Geri Dön

Kutanöz melanomlu hastalarda serum eozinofilik katyonik protein, major bazik protein, eozinofil derive nörotoksin düzeyleri ve uzak metastaz varlığı ve hastalık evresi ile ilişkisi

Serum eosinophilic cationic protein, major basic protein, and eosinophil-derived neurotoxin levels in patients with cutaneous melanoma and their relationship with distant metastasis and disease stage

  1. Tez No: 939423
  2. Yazar: AYLİN BOSTANCİ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. IŞIL KARAARSLAN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Dermatoloji, Dermatology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2024
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ege Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

GİRİŞ VE AMAÇ Kutanöz melanomda hastalık progresyonunu değerlendirmede serum belirteçlerinin duyarlılığı ve özgüllüğü sınırlıdır. Melanomun gelişimi ve ilerlemesinde tümör mikroçevresinin önemli rol oynadığı bilinmektedir. Son yıllarda eozinofillerin ve eozinofilik granüllerin çeşitli kanserlerde rol oynadığına dair çalışmalar giderek artmaktadır. Melanomda eozinofilik parametrelerin rolü üzerine literatür kısıtlı ve tartışmalıdır ve yapılan bazı çalışmalar olası rollerine dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, melanomlu hastalarda kan eozinofil değerlerinin, serum eozinofilik katyonik protein (ECP), eozinofil derive nörotoksin (EDN) ve majör basic protein (MBP) düzeylerinin sağlıklı gönüllülerle karşılaştırılarak değerlendirilmesi ve bu parametrelerin melanom evresi, lenf nodu tutulumu ve metastaz ile ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM Bu çalışmaya Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Dermatoonkoloji Birimi'ne Kasım 2022-Kasım 2024 tarihleri arasında başvurmuş 18-90 yaş arasında 48 melanom hastası ile kontrol grubu olarak 32 sağlıklı gönüllü dahil edildi. Eozinofiliye neden olabilecek herhangi bir hastalığı, başka bir kanseri, hematolojik veya sistemik hastalığı, kanser yatkınlık sendromu olanlar, pediyatrik ve gebe olgular çalışmadan dışlandı. Çalışma için Ege Üniversitesi Tıbbi Araştırmalar Etik Kurulu Başkanlığı'ndan onay alındı (23-8T/74). Çalışmaya dahil edilen kişilerde demografik özellikler not edildi. Hastalar için, melanom evresi, lokasyonu, subtipi not edildi. Hem hasta hem de gönüllülerde tam kan sayımında eozinofil sayısı, serum ECP, EDN ve MBP düzeyleri değerlendirildi. BULGULAR Melanomlu hasta grubunda ortalama yaş 56,88 idi. Kadın/erkek oranı 27/21 idi. En sık görülen melanom subtipi yüzeyel yayılan melanom (YYM) idi (%47,9). Melanomların çoğunluğu extremite yerleşimli idi (%43,8). Hastaların %70,80'i lokal evre (Evre I ve II); %16,7'si Evre III; %12,5'i Evre IV idi. Melanom grubunda ortalama serum ECP (19,16 ng/mL vs 55,36 ng/mL) ve MBP düzeyleri (1348,31 ng/L vs 4107,58 ng/L) sağlıklılara kıyasla istatistiksel olarak anlamlı derecede daha düşüktü (p<0,001). Melanom grubunda ortalama serum EDN düzeyi ise istatiksel anlamlı olarak daha yüksekti (35,16 ng/mL vs 15,59 ng/mL; p<0.001). Gruplar arasında izlenen istatiksel anlamlı bu farklılıklar yaş ve cinsiyetten bağımsızdı. Melanom hasta grubu lokal (Evre I-II) ve metastatik (Evre III-IV) olarak ayrıldığında, lokal evrede ortalama ECP (21,290 ng/mL vs 14,603 ng/mL) ve MBP (1518,7 ng/L vs 854 ng/L) düzeyleri daha yüksek; EDN (34,045 ng/mL vs 37,881 ng/mL) düzeylerinin ise daha düşük olduğu dikkat çekti. Ancak gruplar arasındaki bu farklılıklar istatiksel anlamlılık düzeyine ulaşmadı. ECP ve MBP arasında anlamlı pozitif korelasyon, EDN ile diğer parametreler arasında anlamlı negatif korelasyon gösterildi. Ortalama eozinofil düzeyleri melanom ile kontrol grubunda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık göstermedi. Lokal ile metastatik gruplar arasında ortalama eozinofil sayıları açısından istatistiksel anlamlı bir fark bulunamadı (0,16 10³/ µL vs 0,17 10³/ µL; p = 0,642). SONUÇ Çalışmamızda melanomlu hastalarda kontrole göre eozinofil düzeyi, yaş ve cinsiyetten bağımsız olarak serum ECP ve MBP düzeylerinin anlamlı derecede düşük; EDN düzeylerinin ise yüksek bulunmuş olması melanom gelişim sürecinde eozinofilik granüllerin pro-tümöral ve anti-tümöral yolaklarda rol oynayabileceğine dikkat çekmektedir. Metastatik evrelerde EDN düzeylerinde artış, ECP ve MBP düzeylerinde azalma görülmüş; bu farklılıklar istatistiksel olarak anlamlı olmasa da dikkat çekici bulunmuştur. Eozinofilik parametrelerin arasında izlenen farklı yöndeki korelasyonlar eozinofilik yolakların melanomda kompleks etkileşimlerine ve farklı rollerine dikkat çekmektedir. Çalışmamız melanomda eozinofilik granüllerin potansiyel rollerine kanıt oluşturmaktadır. Melanomun gelişim ve progresyonunda eozinofilik yolakların rollerinin ileri çalışmalarla netleştirilebilmesi bu yolakları hedef alan tedavisel yaklaşımlar açısından çok önemlidir. Anahtar Kelimeler; Eozinofil, kutanöz melanom; eozinofilik katyonik protein; eozinofil derive nörotoksin; major bazik protein

