Kültürleşme kavramı bağlamında zorunlu göçün kent mekânında irdelenmesi: İstanbul ili Fatih İlçesi örneği
An examination of forced migration in urban space within the context of acculturation: The case of the Fatih district of İstanbul province
- Tez No: 988341
- Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ SERHAT ULUBAY
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Mimarlık, Architecture
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Yıldız Teknik Üniversitesi
- Enstitü: Fen Bilimleri Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Mimari Tasarım Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Göç, bireylerin fiziksel yer değişimiyle sınırlı kalmayan, kentteki sosyal ilişkileri, gündelik yaşam pratiklerini ve mekânsal deneyimleri doğrudan etkileyen çok boyutlu bir süreçtir. Göç eden topluluklarla yerli halk arasındaki etkileşim eksikliği, mekânda psikolojik ve sosyal ayrışmalara, dolayısıyla bireysel ve toplumsal gerilimlere neden olabilmektedir. Bu noktada mimarlık disiplini, sosyal entegrasyonu güçlendirecek etkileşim potansiyellerinin peşine düşmektedir. Bu tez, İstanbul'un Fatih ilçesinde Suriye'den 2011'de başlayan ve günümüzde kalıcılık konusunu gündeme alan zorunlu göç dalgasının ardından, on yılı aşkın süredir bir arada yaşama pratiğini deneyimleyen sığınmacı halkın ve yerli halkın mekânsal aidiyeti, gündelik yaşam pratikleri ve kültürleşme yaklaşımları üzerinden kentteki kesişim noktalarını incelemektedir. Özellikle kültürleşme kavramı, göçün sosyolojik boyutlarını ve kent mekânında etkileşim yönelimlerini mekân üzerinden anlamak açısından değerlendirilmiştir. Kuramsal çerçevede yer alan mekân kuramları, karşılaşma mekânlarının bu yönelimlerin yarattığı bireysel ve toplumsal kimlikler yoluyla üretilen sosyal düzlemler olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda Fatih ilçesi Akşemsettin ve Ali Kuşçu Mahallesi odak alanı çevresinde, Fatih'te göç sonrası mekân kullanımlarının kesişimini veya ayrışımını ortaya çıkaran görüşmeler gerçekleşmiştir. Göç sonrası bir arada yaşama pratiğine karşın, iki farklı kültürel grup için bir arada yaşama pratiğindeki etkileşimlerin niteliği ve kültürleşme yaklaşımlarının mekandaki etkileşime rolü incelenmiştir. Alan çalışmasında elde edilen bulgular, göç sonrası oluşan kültürlerarası etkileşimde fiziksel karşılaşmanın her zaman anlamlı bir temasa dönüşmediğini, öznelerin mekân tercihlerinde örtük bir anlamla var olan kesişim mekânlarının bu potansiyeli barındırdığını göstermektedir. Kullanıcının tercihleriyle açığa çıkarılan bu kesişim mekanlarındaki etkileşim niteliği ise, göç sonrası entegrasyon süreçlerinde kent mekanının gündelik pratikte yarattığı çatlaklarda oluşan müştereklik potansiyellerini ortaya çıkarmaktadır. Bu kesişim mekânları, farklı kültürel grupların odaklı etkileşimler kurabildiği, ortak deneyimlerin üretildiği ve karşılıklı farkındalığın geliştiği alanlar olarak belirlenmiştir. Buna karşılık, zorunlu karşılaşmalara sahne olan etkileşim mekânları kültürlerarası uyumu desteklemekten ziyade mesafeli tutumları yeniden üretmektedir. Bulgular, bu farkın kentteki entegrasyonun mekânsal boyutunu anlamak açısından kritik bir gösterge olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, Fatih örneğinde gözlemlenen kesişim mekânları, göçmenlerin ve yerli halkın birlikte var olabildiği, karşılıklı tanıma süreçlerini besleyen mikro kamusallıklar olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda tez, mimarlığın toplumsal etkisini ve kentteki anlamlı kesişimlerin analizinin, göç öznelerinin toplumsal uyumuna katkı sağlayabileceğini savunmaktadır. Kentte etkileşimi açığa çıkaran bu arayüzlerin yaratılması, mimarlık disiplini de kapsayan; sosyal, etik ve politik bir sorumluluk alanı olarak ele alınmaktadır.
