İkinci Dönem Ankara İstiklal Mahkemesi ve Distolcular Davası (1925-1927)
The Second Term Ankara Independence Tribunal and Distolcular Case (1925-1927)
- Tez No: 995146
- Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ MUHAMMET GÜÇLÜ
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Tarih, History
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Akdeniz Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Tarih Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
İkinci Dönem Ankara İstiklal Mahkemesi'ne Distolcular Davası dahilinde konu olan Tarikat-ı Salahiye Cemiyeti, 19 Eylül 1920 tarihinde Kiraz Hamdi Paşa tarafından kurulan ve Millî Mücadele aleyhinde faaliyet göstermiş olan gizli bir örgüttür. Bu cemiyetin üyeleri genel olarak İngiliz Muhipleri, Nigehban ve İla-yı Vatan gibi cemiyetlerin mensupları ile Hürriyet ve İtilafçılardan oluşmakta olup, görünüşte dini bir nitelik taşımaktadır. Kiraz Hamdi Paşa tarafından bir nevi İslam masonluğu anlamına gelen ''İslam Farmasonluğu'' olarak nitelendirilen ve bu doğrultuda gizli bir yapılanmaya sahip olan bu cemiyet, bol miktarda dini ritüel, sembol, rütbe ve kademe barındırmaktadır. Evrensel bir İslam siyaseti takip etmek iddiasıyla kurulan Tarikat-ı Salahiye Cemiyeti, bu maksatla nizamnamesinde İttihat-ı İslam ideolojisine yer vermiştir. Ancak dini boyut sadece nizamnameyle sınırlı kalmış olup, cemiyetin siyasi amaç ve faaliyetlerini perdelemek için kullanılmıştır. Zira cemiyet esas olarak Padişah Vahideddin, İstanbul Hükümeti ve İngiliz çıkarlarını korumak ve Millî Mücadele'yi baltalamak için kurulmuş, tüm gayret ve çalışmalarını bu doğrultuda göstermiştir. Millî Mücadeleyi takip eden süreçte cemiyetin kurucusu Kiraz Hamdi Paşa ile bazı ileri gelenleri yurtdışına kaçmış olsa da cemiyet varlığını gizlice sürdürmeye devam etmiştir. Kiraz Hamdi Paşa Avrupa'daki firari Yüzellilikler ve VI. Mehmet Vahideddin ile Cumhuriyet idaresini yıkmak, hilafet ve saltanatı yeniden tesis etmek üzere çalışmalar sürdürürken, İstanbul'da kalan cemiyet üyeleri de cemiyetin yurtdışındaki üyeleriyle gizlice haberleşmeyi ve kahvehanelerde toplantılar yapmayı sürdürmüştür. Bunun yanında cemiyet, 1925 yılında çıkan Şeyh Said İsyanı ile aktif olarak faaliyete geçmiş, memleket haricinde ve dahilindeki üyeler isyanın büyüyüp yayılmasına yoğun gayret göstermişlerdir. Bu bağlamda cemiyetin bazı üyeleri, Distol adlı bir hayvan ilacı satıcısı vasfıyla Anadolu'yu gezerek, isyana teşvik sağlamaya ve hilafet yönünde dini propagandalar yapıp hükümet aleyhinde kışkırtmalarda bulunmaya çalışmışlardır. Bunlar arasında Osman Daver, 28 Mayıs günü Konya civarında şüphe çekerek tutuklanmış olup, üzerinde çıkan bir mektup ve soruşturmalar neticesinde cemiyetin varlığı da ortaya çıkmıştır. Yapılan araştırmalarla kendisiyle birlikte bağlantılı olan diğer cemiyet üyeleri de birer birer yakalanıp, yargılanmak üzere Ankara İstiklal Mahkemesine gönderilmiştir. İkinci Dönem Ankara İstiklal Mahkemesi Cumhuriyet döneminde görev yapan iki İstiklal Mahkemesinden biridir. 13 Şubat 1925 tarihinde Cumhuriyete karşı Doğu Anadolu'da başlayan Şeyh Said İsyanı, o dönemde ülkenin bekasını, huzur ve güvenlik ortamını tehdit eden en büyük irticai girişimdir. Bu bağlamda isyana sadece askeri harekatla karşılık vermek yetersiz kaldığından, yeniden hükümete geçen İsmet Paşa, 4 Mart 1925 tarihinde Takrir-i Sükûn Kanunu'nu çıkararak önemli tedbirler almıştır. Bu kanun çerçevesinde kurulan İsyan Bölgesi İstiklal Mahkemesi ile yeniden faaliyete geçen Ankara İstiklal Mahkemesi isyanın bastırılması ve sorumluların cezalandırılmasında son derece etkili olmuşlardır. İsyan Bölgesi İstiklal Mahkemesi doğrudan isyancıları yargılamakla sorumluydu. Ankara İstiklal Mahkemesi ise diğer mahkemeyle birlikte isyanla bağlantılı çalışmalar yürütse de Hıyanet-i Vataniye Kanunu kapsamında çeşitli davalara bakmış ve merkezi konumundan dolayı gerektiğinde çevre bölgelerde de gezici mahkeme olarak faaliyet göstermiştir. Gerçekleştirdiği