Geri Dön

Sezaryen ile doğumu gerçekleştirilen olguların 5 yıllık retrospektif anestezik değerlendirilmesi

Retrospective anesthetic evaluation of cases delivered by cesarean section over a 5-year period

  1. Tez No: 916957
  2. Yazar: SARE VURAL YÖRÜSÜN
  3. Danışmanlar: PROF. DR. TÜLAY ŞAHİN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Anestezi ve Reanimasyon, Anesthesiology and Reanimation
  6. Anahtar Kelimeler: Sezaryen, Rejyonal anestezi, Nöraksiyal anestezi, Genel anestezi, Retrospektif, Cesarean section, Regional anesthesia, Neuraxial anesthesia, General anesthesia, Retrospective analysis
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Kocaeli Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Sezaryen oranlarındaki artışla ilişkili maternal morbidite ve mortalitenin artmasını önlemek için obstetrik anestezi yönetiminin ve sonuçlarının iyileştirilmesi hala önemini korumaktadır. Obstetrik anesteziyi etkileyen birçok parametre bulunur. Çalışmamızda obstetrik anestezi yönetimini ve maternal/fetal sonuçlarını inceleyerek değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve yöntem: Çalışma retrospektif olarak planlandı, Etik Kurul onayı ve Clinical Trials kaydı alındıktan sonra başlandı. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi (KOÜTF) Hastanesi Ameliyathanelerinde Ocak 2018-Aralık 2022 tarihleri arasında doğumu sezaryen ile gerçekleşen ve anestezi verilerine ulaşılabilen 2758 hastanın verileri tarandı, kaydedildi. Gebelerin preoperatif anestezi değerlendirme formları, intraoperatif anestezi takip formları ve ameliyat raporları Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı elektronik arşivinden yararlanılarak incelendi. Bulgular: Çalışmanın yapıldığı yıllarda KOÜTF Hastanesi sezaryen oranlarını %70-76 olarak tespit ettik. Alınan vakaların %51,5'i acil, %48,5'i elektif olarak saptandı. Vakaların %75,1'inde spinal, %16,7'sinde genel, %4,3'ünde sedasyon gerektiren spinal, %3,4'ünde başarısız nöraksiyal uygulaması sonucu genel anesteziye geçiş ile anestezi sağlandığı tespit edildi. Acil vakalardaki genel anestezi uygulaması ve sedasyon gerektiren spinal anestezi uygulaması elektiflere göre anlamlı yüksek bulundu (p<0,005). Gebelerin yaşı 30,40 ± 5,80, vücut kitle indeksi (VKİ) 29 kg/m2 (26-34) olarak tespit edildi. VKİ ve uygulanan anestezi yöntemi arasında anlamlı bir fark bulunmadı (p=0,185). Sağlıklı gebeleri ifade eden ASA 2 sınıflamasının oranı %90,8 olarak bulundu. Ek hastalığı olan gebe oranı %47,4 olarak bulundu; en sık eşlik eden hastalıklar diyabet ve tiroid fonksiyon bozukluklarıydı. Nörolojik hastalık tanısı veya trombositopenisi olan gebelerde diğer hastalıklara göre genel anestezi uygulamasını anlamlı yüksek (p<0,01) saptadık. Preeklampsi oranını %9,9 ve plasenta yerleşim/invazyon anomalileri oranını ise %6,1 olarak saptadık. Preeklampsi tanısı alanlarda genel anestezi uygulaması anlamlı olarak daha yüksekti (p<0,001). Genel anestezi idamesinde azot protoksit %55,7, remifentanil %26,7 ve %1,2 oranında ketamin kullanıldığını kaydettik. Komplikasyon oranı en sık hipotansiyon olmak üzere %19,5 bulundu. Gebelerin %4,09'una kan ve kan ürünü replasmanı yapıldığı tespit edildi. Replasman yapılan hasta sayısının genel anestezi uygulanan grupta daha fazla görüldü. Apgar skorlarında spinal anestezide genel anesteziye göre anlamlı yüksek skorlar saptandı (p<0,001). Nöraksiyal anestezi uygulanan hastaların tamamına intratekal opioid uygulandı, bu hastaların %94'ünün ek bir analjezi gereksinimi olmadı. Parasetamol, tenoksikam ve tramadol içeren ikili veya üçlü multimodal analjezi sıklıkla tercih edildi. Operasyon sonunda 35 gebe yoğun bakım ünitesine alındı ve takiplerinde üç gebenin anestezi dışı nedenlerle ölümü bildirildi. Tartışma ve Sonuç: Sezaryen ile doğum oranları DSÖ tarafından önerilen rakamların üstünde olup artmaya devam etmektedir. Çalışmamızda obstetrik cerrahide nöraksiyal tekniklerin daha fazla tercih edildiğini tespit ettik bunun da sonuçlarımızı olumlu yönde 50 etkilediğini düşünmekteyiz. Acil vakalar, preeklampsi, nörolojik hastalıklar ve trombositopeni gibi genel anestezi uygulanması gereken durumlarda komplikasyonların azaltılabilmesi için perioperatif anestezi yönetimi önem arz etmektedir. Genel anestezi uygulamasının olumsuz sonuçları arasında yer alan artmış kan ürünü replasmanı ve düşük Apgar skorları maternal/fetal artmış morbidite ve mortalite ile yakın ilişkilidir. Obstetrik cerrahi ve anesteziye bağlı olumsuz sonuçları azaltmada DSÖ'nün ve Sağlık Bakanlığı'nın önerileri doğrultusunda normal vajinal doğumun desteklenmesi ve sezaryen oranlarının azaltılması hedeflenmelidir.

