Geri Dön

Çocuklarda suprakondiler tip 2 humerus kırıklarında konservatif ve cerrahi tedavi sonuçlarının klinik, fonksiyonel ve radyolojik açıdan karşılaştırılması

Clinical, functional and radiological comparison of conservative and surgical treatment results in pediatric type 2 supracondylar humerus fractures

  1. Tez No: 622939
  2. Yazar: MUHAMMED BİLAL KÜRK
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. TİMUR YILDIRIM
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Ortopedi ve Travmatoloji, Orthopedics and Traumatology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2020
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Metin Sabancı Baltalimanı Kemik Hastalıkları Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: 128

Özet

Amaç: Çocuklarda önkol distal kırıklarından sonra en sık görülen kırıklar humerus suprakondiler bölgedeki ekstansiyon tipi kırıklardır. Gartland sınıflamasına göre tip 1 kırıkların konservatif, tip 3 kırıkların ise cerrahi yolla tedavi edilmesi gerektiği şeklinde literatürde konsensus varken; tip 2 kırıkların tedavisi için görüş birliği yoktur. Biz bu çalışma ile her iki tedavi metoduyla tedavi edilmiş hastaların sonuçlarını klinik, fonksiyonel ve radyolojik açıdan değerlendirip cerrahlara tedavi seçimi hakkında ipuçları vermeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda Ocak 2012 ile Aralık 2016 tarihleri arasında 2-12 yaş aralığında olup dahil edilme kriterlerine sahip tip 2 humerus suprakondiler kırıklarından konservatif yolla tedavi edilen 60 hasta, cerrahi yolla tedavi edilmiş 60 hasta değerlendirilmiştir. Klinik açıdan taşıma açıları, hareket açıklıkları ile erken veya geç dönem komplikasyonlar (nörolojik yaralanma, pin dibi enfeksiyonu, miyozitis ossifikans vs.), fonksiyonel açıdan grupların kozmetik ve fonksiyonel sonuçları (Flynn kriterleri kullanılarak) ile hastaların subjektif değerlendirmeleri, radyolojik açıdan ise Baumann açı (BA), Humeroulnar açı (HUA), Metafizodiafizer açı (MDA), Lateral kapitellohumeral açı (LCHA), Şaft kondil açısı (SCA), Anterior humeral çizgi indeksi (AHLI), kırığın koronal ve sagital plandaki seyri, medial kolonda parçalanma veya çökme, rotasyon varlığı, Gordon ve Griffet indeksleri gibi parametreler incelenmiş olup bu iki gruptaki hastaların verileri birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Bulgular: İlk olarak hastaların acile ilk başvuru anındaki radyolojik ve demografik verileri kontrol edilmiş olup grupların homojen dağıldığı görülmüştür (p>0,05). Konservatif grupta taşıma açısının diğer ekstremiteden ortalama farkı 2,33±5,53 olup, hareket açıklığının (ROM) diğer ekstremiteden ortalama farkı ise 1,83±6,25' dir. Cerrahi grupta ise taşıma açısı farkı 1,63±5,92' iken, ROM farkı 2,35±7,14' dür. Komplikasyon olarak cerrahi grupta 2 (%3,3) hastada pin dibi enfeksiyonu; konservatif grupta ise 1 (%1,6) hastada miyozitis ossifikans gelişmiş olup deformite nedeniyle cerrahi müdahale ihtimali açısından takibe alınan hasta sayısı cerrahi grupta 3 (%6,7), konservatif grupta 4 (%8,3)' dür. Cerrahi grupta Flynn kriterlerine göre kozmetik açıdan kötü sonuç yokken, konservatif grupta kozmetik açıdan 3 (%5) hasta kötü sonuçla neticelenmiştir. Fonksiyonel açıdan ise konservatif grupta mükemmel-iyi sonuç sayısı 55 (%91,7) iken, cerrahi yapılan grupta bu sayı 49 (%81,7)' dur. Hastaların teşhis ve takiplerinde taşıma açısı ve hareket açıklığıyla korelasyonu istatistiksel olarak en tutarlı ve güvenilir parametreler Baumann (BA) ve Lateral kapitellohumeral açıdır (LCHA) (p0,05). Sonuç: Bu bulgular sonucunda komplikasyon, taşıma açısı, ROM ile kozmetik ve fonksiyonel sonuçlar (Flynn kriterlerine göre) açısından gruplar arası anlamlı fark yoktur (p>0,05). Ancak gruplar arasında rotasyon, medial kolonda çökme veya parçalanma, koronal planda kırığın seyrinin 10' den daha fazla oblik olması gibi durumları içeren alt grup analizi yapıldığında konservatif grupta taşıma açısının istatistiksel olarak anlamlı şekilde varus yönünde bir bozulmaya uğradığı sonucuna varılmıştır (p

Özet (Çeviri)