yargılamaların sayısı ve davaların niteliği bakımından oldukça öne çıkan Ankara İstiklal Mahkemesi, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Gazeteciler, Şapka Kanunu'na Muhalefet, Atatürk'e Suikast Girişimi ve İttihatçıların yargılamaları gibi oldukça önemli davalar gerçekleştirmiştir. Bunlar arasında Ankara İstiklal Mahkemesi'nin gerçekleştirdiği Distolcular Davası ise bu zamana kadar pek fazla ön plana çıkmasa da yıllar boyunca, yurt içinde ve dışında memlekete ihanet için faaliyet gösteren bir yapılanmanın ortaya çıkması ve sonlandırılması bakımından oldukça önem arz etmektedir. Dava sürecinde Tarikat-ı Salahiye Cemiyeti ve üyeleri ile ilgili ele geçirilen vesikalar, şahit ve sanıkların ifadeleri doğrultusunda bu cemiyetin başında VI. Mehmet Vahideddin'in olduğu, dini insanların duygularını sömürmek ve siyasi amaçları doğrultusunda bir paravan gibi kullanmak için kullandıkları ve kurulduğundan bu yana ülkeye ihanet için çalıştıkları anlaşılmıştır. Yargılamalar sonucunda cemiyetle doğrudan bağlantısı olduğu kesin kanıtlarla sabit görülen 11 sanık idama mahkûm edilirken, bazı sanıklar kürek cezasına çarptırılmış olup, cemiyetle bağlantısı olmasına rağmen kesin delillere ulaşılamayan sanıklar ise beraat etmiştir. Yargılananlar arasında bulunan Ahmet Refik, Aksekili Ahmet Hamdi ve Lütfi Fikri Bey'ler gibi önemli şahsiyetler de yer almış olup, mahkeme heyeti cemiyetle bağlantılı olmadıklarına kanaat getirerek haklarında beraat kararı vermiştir.
Özet (Çeviri)
The Tarikat-ı Salahiye Society, which was brought to trial in the Distolcular Case before the Second Term Ankara Independence Tribunal, was a secret organization founded on September 19, 1920, by Kiraz Hamdi Pasha, and it operated against the National Struggle. The members of this society were generally drawn from the ranks of the English Admirers' Society (İngiliz Muhipleri), Nigehban, and İla-yı Vatan societies, as well as from supporters of the Freedom and Accord Party (Hürriyet ve İtilafçılar), giving the appearance of a religious organization. Describing it as an“Islamic Freemasonry,”Kiraz Hamdi Pasha structured it with secretive organization, abundant religious rituals, symbols, ranks, and stages. Claiming to pursue a universal Islamic policy, the society included the ideology of Pan-Islamism (İttihat-ı İslam) in its statutes. However, its religious character was limited to its regulations and served only to mask its political aims and activities. In reality, the society was founded to protect the interests of Sultan Mehmet VI Vahideddin, the Istanbul Government, and the British, and all its efforts were directed at undermining the National Struggle. After the National Struggle, while the founder Kiraz Hamdi Pasha and some leading members fled abroad, the society continued its existence in secrecy. While Hamdi Pasha worked in Europe with fugitive members of the 150 Exiles (Yüzellilikler) and Mehmet VI Vahideddin to overthrow the Republic and restore the caliphate and sultanate, the members who remained in Istanbul maintained secret communication with their exiled counterparts and continued to meet in coffeehouses. The society became active again during the Sheikh Said Rebellion of 1925, with its members both inside and outside the country striving to expand and intensify the uprising. Among them, some members traveled around Anatolia under the guise of selling an animal medicine called Distol, encouraging rebellion, spreading religious propaganda in favor of the caliphate, and inciting hostility against the government. One such figure, Osman Daver, was arrested on May 28 near Konya under suspicion. The discovery of a letter on him, along with subsequent investigations, exposed the existence of the society. Further inquiries led to the arrest of his associates, who were then sent to the Ankara Independence Tribunal for trial. The Second Term Ankara Independence Tribunal was one of the two Independence Tribunals that operated during the Republican