Geri Dön

Pankreatik duktal adenokarsinom tanılı hastalarda immünohistokimyasal olarak TROP-2 ekspresyonu, kompleks glandüler patern ve tümör tomurcuklanma varlığının prognostik parametrelerle karşılaştırılması

Comparison of immunohistochemical TROP-2 expression, complex glandular pattern, and the presence of tumor budding with prognostic parameters in patients diagnosed with pancreatic ductal adenocarcinoma

  1. Tez No: 999137
  2. Yazar: PELİN SEÇKEN
  3. Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ EGEMEN AKINCIOĞLU
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Patoloji, Pathology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

GİRİŞ VE AMAÇ Pankreatik duktal adenokarsinom (PDAK) pankreasın en sık görülen epitelyal neoplazisidir. PDAK glandüler diferansiyasyon gösteren invaziv bir tümördür ve genellikle luminal veya intrasellüler müsin yapımı ile karakterlidir. Kötü prognoz ve yüksek mortalite oranına sahip bu tümörde, yaşam süresi ve prognozu etkileyen en önemli faktör tümörün cerrahi olarak rezeke edilebilmesidir. Ayrıca tanı anında tümör boyutu ve lenf nodu metastazı durumu diğer önemli prognostik parametrelerdir. İlk olarak kolorektal karsinomlarda tanımlanan ve kolorektal karsinomlar için bağımsız prognostik faktör olan tümör tomurcuklanmasının son yıllarda PDAK'ta da prognostik faktörlerle ilişkili olduğu ve rutin raporlama sistemine dahil edilmesi gerektiğini bildiren çalışmalar bulunmaktadır. Daha önce çeşitli solid tümörlerde tanımlanmış olan kompleks glandüler patern varlığı, tümör stroma oranı (TSO) ve tümörü infiltre eden lenfositik yanıt (TİL) düzeyinin, PDAK'ta da önemli parametreler olabileceği ve prognozu etkileyebileceği düşünülmektedir. Trofoblast Hücre Yüzeyi Antijeni-2 (TROP-2) antikoru, aralarında PDAK'ın da içinde bulunduğu pek çok solid organ tümöründe eksprese edilebilmekte olup, bu ekspresyon yeni tedavi yöntemlerinin uygulanabilmesine olanak sağlayabilmektedir. Ancak literatürde PDAK'ta TROP-2 ekspresyonu ve prognostik parametrelerle ilişkisi hakkında oldukça az sayıda araştırma bulunmaktadır. Çalışmamızda kompleks glandüler patern, tümör tomurcuklanması, TSO, TİL düzeyi gibi histopatolojik parametrelerin ve TROP-2 antikoru ekspresyon düzeyinin prognostik parametrelerle karşılaştırılması amaçlandı. GEREÇ VE YÖNTEMLER 2016–2024 yılları arasında pankreas rezeksiyon materyalinden duktal adenokarsinoma tanısı almış 80 olgudan çalışmaya dahil edilme kriterlerine uyan 73 olgu retrospektif çalışmaya alındı. Rezeksiyon materyallerinin H&E boyalı preperatları ışık mikroskobunda iki patolog tarafından (PS, EA) tekrar değerlendirildi. Tümör dokusunda yer alan kompleks glandüler paternin varlığı ve yüzdeleri, tümör tomurcuklanma varlığı ve derecesi, TSO ve TİL düzeyleri belirlendi. Her vakada perinöral invazyon (PNİ), lenfovasküler invazyon (LVİ) ve nekroz varlığı ile lenf nodu xiii metastazı ve cerrahi sınır durumu tekrar değerlendirildi. Her olgu için kompleks glandüler patern ve diğer paternlerin bir arada temsil edildiği bir“formalin-fixed paraffin-embedded”(FFPE) blok seçilerek TROP-2 immünohistokimyasal antikoru uygulandı. TROP-2 değerlendirmesi ''H-skoru'' ve ''İmmün reaktivite skoru (IRS)'' belirlenerek yapıldı. Elde edilen veriler ile prognostik faktörler ve sağkalım arasındaki ilişki araştırıldı. BULGULAR Çalışmamızda bulunan 73 PDAK olgusunun yaş ortalaması 70,2±10,7 olup, %68,5 erkek hasta, %31,5 kadın hasta bulunmaktaydı. Tümör çapı ortalaması 3,71±1,38 cm, medyan değeri 3,5 cm (2,6–4,5) olarak saptandı. Olgularda nekroz