Metastatik prostat kanserli hastaların tedavisinde kullanılan Lu-177 PSMA 617 ve Lu-177 PSMA I&T spect/bt görüntülerinde lezyon tutulumları ile ga-68 PSMA 11 ve Ga-68 PSMA I&T PET/BT tarama görüntülerindeki lezyon tutulumlarının semikantitatif karşılaştırılması
Semiquantitative evaluation of lesion uptake on Lu-177 PSMA 617 and lu-177 PSMA I&T spect/CT images and Ga-68 PSMA 11 and Ga-68 PSMA I&T PET/CT scan images in the treatment of patients with metastatic prostate cancer
- Tez No: 1001166
- Danışmanlar: DOÇ. DR. OKTAY YAPICI
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Radyoloji ve Nükleer Tıp, Radiology and Nuclear Medicine
- Anahtar Kelimeler: Prostat kanseri, Ga-68 PSMA PET/BT, Lu-177 PSMA SPECT/BT, PSMA-617, PSMA I&T, Prostate cancer, Ga-68 PSMA PET/CT, Lu-177 PSMA SPECT/CT, PSMA-617, PSMA I&T
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ondokuz Mayıs Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Nükleer Tıp Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Prostat spesifik membran antijeni (PSMA) hedefli teranostik yaklaşım, metastatik kastrasyona dirençli prostat kanseri (mKDPK) tedavisinde önemli bir yer tutmaktadır. Farklı PSMA ajanlarının tanısal ve terapötik görüntüler arasındaki uyumunun sistematik olarak karşılaştırılması konusunda sınırlı veri bulunmaktadır. Bu çalışmada, mKDPK hastalarında Lu-177 radyonüklid tedavisi öncesi Ga-68 PSMA 11 ve Ga-68 PSMA I&T görüntüleri ile tedavi sonrası Lu-177 PSMA 617 ve Lu- 177 PSMA I&T SPECT/BT görüntülerindeki lezyon aktivitelerinin karaciğer referanslı semikantitatif skorlama ile uyumunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Retrospektif çalışmaya, mKDPK tanılı iki farklı PSMA teranostik ajan ile tedavi edilen toplam 33 hasta (497 lezyon) dahil edildi. Hastalar Grup 1 (Ga-68 PSMA-11/Lu-177 PSMA-617; n=16, 221 lezyon) ve Grup 2 (Ga-68 PSMA I&T/Lu-177 PSMA I&T; n=17, 276 lezyon) olarak ayrıldı. PET/BT görüntüleri ve Grup 1'de 24. saatte, Grup 2'de 4. saatte alınan SPECT/BT görüntülerindeki lezyon aktiviteleri, karaciğer referanslı semikantitatif skorlama sistemiyle normalize edilerek karşılaştırıldı. Lezyon tutulumları 0-4 arası skorlama (skor 0; aktivite tutulumu yok, skor 1; karaciğer aktivitesiX<0.75, skor 2; karaciğer aktivitesiX0.75-1.00, skor 3; karaciğer aktivitesiX1.00-1.5, skor 4; karaciğer aktivitesiX≥ 1.5) ve üç kategorili uyum sistemi (PET=SPECT, SPECT>PET, PET>SPECT) ile değerlendirildi. Gruplar arası uyum Ağırlıklı Kappa analizi ile, sistematik farklar Bland-Altman analizi ile incelendi. Bulgular: Grup 1'de (Ga-68 PSMA 11 ve Lu-177 PSMA 617 / 24. saat SPECT) PET ve SPECT lezyon skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve orta düzeyde bir uyum saptanmıştır (κ = 0,465, p < 0,001). Grup 2'de (Ga-68 PSMA I&T ve Lu-177 PSMA I&T 4. saat SPECT) PET ve SPECT lezyon skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı ancak düşük (zayıf) düzeyde bir uyum gözlenmiştir (κ = 0,241, p < 0,001). Grup 2'de PET lezyon skor 4 olan ve SPECT lezyon skor 1 olan, 60 lezyonun (%26) 5 hastada kümelendiği ve bir hastada yoğunlaştığı dikkati çekmektedir. PET ve SPECT görüntülemede skor 4 lezyonların