Maksiller kesici dişlerdeki palatogingival oluk prevalansının konik ışınlı bilgisayarlı tomografi ile değerlendirilmesi
Evaluation of palatogingival groove prevalence in maxillary incisors with cone beam computed tomography
- Tez No: 905696
- Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ SELİN GÖKER KAMALI
- Tez Türü: Diş Hekimliği Uzmanlık
- Konular: Diş Hekimliği, Dentistry
- Anahtar Kelimeler: kemik kaybı, KIBT, palatogingival oluk, periapikal lezyon, prevalans, bone loss, CBCT, palatogingival groove, periapical lesion, prevalence
- Yıl: 2024
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Marmara Üniversitesi
- Enstitü: Diş Hekimliği Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Endodonti Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Bu çalışmanın amacı konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) kullanarak maksiller kesici dişlerde palatogingival olukların (PGO) prevalansını değerlendirmek ve PGO ile yaş, cinsiyet, diş tipi, periodontal kemik kaybı ve periapikal lezyon varlığı arasındaki ilişkiyi analiz etmektir. Gereç ve yöntem: Çalışmaya 943 hastanın KIBT görüntüleri dahil edildi ve hastaların yaşı, cinsiyeti ve PGO durumu kaydedildi. PGO tipleri Gu sınıflamasına göre belirlendi. PGO'ya sahip hastaların tüm maksiller kesici dişleri periapikal lezyon ve kemik kaybı varlığı açısından değerlendirildi. İstatistiksel analiz Pearson ki-kare ve Fishers exact testleri ile yapıldı. Bulgular: 89 hastanın 107 maksiller kesici dişinde PGO tespit edildi ve PGO prevalansı %2,8 olarak bulundu. Sadece 9 maksiller santral kesici dişte (%0,4) PGO gözlendi ve bu oran maksiller lateral kesici dişlere (%5,2) göre anlamlı derecede düşüktü (p<0,05). PGO çoğunlukla kadınlarda (%11,8) (p<0,05) ve unilateral (%80.9) olarak gözlendi. En yaygın görülen PGO tip I (%75,7) iken, bunu tip II (%15,9) ve tip III (%8,4) takip etti. PGO'lu dişlerin çoğunda kemik kaybı tespit edildi (p<0,001). PGO'nun tip I olduğu durumda genellikle kemik kaybı görülmezken (%84), Ancak tip II PGO'ya sahip dişlerin %88,2'sinde ve tip III PGO'ların tamamında (%100) kemik kaybı olduğu gözlendi (p<0,001). PGO durumu ile periapikal lezyon durumu arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p<0,001)). Periapikal lezyonu olmayan PGO'lu dişlerin çoğunlukla tip I olduğu, PGO tip II veya tip III olduğunda ise dişlerde çoğunlukla periapikal lezyon olduğu tespit edildi (p<0,001). Ayrıca PGO'lu dişlerde periapikal lezyon durumu ile kemik kaybı durumu arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p<0,001). Sonuç: PGO'ların çoğu unilateral olarak maksiller lateral kesici dişlerde ve kadınlarda görüldü. Tip II ve tip III PGO çoğunlukla periodontal kemik kaybına ve periapikal lezyona sahipti. Ayrıca alveolar kemik kaybı görülen PGO'lu dişlerin çoğunda periapikal lezyon vardı.
Özet (Çeviri)
Objective: The aim of this study was to evaluate the prevalence of palatogingival groove (PGG) in maxillary incisors using cone beam computed tomography (CBCT) and to analyze the relationships between PGG and tooth type, age, gender, periodontal bone loss status and periapical lesion status. Methods: CBCT images of 943 patients were included. Age, gender and presence of PGG were recorded. PGG type was determined according to Gu classification. All incisors of patients with PGG teeth were evaluated for periapical lesions and bone loss. Statistical analysis was performed with Pearson chi-square and Fishers exact tests. Results: 107 maxillary incisors of 89 patients had PGG and the prevalence of PGG teeth was found to be 2.8%. PGG was observed in only 9 maxillary central incisors (0.4%), which is significantly less compared to maxillary lateral incisors (5.2%) (p<0.05). PGG was observed in 11.8% of women (p<0.05) and predominantly unilateral (80.9%). The most common PGG was type I (75.7%), followed by type II (15.9%) and III (8.4%). Bone loss was mostly found in teeth with PGG (p<0.001). While bone loss was generally not observed in cases of type I PGO (84%), bone loss was observed in 88.2% of teeth with type II PGO and in all teeth with type III PGO (p<0.001). There was a significant relationship between PGG status and periapical lesion status (p<0.001). PGG teeth without periapical lesions were mostly type I. When PGG was type II or III, teeth mostly had periapical lesions (p<0.001). Also, a significant relationship was determined between periapical lesion status and bone loss status in PGG teeth (p<0.001). Conclusion: Most PGGs were seen unilaterally in maxillary lateral incisors and in women. Type II and type III PGG mostly had bone loss and periapical lesions. In addition, periapical lesions were usually present in PGG teeth with bone loss.
Benzer Tezler
- Gömülü maksiller kanin dişlerinin lokalizasyonunda paralaks ve status-x radyografik yöntemlerinin tanı değerlerinin karşılaştırılması
Başlık çevirisi yok
OSMAN MURAT BİLGE
- Maksiller sinüs patolojilerinde ortopantomografinin tanı değeri ve bulguların waters pozisyonunda çekilen paranazal sinüs radyogramı ile karşılaştırılması
Başlık çevirisi yok
ABUBEKİR HARORLI
Doktora
Türkçe
1980
Radyoloji ve Nükleer TıpAtatürk ÜniversitesiOral Diagnoz ve Radyoloji Ana Bilim Dalı
- Üst total protezlerde kullanılan değişik ölçü maddelerinin, tutuculuk üzerine olan etkilerinin karşılaştırılması
Başlık çevirisi yok
LÜTFİ İHSAN ALADAĞ
- Sinüs maksillarisin ortopantomografi ile gelişiminin incelenmesi ve ortodontik anomalilerle ilişkisi
Başlık çevirisi yok
HÜSAMETTİN OKTAY
- Maksiller sinüzit ön tanısı ile başvuran olgularda malign tümör olasılığının lavaj-sitolojisi yöntemi ile araştırılması
Başlık çevirisi yok
ADNAN ÖZMEN