Anti-TNF dirençli inflamatuvar bağırsak hastalıklarında vedolizumab ve ustekinumab'ın etkinlik ve güvenilirliğinin karşılaştırılması
Comparison of the effectiveness and safety of vedolizumab and ustekinumab in anti-TNF-resistant inflammatory bowel disease
- Tez No: 942265
- Danışmanlar: DOÇ. DR. HALUK TARIK KANİ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Marmara Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: İnflamatuvar bağırsak hastalığı (İBH) etiyolojisi henüz netleştirilememiş multifaktöriyel bir hastalık grubudur. Remisyon ve alevlenme dönemleriyle dalgalı bir seyir izler ve uzun süreli tedavi gerektirir. Geleneksel immünsupresif tedavilerin yetersiz kaldığı birçok hastada farklı etki mekanizmalarına sahip yeni biyolojik ajanlara ihtiyaç doğmuştur. Son yıllarda geliştirilen vedolizumab (VDZ) ve ustekinumab (UST) bu ajanların başlıca örnekleridir. Bu çalışmada anti-TNF ajanlara dirençli, VDZ veya UST tedavileri alan İBH tanılı hastalarda ilaç etkinlik ve güvenilirlik sonuçlarının retrospektif olarak karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmamızda Marmara Üniversitesi Hastanesi İBH polikliniğinde takip edilen, en az bir anti-TNF rejimi yanıtsız VDZ ve UST tedavisi alan ÜK ve CH hastaları karşılaştırıldı. Her iki biyolojik ajan için indüksiyon ve idame tedavisi süresince klinik remisyon oranları, bir sene boyunca yan etki, atak sayısı, yeni gelişen komplikasyon, cerrahi gerekliliği, hastaneye yatış gerekliliği gibi parametreler incelendi. Bulgular: Toplam 114 İBH tanılı hasta çalışmaya dahil edildi. Popülasyonun yaş ortalaması 41,06 ± 11,62 yıl olup, ortalama tanı yaşı 29,04 ± 9,94 yıl olarak hesaplandı. Olguların 40'ı (%35,1) ÜK, 74'ü (%64,9) CH tanılıydı. Toplam 40 ÜK hastasının 34'ü (%85) VDZ, 6'sı (%15) UST tedavisi almaktaydı. Toplam 74 CH hastasının 34'ü (%45,9) VDZ, 40'ı (%54,1) UST tedavisi almaktaydı. ÜK tanılı hasta grubunda VDZ alanların tedavi öncesi ile tedavi sonrası 3. ay pMayo skorları ve 12. ay pMayo skorları kıyaslandığında istatistiksel olarak anlamlı azalma saptandı (sırasıyla p <0,0001 ve p <0,0001), UST alanlarda ise tedavi öncesi ile tedavi sonrası 3. ay pMayo skorları ve 12. ay pMayo skorları kıyaslandığında skorlarda azalma görülse de, istatistiksel olarak anlamlılık saptanmadı (sırasıyla p=0,15 ve p=0,06). CH hasta grubunda VDZ alanlarda tedavi öncesi ile tedavi sonrası 3. ay HBI skorları ve 12. ay HBI skorları kıyaslandığında istatistiksel olarak anlamlı azalma saptandı (sırasıyla p <0,0001 ve p= 0,001), UST alanlarda tedavi öncesi ile tedavi sonrası 3. ay HBI skorları ve 12. ay HBI skorları kıyaslandığında yine istatistiksel olarak anlamlı azalma olduğu görüldü (sırasıyla p= <0,0001 ve p<0,0001). İlaç devamlılığı açısından değerlendirildiğinde tüm hasta grubunda ve ÜK, CH alt gruplarında iki tedavi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (sırasıyla p=0,51; p=0,69; p=0,36). Toplam 9 hastada tedaviye bağlı yan etki gözlemlendi. Çalışmanın UST kolunda; 1 hastada vertigo, 1 hastada ise artrit gözlenirken, VDZ kolunda; 7 hastada birbirinden farklı yan etkiler (efor dispnesi, hipoglisemi atakları, kilo kaybı, saçlı deride döküntü, artrit, cilt döküntüleri) izlendi. Tedavi süresi boyunca iki biyolojik ajanla da ciddi ve mortal bir yan etki izlenmedi. Sonuç: Bu çalışmada UST ve VDZ tedavi rejimleri anti-TNF tedavisine yanıtsız olan İBH hastalarında klinik remisyona ulaşmada etkili bulundu. Advers olay ve güvenlik profili yönünden belirgin farklılık bulunmadı, her iki biyolojik ajan da güvenli olarak değerlendirildi. Bu biyolojik ajanların etkinlik ve güvenilirlik açısından birbirine alternatif ilaçlar olabileceği gösterildi. Uygun hasta seçiminde hem VDZ hem de UST ile yüksek oranda klinik başarı sağlanabileceği görüldü. Bu nedenle VDZ ve UST, anti-TNF dirençli ÜK ve CH olgularında uzun dönem tedavi devamlılığı sağlayabilen etkili ve güvenli alternatif tedaviler olarak yerini almıştır.