sayısı 64 (%28) olması, Grup 2'de SPECT ve PET uyumunun daha düşük çıkmasına neden olmaktadır. Grup 1'de PET görüntüde lezyon skor 4 ve SPECT görüntüde lezyon skor 1 olan, 19 lezyon (% 8) olduğu görülmektedir. PET ve SPECT görüntüde skor 4 lezyonların sayısının 94 (%42) olması, Grup 1'deki SPECT ve PET uyumunun daha yüksek çıkmasına katkı sağlamaktadır. Veri kalitesi kontrol amaçlı, ekstrem diskordans gösteren bir hasta analizden çıkarıldığında ve uyum skorları yeniden değerlendirildiğinde yüksek aktiviteli lezyonlarda (SPECT skor 3-4) PET skor 4 ile uyum oranlarında anlamlı değişiklik gözlenmemiş olup (%84.6 ve %85.5) düşük aktiviteli lezyonlarda (SPECT skor 1) ise önemli değişimler gözlenmiştir. SPECT skor 1 - PET skor 1 ile uyum %23.7'den %33.3'e artmış (+9.6 puan), SPECT skor 1-PET skor 4 ile uyumsuzluk %50.8'den %35.8'e düşmüştür (-15.0 puan). Tartışma ve Sonuç: Çalışmamızın temel bulgusu, 24 saatlik geç SPECT/BT görüntüleme yapılan PSMA-617 grubunda (Grup 1) PET/BT ile orta düzeyde bir uyum (Kappa=0.465) saptanırken, 4 saatlik erken SPECT/BT görüntüleme yapılan PSMA-I&T grubunda (Grup 2) zayıf bir uyum (Kappa=0.241) gözlenmesidir. Bland-Altman analizi, Grup 2'de PET skorları lehine belirgin bir sistematik sapma olduğunu göstermiştir. Grup 1'de tam uyum oranı Grup 2'den daha yüksek bulunmuştur. Grup 2'de büyük uyumsuzlukların (ekstrem diskordans oranlarının) belirli hastalarda ve özellikle bir hastada kümelenme eğiliminde olması, görüntüleme zamanlaması ve hasta bazlı faktörlerin PET-SPECT uyumunu etkileyebileceğini göstermektedir. Aynı PSMA molekülü (PSMA I&T) olmasına rağmen görüntüleme ve tedavide bir hastada bu kadar uyumsuzluk olması hastanın kullandığı tedavi etkisi, biyolojik faktörler veya tümör hücresinin radyofarmasötik alımındaki değişkenlikten dolayı olabileceği düşünülmektedir. Ekstrem diskordans gösteren hastanın çıkarılmasının ise çalışmanın istatistiksel geçerliliğini önemli ölçüde iyileştirdiğini göstermiştir. Bu hasta çıkarıldıktan sonra, düşük aktiviteli lezyonlarda (SPECT skor 1) uyum oranları önemli ölçüde iyileşmiştir. SPECT skor 1 lezyonlarında PET skor 1 ile uyum %23.7'den %33.3'e artmış (+9.6 puan), SPECT skor 1-PET skor 4 ile uyumsuzluk %50.8'den %35.8'e düşmüştür (-15.0 puan). Bu bulgular, aykırı değer eliminasyonunun çalışmanın homojenliğini artırdığını ve sonuçların güvenilirliğini iyileştirdiğini göstermektedir. Bu hastada PET'teki skor 4, SPECT'te skor 1 olarak bulunan 30 odak çalışma dışı bırakıldığında ise %21 (60/276) olan uyumsuz lezyonun %12'ye (30/246) düştüğü görülmektedir. Çalışmamızın önemli sonuçlarından biri PSMA hedefli teranostik uygulamalarında görüntüleme zamanlamasının, tanısal ve tedavi sonrası görüntüler arasındaki uyuma önemli ölçüde etki ettiğidir. Görüntüleme zamanlarının standardize edilmesi ve çok zamanlı görüntüleme protokollerinin (erken ve geç görüntülemeler) birlikte kullanılması elde edilen sonuçların karşılaştırılabilirliğini sağlayabilir ve tedavi yanıtı değerlendirmesinin güvenilirliğini artırabilir. Bu yaklaşım, hastaya özgü teranostik stratejilerinin geliştirilmesine ve klinik sonuçların iyileştirilmesine katkı sağlayabilir.
