Geri Dön

Hipofiz adenomlarında optik sinir yapılarının cerrahi öncesi manyetik rezonans traktografi yardımıyla değerlendirilmesi

Evaluation of optic nerve structures before surgery in pituitary adenomas using magnetic resonance tractography

  1. Tez No: 1004936
  2. Yazar: HASAN ELMAS
  3. Danışmanlar: PROF. DR. GÖKMEN KAHILOĞULLARI
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Nöroşirürji, Neurosurgery
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ankara Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Hipofiz adenomları (PitNET), tüm intrakranial tümörlerin %10-15'ini oluşturan ve çoğunlukla benign seyirli, düşük malignite potansiyeline sahip nöroendokrin neoplazilerdir. Suprasellar uzanım gösteren hipofiz adenomlarında optik kiazma kompresyonuna bağlı görme alanı defekti en sık klinik bulgudur ve hastaların %30-70'inde görülebilmektedir. Konvansiyonel manyetik rezonans görüntüleme (MRG) tümörün anatomik ilişkilerini değerlendirmede yararlı olmakla birlikte, beyaz cevher mikroyapısındaki hasarı kantitatif olarak ölçmede yetersiz kalmaktadır. Difüzyon tensör görüntüleme (DTI), su moleküllerinin anizotropik difüzyon özelliklerinden yararlanarak beyaz cevher yapısal bütünlüğünü objektif olarak değerlendiren bir MRG tekniğidir. Bu çalışmanın amacı, hipofiz adenomlu hastalarda preoperatif DTI analizi kullanarak optik kiazma ve prekiazmatik segment düzeylerinde fraksiyonel anizotropi (FA), görünür difüzyon katsayısı (ADC), radyal difüzivite (RD) ve aksiyel difüzivite (AD) parametrelerini değerlendirmek ve FA parametresinin kiazma hasarının belirlenmesinde hastalığa özgü bir biyobelirteç olarak kullanılabilirliğini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbn-i Sina Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı'na Ekim 2023 – Temmuz 2025 tarihleri arasında başvuran, radyolojik ve klinik değerlendirme sonucunda hipofiz adenomu ön tanısı alan hastaların verileri etik kurul onayı alındıktan sonra retrospektif olarak incelendi. Çalışma döneminde toplam 61 hasta değerlendirildi. DTI sekansları üzerinden ölçüm yapılamayan, daha önce hipofiz cerrahisi veya radyoterapi öyküsü olan, görme yollarını etkileyebilecek eşlik eden patolojisi olan ve görüntü kalitesi yetersiz olan 8 hasta çalışma dışı bırakıldı; 53 hasta ile analiz tamamlandı. Kontrol grubu olarak sellar/parasellar patolojisi bulunmayan 53 sağlıklı gönüllü değerlendirildi. Tüm katılımcılara 3 Tesla Siemens Verio MRG cihazında b=1000 s/mm² ve 64 difüzyon yönü kullanılarak DTI sekansları uygulandı. Optik kiazma, sağ prekiazmatik segment ve sol prekiazmatik segment düzeylerinde 5 mm çapında ROI kullanılarak FA, ADC, RD ve AD değerleri ölçüldü. İstatistiksel analizlerde tekrarlayan ölçümler için Friedman testi, post-hoc analiz için Bonferroni düzeltmeli Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanıldı. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hasta grubunun 32'si (%60,4) kadın, 21'i (%39,6) erkekti. Yaş ortalaması 51,6 ± 18,3 yıl (aralık: 19–89) olarak hesaplandı. İmmünohistokimyasal değerlendirmede hastaların 15'i (%28,3) mammosomatotrop, 11'i (%20,8) gonadotrop, 8'i (%15,1) kortikotrop, 6'sı (%11,3) null cell, 5'i (%9,4) laktotrop, 5'i (%9,4) somatotrop ve 3'ü (%5,7) somatolaktotrop adenom tanısı aldı. Kontrol grubunun 30'u (%56,6) kadın, 23'ü (%43,4) erkek olup yaş ortalaması 47,8 ± 14,6 yıl olarak hesaplandı. Hasta grubunda tüm DTI parametrelerinde üç anatomik bölge arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (ADC: χ²=14.68, p=0.0006; FA: χ²=14.83, p=0.0006; RD: χ²=15.07, p=0.0005; AD: χ²=13.22, p=0.0013). Kiazmada FA değerleri prekiazmatik segmentlere kıyasla anlamlı düzeyde düşük (145,93 ± 61.62 vs 196,13 ± 60.27 ve 202,78 ± 88.98), ADC değerleri ise anlamlı düzeyde yüksek (1936,28 ± 786,66 vs 1355,67 ± 508,81 ve 1442,66 ± 594,65) bulundu. Bireysel değerlendirmede hastaların %68'inde (36/53) kiazmada FA düşüklüğü, %62'sinde (33/53) ADC yüksekliği tespit edildi. Kontrol grubunda ADC, RD ve AD parametrelerinde kiazma ile prekiazmatik segmentler arasında anlamlı fark saptanırken (p<0.001), FA parametresinde bu fark istatistiksel anlamlılık düzeyine ulaşmadı (p=0.0681). Sonuç: Çalışmamızda FA parametresinin sağlıklı bireylerde anatomik bölgeler arasında anlamlı fark göstermezken, hipofiz adenomlu hastalarda kiazma ile prekiazmatik segmentler arasında anlamlı fark göstermesi dikkat çekici bir bulgudur. Bu durum, FA parametresinin kiazma hasarının değerlendirilmesinde hastalığa özgü bir biyobelirteç potansiyeli taşıdığını düşündürmektedir. ADC, RD ve AD parametrelerinin her iki grupta da bölgeler arası anlamlı fark göstermesi, kiazmanın anatomik olarak lif çaprazlaşması bölgesi olması nedeniyle beklenen bir bulgudur; ancak FA'nın yalnızca patolojik durumda anlamlı fark göstermesi bu parametrenin hastalığa duyarlılığını ortaya koymaktadır. DTI, hipofiz adenomlarında görme yolağı hasarının objektif ve kantitatif değerlendirilmesinde, cerrahi endikasyonun belirlenmesinde ve prognozun tahmininde değerli bir tanısal araç olarak kullanılabilir. Daha geniş hasta serileri, görme alanı korelasyonları ve uzun dönem takip verileri ile desteklenecek prospektif çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

