Geri Dön

Çocukluk çağı yılan ısırıklarında laboratuvar ve klinik ilişkisi

The relationship between laboratory and clinic in childhood snake bites

  1. Tez No: 981177
  2. Yazar: İZEL ÖZTÜRK GÜZEL
  3. Danışmanlar: PROF. DR. İLYAS YOLBAŞ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Dicle Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş ve Amaç: Türkiye ve dünya genelinde yılan ısırıkları, ciddi sağlık sorunlarına ve ölümlere yol açabilen önemli bir faktördür. Çocuklar, vücut kitle indekslerinin daha düşük olması nedeniyle yılan ısırıklarının yol açabileceği komplikasyonlara karşı yetişkinlere göre daha hassastır. Bu çalışmada, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'na yılan ısırığı ile başvuran hastaların demografik, klinik ve laboratuvar özellikleri incelenerek klinik ve laboratuvar ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma klinik ve retrospektif kesitsel bir araştırmadır. Çalışmaya 01 Ocak 2011- 31 Ekim 2024 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'na yılan ısırığı ile başvuran hastaların verileri dahil edilmiştir. Hastalar hafif vakalar ve orta-ağır vakalar olarak iki grup halinde gruplandırılarak veriler karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya alınan toplam 88 hastanın 49 (%55,7)'u erkek ve 39(%44,3)'u ise kız idi. Olguların %51,1'i 6–11 yaş grubunda yer almaktaydı. En sık başvuru saati 12:00–17:59 (%37,5) aralığında, en sık başvuru mevsimi yaz (%61,4) olarak saptandı. Isırılan vücut bölgesi çoğunlukla alt ekstremiteydi (%67,1). Klinik bulgular arasında ağrı tüm hastalarda gözlenirken, kızarıklık (%76,1) ve ödem (%36,4) daha düşük oranlardaydı. Klinik evrelemeye göre olguların %28,4'ü Evre 1, %44,3'ü Evre 2, %14,8'i Evre 3, %12,5'i ise Evre 0 düzeyindeydi. Antivenom tedavisi hastaların %59,1'ine uygulandı. Kan ürünü kullanımı %10,2 oranında, alçı/atel uygulaması ise %30,7 oranında tespit edildi. Komplikasyon olarak en sık kompartman sendromu (%6,8) izlendi. Hafif (%40,9) ve orta-ağır (%59,1) olgular karşılaştırıldığında; kızarıklık, ekimoz ve nekroz gibi lokal bulgular ile antivenom uygulanması ve yoğun bakım ihtiyacı orta-ağır grupta istatistiksel olarak anlamlı düzeyde fazlaydı (p<0,05). Selülit yalnızca hafif grupta gözlendi (p<0,05). Laboratuvar verilerinde, üre ve ALT düzeyleri orta-ağır grupta anlamlı düzeyde yüksek bulunurken (p<0,05), diğer hemogram, biyokimya ve koagülasyon parametrelerinde anlamlı fark saptanmadı. Sonuç: Bu çalışma, çocukluk çağı yılan ısırığı vakalarında kızarıklık, ekimoz ve nekroz gibi lokal bulguların yanı sıra antivenom tedavisi gereksinimi ve yüksek üre/ALT düzeylerinin, orta-ağır klinik tablo ve komplikasyon gelişimiyle ilişkili olabileceğini göstermektedir. Yaz aylarında belirgin artış gösteren olgularda bu parametrelerin erken tanınması, yüksek riskli hastaların erken dönemde belirlenmesi ve tedavi yönetiminin etkinliğini artırma açısından önemli klinik katkılar sağlayabilir.

Özet (Çeviri)

Introduction and Purpose: Snakebites represent a significant public health concern in Turkey and globally, capable of causing severe medical complications and fatalities. Children are particularly vulnerable to snakebite-related complications compared to adults due to their lower body mass index. This study conducted at Dicle University Faculty of Medicine, Department of Pediatrics, aimed to evaluate the demographic, clinical, and laboratory characteristics of pediatric snakebite cases to assess clinical-laboratory correlations. Materials and Methods: This study is a clinical, retrospective, cross-sectional investigation. It includes data from patients who presented with snake bites to the Department of Pediatrics at Dicle University Faculty of Medicine between January 1, 2011, and October 31, 2024. The patients were categorized into two groups—mild cases and moderate-to-severe cases—and their data were compared accordingly. Results: Out of the 88 patients included in the study, 49 (55.7%) were male and 39 (44.3%) were female. The majority of cases (51.1%) were in the 6–11 age group. The most frequent time of presentation was between 12:00 and 17:59 (37.5%), and the most common season for admissions was summer (61.4%). The lower extremities were the most commonly affected body region (67.1%). While pain was observed in all patients, erythema (76.1%) and edema (36.4%) were present at lower frequencies. According to clinical staging, 28.4% of cases were Stage 1, 44.3% Stage 2, 14.8% Stage 3, and 12.5% Stage 0. Antivenom treatment was administered to 59.1% of patients. Blood product usage was identified in 10.2% of cases, and splint or cast application was observed in 30.7% of patients. The most common complication was compartment syndrome (6.8%). When comparing mild cases (40,9%) with moderate-to-severe cases (59.1%), local findings such as erythema, ecchymosis, and necrosis, along with antivenom administration and intensive care requirement, were significantly more frequent in the moderate-to-severe group (p<0.05). Interestingly, cellulitis was observed only in the mild group (p<0.05). Regarding laboratory parameters, blood urea nitrogen and ALT levels were significantly higher in the moderate-to-severe group (p<0.05), while no statistically significant differences were found in other hematological, biochemical, or coagulation parameters between the two groups. Conclusion: This study suggests that in pediatric snakebite cases, local findings such as erythema, ecchymosis, and necrosis, along with the need for antivenom therapy and elevated urea and ALT levels, may be associated with a moderate-to-severe clinical course and the development of complications. The marked increase in cases during the summer months highlights the clinical importance of early recognition of these parameters to identify high-risk patients promptly and to enhance the effectiveness of treatment strategies.

Benzer Tezler

  1. Çocukluk çağı yılan ısırıkları ve tedavi prensipleri

    Snake bites in childhood and treatment principles

    ARZU ARZU HASANOĞLU OTO

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2012

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıDicle Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. YUSUF KENAN HASPOLAT

  2. Çocukluk çağı zehirlenme olgularının değerlendirilmesi

    Evaluation of childhood poisoning cases

    TURAN DERME

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2003

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıÇukurova Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. EMRE ALHAN

  3. Çocukluk çağı zehirlenmelerinde son 10 yılın analizi ve önceki 33 yıl ile karşılaştırılması

    Trends in childhood poisoning in last 10 years and comparing to previous 33 years' experience

    DURSUN MUHAMMED ÖZDEMİR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıHacettepe Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. BENAN BAYRAKÇI

    DR. ÖĞR. ÜYESİ SELMAN KESİCİ

  4. Bipolar bozukluk tanılı suisid girişimi olan hastalarda metakognisyon ve çocukluk çağı olumsuz yaşantılar ı̇lişkisi

    The relationship between metacognition and adverse childhood experiences in patients with bipolar disorder and a history of suicide attempts

    İNCİ TİMUR PEKGÖZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    PsikiyatriVan Yüzüncü Yıl Üniversitesi

    Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ ŞUHEDA TAPAN ÇELİKKALELİ

  5. Bipolar bozuklukta bağlanma, çocukluk çağı travmaları, disosiyasyon ve aleksitimi arasındaki ilişkiler

    The relationship of bipolar disorder with attachment, childhood trauma, dissociation and alexithymia

    MEHMET CELAL KEFELİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    PsikiyatriYüzüncü Yıl Üniversitesi

    Psikiyatri Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. ABDULLAH YILDIRIM