Leiomyom ve leiomyosarkom ayrımında preoperatif hematolojik inflamatuar belirteçlerin değerlendirilmesinin hastalık ayrımındaki yeri ve yararı
Evaluation of preoperative hematologic inflammatory markers in thedifferentiation of leiomyoma and leiomyosarcoma and their clinicalrelevance
- Tez No: 905734
- Danışmanlar: PROF. DR. TUĞBA ENSARİ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2024
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Ankara Bilkent Şehir Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Leiomyom nedeniyle histerektomi yapılan kadınlarda beklenmeyen sarkom prevalansı %0,49'a kadar değişmektedir.Amacımız kesin tanısı histopatolojik olarak konulan ve klinik şikayetleri benzer bu hastalıkların preoperatif dönemde hematolojik inflamatuar belirteçleri olan nötrofil/lenfosit lenfosit/monosit platelet/monosit ve DNI indekslerinin karşılaştırılarak değerlendirilmesi; bu sonuçların hasta takibi,operatif ve postoperatif verilecek klinik karar ve seyrin planlanmasını destekleyen noninvaziv bir belirteçler olarak öneminin belirlenmesidir.Böylece ayırıcı tanısı histopatolojik olarak yapılan iki hastalığın erken dönemde ayırıcı tanı için yardımcı olabilecek noninvaziv, ucuz ve kolay ulaşılabilir bir laboratuvar belirteci ortaya koymayı amaçlamaktayız. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza 01.01.2020 -30.05.2024 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi Jinekolojik Onkoloji ve Jinekoloji Kliniğinde histerektomi olan (30-80 yaş arası, bilinen akut inflamatuar ek hastalığı olmayan) kadın hastalar dahil edildi. Bu hastaların histerektomi sonucundaki uterus patolojilerine bakıldı.Patoloji sonucu sadece leiomyom ve sadece leiomyosarkom gelenler olmak üzere iki hasta grubu oluşturuldu. Daha önce yapılan power analizine göre toplamda 280 leiomyom 250 hasta ve leiomyosarkom 30 hasta olacak şekilde hastalar belirlendi. Bu hastaların preoperatif dönemde alınan kanları ve hastaların dosyalarındaki anamnezleri incelendi. Hastalar öncelikli olarak hematolojik değerler (Hemoglobin, lökosit, lenfosit, nötrofil, monosit, platelet,MPV,PDW,RDW,PCT) ve bu değerler arasında olan oranları(Nötrofil/Lenfosit oranı,Lenfosit/Monosit oranı, Platelet/lenfosit oranı) inflamasyon üzerine etkisi olduğu düşünülen CRP ve LDH delta nötrofil indeksi üzerinden karşılaştırıldı.Çalışmamızdaki hasta seçiminde ;aktif enfeksiyonu olanlar, akut romatizmal gibi inflamasyonu tetikleyebilecek hastalıkları olan hastalar çalışmadan dışlandı. Bulgular: Laboratuvar değerleri karşılaştırıldığında hemoglobin (leiomyosarkom ortalama 11,6 , SS 1,6, leiomyom ortalama 11,9, SS 1,6), lenfosit (leiomyosarkom ortalama 1730,7, SS 641,3, leiomyom ortalama 1888,4, SS 565,2), RDW (leiomyosarkom ortalama 16,4, SS 4,0, leiomyom ortalama 15,6, SS 4,0), MPV (leiomyosarkom ortalama 8,3, SS 1,0, leiomyom ortalama 8,3, SS 1,0) ve PDW (leiomyosarkom ortalama 48,3, SS 9,9, leiomyom ortalama 48,6, SS 9,9) değerlerinin her iki grup arasında farklı olmadığı görülmüştür (p=0,389 p=0,156, p=0,277, p=0,754, p=0,870). Lökosit değerlerinin leiomyosarkom olanlarda (ortalama 8727,3, SS 3755,5), leiomyom olanlara göre (ortalama 6869,0, SS 1763,6) daha yüksek, nötrofil değerlerinin leiomyosarkom olanlarda (ortalama 6214,0, SS 3351,3), leiomyom olanlara göre (ortalama 4345,2, SS 1429,9) daha yüksek, monosit değerlerinin leiomyosarkom olanlarda (ortalama 470,3, SS 253,7), leiomyom olanlara göre (ortalama 