Purpose: The most common fractures after distal forearm fractures in children are extension type fractures in the humeral supracondylar region. According to Gartland classification, there is consensus in the literature that type 1 fractures should be treated conservatively and type 3 fractures should be treated surgically; but the treatment of type 2 fractures is controversial. In this study, we aimed to evaluate the results of patients treated with both treatment methods from clinical, functional and radiological point of view and to give clues about the choice of treatment to surgeons. Matherial and Method: In our study, between January 2012 and December 2016 aged 2-12 years, 120 patients with type 2 humeral supracondylar fractures with inclusion criteria were evaluated. 60 of 120 patients were treated conservatively and 60 were treated surgically. Clinically; transport angles, range of motion and early or late complications (neurological injury, pin site infection, myositis ossificans etc.), functionally; cosmetic and functional results of the groups (using Flynn criteria) and subjective evaluations of patients, radiologically; parameters such as Baumann angle (BA), Humeroulnar angle (HUA), Metaphysodiaphyseal angle (MDA), Lateral capitellohumeral angle (LCHA), Shaft condyle angle (SCA), Anterior humeral line index (AHLI), fracture in the coronal and sagittal plane, fragmentation or collapse of medial colon, presence of rotation, Gordon and Griffet indices were evaluated and the data of patients in these two groups were compared with each other. Results: Firstly, the radiological and demographic data of the patients at the time of first admission were checked and the groups were homogeneously distributed (p>0,05). In the conservative group, the mean difference of carrying angle from the other extremity was 2,33±5,53, and the mean difference of range of motion (ROM) from the other extremity was 1,83±6,25. In the surgical group, the difference in carrying angle was 1,63±5,92, and the ROM difference was 2.35±7.14. Complications as pin site infeciton in 2 (%3,3) patients in the surgical group and 1 (%1,6) patient developed myositis ossificans in the conservative group. The number of patients who were followed up due to the deformity was 3 (%6.7) in the surgical group and 4 (%8,3) in the conservative group. In the surgical group, there were no cosmetically poor results according to the Flynn criteria, whereas in the conservative group, 3 (%5) patients cosmetically poor resulted. In functional terms, the number of excellent-good results was 55 (%91,7) in the conservative group, whereas 49 (%81,7) in the surgical group. Baumann (BA) and Lateral capitellohumeral angle (LCHA) were the most consistent and reliable parameters in the diagnosis and follow-up of patients (p0,05). Conclusion: As a result of these findings, there was no significant difference between the groups in terms of complications, carrying angle, ROM and cosmetic and functional results (according to Flynn criteria) (p>0,05). However, when subgroup analysis was performed including rotation, medial colon collapse or fragmentation, and the fracture course of the coronal plane was more than 10 oblique, it was concluded that the angle of carriage in the conservative group had a statistically significant deterioration in the varus direction (p

Benzer Tezler

  1. Çocuklarda deplase suprakondiler humerus kırıklarının, kapalı redüksiyon ve perkütan telleme yöntemi ile tedavi etkinliği ve cerrahi süre üzerine klinik tecrübe ve deneyimin etkilerinin araştırılması

    Displaced supracondylar humeral fractures in children, with closed reduction and percutaneous wire metod of surgical treatment efficacy and duration on the effects of clinical experience

    MUHİTTİN SONER SAĞIROĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2011

    Ortopedi ve TravmatolojiFırat Üniversitesi

    Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. OKTAY BELHAN

  2. Çocuk acil servise başvuran 2-12 yaş arası suprakondiler humerus kırığı olan hastaların klinik ve epidemiyolojik değerlendirilmesi

    Clinical and epidemiological evaluation of patients with supracondylar humerus fractures aged 2-12 years admitted to the Pediatric Emergency Department

    EMIL NURIYEV

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıDokuz Eylül Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. DURGÜL YILMAZ

    PROF. DR. MURAT DUMAN

  3. Pediatrik suprakondiler humerus kırıklarında kapalı perkütan pinleme metodlarıyla opere edilen hastalarda klinik ve radyolojik sonuçlarımız

    Our clinical and radiological results in patients operated with closed percutane pining methods in pediatric supracondilar humerus fractures

    SADDAM Y.M. MALI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Ortopedi ve TravmatolojiKahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

    Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ MUSTAFA ABDULLAH ÖZDEMİR

  4. Çocuk suprakondiler humerus kırıklarında cerrahi tedavi: Klinik ve radyolojik sonuçlarımız

    Operative treatment of supracondylar fractures of the humerus in children: Clinical and radiological outcomes

    TOGHRUL İSMAYILOV

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    Ortopedi ve TravmatolojiNecmettin Erbakan Üniversitesi

    Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. ONUR BİLGE

  5. Çocuk suprakondiler humerus kırıklarında uygulanan açık ve kapalı cerrahi metodların değerlendirilmesi

    Comparison of open and closed surgical methods in the treatment of supracondylar humerus fractures of children

    AHMET MURAT AKSAKAL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2009

    Ortopedi ve TravmatolojiUludağ Üniversitesi

    Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MEHMET BARTU SARISÖZEN