İdrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda idrar kültürlerinden izole edilen genişlemiş spektrumlu beta laktamaz (GSBL) pozitif suşların direnç genlerinin PCR ve fenotipik yöntemlerle araştırılması, klinik ve laboratuvar bulguları ile korelasyonun değerlendirilmesi
Investigation of resistance genes of extended-spectrum beta-lactamase (ESBL)-producing strains isolated from urine cultures of children with urinary tract infections by pcr and phenotypic methods, and evaluation of their correlation with clinical and laboratory findings
- Tez No: 1003055
- Danışmanlar: DOÇ. DR. BÜLENT GÜNEŞ, DR. ÖĞR. ÜYESİ SALİM YAKUT
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Harran Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Bu çalışmada, idrar yolu enfeksiyonu (İYE) geçiren çocuklarda idrar kültürlerinden izole edilen genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz (GSBL) pozitif suşların direnç genlerinin fenotipik ve polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) yöntemleri ile araştırılması ve bu genlerin klinik ve laboratuvar bulguları ile korelasyonunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma, Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Nefroloji Kliniği'nde İYE tanısı alan ve idrar kültüründe GSBL pozitif suş izole edilen pediatrik hastalarda gerçekleştirilmiştir. Toplam 90 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. İzolatlar üzerinde fenotipik yöntemlerle GSBL varlığı araştırılmış, ayrıca CTX-M, TEM, SHV ve OXA gibi direnç genleri Real-time PCR ile analiz edilmiştir. Hastaların demografik, klinik ve laboratuvar verileri kaydedilmiş ve istatistiksel analizler yapılmıştır. Bulgular: Çalışmada en sık izole edilen etken E. coli (%67,8) olup, bunu Klebsiella pneumoniae (%26,7) ve Proteus mirabilis (%5,6) izlemiştir. Fenotipik olarak ESBL pozitiflik oranı %56,3 olarak saptanmıştır. PCR analizinde en sık saptanan direnç geninin CTX-M-2 (%55,6) olduğu, bunu CTX-M-1 (%38,9) ve OXA (%24,4) genlerinin izlediği belirlenmiştir. Klinik olarak en sık başvuru semptomları ateş (%22,5) ve dizüri (%20,8) olarak bulunmuştur. Laboratuvar parametrelerinde inflamasyon belirteçleri arasında güçlü pozitif korelasyonlar (CRP-WBC, CRP-PNL, WBC-PNL) saptanmıştır. Ayrıca direnç parametreleri arasında anlamlı ilişkiler bulunmuş olup, özellikle FEP, FEC ve CTX arasında güçlü pozitif korelasyonlar izlenmiştir. Sonuç: Çalışmamızda GSBL pozitif suşlarda CTX-M grubu direnç genlerinin baskın olduğu gösterilmiş olup, fenotipik ve genotipik yöntemler arasında uyumlu sonuçlar elde edilmiştir. Klinik ve laboratuvar bulguları ile direnç genleri arasında anlamlı ilişkiler bulunması, bu enfeksiyonların yönetiminde moleküler düzeyde değerlendirmelerin önemini ortaya koymaktadır.
Özet (Çeviri)
Objective: This study aimed to investigate the resistance genes of extended-spectrum beta-lactamase (ESBL)-producing strains isolated from urine cultures of children with urinary tract infections (UTIs) using phenotypic and polymerase chain reaction (PCR) methods, and to evaluate their correlation with clinical and laboratory findings. Materials and Methods: This study was conducted in pediatric patients diagnosed with UTI at Harran University Faculty of Medicine, Department of Pediatric Nephrology, in whom ESBL-positive strains were isolated from urine cultures. A total of 90 patients were included. ESBL production was evaluated using phenotypic methods, and resistance genes including CTX-M, TEM, SHV, and OXA were analyzed using real-time PCR. Demographic, clinical, and laboratory data were recorded and statistically analyzed. Results: The most frequently isolated pathogen was Escherichia coli (67.8%), followed by Klebsiella pneumoniae (26.7%) and Proteus mirabilis (5.6%). Phenotypic ESBL positivity was detected in 56.3% of the isolates. Among resistance genes, CTX-M-2 was the most prevalent (55.6%), followed by CTX-M-1 (38.9%) and OXA (24.4%). The most common presenting symptoms were fever (22.5%) and dysuria (20.8%). Significant positive correlations were observed among inflammatory markers, including CRP–WBC, CRP–PNL, and WBC–PNL (p<0.001). Additionally, strong positive correlations were identified among resistance-related parameters, particularly between FEP, FEC, and CTX. Conclusion: CTX-M group genes were found to be the predominant resistance determinants in ESBL-positive strains. A strong concordance between phenotypic and genotypic methods was observed. The significant associations between resistance genes and clinical/laboratory findings highlight the importance of integrating molecular diagnostic methods into the clinical management of pediatric UTIs.
Benzer Tezler
- İdrar kültürlerinden izole edilen coag (-) staphylococcus (s. epidrmidis ve s. saprophyticus)'ların idrar yolu enfeksiyonlarındaki yeri
The Place of coag (-) staphylococcus to the urinary tract infectron which are isolated from the urine cultures
SUMRU ÇITAK(KORMAN)
- Gebelerde idrar E3/C oranları ve NST ile bebek ağırlıkları ve apgar skorları arasındaki ilişkinin araştırılması
Başlık çevirisi yok
AHMET GÜMÜŞTEKİN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1987
Ondokuz Mayıs ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
Yükleniyor...
- 1978-1987 yılları arasında izlenen 33 cushing sendromu olgusunun incelenmesi
Başlık çevirisi yok
METİN CANER