361,2, SS 117,5) daha yüksek, platelet değerlerinin leiomyosarkom olanlarda (ortalama 360100,0, SS 176874,3), leiomyom olanlara göre (ortalama 302296,0, SS 80017,6) ve PCT değerlerinin leiomyosarkom olanlarda (ortalama 0,3,SS 0,1) leiomyom olanlara göre (ortalama 0,2, SS 0,1) daha yüksek olduğu bulunmuştur (p=0,012, p=0,005, p=0,027, p=0,030, p=0,034).Leiomyosarkom ve leiomyom hastalarında biokimyasal özellikler karşılaştırıldığında nötrofil/lenfoist oranları leiomyosarkom hastalarında (ortalama 3,9, SS 2,5), leiomyom hastalarında (ortalama 2,4, SS1,0), LDH düzeyi leiomyosarkom hastalarında (ortalama 344,6, SS 162,0), leiomyom hastalarında (ortalama 205,2, SS 31,2), CRP düzeyi leiomyosarkom hastalarında (ortalama 35,0, SS 83,6), leiomyom hastalarında (ortalama 0,5, SS 1,8), platelet/lenfosiot oranı leiomyosarkom hastalarında (ortalama 222,9, SS 97,6), leiomyom hastalarında (ortalama 176,0, SS 80,3) anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p=0,002, p<0,001, p=0,031, p=0,016). DNI seviyesi leiomyosarkom hastalarında (ortalama 0,8, SS 1,7), leiomyom hastalarında (ortalama 0,1, SS 0,1) ve lenfosit/monoist oranı leiomyom hastalarında (ortalama 5,6, SS 2,0), leiomyosarkom hastalarında (ortalama 4,2, SS 2,0) anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p=0,021, p=0,001).Opere olan hastalarda biyopsi sonucuna göre leiomyosarkom olmasını öngören faktörler incelendiğinde sadece yaş ve LDH seviyesinin leiomyosarkom sonucunu etkilediği görülmüştür. Yaşta her 1 artışın leiomyosarkom olma olasılığını 1,176 (%95 GA 1,060-1,305) ve LDH seviyesinde 1 birim artışın leiomyosarkom olma olasılığını 1,035 (%95 GA 1,018-1,052) arttırdığı bulunmuştur (p=0,002, p<0,001).Diğer değişkenlerin biyopsi sonucunun leiomyosarkom olmasını öngören anlamlı faktörler olmadığı görülmüştür. Sonuç: Sonuç olarak,çalışmamızda leiomyosarkom ve leiomyom arasında preoperatif dönemde bakılan inflamatuar belirteçler içerisinden histopatolojik sonuca göre yapılan karşılaştırmada leiomyosarkom olmasını öngören faktörler incelendiğinde sadece yaş ve LDH seviyesinin leiomyosarkom sonucunu etkilediği görülmüştür.Ayrıca patoloji sonucundan bağımsız olarak nötrofil/lenfoist oranlarını, CRP düzeyini,platelet/lenfosiot oranını ve delta nötrofil indeksini anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Literatür tarandığında leiomyosarkom ve leiomyom hastalıkları arasında DNI düzeylerinin farklılığını araştıran herhangi bir çalışma olmadığı görülmüştür. Bu açıdan çalışmamız bu iki grup arasındaki farkı ilk araştıran çalışma olması bakımından önemlidir. Leiomyomsarkom ve leiomyom arasında bu açıdan fark olması patogenezinde maligniteye bağlı olarak inflamatuar belirteçlerin uyarısına neden olan yolakların rol alabilmesi nedeniyle olabilir.İki grup arasında nötrofil/lenfosit oranı, lenfosit/monosit oranı, platelet/lenfosit oranı, CRP ve DNI düzeyleri açısından bir fark olup olmadığının kesin olarak söyleyebilmek için daha geniş hasta gruplarında yapılacak; hastaların uzun dönem izlemlerini ve daha detaylı kayıtlarını içeren iyi tasarlanmış çalışmalara ve moleküler düzeyde kanıtlara ihtiyaç vardır. Bu belirtecin ayırıcı tanı amacıyla, ultrasonografi ile kombine şekilde kullanılabilmesi durumunda, daha kesin teşhis amacıyla, ayırıcı tanıda kullanılan pahalı ve uygulaması daha zor ve hasta için de zahmetli olan magnetik rezonans görüntüleme gibi yöntemlerinin de kullanılması azaltılmış olacaktır.