Özet (Çeviri)

Objective: The prevention of maternal morbidity and mortality associated with the increasing cesarean section rates remains a critical objective. Optimizing obstetric anesthesia management is essential in achieve this goal. Various parameters affect obstetric anesthesia management. In this study, we aimed to evaluate optimal anesthesia management by analyzing obstetric anesthesia practices and maternal/fetal outcomes. Materials and Methods: This retrospective study was initiated after the approval of the Ethics Committee and included data from 2,758 patients who delivered via cesarean section at Kocaeli University Faculty of Medicine (KOÜTF) Hospital between January 2018 and December 2022. Data were obtained from preoperative anesthesia evaluation forms, intraoperative anesthesia monitoring forms, and surgical reports electronically archived by the Department of Anesthesiology and Reanimation. Results: During the study, the cesarean section rates at KOUTF Hospital were identified as 70-76%. Of these, 51.5% were emergency cases and 48.5% were elective cases. Spinal anesthesia was used in 75.1% of cases, general anesthesia in 16.7%, spinal anesthesia with sedation in 4.3% and general anesthesia was used in 3.4% due to failed neuraxial anesthesia. The use of general anesthesia and spinal anesthesia with sedation was significantly higher in emergency cases than in elective cases (p<0.005). The mean maternal age was 30.40 ± 5.80 years, and the median body mass index (BMI) was 29 kg/m² (26-34). No significant correlation was found between BMI and the type of anesthesia applied (p=0.185). ASA II classification, which indicates healthy pregnancies, accounted for 90.8% of cases. The proportion of pregnant women complicated by comorbid conditions was found to be 47.4% and the most common were diabetes and thyroid dysfunctions. General anesthesia was significantly more common in pregnancies with neurological disorders or thrombocytopenia (p<0.01). Preeclampsia was present in 9.9% of cases and placenta previa or accreta in 6.1%. General anesthesia use was significantly higher in preeclampsia cases (p<0.001). Nitrous oxide was used in 55.7% of general anesthesia cases, remifentanil in 26.7%, and ketamine in 1.2%. Hypotension was the most common complication and was seen in 19.5% of cases. Blood and blood product transfusion was required in 4.09% of patients and a higher transfusion rate observed in the general anesthesia group. Apgar scores were significantly higher in spinal anesthesia cases compared to general anesthesia (p<0.001). All patients receiving neuraxial anesthesia received intrathecal opioids and 94% did not require additional analgesia. Multimodal analgesia regimens including paracetamol, tenoxicam, and tramadol were preferred. Postoperatively, 35 patients required intensive care unit admission and three maternal deaths unrelated to anesthesia were reported. Discussion and Conclusion: Cesarean section rates remain above the World Health Organization (WHO) recommendations and continue to increase. Our study showed that neuraxial techniques are preferred in obstetric surgeries and have a positive effect on outcomes. Perioperative anesthesia management is crucial to reduce complications in emergency cases and 52 conditions requiring general anesthesia such as preeclampsia, neurological disorders and thrombocytopenia. Adverse outcomes associated with general anesthesia are closely associated with maternal and fetal morbidity and mortality, including increased blood transfusion rates and lower Apgar scores. Efforts should be made to promote vaginal delivery and reduce cesarean rates in accordance with WHO and Ministry of Health guidelines to reduce adverse outcomes associated with obstetric surgery and anesthesia.

Benzer Tezler

  1. Vajinal ve sezeryan doğumlarda kordon kanı kortizol düzeyleri

    Başlık çevirisi yok

    FATİH MEHMET SERİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1988

    Kadın Hastalıkları ve DoğumCumhuriyet Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

  2. Erken membran rüptürü olgularında sezaryen sonrası enfeksiyon

    Başlık çevirisi yok

    HALİL ÇELİK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1989

    Kadın Hastalıkları ve DoğumUludağ Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

  3. Adsorptif sıyırma voltametrisi yöntemi ile Seftriakson'un biyolojik materyalden tayini

    Başlık çevirisi yok

    SACİDE ALTINÖZ

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1988

    BiyokimyaHacettepe Üniversitesi

    Analitik Kimya Ana Bilim Dalı

    DOÇ.DR. AYTEKİN TEMİZER

  4. Foto-maternal hemorajinin kantitatif tayini ve Rh izoimmünizasyonu profilaksisinde anti-D lgG dozunun ayarlanması

    Başlık çevirisi yok

    METİN KARSLIGİL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1989

    Kadın Hastalıkları ve DoğumGazi Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. KUTAY BİBEROĞLU