varlığı %42,5, LVİ varlığı %77,8, PNİ varlığı %76,7, cerrahi sınır pozitifliği %28,2 oranında mevcuttu. Tümör tomurcuklanma derecesine göre olgular %39,7'si düşük, %20,5'i orta, %39,7'si yüksek olarak gruplandı. Kompleks glandüler patern yüzdesinin medyanı %20'ydi; olguların %31,5'i %50 üzerinde kompleks glandüler patern içermekteydi (kompleks glandüler patern PDAK). Olguların %43,8'i stromadan zengin, %56,2'si stromadan fakir grubundaydı. TİL düzeyine göre olguların %50,7'si düşük, %24,7'si orta, %24,7'si yüksek grubundaydı. T-evresine göre olguların %11,3'ü T1, %50,7'si T2, %38'i T3, N-evresine göre olguların %31,4'ü N0, %40'ı N1, %28,6'sı N2 evresindeydi. Tanı anında evre açısından olguların %3,7'si 1A, %9,3'ü 1B, %16,7'si 2A, %38,9'u 2B, %25,9'u 3. ve %5,6'sı 4. evredeydi. Takip verisi olan 46 hastanın %50'sinde progresyon izlendi. TROP-2 ekspresyonu açısından H-skorunun medyan değeri 160 (105–195) olup, derecelendirildiğinde olguların %23,3'ü düşük, %56,2'si orta, %20,5'i yüksek H-skoruna sahipti. IRS'nin medyan değeri 12 (8–12) olup, olguların %84,9'u“TROP2 yüksek”, %15,1'i“TROP-2 düşük”grubundaydı. H-skoru (0-300) ile tanı anında evre (p=0,04) ve kompleks glandüler patern yüzdesi (p=0,03) arasındaki korelasyon analizi sonucunda anlamlı ilişki saptandı. Hskoruna göre olgular gruplandırıldığında korelasyon analizi sonucunda tanı anında evre ile ilişki saptandı (p<0,01). IRS (0-12) değeri ile tanı anında evre grupları arasında Kruskall-Wallis H testi sonucunda anlamlı fark bulundu (p=0,01) ve korelasyon analizi de anlamlıydı (p=0,02). IRS değeri ile kompleks glandüler patern yüzdesi xiv arasındaki korelasyon analizi sonucu da anlamlıydı (p=0,03). IRS değerine göre olgular derecelendirildiğinde, Ki-kare analizi sonucunda IRS skoru ile LVİ (p=0,04), TİL (p=0,04) ve T-evresi (0,02) arasında anlamlı ilişki bulundu. Kompleks glandüler patern yüzdesi için yapılan Mann Whitney U analizi sonucunda nekroz (p=0,01) ve PNİ (p=0,02) durumu açısından anlamlı fark bulundu. Kompleks glandüler patern yüzdesi ile tümör tomurcuklanma derecesi grupları arasında Kruskall-Wallis H analizi sonucunda anlamlı fark bulundu (p=0,02). Tümör çapı açısından yapılan Mann Whitney U analizi sonucunda nekroz (p=0,02) ve PNİ (p=0,01) durumu, Kruskall-Wallis H testi sonucunda N-evresi (p=0,01) arasında fark olduğu belirlendi. Ayrıca Ki-kare analizleri sonucunda; tümör tomurcuklanma derecesi ile nekroz (p<0,01), LVİ (p=0,03) ve PNİ (p=0,01) durumu, nekroz durumu ile PNİ (p=0,02) ve T-evresi (p=0,01), TSO ile LVİ (p=0.02) ve T-evresi (p=0,02), TİL ile cinsiyet (p=0,02), LVİ ile PNİ (p<0,01), N-evresi (p<0,01) ve tanı anında evre (p<0,01), PNİ ile ise T-evresi (p=0,02), N-evresi (p<0,01) ve tanı anında evre (p<0,01) arasında anlamlı ilişki olduğu saptandı. SONUÇ PDAK, kötü prognoz ve yüksek mortalite oranlarıyla seyreden bir neoplazidir. Bu nedenle bu tümörde farklı morfolojik paternlerin varlığının ve yüzdelerinin belirlenmesi, TSO ve TİL düzeyinin değerlendirilmesi, hem hastaların prognozlarını tahmin etmek hem de hastaları risk gruplarına göre ayırarak takip ve tedavi planlanmasının yapılabilmesi açısından faydalı olacaktır. TROP-2 antikorunun ekspresyon düzeyinin belirlenmesinin ise hem hasta prognozu açısından önemli olabileceği, hem de yeni tedavi seçeneklerinin geliştirilmesine olanak sağlayabileceği düşünülmektedir. ANAHTAR KELİMELER Kompleks glandüler patern, pankreas, pankreatik duktal adenokarsinom, prognoz, TROP2, tümör tomurcuklanması, tümör stroma oranı, tümöre eşlik eden lenfositik yanıt.

