Geri Dön

Mamografik meme yoğunluğu ile meme doku elastikiyetinin ilişkisi

The relationship between mammographic breast density and breast tissue elasticity

  1. Tez No: 1003767
  2. Yazar: ESMA AVCI
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. SERPİL AĞLAMIŞ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Radyoloji ve Nükleer Tıp, Radiology and Nuclear Medicine
  6. Anahtar Kelimeler: Meme parankimi, Shear Wave Elastografi, elastikiyet, parankim tipi, E-ratio, Breast parenchyma, shear wave elastography, elasticity, parenchymal type, E-ratio
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Fırat Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Radyoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ÖZET Mamografik meme yoğunluğu, meme kanseri için bilinen ve bağımsız bir risk faktörüdür. Bu çalışmada Shear Wave Elastografi (SWE) yöntemiyle meme parankiminde elde edilen elastisite ölçümleri ile mamografik yoğunluk arasındaki ilişkinin nicel olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Böylece, elastisite değerlerinin mamografik yoğunluğu temsil edip edemeyeceği ve gelecekte risk modellemelerinde kullanılabilirliğinin araştırılması hedeflenmiştir. Çalışmamız 29–81 yaşları arasındaki 400 sağlıklı gönüllü kadın üzerinde, rutin mamografik muayene amacıyla başvuran bireyler arasından seçilerek prospektif olarak gerçekleştirildi. Katılımcılar, meme parankim yoğunluğuna göre A, B, C ve D olmak üzere dört gruba ayrıldı. Her bir hastada, SWE tekniği kullanılarak her iki memenin dört kadranında ölçüm yapıldı. Her kadranda, yağ ve fibroglandüler dokulara ayrı ayrı ilgi alanları (ROI) yerleştirildi ve toplam 16 elastisite ölçümü elde edildi. Ölçümlerde ortalama elastisite değeri (Emean) esas alındı. Sağ ve sol meme sertlik değerleri arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır. Kadranlar arası karşılaştırmalarda, özellikle sağ alt-iç kadran (AİK), hem parankim hem de yağ dokusu açısından en yüksek elastisite değerlerine sahip bölge olarak öne çıkmıştır. Yaş ile elastisite arasındaki ilişki genel olarak anlamlı bulunmamış; ancak yalnızca tip C parankim grubunda, 50 yaş üzeri bireylerde elastisite değerlerinde anlamlı artış tespit edilmiştir. Parankim yoğunluklarına göre yapılan değerlendirmede, yoğun meme grubunda (tip C/D) elastisite değerleri yoğun olmayan gruba (tip A/B) kıyasla anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. ROC analizi sonucunda, elastisite değerlerinin parankim yoğunluğu ayrımındaki tanısal gücünün sınırlı olduğu belirlenmiştir. Meme parankim elastisitesitesi yaş, parankim tipi ve anatomik bölgelere göre anlamlı düzeyde değişkenlik göstermektedir. Ayrıca yoğun ve yoğun olmayan parankim tipleri arasında elastisite açısından anlamlı fark saptanması SWE'nin doku biyomekaniğini yansıtan“fonksiyonel bir yoğunluk”parametresi olarak kullanılabileceğini düşündürmektedir. Anatomik kadranlar arası elastisite farklılıkları, E-ratio gibi parametrelerin tanısal güvenilirliğini desteklemektedir. Bu bulgular, meme parankim elastisitesinin, özellikle genç popülasyonda, risk değerlendirme modellerine entegre edilebilecek tamamlayıcı bir biyomekanik parametre olabileceğini düşündürmektedir.

