Primer non-reflüksif megaüreterli çocuk hastaların klinik radyolojik ve laboratuvar verilerinin analizi
Analysis of clinical radiological and laboratory data of pediatric patients with primary non-refluxing megaureter
- Tez No: 997027
- Danışmanlar: PROF. DR. SEVGİ YAVUZ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
- Anahtar Kelimeler: Primer non-reflüksif megaüreter, Antenatal Hidronefroz, Distal üreter çapı, Spontan rezolüsyon, Primary non-refluxing megaureter, Antenatal hydronephrosis, Distal ureter diameter, Spontaneous resolution
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Bu çalışmanın amacı primer non-ferluksif megaüreter tanısı almış hastaların demografik, klinik ve radyolojik verilerinden oluşan parametreler ile prognoz arasındaki ilişkinin incelenmesi. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada 01 Haziran 2020 - 31 Ekim 2024 tarih aralığında Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Çocuk Nefrolojisi polikliniğinde takip edilen primer non-reflüksif megaüreter tanısı almış 0-18 yaş aralığında 68 hastanın klinik, laboratuar ve radyolojik verilerinin retrospektif olarak değerlendirildi. Hastaların demografik özellikleri, tanı taşı, başvuru şikayetleri, idrar yolu enfeksiyonu (İYE) öyküsü, ek üriner ve sistemik anomali varlığı, sintigrafik renal ölçümleri, tutulum tarafı, spontan rezolüsyon ve cerrahi ihtiyacı, eşlik eden komorbidite ve komplikasyonların varlığı, distal üreter çaplarının ölçümü değerlendirilerek istatistiksel analizleri yapıldı. Bulgular: Hastaların büyük çoğunluğunun erkek olduğu (%79), yarısından fazlasının antenatal tanı ile başvurduğu (%54,4), %42,6'sında megaüreterin sol taraflı olduğu, yaklaşık dörtte birinde (%26,5) spontan rezolüsyon görüldüğü, %31'inde sintigrafik değerlendirmede renal skar mevcut olduğu, %45'inin obstruktif pattern gösterdiği, bilateral tutulum, distal üreter çapı , etkilenen böbreğe ait DMSA fonksiyon değeri ve MAG-3 obstrüksiyon varlığı cerrahi müdehale gereksinimiz açısından bağımsız prediktörler olduğu, ilk distar üreter çapı ölçümünün spontan resolüzyon için bağımsız prediktör faktör olduğu saptandı. Sonuç: Primer non-reflüksif megaüreterli hastalar çoğunlukla antenatal dönemde saptanan hidronefroz nedeniyle değerlendirmeye alınmakta ve olguların önemli bir kısmı asemptomatik seyretmektedir. Çalışmamızda hastaların yaklaşık yarısı antenatal anomali nedeniyle yönlendirilmiş, semptomatik başvuruların en sık nedeni idrar yolu enfeksiyonu olmuştur. Hastaların önemli bir bölümünde konservatif izlem yeterli olmakta ve spontan rezolüsyon izlenebilmektedir. Spontan düzelme olasılığı özellikle tanı anında distal üreter çapı daha küçük olan olgularda daha yüksek bulunmuştur. Buna karşın distal üreter çapının artması, obstrüktif patern varlığı ve tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları cerrahi gereksinimi ile ilişkili olabilecek klinik parametreler olarak dikkat çekmektedir. Bu nedenle tanı anındaki distal üreter çapı ve fonksiyonel görüntüleme bulgularının düzenli takibi, cerrahi müdahale gerektirebilecek hastaların erken dönemde belirlenmesine katkı sağlayabilir.