Özet (Çeviri)
Aim: Prostate-specific membrane antigen (PSMA)-targeted theranostics has an important role in the treatment of metastatic castration-resistant prostate cancer (mCRPC). However, there are limited data regarding the systematic comparison of concordance between diagnostic and post-therapeutic images obtained with different PSMA agents. This study aimed to evaluate the concordance between pre-therapy Ga-68 PSMA-11 and Ga-68 PSMA I&T imaging and post-therapy Lu-177 PSMA-617 and Lu-177 PSMA I&T SPECT/CT imaging in mCRPC patients using a liver-referenced semi-quantitative scoring method. Materials and Methods: In this retrospective study, a total of 33 patients with mCRPC (497 lesions) treated with two different PSMA theranostic agent pairs were included. Patients were divided into Group 1 (Ga-68 PSMA-11 / Lu-177 PSMA-617; n=16, 221 lesions) and Group 2 (Ga-68 PSMA I&T / Lu-177 PSMA I&T; n=17, 276 lesions). PET/CT images and SPECT/CT images acquired at 24 hours in Group 1 and at 4 hours in Group 2 were normalized and compared using a liver-referenced semi-quantitative scoring system. Lesion uptake was evaluated using a 0–4 scoring system (score 0: no uptake; score 1: liver activity ×0.75; score 2: liver activity X 0.75–1.00; score 3: liver activity X1.00–1.5; score 4: liver activity X ≥1.5) and a three-category concordance classification (PET=SPECT, SPECT>PET, PET>SPECT). Inter-group agreement was assessed using weighted kappa analysis, and systematic differences were evaluated with Bland–Altman analysis. Results: In Group 1 (Ga-68 PSMA 11 and Lu-177 PSMA 617 / 24th-hour SPECT), a statistically significant and moderate concordance was found between PET and SPECT lesion scores (κ = 0.465, p < 0.001). In Group 2 (Ga-68 PSMA I&T and Lu-177 PSMA I&T 4th-hour SPECT), a statistically significant but low (weak) level of concordance was observed between PET and SPECT lesion scores (κ = 0.241, p < 0.001). It is noteworthy that in Group 2, 60 lesions (26%) with a PET lesion score of 4 and a SPECT lesion score of 1 were clustered in 5 patients and concentrated in one patient. The fact that the number of score 4 lesions in PET and SPECT imaging was 64 (28%) contributes to the lower concordance between SPECT and PET in Group 2. In Group 1, there were 19 lesions (8%) with a PET lesion score of 4 and a SPECT lesion score of 1. The fact that the number of score 4 lesions in PET and SPECT imaging was 94 (42%) contributes to the higher concordance between SPECT and PET in Group 1. For data quality control purposes, when a patient with extreme discordance was excluded from the analysis and the concordance scores were re-evaluated, no significant change was observed in the concordance rates for high-activity lesions (SPECT score 3-4) with PET score 4 (84.6% and 85.5%). However, significant changes were observed in low-activity lesions (SPECT score 1). The concordance between SPECT score 1 and PET score 1 increased from 23.7% to 33.3% (+9.6 points), and the discordance between SPECT score 1 and PET score 4 decreased from 50.8% to 35.8% (-15.0 points). Discussion and Conclusion: The principal finding of our study is that moderate concordance between PET/CT and SPECT/CT was demonstrated in the PSMA-617 group undergoing 24-hour delayed SPECT/CT imaging (Group 1) with a Kappa value of 0.465, whereas weak concordance was observed in the PSMA-I&T group undergoing 4-hour early SPECT/CT imaging (Group 2) with a Kappa value of 0.241. Bland-Altman analysis revealed a marked systematic bias favoring PET scores in Group 2. The complete concordance rate was found to be higher in Group 1 compared to Group 2. The tendency of major discordances (extreme discordance rates) to cluster in specific patients in Group 2, particularly in one patient, suggests that imaging timing