Özet (Çeviri)
Aim: The prevalence of unexpected sarcoma in women undergoing hysterectomy due to leiomyoma ranges up to 0.49%. Our aim is to evaluate hematologic inflammatory markers in the preoperative period, including neutrophil/lymphocyte ratio, lymphocyte/monocyte ratio, platelet/monocyte ratio, and Delta neutrophil index (DNI), between patients diagnosed histopathologically with leiomyoma and leiomyosarcoma. This study aims to determine the significance of these markers as non-invasive indicators supporting patient monitoring, clinical decision-making during surgery and postoperatively. Our goal is to identify a non- invasive, inexpensive, and easily accessible laboratory marker that could assist in the early differentiation of these two histopathologically defined diseases. Materials and Methods: The study included female patients aged 30-80 years who underwent hysterectomy at Ankara Bilkent City Hospital, Department of Obstetrics and Gynecology, Gynecologic Oncology and Gynecology Clinic, between January 1, 2020, and May 30, 2024. Patients with known acute inflammatory conditions were excluded. Patients were categorized into two groups based on histopathological results: those diagnosed with leiomyoma and those with leiomyosarcoma. According to a prior power analysis, the study included a total of 280 leiomyoma patients and 30 leiomyosarcoma patients. Preoperative blood samples and medical histories were examined. Hematologic parameters (hemoglobin, leukocyte, lymphocyte, neutrophil, monocyte, platelet, mean platelet volume (MPV), platelet distribution width (PDW), red cell distribution width (RDW), plateletcrit (PCT)) and ratios (neutrophil/lymphocyte ratio, lymphocyte/monocyte ratio, platelet/lymphocyte ratio) were compared, along with inflammatory markers C-reactive protein (CRP) and lactate dehydrogenase (LDH), and Delta neutrophil index (DNI). Results: When comparing laboratory values, no significant differences were observed between leiomyosarcoma and leiomyoma groups for hemoglobin (leiomyosarcoma mean 11.6, SD 1.6; leiomyoma mean 11.9, SD 1.6), lymphocyte (leiomyosarcoma mean 1730.7, SD 641.3; leiomyoma mean 1888.4, SD 565.2), RDW (leiomyosarcoma mean 16.4, SD 4.0; leiomyoma mean 15.6, SD 4.0), MPV (leiomyosarcoma mean 8.3, SD 1.0; leiomyoma mean 8.3, SD 1.0), and PDW (leiomyosarcoma mean 48.3, SD 9.9; leiomyoma mean 48.6, SD 9.9) values (p=0.389, p=0.156, p=0.277, p=0.754, p=0.870). White blood cell counts were higher in leiomyosarcoma (mean 8727.3, SD 3755.5) compared to leiomyoma (mean 6869.0, SD 1763.6), neutrophil counts were higher in leiomyosarcoma (mean 6214.0, SD 3351.3) compared to leiomyoma (mean 4345.2, SD 1429.9), monocyte counts were higher in leiomyosarcoma (mean 470.3, SD 253.7) compared to leiomyoma (mean 361.2, SD 117.5), platelet counts were higher in leiomyosarcoma (mean 360100.0, SD 176874.3) compared to leiomyoma (mean 302296.0, SD 80017.6), and PCT levels were higher in leiomyosarcoma (mean 0.3, SD 0.1) compared to leiomyoma (mean 0.2, SD 0.1) (p=0.012, p=0.005, p=0.027, p=0.030, p=0.034). When comparing biochemical characteristics between leiomyosarcoma and leiomyoma patients, neutrophil/lymphocyte ratio (leiomyosarcoma mean 3.9, SD 2.5; leiomyoma mean 2.4, SD 1.0), LDH levels (leiomyosarcoma mean 344.6, SD 162.0; leiomyoma mean 205.2, SD 31.2), CRP levels (leiomyosarcoma mean 35.0, SD 83.6; leiomyoma mean 0.5, SD 1.8), and platelet/lymphocyte ratio (leiomyosarcoma mean 222.9, SD 97.6; leiomyoma mean 176.0, SD 80.3) were significantly higher in leiomyosarcoma patients (p=0.002, p<0.001, p=0.031, p=0.016). DNI levels were higher in leiomyosarcoma (mean 0.8, SD 1.7) compared to leiomyoma (mean 0.1, SD 0.1), and lymphocyte/monocyte ratio was higher in leiomyoma (mean 5.6, SD 2.0) compared to leiomyosarcoma (mean 4.2, SD 2.0) (p=0.021, p=0.001). Factors predicting leiomyosarcoma based on biopsy results in operated patients revealed that only age and LDH levels influenced the likelihood of leiomyosarcoma. Each one-unit increase in age increased the likelihood of leiomyosarcoma by 1.176 (95% CI 1.060-1.305, p=0.002), and each one-unit increase in LDH levels increased the likelihood of leiomyosarcoma by 1.035 (95% CI 1.018-1.052, p<0.001). Other variables did not significantly predict biopsy results indicating leiomyosarcoma. Conclusion: In our study, when comparing inflammatory markers between leiomyosarcoma and leiomyoma groups preoperatively, factors predicting leiomyosarcoma based on histopathological results were examined. It was found that only age and LDH levels significantly influenced the likelihood of leiomyosarcoma. Additionally, regardless of pathology results, neutrophil/lymphocyte ratio, CRP level, platelet/lymphocyte ratio, and delta neutrophil index were found to be significantly higher. Literature review revealed no previous studies investigating differences in DNI levels between leiomyosarcoma and leiomyoma diseases, making our study significant as the first to explore this difference between the two groups. The observed differences in neutrophil/lymphocyte ratio, lymphocyte/monocyte ratio, platelet/lymphocyte ratio, CRP, and DNI levels between the two groups may be attributed to pathways involving inflammatory markers stimulated by malignancy in leiomyosarcoma. To definitively determine whether there is a difference in these parameters between the two groups, larger patient cohorts, long- term follow-up, detailed records, well-designed studies, and molecular-level evidence are needed. Utilizing these markers in combination with ultrasound could potentially reduce the reliance on more expensive and burdensome methods like magnetic resonance imaging for differential diagnosis, leading to more precise diagnostic outcomes.
Benzer Tezler
- Adenomyosis Uteri'nin klinik ve histopatolojik parametrelere göre uterus leiomyomları ile değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
LEVENT KIVRIKOĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1987
Kadın Hastalıkları ve DoğumTrakya ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. TURGUT YARDIM
- Kolonoskopi girişimlerinde bilinçli setasyon/analjezi için propofol-remifentanil ile propofol ketamin kombinasyonlarının bis monitörizasyonu ile karşılaştırılması
Comparison of propofol-remifentanil and propofol-ketamine combinations for conscious sedation/analgesia at colonoscopy under bispectral index (Bis) monitoring
HAKAN ÇİMEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2006
Anestezi ve ReanimasyonGataAnesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AHMET COŞAR
- Leiomyom ve endometrium kanserinde myom ve myometriumun steroid reseptörleri
Başlık çevirisi yok
A. MURAT YAYLA