Özet (Çeviri)

ABSTRACT THE RELATIONSHIP BETWEEN MAMMOGRAPHIC BREAST DENSITY AND BREAST TISSUE ELASTICITY Mammographic breast density is a well-established and independent risk factor for breast cancer. The aim of this study was to quantitatively evaluate the relationship between mammographic breast density and elasticity measurements obtained from breast parenchyma using shear wave elastography (SWE). Accordingly, we sought to investigate whether elasticity values could represent mammographic density and to explore their potential applicability in future breast cancer risk modeling. This prospective study was conducted on 400 healthy female volunteers aged 29–81 years who presented for routine mammographic examination. Participants were categorized into four groups (A, B, C, and D) according to breast parenchymal density. SWE measurements were performed in all four quadrants of both breasts in each participant. Separate regions of interest (ROIs) were placed on adipose tissue and fibroglandular parenchyma in each quadrant, yielding a total of 16 elasticity measurements per individual. The mean elasticity value (Emean) was used for analysis. No statistically significant difference was observed between the elasticity values of the right and left breasts. In quadrant-based comparisons, the right lower inner quadrant (LIQ) demonstrated the highest elasticity values for both parenchymal and adipose tissues. Overall, no significant association was found between age and elasticity; however, a significant increase in elasticity values was observed in women over 50 years of age within the type C parenchymal group. When evaluated according to parenchymal density, elasticity values were significantly higher in the dense breast group (types C/D) compared with the non-dense group (types A/B). Receiver operating characteristic (ROC) analysis indicated that the diagnostic performance of elasticity values in distinguishing parenchymal density was limited. Breast parenchymal elasticity shows significant variability according to age, parenchymal type, and anatomical location. The presence of a statistically significant difference in elasticity between dense and non-dense parenchyma suggests that SWE may serve as a functional density parameter reflecting tissue biomechanics. Differences in elasticity among anatomical quadrants support the diagnostic reliability of parameters such as the E-ratio. These findings indicate that breast parenchymal elasticity may represent a complementary biomechanical parameter that could be integrated into breast cancer risk assessment models, particularly in younger populations.

Benzer Tezler

  1. Görüntü işleme teknikleri kullanılarak, 2-boyutlu mamografik verilerde kanserli bölge tanısı

    Cancer region diagnosis of 2-dimensional mammographic data using image processing techniques

    PELİN GÖRGEL

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2011

    Bilgisayar Mühendisliği Bilimleri-Bilgisayar ve Kontrolİstanbul Üniversitesi

    Bilgisayar Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AHMET SERTBAŞ

    PROF. DR. OSMAN NURİ UÇAN

  2. Tissue density classification in mammographic images using local features

    Yerel öznitelikler ile mamografi görüntülerinde doku yoğunluğunun sınıflandırılması

    SEZER KUTLUK

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2012

    Elektrik ve Elektronik Mühendisliğiİstanbul Teknik Üniversitesi

    Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. BİLGE GÜNSEL

  3. Mamografi görüntüleri kullanılarak glandülerite/yağ oranlarının belirlenmesi ve epoksi esaslı meme dokusu eşdeğer fantomun X-ışın spektroskopisi ile karakterizasyonu

    Determination of the glandularity/adipose ratio by using mammographic images and X-ray spectroscopic characterization of breast tissue equivalent phantom based on epoxy

    GİZEM YEĞİN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    Fizik ve Fizik MühendisliğiAnkara Üniversitesi

    Medikal Fizik Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HALUK YÜCEL

    YRD. DOÇ. DR. ÖZLEM BİRGÜL

  4. 3.0 tesla manyetik rezonans görüntüleme ile meme parankimi zemin kontrastlanması ve meme kanseri arasındaki ilişkinin araştırılması

    Evaluation of the relationship between parenchymal enhancement of the breast and breast cancer in 3.0 tesla magnetic resonance imaging

    SÜMEYYE SEKMEN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Radyoloji ve Nükleer TıpRecep Tayyip Erdoğan Üniversitesi

    Radyoloji Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ NUR HÜRSOY

  5. Evaluation serum level of malondialdehyde and 4-hydroxynonenal as biomarkers of oxidative stress in breast cancer patients

    Meme kanseri hastalarında oksidatif stresin biyobelirteçleri olarak malondialdehit ve 4-hidroksinonenal serum düzeyinin değerlendirilmesi

    DUNYA DIYARI FATAH

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2025

    Kimya MühendisliğiFırat Üniversitesi

    Kimya Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MUSTAFA KARATEPE