Geri Dön

Çocukluk çağında görülen hipopigmente ve depigmente lezyonların epidemiyolojisi ve klinik özellikleri: Tek merkez deneyimi

Epidemiology and clinical characteristics of childhood hypopigmented and depigmented lesions: A single-centre experience

  1. Tez No: 959075
  2. Yazar: FURKAN ALPEREN DİŞLİ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. BURÇE CAN KURU
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Dermatoloji, Dermatology
  6. Anahtar Kelimeler: pediatrik, hipopigmentasyon, lökoderma, hipomelanozis, güneşten korunma, pediatric, hypopigmentation, leukoderma, hypomelanosis, sun protection
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Sultan Abdülhamid Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Çocukluk çağında görülen pigmentasyon bozuklukları hem estetik hem de psikososyal yönleriyle dikkate değer bir poliklinik başvuru sebebidir. Bu hastalıklarla ilgili literatürdeki çalışmalar sınırlı sayıdadır. Çalışmamızın amacı çocuklarda görülen hipopigmente ve depigmente lezyonların sıklığını, dağılımını, çeşitliliğini ve bu lezyonların klinik ve sosyodemografik özelliklerle olan ilişkisini incelemektir. Yöntem: Bu kesitsel çalışmaya 2024 Mayıs ayı ile 2025 Mayıs ayı arasında SBÜ Sultan 2. Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları pediatrik dermatoloji polikliniğine herhangi bir şikayetle başvuran 16 yaş altı tüm hastalar çalışmaya dahil edildi. Bireysel ve sosyodemografik özellikleri, tıbbi özgeçmişleri, atopi ve otoimmünite açısından soy geçmiş bilgileri, emosyonel stres ve güneşten korunma alışkanlıklarına yönelik bilgiler kaydedilip tüm vücut dermatolojik muayenesi yapıldı. Hastalar 0-2 yaş, 3-5 yaş, 6-11 yaş ve 12-16 yaş olarak 4 gruba ayrıldı. Bulgular: Çalışmamıza dahil edilen 851 hastanın %51,9'u (n=441) kız, %48,1'i (n=409) erkekti. Tüm başvuruların %14'ü (n=119) hipomelanozis nedeniyleydi. 851 hastanın %25,7'sinde (n=219) toplamda 18 çeşit hipomelanozis saptandı. Hipomelanozise sahip olma açısından cinsiyet, birinci derece yakınlarda atopi öyküsü, sistemik hastalık varlığı, düzenli ilaç kullanımı ve emosyonel stresin varlığıyla istatistiksel anlamlı ilişki yoktu (sırasıyla p=0,131; p=0,31; p=0,076; p=0,501; p=0,95). Hipomelanozis görülme sıklığı 3-5 yaş grubunda diğer gruplara kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde fazlaydı (p<0,001). En sık görülen hastalıklar sırasıyla postinflamatuar hipopigmentasyon (n=65), vitiligo (n=46), pitriyazis alba (n=40), nevus depigmentozus (n=24) ve pitriyazis versicolor albaydı (n=17). Lezyonların en sık görüldüğü lokalizasyonlar yüz (%31,8), gövde (%29,3), kollar (%15,9) ve bacaklardı (%14,6). Katılımcılar arasında herhangi bir yöntem ile güneşten korunma alışkanlığı %53,5 (n=455) olarak bulundu. Güneşten korunma alışkanlığı olan bireylerde hipomelanotik lezyon görülme oranı anlamlı şekilde daha yüksek bulundu (p=0,012), buna ek olarak halihazırda bilinen bir lökoderması olan katılımcılar olmayanlara göre anlamlı düzeyde daha fazla güneşten korunma alışkanlığına sahiptiler (p= 0,038) ve daha yüksek oranlarda orta-yüksek düzeyde güneşten korunma sergiliyorlardı (p= 0,014). Sonuç: Çalışmamızın sonuçlarına göre çocuklarda hipopigmente veya depigmente lezyonlarla seyreden hastalıkların prevalansı literatürde bildirilenden daha sık görünmektedir. Bu durum çalışmalardaki tasarım farklılıklarına bağlı olabilir. Postinflamatuar hipopigmentasyon 0-11 yaş arası hastalarda en sık görülen hastalık olmuştur. Pre-adölesan yaş grubunun inflamatuar / enfeksiyöz dermatozlarla daha sık karşılaşması, travmalara daha açık olmaları bu durumu açıklar niteliktedir. Çalışmamızda yaş arttıkça güneşten korunma farkındalığının ve alışkanlıklarının arttığı görüldü. Lökoderması olan hastaların güneşten daha fazla oranda ve daha iyi düzeyde korunduğu saptandı, bu durum hastalık varlığı nedeniyle gelişmiş olan farkındalıkla açıklanabilir.

