Geri Dön

Pulmoner BT anjiografi ile tromboemboli tanısı konulan olgularda bulguların SSFP-FID MR görüntüleme yöntemi ile karşılaştırılması

Mr imaging of pulmonary embolism: diagnostic accuracy of SSFP-FID sequence

  1. Tez No: 365908
  2. Yazar: PINAR ZAMAN ÇETİNKAYA
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. NURİ ÇAGATAY ÇİMŞİT
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Radyoloji ve Nükleer Tıp, Radiology and Nuclear Medicine
  6. Anahtar Kelimeler: Pulmonary embolism, pulmonary CT angiography, MRI, SSFP-FID, true FISP sequence
  7. Yıl: 2014
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Marmara Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: 105

Özet

ÖZET Amaç: Bu çalışmada pulmoner BT anjiyografi incelemesinde pulmoner emboli tanısı konan olgularda, kontrastsız SSFP MR incelemesinde emboli varlığının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Materyal metod: Üniversitemiz etik kurulu tarafından çalışmamıza onay alınmış olup, hastaların tümü bilgilendirilmiş onam formu alındıktan sonra çalışmamıza dahil edilmiştir. Ekim 2013 ile Nisan 2014 tarihleri arasında pulmoner emboli kliniği bulunan ve 256 dedektörlü bilgisayarlı tomografi cihazı (SOMATOM, Definition Flash CT, Siemens) kullanılarak yapılmış intravenöz kontrastlı pulmoner BT anjiografi çekimleri bulunan 39 hasta prospektif çalışma grubuna alınmıştır. Çalışmaya alınan olguların 18'i (%46,2) erkek, 21'i (%53,8) kadındı. Yaş ortalaması 58,2 ± 16,3 (20-81) idi. BT anjiografi incelemeleri sonucunda pulmoner emboli tanısı alan ardışık 39 olguya pulmoner BT anjiografi çekiminden sonraki ilk 1 - 48 saat ( ortalama 16 saat ) içerisinde 3 TESLA MR (Verio SIEMENS, Erlangen, Almanya ) anjiyografi incelemesi yapılmıştır. Hasta çekimleri tamamlandıktan sonra hastalara ait BT anjiyografi görüntüleri toraks radyolojisi konusunda farklı deneyimlere sahip (10 yıl ve 2 yıl) iki radyolog tarafından değerlendirilmiştir. Değerlendirmede trombüs varlığı, lokalizasyonu (ana dallarda- segmental- subsegmental düzeylerde), koinsidental bulgular hasta takip formuna not edilmiştir. BT anjiyografi görüntüleri değerlendirilmesi tamamlandıktan 1 ay sonra, hastalara ait SSFP-FID MR tekniği (True FISP) ile elde edilen MRG görüntüleri pulmoner emboli varlığı, lokalizasyonu ve koinsidental bulgular açısından aynı iki radyolog tarafından değerlendirilmiş ve hasta takip formuna not edilmiştir. Değerlendirmelerde iki radyolog da hasta bilgilerine kör şekilde çalışmışlardır. Bulgular: Çalışmada pulmoner arter dalları santral ve periferik olmak üzere iki ana grupta ve tüm dallar ayrı ayrı incelendi. Bulgular emboli lokasyonunun pulmoner emboli tanısında önemli etken olduğunu göstermektedir. MR incelemesinin alt lob segmental ve subsegmental düzeydeki emboli tanısını koymada özellikle sağ orta lob ile lingular segmentten daha başarılı olduğu saptandı. İstatistik sonuçlarına göre MR ile emboli tanısında pulmoner trunkus, sol üst lob trunkus, sağ orta lob dalları dışında gözlemciler arasında yeterli uyum olduğu görüldü. MR ve BT'nin emboli tanısındaki değerinin karşılaştırmasında lingular dallar için her iki gözlemcinin de yetersiz olduğu ancak tecrübeli gözlemcinin göreceli olarak daha iyi uyum sağladığı görüldü. Santral dallara ait embolilerde MR için duyarlılık, özgüllük, PPV, NPV değerleri sırasıyla MR1 için %85, %77.8, %81, %82.4 MR2 için %75, %72.2, %75, %72.2 olarak saptandı. Sonuç: Çalışmamızda MR incelemesinin emboli tanısını koymada BT anjiografiye yakın başarıya sahip olduğunu saptadık. Toplum sağlığı açısından hastaların maruz kaldığı radyasyon miktarını ve özellikle genç hastalarda buna bağlı riskleri azaltmak için MR görüntülemenin BT anjiyografi incelemesine alternatif olabilecek yüksek doğruluk oranına sahip olduğunu saptadık. Bu yöntemin kontrast alerjisi, renal yetmezlik, gebelik gibi durumlar ve çocuk olgularda emboli tanısının konmasında potansiyel bir alternatif yöntem olarak kullanılabileceği düşüncesindeyiz. Anahtar kelime: Pulmoner emboli, Pulmoner BT anjiyografi, SSPF-FID MRG, true FISP sekansı