Özet (Çeviri)
Objective: Inflammatory bowel disease (IBD) is a group of disorders with a multifactorial etiology, which has not yet been fully elucidated. It follows a relapsing-remitting course and requires long-term treatment. In many patients where conventional immunosuppressive therapies are insufficient, there has been a need for new biologic agents with different mechanisms of action. Vedolizumab (VDZ) and ustekinumab (UST), developed in recent years, are the main examples of such agents. This study aimed to retrospectively compare the efficacy and safety outcomes of VDZ and UST in patients diagnosed with IBD who were resistant to anti-TNF agents. Methods: In our study, patients with UC and CD who were followed at the IBD outpatient clinic of Marmara University Hospital and received VDZ or UST treatment after failure of at least one anti-TNF regimen were compared. For both biologic agents, clinical remission rates during induction and maintenance therapy, adverse events over one year, number of flares, newly developed complications, need for surgery, and hospitalization requirements were evaluated. Results: A total of 114 patients diagnosed with IBD were included in the study. The mean age of the population was 41.06 ± 11.62 years, and the mean age at diagnosis was calculated as 29.04 ± 9.94 years. Of the cases, 40 (35.1%) were diagnosed with UC and 74 (64.9%) with CD. Among the 40 UC patients, 34 (85%) were receiving VDZ and 6 (15%) were receiving UST. Among the 74 CD patients, 34 (45.9%) were receiving VDZ and 40 (54.1%) were receiving UST. In the UC group, there was a statistically significant decrease in pMayo scores when comparing pre-treatment scores to those at 3 months and 12 months post-treatment in patients receiving VDZ (p < 0.0001 and p < 0.0001, respectively), whereas in patients receiving UST, although there was a decrease in scores at 3 and 12 months, the changes were not statistically significant (p = 0.15 and p = 0.06, respectively). In the CD group, patients receiving VDZ showed a statistically significant decrease in HBI scores at 3 and 12 months compared to pre-treatment scores (p < 0.0001 and p = 0.001, respectively), and a statistically significant decrease in HBI scores was also observed in patients receiving UST (p < 0.0001 and p < 0.0001, respectively). In terms of drug continuation, no statistically significant difference was found between the two treatments in the overall patient group or in the UC and CD subgroups (p = 0.51; p = 0.69; p = 0.36, respectively). A total of 9 patients experienced adverse effects related to treatment. In the UST group, vertigo was observed in one patient and arthritis in another, while in the VDZ group, various side effects were observed in 7 patients (exertional dyspnea, hypoglycemic episodes, weight loss, scalp rash, arthritis, skin rashes). No serious or fatal adverse effects were observed with either biologic agent during the treatment period. Conclusion: In this study, UST and VDZ treatment regimens were found to be effective in achieving clinical remission in IBD patients who were unresponsive to anti-TNF therapy. No significant difference was found in terms of adverse events and safety profiles, and both biologic agents were considered safe. It was demonstrated that these biologic agents could be alternative treatments to each other in terms of efficacy and safety. With appropriate patient selection, high clinical success rates can be achieved with both VDZ and UST. Therefore, VDZ and UST have taken their place as effective and safe alternative therapies that can provide long-term treatment continuity in anti-TNF-resistant UC and CD cases.
Benzer Tezler
- Bromtimol mavisi, bromkresol moru ve klorfenol kırmızısı indikatörleri katılmış özel besiyerlerinin sütlerde antibiyotik belirtilmesine uygunluğu üzerine araştırmalar
Başlık çevirisi yok
ESENGÜL TUNCER
Yüksek Lisans
Türkçe
1985
Gıda MühendisliğiEge ÜniversitesiSüt Teknolojisi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. HASAN YAYGIN
- 1,3-difenil-4,5-bis(hidroksiimino)-imidazolidin ve Ni(II), Cu(II), Pd(II), UO2(VI) komplekslerinin sentezi
Başlık çevirisi yok
VEFA AHSEN
Doktora
Türkçe
1984
Kimya MühendisliğiUludağ ÜniversitesiKimya Mühendisliği Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ÖZER BEKAROĞLU
- Çiğit ve ayçiçek yağlarının doğal antioksidan içerikleri ile bu yağların stabilitelerinin arttırılmaları üzerinde araştırmalar
Başlık çevirisi yok
ALİ KEMAL YALNIZ
Doktora
Türkçe
1985
Gıda MühendisliğiEge ÜniversitesiGıda Mühendisliği Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MAHİR ÇOLAKO¦LU
- Tekstil işletmelerinin çevre kirlenmelerine etkileri
Başlık çevirisi yok
REMZİ GEMCİ
Yüksek Lisans
Türkçe
1987
Tekstil ve Tekstil MühendisliğiUludağ ÜniversitesiTekstil Mühendisliği Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. MEHMET TASMACI
- Tedaviye cevap vermeyen diyabetik makula ödeminde vitreoskizisin rolü
The role of vitreoschisis in diabetic macular edema refractory to treatment
MAKBULE BERNA ÖTÜK YAŞAR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2008
Göz Hastalıklarıİstanbul ÜniversitesiGöz Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. TUNÇ OVALI