İstanbul ve kavramsal dönüşümler: Mikro-ütopik bir okuma
Istanbul and conceptual transformations: A micro-utopic reading
- Tez No: 981752
- Danışmanlar: PROF. DR. HÜLYA TURGUT
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Mimarlık, Architecture
- Anahtar Kelimeler: Mikro-ütopyalar, Microtopias
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Özyeğin Üniversitesi
- Enstitü: Fen Bilimleri Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Mimarlık Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Kent ve Mimarlık Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Kentler, canlı organizmalar gibi sürekli bir dönüşüm ve değişim içindedir. Tarihsel süreçte salgınlar, afetler, göçler ve benzeri çoklu krizlerin yarattığı kırılmalar, kentlerin fiziksel, sosyal ve ekonomik yapılarını köklü bir şekilde değiştirmiş; bu kırılmalar, kentlerin yalnızca mekânsal değil, aynı zamanda kavramsal olarak da dönüşmesine yol açmıştır. COVID-19 pandemisi, yakın dönemdeki kent kırılımlarına yeni bir boyut ekleyerek,, kentlerin nasıl adapte olduğunu, uyum sağladığını ve yeni mekânsal pratikler geliştirdiğini göstermiştir. Özellikle İstanbul gibi metropollerde, pandemi süreci ekonomi, sağlık, eğitim ve sosyal yaşam gibi alanlarda derin etkiler yaratmış ve bu süreçte yeni kavramlar ve pratikler ortaya çıkmıştır. Kentler, kriz dönemlerinde geleceğe dair tahayyüller üretirler. Ütopyalar, bu tahayyüllerin en somut ifadeleridir. Ancak, ütopyalar sadece uzak bir geleceğe ait değil, aynı zamanda bugünün pratiklerinde kök salmış gerçekliklerdir. Tezde odaklanılan ve pandemi sürecinde İstanbul'da ortaya çıkan dijital ve geçici kamusal alanlar, kapsül mekânlar gibi mikro-ütopyalar, bu gerçekliğin somut örnekleridir. Pandemi, kent mekânında dönüşüm yaratan tek kırılma değildir; aksine, kentler tarih boyunca sanayileşme, göç, ekonomik krizler ve doğal afetler gibi çeşitli kırılmalar yaşamış ve her defasında yeni mekânsal pratikler geliştirmiştir. Bu tez, pandemiyi bu kırılmaların bir halkası olarak ele almakta ve onun yalnızca kısa vadeli etkilerine değil, uzun vadede kent mekânında nasıl bir süreklilik ve kopuş yarattığına odaklanmaktadır. Sanayi devrimi sonrası kentleşme, neoliberal dönüşümler ve kriz sonrası mekânsal yeniden yapılanmalar gibi süreçlerle pandemi sonrası ortaya çıkan yeni normaller arasında kavramsal bir bağ kurulmaktadır. Böylece, pandemi sonrası kent pratikleri yalnızca geçici bir durum değil, gelecekte kent mekânının şekillenmesinde belirleyici bir unsur olarak değerlendirilmektedir. Bu tezde, kenti dinamik bir yapı olarak ele alarak, İstanbul'un özellikle pandemi sürecinde ve sonrasında geliştirdiği mikro-ütopik oluşumları (yeni normaller, dijital kamusal alanlar, geçici mekânsal müdahaleler) fenomenolojik bir bakış açısıyla incelenmektedir. Araştırma kapsamında, İstanbul'da belirlenen dört farklı mikro-ütopya ekseni üzerinden kent mekânındaki dönüşüm analiz edilmiştir. neksel kent kavramlarının pandemi sürecindeki değişimleri açıklamadaki yetersizliğini merkeze alan bu çalışma, 'mikro-ütopya' (Bourriaud, 1998), 'kır-kent' (Wirth, 1938; Woods, 2011), 'autopoiesis' (Maturana & Varela, 1980), 'kapsül mekân' (Sloterdijk, 2005) ve 'sanal beden' (Hayles, 1999) gibi yeni kavramlarla kentteki akışı analiz etmektedir. Sonuç olarak, bu çalışma, kentlerin kriz dönemlerinde nasıl dönüştüğünü anlamak için ütopyacı yaklaşımlar yerine, gündelik hayatın içindeki mikro-ütopyalara odaklanan alternatif bir perspektif önermektedir. Çalışma, pandeminin ötesinde, gelecekteki kent yaşamına dair yeni tahayyüller üretmenin ve bu tahayyüllerin nasıl karşılık bulduğunu analiz etmenin yollarını tartışmaktadır.
