastada (%20) herhangi bir genetik bozukluk tespit edilemedi. Genetik analizde patojenik varyant saptanan 20 hastanın 13'ünde (%65) BTK gen mutasyonları, 2'sinde (%10) IGLL1 gen mutasyonu ve 1 hastada (%5) IGHM gen mutasyonu saptandı. Hastaların ortanca izlem süresi 100 ay (1-208) idi. Sağ kalım oranı %92 idi. Tartışma ve Sonuç: Hastaların klinik özellikleri, tedavileri ve prognozuna bakıldığında literatür verileri ile paralel sonuçlar elde edilmiştir. Tekrarlayan sinopulmoner enfeksiyon öyküsü ile bronşiektazi titizlikle taranmalı ve erken tanı ile hastalar uygun şekilde immünoglobulin replasman tedavisi ile tedavi edilmelidir. Agamaglobulinemi nadir görülen hastalıklardandır ve çalışmaların çok merkezli olarak yapılmasıyla hasta sayıları arttırılabilir. Hasta izlem sürelerinin arttırılması gelişen komplikasyonların oranlarının daha doğru yorumlanmasına olanak sağlayabilir. Agamaglobulineminin doğru tanısı sadece hastanın kedisi için değil, hastanın taşıyıcı olabilecek kadın akrabaları için de önemlidir. Bu nedenle tanı konulduktan sonra aile taramaları mutlaka yapılmalı, taşıyıcı olanlar tespit edilmeli ve bunlar genetik danışmanlık verilmesi için ilgili birimlere yönlendirilmelidir. Hekimlerin farkındalığının artması, rutin immünolojik ve genetik test olanaklarının artması ile erken tanı ve etkin tedavi ile hastaların mortalite ve morbiditesi azalacaktır. PİY'lerin yenidoğan tarama programı içeriğine dahil edilmesiyle, hastaların daha erken tanı alma şansı olabilir ve semptomlar daha ortay çıkmamışken yapılacak etkin replasman tedavisi ile mortalite ve morbidite oranlarının azalmasına katkı sağlanabilir. Bu hastalar daha az komplikasyonlarla yetişkin döneme geçiş sağlayabilir.
Özet (Çeviri)
Introduction and Purpose: Agammaglobulinemia is a PID disease characterized by a significant decrease in all immunoglobulin isotypes and B cells, or the absence of B cells due to the impairment of B cell development in the early stage. In patients diagnosed with agammaglobulinemia, there is an increased susceptibility to recurrent pyogenic infections, especially due to encapsulated bacteria and enteroviruses, due to decreased immunoglobulin levels. XLA agammaglobulinemia constitutes 85% of the cases. The remaining 15% are made up of autosomal recessive agammaglobulinemias, a genotypically heterogeneous group, and cases of unknown cause. It is estimated that ORA is common in societies like ours where consanguineous marriages are common. In this study, it is aimed to determine the demographic, clinical, molecular genetic, genotype-phenotype relationship, and prognostic features. Materials and Methods: 24 patients who applied to our hospital between 2006 and 2022 and were diagnosed with Agammaglobulinemia according to ESID diagnostic criteria were evaluated retrospectively. The demographic, clinical features of the patients, laboratory examinations, imaging findings, treatments applied, and the prognoses of the patients were examined. Findings: Of the patients included in the study, 21 (87.5%) were male and 3 (12.5%) were female. The median age of the patients included in the study was 135.5 months (5-291), the median age of diagnosis was 42 months (2-132), the median age of onset of disease symptoms was 10.5 months (1-71), and the median time from symptom onset to diagnosis was 12 months (1-92). While there was kinship between the parents of 9 of the patients (37.5%), there was no kinship between the parents of 15 (62.5%). The most common clinical finding was related to infectious diseases. All of the cases had a history of infectious diseases. Allergic diseases accompanied in 6 cases and autoimmune diseases in 2 cases. Bronchiectasis had developed in 8 cases (34.8%). It was observed that the durations from symptom onset to diagnosis were different according to the bronchiectasis status of patients with agammaglobulinemia (p<0.05). It was found that the duration from symptom onset to diagnosis was longer in patients with bronchiectasis compared to those without bronchiectasis. The median IgG value of the patients was 99 mg/dL (12-709). The median IgA value was 6 mg/dL (<6-90). The median value of IgM was 9.5mg/dl (3-73). All three parameters of IgM, IgG, and IgA were found to be low according to age in 18 of the 24 patients included in the study. Differences were observed in the averages of the age of symptom onset (month), age of diagnosis (month), and the time from symptom onset to diagnosis according to IgG levels (p<0.05). A statistically