and patient-based factors may influence PET-SPECT concordance. Despite using the same PSMA molecule (PSMA I&T) for both imaging and therapy, the substantial discordance observed in one patient is thought to be attributable to the effects of ongoing treatment, biological factors, or variability in radiopharmaceutical uptake by tumor cells. The exclusion of the patient demonstrating extreme discordance significantly improved the statistical validity of the study. Following the exclusion of this patient, concordance rates for low-activity lesions (SPECT score 1) improved substantially. The concordance between SPECT score 1 and PET score 1 lesions increased from 23.7% to 33.3% (+9.6 percentage points), and the discordance between SPECT score 1 and PET score 4 decreased from 50.8% to 35.8% (-15.0 percentage points). These findings demonstrate that outlier elimination enhanced the homogeneity of the study and improved the reliability of the results. When 30 foci found as PET score 4 and SPECT score 1 in this patient were excluded from the analysis, the discordant lesions decreased from 21% (60/276) to 12% (30/246). One of the important conclusions of our study is that imaging timing significantly influences concordance between diagnostic and post-therapy images in PSMA-targeted theranostic applications. Standardization of imaging times and the combined use of multi-timepoint imaging protocols (early and delayed imaging) can ensure comparability of obtained results and increase the reliability of treatment response assessment. This approach may contribute to the development of patient-specific theranostic strategies and improvement of clinical outcomes.
Benzer Tezler
- Metastatik prostat kanseri olgularında tedavi amacıyla kullanılan 177 lu-PSMA tedavisinin başarısının klinik, görüntüleme ve biyokimyasal parametreler ile ilişkisinin belirlenmesi-gözlemsel ilaç çalışması
Determination of the relationship between success of 177 Lu-PSMA therapy and clinical, imaging and biochemical parameters-observational study
TUĞÇE TELLİ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2020
Radyoloji ve Nükleer TıpHacettepe ÜniversitesiNükleer Tıp Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MELTEM ÇAĞLAR TUNCALI
- Patient-specific internal dosimetry with quantitative SPECT/CT in lutetium-177 PSMA treatment
Lutesyum-177 PSMA tedavisinde kantitatif SPECT/CT ile hastaya özgü dozimetri
GÜLÇİN ÇELİK
Yüksek Lisans
İngilizce
2019
Radyoloji ve Nükleer TıpYeditepe ÜniversitesiSağlık Fiziği Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ŞERİFE İPEK KARAASLAN
DR. TÜRKAY TOKLU
- Metastatik kastrasyon dirençli prostat kanseri tanılı hastaların demografik, epidemiyolojik ve klinik özelliklerinin retrospektif incelenmesi
Retrospective investigation of demographic, epidemiological and clinical characteristics of patients diagnosed with metastatic castration-resistant prostate cancer
AYKUT ADIYAMAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
İç HastalıklarıDüzce Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ONUR EŞBAH
- Metastatik prostat kanserli hastaların tedavisinde gnrh agonisti olarak kullanılan leuprolide asetate 22.5 MG ile goserelin asetate 10.8 MG ilaçlarının kastrasyon üzerine olan etkilerinin karşılaştırılması
Gnrh agonist used in the treatment of patients with metastatic prostate cancer, as in the 22.5 MG 10.8 MG pills leuproli asetate gosereli comparison of the effects of castration on asetate
GÖKHAN ÇİL
- Diyabet tedavisinde kullanılan antidiyabetik ilaçların kanser gelişimi üzerine etkileri
Diabetes treatment and canser occurense in diabetic patients
MÜCAHİT ERDEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2011
Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıDüzce Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. YUSUF AYDIN