Kompulsiyon ile seyreden hastalıklarda rTMU'nun klinik belirtiler ve risk alma davranışı üzerine etkisi
Effects of rTMS on clinical symptoms and risk-taking behavior in disorders characterized by compulsion
- Tez No: 973015
- Danışmanlar: PROF. DR. ERGUVAN TUĞBA ÖZEL KIZIL
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Psikiyatri, Psychiatry
- Anahtar Kelimeler: Tekrarlayan transkraniyal manyetik uyarım, pre-suplementer motor alan, kompulsiyon, kumar oynama bozukluğu, trikotillomani, deri yolma bozukluğu, reaktif ketleme, proaktif ketleme, risk alma, Repetitive transcranial magnetic stimulation, pre-supplementary motor area, compulsion, gambling disorder, trichotillomania, skin-picking disorder, reactive inhibition, proactive inhibition, risk-taking
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ankara Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Kompulsiyon ile seyreden bozuklukların (Kumar Oynama Bozukluğu, Saç Yolma Bozukluğu, Deri Yolma Bozukluğu) etiyolojisinde, yanıt ketlemede bozulma ve riskli karar verme gibi nörobilişsel işlev bozuklukları önemli bir yer tutmaktadır. Bu işlevlerde kilit rol oynayan pre-suplementer motor alan (pre-SMA), potansiyel bir tedavi hedefi olarak dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, kompulsiyon ile seyreden bozukluklarda pre-SMA bölgesine uygulanan düşük frekanslı tekrarlayan transkraniyal manyetik uyarımın (rTMU) klinik belirtiler, risk alma davranışı ve yanıt ketleme üzerindeki etkinliğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Kumar Oynama Bozukluğu (n=9), Trikotillomani (n=6) ve Deri Yolma Bozukluğu (n=3) tanısı olan toplam 18 hasta dahil edilmiştir. Katılımcılara 20 seans rTMU uygulanmış ve değerlendirmeler uygulamadan önce, ilk seansın hemen sonrası ve 20 seansın sonunda yapılmıştır. Hastalık belirtilerinin şiddeti, her bozukluk için özel ölçekler kullanılarak ölçüldü. Katılımcıların risk alma eğilimleri Modifiye Balon Analog Risk Testi (M-BART) ile değerlendirildi. Dürtüleri kontrol etme ve durdurma becerileri ise üç farklı testle incelendi: Stroop Testi - Temel Bilimler Araştırma Grubu Formu (ST-TBAG) ile dikkat dağıtıcı bir bilgiye rağmen doğru cevabı verme yetenekleri ölçüldü. Stop Signal Test (SST) ile çoktan başlattıkları bir hareketi aniden durdurabilme, yani 'fren yapma' becerileri değerlendirildi. Go/No Go (GNG) Testi ile ise yanlış bir tepkiyi en başından vermekten kaçınma becerileri ölçüldü. Bulgular: Uygulama sonunda klinik belirtilerde anlamlı bir iyileşme saptanmış, en belirgin yanıt Kumar Oynama Bozukluğu grubunda gözlenmiştir. Nörokognitif düzeyde, rTMU'nun kümülatif etkisiyle bilişsel ketleme (Stroop) ve reaktif motor ketleme (SST) becerilerinde anlamlı bir güçlenme saptanmıştır. Buna karşın, proaktif ketlemeyi yansıtan dürtüsel hatalarda (GNG Komisyon Hataları) ve risk alma davranışında (M-BART) istatistiksel olarak anlamlı bir değişiklik bulunmamıştır. Sonuç: Bulgular, pre-SMA hedefli rTMU'nun, özellikle 'fren sistemi' olarak işlev gören reaktif ve bilişsel ketleme mekanizmalarını güçlendirmede etkili olduğunu göstermektedir. Ancak uygulamanın, planlı dürtü kontrolü (proaktif ketleme) ve duygusal bileşenler içeren riskli karar verme (M-BART) üzerinde doğrudan bir etkisi olmadığı görülmüştür. Bu durum, rTMU'nun kompulsif bozukluklar spektrumunda monolitik bir etkiden ziyade, hedeflenen nörokognitif fonksiyona ve altta yatan hasta profiline göre farklılaşan spesifik bir etki profiline sahip olduğunu ortaya koymaktadır. rTMU'nun, özellikle“ketleme yetersizliği”ön planda olan hasta alt gruplarında (örn. Kumar Oynama Bozukluğu) daha etkili olabileceği düşünülmektedir.