significant difference was detected in the distribution of upper respiratory tract infection (URTI) and lower respiratory tract infection (LRTI) according to IgG levels (p<0.05). When the absolute numbers in the peripheral blood lymphocyte subgroups of the patients were evaluated, CD3+CD16-56 T lymphocytes, CD3+CD4+ T lymphocytes, CD3+CD8+ T lymphocytes were normal in all patients (100%), CD3-CD16+56+ NK cells were in 2 patients (8.3%), CD19+ B lymphocytes and CD20+ B lymphocytes were found to be very low/absent in all patients. Isohemagglutinin titers (>1/8) were found to be positive in only 4 of the 20 patients (20%). Anti-rubella IgG was positive in only one patient, and polio and diphtheria antibodies were positive in only two patients. Molecular genetic analysis was performed on 20 of the 24 patients included in the study (83.3%). In 16 of these 20 patients (80%), pathogenic variants were detected in three genes (BTK, IGLL1, and IGHM), while no genetic disorder was detected in 4 patients (20%). BTK gene mutations were found in 13 of 20 patients (65%) with pathogenic variants detected in genetic analysis, IGLL1 gene mutations in 2 (10%), and IGHM gene mutation in 1 patient (5%). The median follow-up time of the patients was 100 months (1-208). The survival rate was 92%. Discussion and Conclusion: Looking at the clinical features, treatments, and prognosis of the patients, parallel results were obtained with the literature data. Recurrent sinopulmonary infection history and bronchiectasis should be carefully screened, and patients should be treated appropriately with immunoglobulin replacement therapy with early diagnosis. Agammaglobulinemia is a rare disease, and the number of patients can be increased by conducting multicenter studies. Increasing patient follow-up times can allow for more accurate interpretation of the rates of developing complications. The correct diagnosis of agammaglobulinemia is important not only for the patient's cat, but also for the female relatives who may be carriers. Therefore, after the diagnosis is made, family screenings must be done, carriers should be identified, and they should be referred to the relevant units for genetic counseling. With the increased awareness of physicians, the increase in routine immunological and genetic testing opportunities, patients' mortality and morbidity will decrease with early diagnosis and effective treatment. By including PIDs in the newborn screening program, patients may have a chance to be diagnosed earlier, and effective replacement therapy before symptoms appear may contribute to reducing mortality and morbidity rates. These patients can transition to adulthood with fewer complications.
Benzer Tezler
- X'e bağlı agammaglobulinemi tanılı olgularda moleküler analiz ve uzun süreli izlem sonuçları
Başlık çevirisi yok
İLKE YILDIRIM
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2020
Allerji ve İmmünolojiEge ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. NECİL KÜTÜKÇÜLER
- İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı'nda 2010-2015 yılları arasında izlenen intravenöz İmmünoglobulin tedavisi alan hastaların değerlendirilmesi
Evaluation of patients who had been treated With Intravenous Immunoglobulin followed by Istanbul Faculty of Medicine Pediatric Department between 2010-2015
FATİH KARAGÖZLÜ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2018
Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AYPER SOMER
- Hyaluronidaz aracılı subkutan immünglobulin tedavisi ile serum IgG düzeylerinin ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi
Assessment of serum IgG levels and quality of life by facilitated subcutaneous immunoglobulin therapy
NİDA ERBAŞ AÇICI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıEge ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. NECİL KÜTÜKÇÜLER
- Humoral immun yetmezlikli hastalarda akciğer bulgularının değerlendirilmesi
Pulmonary evaluation of humoral immunodeficiencies.
ZUHAL KARALI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2009
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıUludağ ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. S. ŞEBNEM KILIÇ
- Sık enfeksiyon geçiren çocuklarda primer immün yetersizlik açısından tanısal değerlendirme
Assessment of primary immune deficiency by evaluating children with frequent infections
SONAY ALDIRMAZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2012
Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. YILDIZ CAMCIOĞLU