Özet (Çeviri)

Objective: Pigmentation disorders in childhood are a significant reason for outpatient visits, both aesthetically and psychosocially. There are limited studies in the literature on these diseases. The aim of our study is to investigate the frequency, distribution, and diversity of hypopigmented and depigmented lesions in children and their relationship with clinical and sociodemographic characteristics. Methods: All patients under the age of 16 who visited the pediatric dermatology outpatient clinic between May 2024 and May 2025 with any complaint were included in this cross-sectional study. Individual and sociodemographic characteristics, medical history, family history information regarding atopy and autoimmunity, information on emotional stress and sun protection behaviors were recorded, and a full-body dermatological examination was performed. Patients were divided into four groups: 0–2, 3–5, 6–11, and 12–16 years of age. Results: Of the 851 patients included in our study, 51.9% (n=441) were female and 48.1% (n=409) were male. Fourteen percent (n=119) of all cases were due to hypomelanosis. A total of 18 types of hypomelanosis were detected in 25.7% (n=219) of the 851 patients. There was no statistically significant difference in the prevalence of hypomelanosis in terms of gender, history of atopy in first-degree relatives, presence of systemic disease, regular medication use, and emotional stress (p=0.131, p=0.31, p=0.076, p=0.501, p=0.95, respectively). The prevalence of hypomelanosis was statistically significantly higher in the 3-5 age group compared to other groups (p<0.001). The most common diseases were postinflammatory hypopigmentation (n=65), vitiligo (n=46), pityriasis alba (n=40), nevus depigmentosus (n=24), and pityriasis versicolor alba (n=17). The most common locations of the lesions were the face (31.8%), trunk (29.3%), arms (15.9%), and legs (14.6%). Sun protection habits were found in 53.5% (n=455) of participants. The incidence of hypomelanotic lesions was significantly higher in individuals with sun protection habits (p=0.012). Additionally, participants with a known leukoderma had significantly more sun protection habits than those without (p=0.038) and exhibited higher rates of moderate to high sun protection (p=0.014). Conclusion: According to the results of our study, the prevalence of diseases characterized by hypopigmented or depigmented lesions in children appears to be higher than reported in the literature. This may be due to differences in study design. Postinflammatory hypopigmentation was the most common disease in patients aged 0-11 years. The pre-adolescent age group's greater exposure to inflammatory/infectious dermatoses and trauma explains this finding. In our study, it was observed that awareness and habits regarding sun protection increased with age. It was found that patients with leukoderma were protecting themselves from the sun to a greater extent and at a higher level, which can be explained by the increased awareness developed due to the presence of the disease.

Benzer Tezler

  1. Erciyes Üniversitesi çocuk nörolojisi kliniğinde nörokütanöz hastalık tanısı ile takip edilen hastaların değerlendirilmesi

    Evaluation of patients with neurocutaneous syndromes in Erciyes University pediatric neurology clinic

    ASLIHAN AKDEMİR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıErciyes Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HÜSEYİN PER

  2. Çocukluk çağında görülen mediasten kaynaklı tümörlerin retrospektif incelenmesi

    A retrospective study of childhood mediastinal tumors

    ALİ EMRE ÇETİNKOL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2011

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıOndokuz Mayıs Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AYHAN DAĞDEMİR

  3. Çocukluk çağında görülen edinsel melanositik nevusların klinik ve dermoskopik özelliklerininin yapısal ve çevresel faktörlerle ilişkisi

    The relationship between the clinical and dermoscopic characteristics of childhood melanocytic nevus and structural and environmental factors

    SİBEL TUĞCUGİL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    DermatolojiKaradeniz Teknik Üniversitesi

    Dahili Tıp Bilimleri Bölümü

    DOÇ. DR. SAVAŞ YAYLI

  4. Çocukluk çağında görülen astımın diş çürüğü, diş eksikliği ve diş anomalileri üzerine olan etkisinin retrospektif olarak değerlendirilmesi

    Evaluation of the effect of asthma on tooth decay status, tooth missing and dental anomalies in childhood period retrospectively

    SİMGE AKSOY

    Diş Hekimliği Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    Diş HekimliğiKaradeniz Teknik Üniversitesi

    Pedodonti Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. TAMER TÜZÜNER

  5. Çocukluk çağında görülen melanositik nevuslerin dermoskopik özelliklerinin, ailenin güneşten korunma alışkanlıklarının ve bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi

    Dermoscopic evaluation of melanocytic nevi in childhood; Assessment of parental knowledge level and attitude about sun protection

    GAMZE YANPAR ERDEM

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    DermatolojiMersin Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. GÜLİZ İKİZOĞLU