Lusofon Ülkelerde dekolonyal sinema
Decolonial cinema in Lusophonian countries
- Tez No: 991022
- Danışmanlar: PROF. DR. ZEYNEP ÇETİN ERUS
- Tez Türü: Doktora
- Konular: İletişim Bilimleri, Sahne ve Görüntü Sanatları, Radyo-Televizyon, Communication Sciences, Performing and Visual Arts, Radio and Television
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Marmara Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Radyo Televizyon ve Sinema Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Sinema Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Lusofon Ülkeler, bir dönem Portekiz sömürgesi olmuş ve günümüzde Portekizceyi resmi dil olarak kullanan ülkeleri kategorize etmek için kullanılan bir kavramdır. Dekolonyalizm, bir devletin, bir erkin başka bir ülke halkı ve kurumları üzerindeki kontrolünü kaybetmesi, tahakküm altındaki halkın egemen devlete (sömürgeciye) karşı özgürlüğünü elde etmesi anlamına gelmektedir. Bu çalışmada, Lusofon Ülkeler olarak adlandırılan Brezilya, Mozambik, Angola ve Gine-Bissau'nun 1965'ten ve 1980'lerin sonuna kadar ortaya koydukları sinema pratikleri dekolonyalizm kavramı üzerinden incelenecektir. Bu araştırmada döküman analizine ek olarak sinemada alternatif araştırma yöntemi olarak ifade edilebilecek Balmumu ve Altın teorisi kullanılmıştır. Araştırmada Lusofon Ülkeler'de sinema konularının sosyolojik, ideolojik ve kültürel çerçeveleri belirlenerek filmlerde sinematik ve kültürel kodlar/temalar oluşturulup bu temaların tabakalaştırılması ve ilişkilendirilmesi esas alınacaktır. Çalışma kapsamında evreni temsil ettiği varsayılan dört film amaçlı örneklem olarak seçilmiştir. Brezilya için Glauber Rocha'nın A Idade da Terra (Dünyanın Yaşı, 1980) filmi ele alınacaktır. Angola için Ruy Duarte de Carvalho'nun Neilista (1977) filmi ele alınacaktır. Mozambik için Ruy Guerra'nın Mueda: Memoria e Massacre ( Mueda: Anı ve Katliam, 1979) filmi ele alınacaktır. Gine-Bissau için Flora Gomes'in Mortu Nega (Ölümün Reddettiği Kişiler, 1988) filmi ele alınacaktır. Böylelikle Lusofon Ülkelerinde dekolonyal sinemanın somut temsillerinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Araştırmada Lusofon Ülkeler'in bu yıllar arasında transtlantik bir ortaklıkla Batımerkezli sinemanın gerek estetik gerekse de kültürel hegemonyasına karşı epistemik itaatsizlik örneği olarak dekolonyal bir pratik ortaya koyduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Özet (Çeviri)
Lusophone countries is a term used to categorize nations that were formerly Portuguese colonies and that currently recognize Portuguese as an official language. Decolonialism refers to the process by which a state or power loses its control over the people and institutions of another country, and by which the population under domination attains freedom from the sovereign (colonial) power. This study examines the cinematic practices developed between 1965 and the late 1980s in Brazil, Mozambique, Angola, and Guinea-Bissau – countries identified as Lusophone – through the concept of decolonialism. In addition to document analysis, the study employs the Wax and Gold theory, which can be considered an alternative research method in cinema studies. Within the scope of the research, the sociological, ideological, and cultural frameworks of cinematic themes in Lusophone countries are identified, and cinematic and cultural codes/themes are constructed based on the selected films. These themes are then stratified and interrelated. As a purposive sample assumed to represent the universe of the study, four films were selected. For Brazil, Glauber Rocha's A Idade da Terra (The Age of the Earth, 1980) is analyzed. For Angola, Ruy Duarte de Carvalho's Neilista (1977) is examined. For Mozambique, Ruy Guerra's Mueda: Memória e Massacre (Mueda: Memory and Massacre, 1979) is discussed. For Guinea-Bissau, Flora Gomes's Mortu Nega (Those Whom Death Refused, 1988) is analyzed. Through these analyses, the study aims to reveal concrete representations of decolonial cinema in Lusophone countries. The findings indicate that during this period, Lusophone countries, through a transatlantic collaboration, developed a decolonial cinematic practice as an example of epistemic disobedience against the aesthetic and cultural hegemony of Western-centric cinema.