Geri Dön

Tiroid fonksiyon bozukluğu olan hastalarda kardiyovasküler risk tahmini ve primer koruma

Cardiovascular risk estimation and primary prevention in patients with thyroid dysfunction disorder

  1. Tez No: 901689
  2. Yazar: ASLIHAN AŞKIN
  3. Danışmanlar: PROF. DR. CÜNEYT ARDIÇ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Aile Hekimliği, Family Medicine
  6. Anahtar Kelimeler: Tiroid fonksiyon bozukluğu, Kardiyovasküler hastalık risk faktörleri, SCORE2, Primer koruma, Thyroid dysfunction, Cardiovascular disease risk factors, SCORE2, Primary prevention
  7. Yıl: 2024
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bakanlığı
  10. Enstitü: Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bu çalışmada, tiroid fonksiyon bozukluğu olan vaka grubu ile tiroid fonksiyon bozukluğu olmayan kontrol grubu arasında SCORE2 algoritması kullanılarak hesaplanan ölümcül ve ölümcül olmayan kardiyovasküler olay riski arasındaki ilişkiyi incelemek, primer koruma kapsamında yapılabilecek tıbbi müdahaleleri saptamayı amaçladık. Gereç-Yöntem: Retrospektif tanımlayıcı tipteki bu araştırma, Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği polikliniğine 40-69 yaş arasındaki 230 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların poliklinik ziyareti esnasında rutinde bakılan laboratuvar tetkikleri ile kan basıncı, kullandığı ilaç bilgisi, aşı durumu, sosyodemografik verileri, sigara ve alkol kullanım durumu bilgisi sorgulanan hastalar çalışmaya dahil edildi. Hastalara SCORE2 algoritması kullanılarak kardiyovasküler hastalık riskine göre kategorize edilmiştir. Bulgular: Statin kullanımı, hipertansiyon ilacı kullanımı ve aspirin kullanımı açısından iki grup arasında anlamlı bir fark bulunmaktadır. Statin kullanımı, hipertansiyon ilacı kullanımı ve aspirin kullanımı vaka grubunda kontrol grubuna kıyasla anlamlı olarak daha yüksektir (p<0.05) (Tablo 8). Her iki cinsiyet vaka ve kontrol grubunda kardiyovasküler sınıfına göre karşılaştırıldığında, her iki grupta da cinsiyet açısından anlamlı bir fark bulunmaktadır (p<0.001) (Tablo 14). Araştırmaya katılan bireylerde, biyokimyasal ölçümler vaka ve kontrol grubunda karşılaştırıldığında TSH ve T4 düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmıştır (p<0.05) (Tablo 16). Sistolik kan basıncı ve diastolik kan basıncı ile SCORE-2 puanı arasında pozitif yönde, düşük düzeyde bir ilişki bulunmuştur (p<0,001) (Tablo 17). Katılımcıların SCORE-2 puanı ile yaş arasında anlamlı pozitif yönde güçlü kuvvette ilişki, SCORE-2 puanı ile LDL, non HDL, Total Kolesterol ve Trigliserit düzeyi arasında anlamlı pozitif yönde zayıf kuvvette bir ilişki saptanmıştır (p<0,05) (Tablo 17). Kan basıncı normal olan katılımcılara kıyasla evre 1 hipertansiyonu olan ve evre 2 hipertansiyonu olan ve artmış kan basıncı olan gruplarda SCORE-2 puanları istatistiksel olarak önemli ölçüde yüksektir (p<0,001) (Tablo 22). Cinsiyet göre SCORE-2 puanına bakıldığında erkeklerin puan ortalaması, kadınlardan istatiksel olarak önemli düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0,001). Hipertansiyon ilacı kullananlarda, kullanmayanlara kıyasla SCORE-2 puanı, istatiksel olarak önemli düzeyde yüksek bulunmuştur (p=0,001). Statin ilacı kullananlarda, kullanmayanlara kıyasla SCORE-2 puanı, istatiksel