Özet (Çeviri)
Aim: The aim of this study was to investigate the relationship between prognosis and parameters consisting of demographic, clinical, and radiological data of patients diagnosed with primary non-refluxing megaureter. Materials and Methods: In this study, the clinical, laboratory, and radiological data of 68 patients aged 0–18 years who were diagnosed with primary non-refluxing megaureter and followed in the Pediatric Nephrology outpatient clinic of Başakşehir Çam and Sakura City Hospital between June 01, 2020 and October 31, 2024 were retrospectively evaluated. The patients' demographic characteristics, age at diagnosis, presenting complaints, history of urinary tract infection, presence of accompanying urinary and systemic anomalies, scintigraphic renal measurements, side of involvement, spontaneous resolution and need for surgery, presence of accompanying comorbidities and complications, and distal ureter diameter measurements were evaluated and statistically analyzed. Results: The majority of the patients were male (79%), more than half presented with an antenatal diagnosis (54.4%), and in 42.6% the megaureter was located on the left side. Spontaneous resolution was observed in approximately one- quarter of the patients (26.5%). Renal scarring was present in 31% of the patients on scintigraphic evaluation, and 45% demonstrated an obstructive pattern. Bilateral involvement, distal ureter diameter, DMSA functional value of the affected kidney, and the presence of obstruction on MAG-3 scintigraphy were identified as independent predictors of the need for surgical intervention. The initial distal ureter diameter measurement was also found to be an independent predictor for spontaneous resolution. Conclusion: Patients with primary non-refluxing megaureter are mostly evaluated due to hydronephrosis detected during the antenatal period, and a significant proportion of cases remain asymptomatic. In our study, approximately half of the patients were referred due to antenatal anomalies, and the most common cause of symptomatic presentation was urinary tract infection. Conservative follow-up is sufficient in a substantial proportion of patients, and spontaneous resolution may occur. The probability of spontaneous improvement was found to be higher particularly in patients with smaller distal ureter diameters at the time of diagnosis. In contrast, increased distal ureter diameter, the presence of an obstructive pattern, and recurrent urinary tract infections appear to be clinical parameters associated with the need for surgical intervention. Therefore, regular follow-up of distal ureter diameter at diagnosis and functional imaging findings may contribute to the early identification of patients who may require surgical treatment.
Benzer Tezler
- Stereotipik hareket bozukluğu ve nöroinflamasyon ilişkisi
The relationship between stereotypical movement disorder and neuroinflammation
RUKEN DEMİRKOL TUNCA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
PsikiyatriHacettepe ÜniversitesiÇocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. DİLEK ÜNAL
- Transüretral rezeksiyon yapılan mesane tümörü hastalarında, obturator sinir bloğunun nüks, progresyon ve ameliyat başarısına etkisi
Effect of obturator nerve block duri̇ng transurethral resecti̇on of bladder tumors on the di̇sease recurrence, progression and success of surgery
OSMAN GERÇEK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
ÜrolojiAfyonkarahisar Sağlık Bilimleri ÜniversitesiÜroloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. İBRAHİM KELEŞ
- Non-sendromik (primer) otizm hastalarında CGH-array çalışması
CGH-array study in non-syndromic (primary) autism patients
KUDRET ESEN GÜMÜŞLÜ
Yüksek Lisans
Türkçe
2010
Moleküler TıpKocaeli ÜniversitesiTıbbi Genetik Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. NACİ ÇİNE
DOÇ. DR. BÜLENT KARA
- Primer glioblastoma tümörlerinde long non coding RNA MALAT1'in prognostik öneminin araştirilmasi
Investigation of the prognostic importance of long non coding RNA MALAT1 in primary glioblastoma tumors
ÖMER GÖKAY ARGADAL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
GenetikBursa Uludağ ÜniversitesiBeyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. HASAN KOCAELİ
- Primer dismenoreli kadınlarda farmakolojik ve non-farmakolojik tedavinin etkinliğinin karşılaştırılması
Comparison of the efficacy of pharmacological and non-pharmacological treatments in women with primary dysmenorrhea
GİZEM BOZTAŞ ELVERİŞLİ
Doktora
Türkçe
2022
Fizyoterapi ve Rehabilitasyonİstanbul Medipol ÜniversitesiFizyoterapi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ESRA ATILGAN