Özet (Çeviri)
Effects of rTMS on Clinical Symptoms and Risk-Taking Behavior in Disorders Characterized by Compulsion Objective: Neurocognitive dysfunctions, such as impaired response inhibition and risky decision-making, play a significant role in the etiology of compulsive disorders (Gambling Disorder, Hair-Pulling Disorder, Skin-Picking Disorder). The pre-supplementary motor area (pre-SMA), which has a key role in these functions, is a potential therapeutic target. This study aimed to investigate the efficacy of low-frequency repetitive transcranial magnetic stimulation (rTMS) applied to the pre-SMA on clinical symptoms, risk-taking behavior, and response inhibition in these disorders. Methods: A total of 18 patients diagnosed with Gambling Disorder (n=9), Trichotillomania (n=6), and Skin-Picking Disorder (n=3) were included in the study. Participants received 20 sessions of rTMS, and assessments were conducted before treatment, immediately after the first session, and at the end of 20 sessions. The severity of clinical symptoms was measured using disorder-specific scales. Participants' risk-taking tendencies were assessed with the Modified Balloon Analogue Risk Task (M-BART). Their abilities to control and stop impulses were examined with three different tests: The Stroop Test - TBAG Form was used to measure their ability to give the correct answer despite distracting information. The Stop Signal Test (SST) assessed their ability to abruptly stop an action they had already initiated, i.e., their 'braking' skill. The Go/No-Go (GNG) Test measured their ability to avoid making an incorrect response from the outset. Results: A significant improvement in clinical symptoms was found at the end of the treatment, with the most pronounced response observed in the Gambling Disorder group. On the neurocognitive level, the cumulative effect of rTMS led to a significant strengthening of cognitive inhibition (Stroop) and reactive motor inhibition (SST) skills. In contrast, no statistically significant change was found in impulsive errors reflecting proactive inhibition (GNG Commission Errors) or in risk-taking behavior (M-BART). Conclusion: The findings indicate that pre-SMA targeted rTMS is effective in strengthening reactive and cognitive inhibition mechanisms, which function as a 'braking system'. However, the intervention did not appear to have a direct impact on planned impulse control (proactive inhibition) or on risk-taking behavior involving emotional components (M-BART). This suggests that rTMS has a specific, rather than monolithic, effect profile within the compulsive disorders spectrum, which varies according to the targeted neurocognitive function and the underlying patient profile. The treatment may be more effective in patient subgroups with a primary“inhibition deficit”(e.g., Gambling Disorder).
Benzer Tezler
- Obsesif kompulsif bozukluk tanılı ergenlerde duyusal işlemleme bozuklukları ve otizm özelliklerinin yürütücü işlevler ile ilişkisi
Sensory processing disorders and autism traits in adolescents with obsessive-compulsive disorder: İmpact on executive functions
NERGİS KILIÇ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
PsikiyatriSağlık Bilimleri ÜniversitesiÇocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DR. İPEK SÜZER GAMLI
- Obsesif kompülsif bozukluk tanılı hastaların birinci derece akrabalarında anterior singulat korteks ve talamus hacimlerinin sağlıklı bireylerle karşılaştırılması
Comparison of anterior cingulate cortex and thalamus volumes in first-degree relatives of patients diagnosed with Obsessive-Compulsive Disorder (OCD) with healthy individuals
ÖZLEM BİÇER
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
PsikiyatriFırat ÜniversitesiRuh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SEVDA KORKMAZ
- Otizm spektrum bozukluğu olan hastalar ile obsesif kompulsif bozukluğu olan hastalardaki kompulsif davranışların göz izleme cihazı kullanılarak karşılaştırılması
Başlık çevirisi yok
MUHAMMED SAİD DEMİRKAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
PsikiyatriTrabzon ÜniversitesiÇocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ONUR BURAK DURSUN
- Şizofreni, bipolar bozukluk ve diğer psikotik bozukluklara yönelik antipsikotik tedavi başlanan hastalarda obsesif kompulsif belirtilerin yaygınlığı ve klinik değişkenler ile ilişkisi: 3 aylık izlem çalışması
The frequency of obsessive-compulsive symptoms and their association with clinical variables in patients initiated on antipsychotic treatment for schizophrenia, bipolar disorder, and other psychotic disorders: A 3-month follow-up study
SÜMEYYE GÜRLER
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
PsikiyatriSağlık Bilimleri ÜniversitesiRuh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SERDAR SÜLEYMAN CAN
- Şiddetli obsesif kompulsif bozuklukta üstbilişsel özelliklerin psikososyal işlevsellik ve yaşam kalitesi üzerine etkisi
The effect of metacognitive features on psychosocial functioning and quality of life in severe obsessive-compulsive disorder
MÜCAHİT ÖZYOLCU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Psikiyatriİstanbul Üniversitesi-CerrahpaşaRuh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. CANA AKSOY POYRAZ