olarak önemli düzeyde yüksek bulunmuştur (p=0.013) Sigara kullananlara SCORE-2 puan ortalamaları sigara kullanmayan ve sigarayı bırakmışlara göre istatiksel olarak önemli ölçüde yüksek bulunmuştur (p=0,004). Alkol kullanan katılımcılıların SCORE-2 puan ortalamaları kullanmayanlara kıyasla istatiksel olarak önemli ölçüde yüksektir (p=0,045) (Tablo 24). Cinsiyet göre SCORE-2 puanına bakıldığında erkeklerin puan ortalaması, kadınlardan istatiksel olarak önemli düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0,001). Hipertansiyon ilacı kullananlarda, kullanmayanlara kıyasla SCORE-2 puanı, istatiksel olarak önemli düzeyde yüksek bulunmuştur (p=0,001). Sigara kullananlara SCORE-2 puan ortalamaları sigara kullanmayan ve sigarayı bırakmışlara göre istatiksel olarak önemli ölçüde yüksek bulunmuştur (p=0,004). Alkol kullanan katılımcılıların SCORE-2 puan ortalamaları kullanmayanlara kıyasla istatiksel olarak önemli ölçüde yüksektir (p=0,045) (Tablo 25). Araştırmaya katılan bireylerde 50 yaş ve üstü olanlarda, kadınlarda, sigara kullananlarda, statin kullananlarda ve hipertansiyon ilacı kullananlarda SCORE-2 puan evresi anlamlı olarak daha yüksek saptanmıştır (p<0.05) (Tablo 26). Vaka grubunda, 50 yaş ve üstü olanlarda, kadınlarda, sigara kullananlarda ve hipertansiyon ilacı kullananlarda SCORE-2 puan evresi anlamlı olarak daha yüksek saptanmıştır (p<0.05) (Tablo 27). Oluşturulan lojistik regresyon modelinde, katılımcıların SCORE-2 puan evrelemesinde yüksek ve çok yüksek riskli olma durumunu; sigara içmek 192 kat, erkek olmak 17.4 kat, 50 yaş üstü olmak 9.3 kat, statin kullanmak 2.9 kat arttırmaktadır (p<0.05) (Tablo 29). Oluşturulan lojistik regresyon modelinde, vaka grubunda SCORE-2 puan evrelemesinde yüksek ve çok yüksek riskli olma durumunu; sigara içmek 69,2 kat, erkek olmak 18.8 kat, 50 yaş üstü olmak 12.5 kat arttırmaktadır (p<0.05) (Tablo 31). Oluşturulan lojistik regresyon modelinde, kontrol grubunda SCORE-2 puan evrelemesinde yüksek ve çok yüksek riskli olma durumunu; sigara içmek 87.3 kat, erkek olmak 15.4 kat, statin kullanmak 7.1 kat, 50 yaş üstü olmak 4,82 kat arttırmaktadır (p<0.05) (Tablo 33). Sonuç ve Öneriler: Hastalarla ilk temas noktası olan birinci basamak sağlık hizmetlerinde biz aile hekimliği uzmanlarının, hastaların şikayetlerine göre hastaları tiroid fonksiyon bozuklukları açısından taramamız gerektiğini bu hastaları aynı zamanda kardiyovasküler hastalık risk faktörleri açısından da değerlendirmemiz gerektiğini ortaya koymaktadır. SCORE2 algoritmasına göre zaten yüksek riskli bölgede değerlendirilen ülkemiz insanlarını kardiyovasküler hastalıkla ilgili değiştirilebilir risk faktörleri açısından korumak büyük önem taşımaktadır. Bunu için primer koruma kapsamında, hastalık oluşmadan önce mevcut kılavuzlar doğrultusunda önleyici tıbbi müdahalelerin uygulanması ve bu müdahalelerin sonucunda, kardiyovasküler hastalıkların ve bu hastalıklara bağlı ölüm oranlarının azaltılmasında önemli ilerlemeler kaydedilebilir. Böylece, aile hekimliğinin temel ilkelerinden biri olan kapsamlı bakım anlayışının gereklilikleri yerine getirilmiş olur. Bu yaklaşım, hastaların sadece mevcut şikayetleriyle değil, aynı zamanda koruyucu sağlık hizmetleri çerçevesinde de bütüncül olarak ele alınmasını sağlar.