Özet (Çeviri)

ABSTRACT PURPOSE: To evaluate the relative detection rate of pulmonary embolism (PE) diagnosed with CT pulmonary angiography (CTPA) with non-enhanced Steady-state Free Precession (SSFP) MR imaging sequence. MATERIALS AND METHODS: The study protocol was approved by the institutional ethics committee, and informed consent was obtained from all patients. Thirty-nine patients diagnosed as PE (18 (%46,2) men, 21 (%53,8) women; mean age, 58,2 ± 16,3 [standard deviation] ; range 20-81 years) by CTPA using 256 - detector computed tomography (CT; SOMATOM, Definition Flash CT, Siemens) formed the study group. All patients underwent 3 TESLA MR (Verio SIEMENS, Erlangen, Germany) imaging within 1-48 hours (mean 16 hours) of CTPA. MR imaging included one complementary sequence: triggered SSFP (true FISP). The images were analyzed separately by two independent reviewers (MR1 and MR2) who recorded presence of emboli in categorized pulmonary artery anatomic territories. CTPA results were analyzed by independent reviewer, who retrospectively recorded presence of emboli using the same format. CTPA results served as the reference standard. Sensitivity, specificity, positive and negative predictive values for PE detection were calculated for each MR reviewer on a per-embolus basis. RESULTS: Sensitivities for PE detection of MR1 and MR2 for central branches were respectively %85 and %75 for MR imaging. Agreement between readers was high (k = 0,743). Embolus detection rates were lowest in the lingula branch and right middle lobe branch for MR sequence. CONCLUSION: SSFP MR sequence was found to be nearly as successful as CTPA for detection of pulmonary embolism. In terms of public health, especially for young patients, to reduce the amount of radiation exposure to patients and associated risk, MR imaging may be an alternative to CTPA. This method can be used as an alternative method of embolus detection in cases with contrast allergy, renal failure, pregnancy, and pediatric patients.

Benzer Tezler

  1. ALI ve ARDS hastalarında, yüzüstü ve yarıoturur pozisyonlarının intraabdominal basınç, hemodinami ve alveoler oksijenasyon üzerine etkileri

    The effects of prone and semirecumbent position on intraabdominal pressure,hemodynami̇cs and alveolar oxygenation in patients with ALI and ARDS

    ŞENAY GÖKSU TOMRUK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2007

    Anestezi ve ReanimasyonSağlık Bakanlığı

    Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı

    UZMAN ASU ÖZGÜLTEKİN

  2. Laparoskopik kolesistektomi operasyonu geçiren hastalarda üç farklı peep düzeyinin hemodinami, solunum mekaniği ve gaz değişimi üzerine etkilerinin karşılaştırılması

    Comparison of the effects of 3 different PEEP levels on hemodynamics, respiratory mechanics and elimination of volatile anesthetic agent in patients undergoing laparoscopic cholecystectomy

    HÜSNÜ MERT ARINALP

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    Anestezi ve ReanimasyonSağlık Bakanlığı

    Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı

    DR. GÜLŞAH KARAÖREN

    DR. ÖMER TORUN ŞAHİN

  3. Mitral anülüs lateral duvar izovolümik miyokardiyal akselerasyon ve izovolümik kontraksiyon sırasındaki maksimum miyokardiyal velositesinin mitral yetersizlik derecesi ile olan ilişkilerinin değerlendirilmesi

    Assessment of relationship between severity of mitral regurgitation and isovolumic myocardial acceleration -peak myocardial velocity during isovolumic contraction parameters measured on lateral mitral annulus.

    ERKAN İLHAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    KardiyolojiHacettepe Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. GÜLŞAH TAYYARECİ

  4. Non iskemik dilate kardiyomiyopati hastalarında sağ ventrikül sistolik fonksiyon bozukluğunu öngördüren ekokardiyografik parametrelerin incelenmesi, fonksiyonel kapasite ve serum BNP düzeyleri ile korelasyonu

    Predictors of right ventricular systolic dysfunction in non-ischemic dilated cardiomyopathy, correlation with functional capacity and serum BNP levels

    İBRAHİM OĞUZ KARACA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    Kardiyolojiİstanbul Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ALİ METİN ESEN

  5. Düşük ejeksiyon fraksiyonu ve/veya pulmoner hipertansiyonu olan kalp kapak cerrahisi uygulanan hastalarda levosimendan etkinliği

    Effecti̇veness of levosi̇mendan in low ejection fraction and/or pulmonary hypertension with heart valve surgery

    ÖZGÜR ERSOY

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2008

    Göğüs Kalp ve Damar CerrahisiSağlık Bakanlığı

    Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı

    DR. FERİT ÇİÇEKÇİOĞLU