Özet (Çeviri)
Cities, like living organisms, are in a state of constant transformation and change. Throughout history, ruptures triggered by multiple crises such as pandemics, disasters, and migrations have profoundly altered the physical, social, and economic structures of cities. These ruptures have led to transformations not only on a spatial level but also on a conceptual one. The COVID-19 pandemic added a new layer to recent urban ruptures, revealing how cities adapt and develop new spatial practices. In metropolises such as Istanbul, the pandemic had deep impacts on areas such as economy, health, education, and social life, and within this process, new concepts and practices have emerged. In times of crisis, cities produce imaginaries of the future. Utopias are the most concrete expressions of these imaginaries. However, utopias are not solely projections of a distant future; they are also realities rooted in today's practices. This thesis focuses on the micro-utopias that emerged in Istanbul during the pandemic—such as digital and temporary public spaces and capsule environments—as tangible instances of this reality. The pandemic is not the only rupture that has transformed urban space; on the contrary, cities have historically undergone a series of disruptions due to industrialization, migration, economic crises, and natural disasters—each prompting the development of new spatial practices. This research positions the pandemic as one link in a historical chain of ruptures and focuses not only on its short-term effects but also on the ways it has created both continuity and disruption in the long-term transformation of urban space. By drawing conceptual connections between the post-pandemic new normals and earlier processes such as the Industrial Revolution, neoliberal urban transformations, and post-crisis spatial restructurings, the study argues that post-pandemic urban practices are not merely temporary but serve as critical determinants in shaping future urban forms. This thesis approaches the city as a dynamic entity and examines the micro-utopian formations (new normals, digital public spaces, temporary spatial interventions) that emerged in Istanbul particularly during and after the pandemic, through a phenomenological lens. Within the scope of this research, four micro-utopian axes identified in Istanbul—autopoiesis, freedom capsules, rural-urban hybrids, and virtual bodies—have been analyzed to understand the transformation of urban space. This study, which centers on the insufficiency of traditional urban concepts in explaining the changes observed during the pandemic, utilizes emerging conceptual tools such as“micro-utopia”(Bourriaud, 1998),“rural-urban”(Wirth, 1938; Woods, 2011),“autopoiesis”(Maturana & Varela, 1980),“capsule space”(Sloterdijk, 2005), and“virtual body”(Hayles, 1999) to analyze the fluidity of urban experience. In conclusion, this research proposes an alternative perspective that focuses not on large-scale utopian projections, but on micro-utopias embedded in everyday life, to understand how cities transform during crises. It aims to discuss new ways of producing urban imaginaries beyond the pandemic, and how these imaginaries find their spatial expressions in the evolving fabric of the city.
Benzer Tezler
- Küresel değer zincirlerine katılımın belirleyicileri: Next-11 ülkeleri üzerine bir inceleme
Determinants of participation in global value chains: An analysis on Next-11 countries
MERT ŞAKI
- Antalya'da 1980 sonrası yaşanan dönüşümün kavramsal izdüşümleri
The conceptual projections of the transformation experienced in Antalya after 1980
ZEYNEP ESENGİL
Doktora
Türkçe
2017
Mimarlıkİstanbul Teknik ÜniversitesiMimarlık Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. HÜSEYİN LÜTFÜ KAHVECİOĞLU
- Güneydoğu Anadolu Projesi ve bölgesel gelişme
Southeastern Anatolian Project (GAP) and regional development
ENVER CENAN İNCE
Yüksek Lisans
Türkçe
2015
Şehircilik ve Bölge Planlamaİstanbul Teknik ÜniversitesiŞehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ALİYE AHU AKGÜN
- Kadın-konut etkileşiminde rol oynayan tasarım parametrelerinin belirlenmesi
Başlık çevirisi yok
YEŞİM YAĞCI
Yüksek Lisans
Türkçe
1998
Mimarlıkİstanbul Teknik ÜniversitesiBina Bilgisi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ALPER ÜNLÜ
- Zamansallık ve mekansallık bağlamında heterotopyaların sentaktik ve semantik irdelenmesi
A syntactic and semantic research on the temporality and spatiality of heterotopias
İLGİ HACIHASANOĞLU