Özet (Çeviri)

Objective: In this study, we aimed to examine the relationship between the risk of fatal and non-fatal cardiovascular events calculated using the SCORE2 algorithm between the case group with thyroid dysfunction and the control group without thyroid dysfunction, and to determine the medical interventions that can be performed within the scope of primary prevention. Materials-Methods: This retrospective descriptive study was conducted with 230 participants between the ages of 40-69 at the Rize Recep Tayyip Erdoğan University Education and Research Hospital Family Medicine Outpatient Clinic. During the outpatient clinic visits of the participants, patients whose blood pressure, medication information, vaccination status, sociodemographic data, smoking and alcohol use were questioned were included in the study. The patients were categorized according to their cardiovascular disease risk using the SCORE2 algorithm. Results: There is a significant difference between the two groups in terms of statin use, hypertension medication use and aspirin use. Statin use, hypertension medication use and aspirin use are significantly higher in the case group compared to the control group (p<0.05) (Table 8). When both genders are compared in terms of cardiovascular class in the case and control groups, there is a significant difference in terms of gender in both groups (p<0.001) (Table 14). When biochemical measurements in the individuals participating in the study were compared in the case and control groups, a statistically significant difference was found in TSH and T4 levels (p<0.05) (Table 16). A positive, low-level correlation was found between systolic blood pressure and diastolic blood pressure and SCORE-2 score (p<0.001) (Table 17). A significant positive and strong relationship was found between the participants' SCORE-2 score and age, and a significant positive and weak relationship was found between the SCORE-2 score and LDL, non-HDL, Total Cholesterol and Triglyceride levels (p<0.05) (Table 18). Compared to the participants with normal blood pressure, the SCORE-2 scores were statistically significantly higher in the groups with stage 1 hypertension, stage 2 hypertension and increased blood pressure (p<0.001) (Table 22). When the SCORE-2 score was examined according to gender, the mean score of men was found to be statistically significantly higher than that of women (p<0.001). The SCORE-2 score was found to be statistically significantly higher in those using hypertension medication compared to those not using it (p=0.001). In statin drug users, SCORE-2 score was found to be statistically significantly higher compared to non-users (p=0.013). Mean SCORE-2 score of smokers was found to be statistically significantly higher compared to non-smokers and ex-smokers (p=0.004). Mean SCORE-2 score of participants who use alcohol was found to be statistically significantly higher compared to non-users (p=0.045) (Table 24). When SCORE-2 score was examined by gender, the mean score of men was found to be statistically significantly higher than that of women (p<0.001). SCORE-2 score was found to be statistically significantly higher in those who use hypertension medication compared to non-users (p=0.001). Mean SCORE-2 score of smokers was found to be statistically significantly higher compared to non-smokers and ex-smokers (p=0.004). The mean SCORE-2 scores of participants who consumed alcohol were statistically significantly higher compared to those who did not (p=0.045) (Table 25). Among the individuals participating in the study, the SCORE-2 score stage was found to be significantly higher in those aged 50 and over, women, smokers, statin users and those using hypertension medication (p<0.05) (Table 26). In the case group, the SCORE-2 score stage was found to be significantly higher in those aged 50 and over, women, smokers and those using hypertension medication (p<0.05) (Table 27). In the logistic regression model created, the high and very high risk status in the SCORE-2 score stage of the participants increased by 192 times smoking, 17.4 times being male, 9.3 times being over 50 years old and 2.9 times using statins (p<0.05) (Table 29). In the logistic regression model, the high and very high risk status in the SCORE-2 score stage in the case group is increased by 69.2 times by smoking, 18.8 times by being male, and 12.5 times by being over 50 years of age (p<0.05) (Table 31). In the logistic regression model, the high and very high risk status in the SCORE-2 score stage in the control group is increased by 87.3 times by smoking, 15.4 times by being male, 7.1 times by using statins, and 4.82 times by being over 50 years of age (p<0.05) (Table 33). Conclusion and Recommendations: It is revealed that we, as family physicians, should screen patients for thyroid dysfunction according to their complaints in primary health care services, which are the first point of contact with patients, and that we should also evaluate these patients for cardiovascular disease risk factors. According to the SCORE2 algorithm, it is of great importance to protect the people of our country, who are already evaluated in the high-risk area, in terms of modifiable risk factors related to cardiovascular disease. For this purpose, within the scope of primary prevention, preventive medical interventions should be implemented in line with the current guidelines before the disease occurs, and as a result of these interventions, significant progress can be made in reducing cardiovascular diseases and mortality rates related to these diseases. Thus, the requirements of the comprehensive care approach, which is one of the basic principles of family medicine, are fulfilled. This approach ensures that patients are addressed holistically not only with their current complaints, but also within the framework of preventive health services.

Benzer Tezler

  1. Subklinik hipotiroidide aort elastisitesinin değerlendirilmesi

    Evaluation of aortic elasticity in subclinical hypothyroidism

    SEVİL ÖZKAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2005

    Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. DURSUN DUMAN

  2. Development of mirna biomarkers for the differentiation between gingivitis and periodontitis: A pilot study

    Gingivitis ve periodontitis ayrımı için mirna biyobelirteçlerinin geliştirilmesi: Pilot çalışma

    DHAFIR LATIEF FAYADH FAYADH

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2023

    BiyokimyaSüleyman Demirel Üniversitesi

    Kimya Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MUSTAFA CALAPOĞLU

  3. Normal-hipertiroidi ve hipotiroidi'li kişilerde prostaglandin-benzeri aktivite tayini

    Serum prostaglandin-like activity assay in normal hyperthyroid and hypothyroid individuals

    NECLA MAVİOĞLU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1984

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıCumhuriyet Üniversitesi

    Farmakoloji Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. YUSUF SARIOĞLU

  4. Anne ve yenidoğanda T4 ve TSH düzeylerinin ölçülmesi ve tiroid fonksiyonlarının incelenmesi

    Başlık çevirisi yok

    HATİCE YENER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıTrakya Üniversitesi

    Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SEZER HATEMİ

  5. Sıçan glandula thyroidea'sının innervasyonu ve parankima hücreleri'ne ilişkin ışık mikroskobik bulgular

    Başlık çevirisi yok

    MELDA YARDIMOĞLU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    MorfolojiUludağ Üniversitesi

    Histoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı