Geri Dön

Nonhodgkin lenfomalı hastalarda romatolojik parametrelerin sıklığı ve klinik otoimmun hastalıkların varlığı ve ilişkisi

The prevalence and significance of autoantibodies in patients with non-Hodgkin's lymphoma: are they correlated with clinicopathological features

  1. Tez No: 964800
  2. Yazar: HEVES SÜRMELİ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. AHMET BİLİCİ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2010
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bakanlığı
  10. Enstitü: İstanbul Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Lenfomaların patogenezi ile otoimmün hastalıklar arasında bir ilişki olduğu iyi bilinmektedir. Otoantikorlar lenfoproliferatif hastalıklarda daha yüksek sıklıkta tespit edilmekle birlikte, bağışıklık sisteminin kesin rolü veya bunun nedeni tam olarak anlaşılamamıştır. Bu çalışmada, Hodgkin dışı lenfoma (NHL) hastalarında bazı otoantikorların varlığını ve önemini değerlendirdik. Yöntemler: Yeni tanı almış, aktif hastalığı nedeniyle kemoterapi alan veya takip sırasında hastalıksız olan 150 NHL hastası analiz edildi. Otoantikorların sıklığı ve otoantikorlar ile çeşitli klinikopatolojik faktörler arasındaki ilişki değerlendirildi. Sonuçlar: Hastaların çoğunluğu (%50) diffüz büyük B hücreli lenfoma (DLBCL) hastasıydı. Otuz iki hasta (%21,4) yeni tanı almış, 81 hasta (%54) aktif hastalığa sahip ve kemoterapi almaktaydı ve 37 hasta (%24,6) hastalıksız ve takip altındaydı. Elli bir hastada (%34) evre IV hastalık mevcuttu. 7 hastada (%4,7) antinükleer antikor (ANA), 10 hastada (%6,7) perinükleer anti-nötrofil sitoplazmik antikor (p-ANCA), 1 hastada (%0,7) anti dsDNA, 16 hastada (%10,7) anti ssDNA, 3 hastada (%2) anti Jo-1, 4 hastada (%2,7) anti-skleroderma antikoru (anti Scl-70) ve 85 hastada (%56,7) romatoid faktör (RF) saptandı. Hiçbir hastada c-ANCA pozitifliği saptanmadı. DLBCL'li olgularda anti Jo-1 (p=0,028), anti ssDNA (p=0,014), c-ANCA (p=0,015), ANA (p=0,026) ve RF (p=0,046) ortalama düzeyleri, DLBCL olmayan olgulara kıyasla anlamlı derecede yüksekti. Ayrıca, yeni tanı almış NHL'li olgularda anti Scl70 (p=0,023), anti Jo-1 (p=0,017) ve RF (p=0,046) ortalama düzeyleri diğer hasta gruplarından anlamlı derecede yüksekti. Otoantikor varlığı ile diğer klinikopatolojik faktörler arasında anlamlı bir korelasyon saptanmadı. Sonuç: Bulgularımız, NHL hastalarında, özellikle DLBCL ve yeni tanı almış olgularda otoantikor sıklığının yüksek olduğunu göstermektedir. Otoantikorlar otoimmün hastalıkların tanısında yardımcı olabilir, ancak yüksek otoantikor düzeylerine sahip NHL hastalarında düzenli ve uzun süreli takip gereklidir.

Özet (Çeviri)

Purpose: It is well known that an association exists between the pathogenesis of lymphomas and autoimmune diseases. Autoantibodies are detected at higher frequency in lymphoproliferative diseases, but neither the precise role of the immune system nor the cause of this is comprehensively understood. In this study we evaluated the presence and significance of some autoantibodies for patients with nonHodgkinʼs lymphoma (NHL). Methods: 150 patients with NHL who had either newly diagnosed disease, or active disease being under chemotherapy or were disease-free during follow-up, were analyzed. The frequency of autoantibodies and the relationship between autoantibodies and several clinicopathological factors were evaluated. Results: The majority of the patients (50%) had diffuse large B-cell lymphoma (DLBCL). Thirty-two patients (21.4%) were newly diagnosed, 81 (54%) had active disease and were receiving chemotherapy and 37 (24.6%) were disease-free and followed-up. Fifty-one patients (34%) had stage IV disease. Antinuclear antibodies (ANA) were found in 7 (4.7%) patients, perinuclear anti-neutrophil cytoplasmic antibody (p-ANCA) in 10 (6.7%), anti dsDNA in 1 (0.7%), anti ssDNA in 16 (10.7%), anti Jo-1 in 3 (2%), anti-scleroderma antibody (anti Scl-70) in 4 (2.7%), and rheumatoid factor (RF) in 85 (56.7%) patients. No c-ANCA positivity was found. The mean levels of anti Jo-1 (p=0.028), anti ssDNA (p=0.014), c-ANCA (p=0.015), ANA (p=0.026) and RF (p=0.046) were significantly higher in cases with DLBCL compared to patients with non-DLBCL. In addition, in patients with newly diagnosed NHL the mean levels of anti Scl70 (p=0.023), anti Jo-1 (p=0.017), and RF (p=0.046) were significantly higher than the other patient groups. No significant correlation was detected between the presence of autoantibodies and other clinicopathological factors. Conclusion: Our results show that the frequency of autoantibodies is high in NHL patients, especially in DLBCL and newly diagnosed cases. Autoantibodies may be helpful for the diagnosis of autoimmune diseases, but regular and long follow-up is needed in NHL patients with high levels of autoantibodies.