Özet (Çeviri)

INTRODUCTION The sensitivity and specificity of serum markers in assessing disease progression in cutaneous melanoma are limited. Additionally, the tumor microenvironment is known to play a significant role in melanoma development and progression. Recent studies increasingly highlight the role of eosinophils and eosinophilic granules in various cancers. However, literature on the role of eosinophilic parameters in melanoma is limited and controversial, with some studies drawing attention to their potential roles. This study aims to compare blood eosinophil counts, serum eosinophilic cationic protein (ECP), eosinophil-derived neurotoxin (EDN), and major basic protein (MBP) levels in melanoma patients versus healthy controls, and to investigate the associations of these parameters with melanoma stage, lymph node involvement, and metastasis. MATERIALS AND METHODS This study included 48 melanoma patients aged 18–90 years who presented to the DermatoOncology Unit of the Department of Dermatology and Venereology at Ege University Faculty of Medicine Hospital between November 2022 and November 2024, as well as 32 healthy volunteers as the control group. Exclusion criteria included any condition causing eosinophilia, other cancers, hematological or systemic diseases, cancer predisposition syndromes, pediatric patients, and pregnant individuals. Ethical approval was obtained from the Ege University Medical Research Ethics Committee (23-8T/74). Demographic characteristics of participants were recorded. For melanoma patients, tumor stage, location, and subtype were documented. Both patients and controls underwent assessments for blood eosinophil counts, serum ECP, EDN, and MBP levels. RESULTS The mean age of the melanoma group was 56,88 years, and the female/male ratio was 27/21. The most common melanoma subtype was superficial spreading melanoma (SSM) (47.9%), and the majority of melanomas were located on the extremities (43.8%). Among the melanoma patients, 70.8% were in the localized stage (Stages I and II), 16.7% were in Stage III, and 12.5% were in Stage IV. The mean serum ECP (19,16 ng/mL vs 55,36 ng/mL) and MBP levels (1348,31 ng/L vs 4107,58 ng/L) were significantly lower in the melanoma group compared to healthy controls (p < 0.001). In contrast, the mean serum EDN level was significantly higher in the melanoma group (35,16 ng/mL vs 15,59 ng/mL; p<0.001). These statistically significant differences between the groups were independent of age and gender. When the melanoma group was divided into localized (Stages I-II) and metastatic (Stages IIIIV) subgroups, the localized stage had higher mean ECP levels (21,290 ng/mL vs 14,603 ng/mL) and MBP levels (1518,7 ng/L vs 854 ng/L); lower EDN (34,045 ng/mL vs 37,881 ng/mL). However, these differences did not reach statistical significance. A significant positive correlation was observed between ECP and MBP, while a significant negative correlation was noted between EDN and other parameters. Mean eosinophil levels did not differ significantly between the melanoma and control groups. Additionally, no statistically significant difference was found in mean eosinophil counts between localized and metastatic groups (0,16 10³/ µL vs 0,17 10³/ µL; p = 0,642). CONCLUSION In our study, we observed that melanoma patients, independent of age and gender, had significantly lower serum ECP and MBP levels and significantly higher EDN levels compared to controls. These findings suggest that eosinophilic granules may play roles in both protumoral and anti-tumoral pathways in the melanoma development process. The observed increase in EDN levels and decrease in ECP and MBP levels in metastatic stages, while not statistically significant, was noteworthy. The differing directions of correlations between eosinophilic parameters underline the complex interactions and distinct roles of eosinophilic pathways in melanoma. Our study provides evidence of the potential roles of eosinophilic granules in melanoma. Clarifying the roles of eosinophilic pathways in melanoma development and progression through further studies is crucial for developing therapeutic approaches targeting these pathways. Keywords; Eosinophil; cutaneous melanoma; eosinophilic cationic protein; eosinophilderived neurotoxin; major basic protein