Özet (Çeviri)

INTRODUCTION Pancreatic ductal adenocarcinoma (PDAC) is the most common epithelial neoplasm of the pancreas. It is an invasive tumor with glandular differentiation, typically characterized by luminal or intracellular mucin production. Owing to its poor prognosis and high mortality, surgical resectability is the principal determinant of survival. Tumor size and the presence of lymph-node metastasis at diagnosis are additional key prognostic parameters. Tumor budding was first defined in colorectal carcinoma and established there as an independent prognostic factor and has more recently been linked to adverse prognostic variables in PDAC and has been proposed for inclusion in routine reporting. The presence of a complex glandular pattern, the tumor–stroma ratio (TSR), and the extent of tumor-infiltrating lymphocytes (TIL), previously described in several solid tumors, are also thought to be important in PDAC and may influence prognosis. Trophoblast cell-surface antigen-2 (TROP-2) is expressed in many solid organ tumors, including PDAC, creating opportunities for novel therapeutic strategies. However, studies assessing TROP-2 expression in PDAC and its relationship with prognostic parameters remain scarce. This study aimed to compare histopathological parameters such as complex glandular pattern, tumor budding, TSR, and TIL level and TROP-2 expression with prognostic variables in PDAC. MATERIALS AND METHODS Of 80 patients diagnosed with ductal adenocarcinoma on pancreatic resection specimens between 2016 and 2024, 73 cases meeting inclusion criteria were retrospectively analyzed. H&E-stained slides were re-evaluated under light microscopy by two pathologists (PS, EA). In tumor tissue, the presence and percentages of complex glandular pattern, the presence and grade of tumor budding, the tumor–stroma ratio, and the degree of TIL were determined. For each case, perineural invasion (PNI), lymphovascular invasion (LVI), necrosis, lymph-node metastasis, and margin status were reassessed. A representative FFPE block containing complex and other patterns was selected for each case, and TROP-2 xvi immunohistochemistry was performed. TROP-2 evaluation was conducted using the H-score and the Immunoreactivity Score (IRS). Associations among variables, prognostic factors, and survival were analyzed. RESULTS Among 73 cases of pancreatic ductal adenocarcinoma (PDAC), the mean age was 70.2 ± 10.7 years; 68.5% were male and 31.5% were female. The mean tumor diameter was 3.71 ± 1.38 cm, with a median of 3.5 cm (2.6–4.5). Necrosis was present in 42.5% of cases, lymphovascular invasion (LVI) in 77.8%, perineural invasion (PNI) in 76.7%, and positive surgical margins in 28.2%. When stratified by tumor budding, 39.7% of cases were low, 20.5% were intermediate, and 39.7% were high. The median percentage of complex glandular pattern was 20% and 31.5% of tumors exhibited >50% complex glandular pattern. Based on the tumor–stroma ratio (TSR), 43.8% were stroma-rich and 56.2% were stroma-poor. When stratified by TIL levels, 50.7% were low, 24.7% were intermediate and 24.7% were high. According to T category, 11.3% were T1, 50.7% were T2 and 38.0% were T3; according to N stage, 31.4% were N0, 40.0% were N1, and 28.6% were N2. At diagnosis, 3.7% were stage IA, 9.3% were stage IB, 16.7% were stage IIA, 38.9% were stage IIB, 25.9% were stage III, and 5.6% were stage IV. Among the 46 patients with follow-up data, disease progression was observed in 50% of the patients. For TROP-2 expression, the median H-score was 160 (range, 105–195); when categorized, 23.3% of cases had a low H-score, 56.2% intermediate, and 20.5% high. The median immunoreactive score (IRS) was 12 (range, 8–12); 84.9% of tumors were classified as“TROP-2 high”and 15.1% as“TROP-2 low.”Correlation analysis identified significant associations between the H-score (0– 300) and stage at diagnosis (p = 0.04) as well as between the percentage of complex glandular pattern (p = 0.03). When cases were grouped by H-score, correlation with stage at diagnosis remained significant (p < 0.01). For IRS (0–12), the Kruskal–Wallis H test showed significant differences across stage-at-diagnosis groups (p = 0.01), and correlation analysis was likewise significant (p = 0.02). The correlation between IRS and the percentage of complex glandular pattern was also significant (p = 0.03). When xvii stratified by IRS values, chi-square testing demonstrated significant associations with LVI (p = 0.04), TIL level (p = 0.04), and T stage (p = 0.02). Regarding the percentage of complex glandular pattern, Mann-Whitney U testing showed significant differences by necrosis (p = 0.01) and by PNI (p = 0.02). Across tumor budding levels, the Kruskal-Wallis H test indicated a significant difference by the percentage of complex glandular pattern (p = 0.02). For tumor diameter, the Mann-Whitney U test revealed significant differences by necrosis (p = 0.02) and by PNI (p = 0.01), and the Kruskal–Wallis H test showed significant differences across N-stage (p = 0.01). Additionally, chi-square analyses demonstrated significant associations between tumor budding (p < 0.01), necrosis (p < 0.01), LVI (p = 0.03), and PNI (p = 0.01); between necrosis and PNI (p = 0.02) and T stage (p = 0.01); between TSR and LVI (p = 0.02) and T stage (p = 0.02); between TIL level and sex (p = 0.02); between LVI and PNI (p < 0.01), N stage (p < 0.01), and stage at diagnosis (p < 0.01); and between PNI and T stage (p = 0.02), N stage (p < 0.01), and stage at diagnosis (p < 0.01). CONCLUSION PDAC is a neoplasm with poor prognosis and high mortality. Determining the presence and proportion of distinct morphological patterns and assessing TSR and TIL density may aid prognostication and risk stratification, thereby informing follow-up and treatment planning. Determination of TROP-2 expression levels may be important for patient prognosis and could also facilitate the development of new therapeutic options. KEYWORDS Complex glandular pattern; pancreas; pancreatic ductal adenocarcinoma; prognosis; TROP-2; tumor budding; tumor–stroma ratio; tumor-infiltrating lymphocytes