period. On February 13, 1925, the Sheikh Said Rebellion erupted in Eastern Anatolia, posing the greatest reactionary threat to the survival, peace, and security of the country at the time. Since military operations alone were insufficient to suppress the uprising, İsmet Pasha, who had returned to the premiership, enacted the Law on the Maintenance of Order (Takrir-i Sükûn Kanunu) on March 4, 1925, introducing significant measures. Within the framework of this law, the Independence Tribunal of the Rebellion Zone and the reactivated Ankara Independence Tribunal played highly effective roles in suppressing the uprising and punishing those responsible. While the Rebellion Zone Tribunal was directly responsible for trying the rebels, the Ankara Tribunal, although also dealing with cases connected to the rebellion, examined various cases under the Law on Treason Against the Homeland (Hıyanet-i Vataniye Kanunu) and, owing to its central location, functioned as a traveling court when necessary. The Ankara Tribunal stood out for the number and significance of the trials it conducted, including cases involving the Progressive Republican Party (Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası), journalists, opposition to the Hat Law, the assassination attempt on Atatürk, and the trials of Unionists (İttihatçılar). Among these, the Distolcular Case has not attracted much attention until now, yet it was of great importance in exposing and eliminating a clandestine organization that had long conspired, both domestically and abroad, against the nation. During the trial, documents seized, together with witness and defendant testimonies, revealed that the society was headed by Mehmet VI Vahideddin himself, that it had exploited religious sentiments as a cover for political objectives, and that from its inception, it had been dedicated to betraying the country. As a result of the trials, 11 defendants whose direct links to the society were proven beyond doubt were sentenced to death, while some others received hard labor sentences, and those against whom definitive evidence could not be found, despite their association with the society, were acquitted. Among those tried were notable figures such as Ahmet Refik, Aksekili Ahmet Hamdi, and Lütfi Fikri Bey. The court concluded that they had no proven ties to the society and acquitted them.
Benzer Tezler
- Türk siyasi hayatında Selim Rauf Sarper ve faaliyetleri
Selim Rauf Sarper in Turkish political life and his activities
CEMAL EGE ÖZKAN
Yüksek Lisans
Türkçe
2022
Türk İnkılap TarihiAnkara ÜniversitesiAtatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. BİGE SÜKAN
- Milli Mücadele'den Cumhuriyet'e geçişte ve çok partili ilk sistemde basın-iktidar ilişkileri (1920-1927)
Başlık çevirisi yok
NURETTİN GÜZ
Doktora
Türkçe
1988
Türk İnkılap TarihiAnkara Üniversitesiİnkılap Tarihi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SÜLEYMAN ARSLAN
- Eyüp Sabri Bey'in (Akgöl) Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde siyasi ve askeri faaliyetleri
Political and military activities of Eyüp Sabri Bey (Akgöl) in the constitutional and Republican periods
YAVUZ SELİM KAYA
Yüksek Lisans
Türkçe
2022
TarihTokat Gaziosmanpaşa ÜniversitesiTarih Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. YUNUS EMRE TEKİNSOY
- Gazateci, siyasetçi ve fikir adamı olarak Hüseyin Cahit Yalçın
Hüseyin Cahit Yalçın who is a journalist and politician and intellectual
SÜLEYMAN HİLMİ BENGİ
Doktora
Türkçe
1998
Türk İnkılap TarihiHacettepe ÜniversitesiAtatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Ana Bilim Dalı
DR. OĞUZ AYTEPE
- Cumhuriyet`in ilanından Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'na Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu
The Establishment of the republic of Turkey from the proclamation of the constitution
H. FARUK ALPKAYA
Doktora
Türkçe
1997
Siyasal BilimlerAnkara ÜniversitesiSiyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SİNA AKŞİN