Özet (Çeviri)
Migration is a multidimensional process that goes beyond the physical movement of people. It directly affects social relations, everyday life practices, and spatial experiences in the city. The lack of interaction between migrant groups and local residents can cause psychological and social separation in urban space, which may lead to individual and social tensions. At this point, the discipline of architecture focuses on exploring spatial potentials that can support social integration. This thesis explores the intersection points in the urban spaces of Fatih District in Istanbul, where Syrian refugees who came after the 2011 wave of forced migration have shared the same environment with local residents for over a decade. The research explores how spatial belonging, daily life practices, and acculturation strategies shape encounter spaces in the city. The concept of acculturation is used to understand the sociological aspects of migration and how people from different cultures interact through space. The theoretical framework emphasizes that encounter spaces are socially produced environments formed through individual and collective identities. Field studies were carried out in Akşemsettin and Ali Kuşçu neighborhoods to reveal how spatial practices intersect or diverge after migration. The findings show that living in the same physical environment does not always lead to meaningful contact. However, encounter spaces that appear through user preferences have the potential to create cross-cultural interaction. The quality of these interactions reveals the possibility of forming shared experiences and mutual understanding in everyday urban life. These encounter spaces are identified as areas where different cultural groups can communicate, create common experiences, and develop awareness of each other. In contrast, spaces of forced encounters tend to reproduce social distance rather than promote integration. This difference shows that understanding the spatial dimension of integration is essential for social cohesion in cities. In conclusion, the encounter spaces observed in Fatih are defined as micro-public areas that support coexistence and mutual recognition between migrants and local people. The thesis argues that architectural design can play a key role in creating such meaningful intersections in the city and contribute to social adaptation after migration. Designing urban interfaces that encourage interaction is also considered a social, ethical, and political responsibility for the field of architecture.
Benzer Tezler
- 21. yüzyılda Türkiye Almanya arası göçmen tiyatroları bağlamında“ötekilik”kavramı
The concept of“otherness”in the context of migrant theaters between Turkey and Germany in the 21st century
ŞAHİN TURAN
Yüksek Lisans
Türkçe
2022
Sahne ve Görüntü Sanatlarıİstanbul Aydın ÜniversitesiDrama ve Oyunculuk Ana Sanat Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ SÜNDÜZ HAŞAR
- Aleksandr Soljenitsin ve Alev Alatlı'da özgürlük (analitik bir karşılaştırma)
A literary comparison of Alexandr Soljenitsin and Alev Alatlı in terms of freedom ( An analytical comparative study)
MEHMET GÜNGÖR
Yüksek Lisans
Türkçe
2006
Türk Dili ve EdebiyatıEskişehir Osmangazi ÜniversitesiKarşılaştırmalı Edebiyat Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ALİ GÜLTEKİN
- Le bonheur le travail et les choix dans l'ethique
Etikte mutluluk iş ve seçimler
YILDIZ GÜL HACIEVLİYAGİL CÜCELOĞLU
- Kültürlerarası iletişim bağlamında Balkan göçmenlerinin kültürleşme süreci; Yalova ili örneği
Culturing process of Balkan immigrants in the context of intercultural comminication; Sample of Yalova
OĞUZHAN ÖZMEN
Yüksek Lisans
Türkçe
2020
İletişim BilimleriYalova Üniversitesiİletişim Tasarımı Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ SİBEL AKOVA
- Kant'ta kültür kavramı bağlamında hukuk ile ahlak ilişkisi
The relation between law and morality in the context of the conception of culture in kant
MUHAMMET EMİN ERDEMLİ