Benzer Tezler

  1. Rezeke pankreatik duktal adenokarsinomlarda foxp3 ekspresyonu ve tümör mikroçevresinin klinikopatolojik prognostik özellikler ile birlikte değerlendirilmesi

    Evaluation of FOXP3 expression and tumor microenvironment in resected pancreatic ductal adenocarcinoma with clinicopathological prognostic characteristics

    HİLAL KANDEMİR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    PatolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. DUDU SOLAKOĞLU KAHRAMAN

  2. Pankreas duktal adenokarsinomlarında stromal komponente yönelik uygulanan immünhistokimyasal belirteçlerin prognoz ve tedavideki yeri

    Immunohistochemical staining patterns of the PDAC stroma and their prognostic implications

    GAMZE AKBAŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    PatolojiMarmara Üniversitesi

    Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. PELİN BAĞCI

  3. Pankreas, periampuller/ampuller ve koledok yerleşimli adenokarsinomlarda DNA yanlış eşleşme onarım proteinleri (MLH1, MSH2, MSH6 ve PMS2) ile T hücre fonksiyonunu düzenleyen düzenleyen immün kontrol noktası proteinleri (PD-L1 ve HHLA2) ekspresyon profilinin klinikopatolojik parametrelerle karşılaştırılması

    Comparison of the expression profile of DNA mismatch repair proteins (MLH1, MSH2, MSH6 and PMS2) and immune checkpoint proteins regulating t cell function (PD-L1 and HHLA2) with clinicopathological parameters in pancreatic, periampullary/ampullary and choledochal adenocarcinomas

    ARZU HAZAL AYDIN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    PatolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NESRİN TURHAN

  4. Pankreas duktal adenokarsinoma tanılı hastalarda tümör tomurcuklanması, epitelyal mezenkimal transizyon ve intratümöral nötrofil infiltrasyonu ile sağkalım ilişkisi

    Relations of tumor budding, epithelial mesenchymal transition and intratumoral neutrophil infiltration with survival in pancreatic ductal adenocarcinoma

    SONAY KUŞ ÖZTÜRK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2016

    PatolojiAnkara Üniversitesi

    Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ESRA ERDEN

  5. Pankreas adenokarsinomlarında DNA yanlış eşleşme tamir (mismatch repair) genlerinin diğer prognostik parametrelerle ilişkisi

    The relationship of dna mismatch repair genes with other prognostic parameters in pancreas adenocarcinoma

    NİL URGANCI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Patolojiİstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa

    Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. NURAY KEPİL