Özet (Çeviri)

Objective: Pituitary adenomas (PitNETs) account for approximately 10–15% of all intracranial tumors and are predominantly benign neuroendocrine neoplasms with low malignant potential. In PitNETs with suprasellar extension, visual field defects due to optic chiasm compression represent the most common clinical manifestation and may occur in 30–70% of patients. Although conventional magnetic resonance imaging (MRI) is useful for assessing the anatomical relationships of the tumor, it is limited in quantitatively characterizing microstructural injury within white matter. Diffusion tensor imaging (DTI) is an MRI technique that objectively evaluates white matter structural integrity by leveraging the anisotropic diffusion properties of water molecules. The aim of this study was to evaluate fractional anisotropy (FA), apparent diffusion coefficient (ADC), radial diffusivity (RD), and axial diffusivity (AD) at the level of the optic chiasm and prechiasmatic segments using preoperative DTI analysis in patients with PitNET, and to investigate whether FA can serve as a disease-specific biomarker for detecting chiasmal injury. Materials and Methods: After institutional ethics approval, the medical records of patients who presented to the Department of Neurosurgery, Ankara University Faculty of Medicine, İbn-i Sina Hospital between October 2023 and July 2025 and received a preliminary diagnosis of pituitary adenoma based on radiological and clinical evaluation were retrospectively reviewed. During the study period, 61 patients were assessed. Eight patients were excluded due to inability to obtain measurements from DTI sequences, a history of prior pituitary surgery or radiotherapy, concomitant pathology that could affect the visual pathways, or insufficient image quality; analyses were completed with 53 patients. A control group consisting of 53 healthy volunteers without sellar/parasellar pathology was also evaluated. All participants underwent DTI on a 3-Tesla Siemens Verio MRI system using b = 1000 s/mm² and 64 diffusion directions. FA, ADC, RD, and AD values were measured using a 5-mm-diameter region of interest (ROI) at the optic chiasm, right prechiasmatic segment, and left prechiasmatic segment. For statistical analyses, the Friedman test was used for repeated measures, and Bonferroni-corrected Wilcoxon signed-rank tests were used for post-hoc comparisons. Results: In the patient group, 32 (60,4%) were female and 21 (39,6%) were male. The mean age was 51,6 ± 18,3 years (range: 19–89). Immunohistochemical evaluation yielded diagnoses of mammosomatotroph adenoma in 15 patients (28,3%), gonadotroph adenoma in 11 (20,8%), corticotroph adenoma in 8 (15,1%), null cell adenoma in 6 (11,3%), lactotroph adenoma in 5 (9,4%), somatotroph adenoma in 5 (9,4%), and somatolactotroph adenoma in 3 (5,7%). In the control group, 30 (56,6%) were female and 23 (43,4%) were male, with a mean age of 47,8 ± 14,6 years. In the patient group, statistically significant differences across the three anatomical regions were observed for all DTI parameters (ADC: χ² = 14.68, p = 0.0006; FA: χ² = 14.83, p = 0.0006; RD: χ² = 15.07, p = 0.0005; AD: χ² = 13.22, p = 0.0013). FA values were significantly lower at the chiasm compared with the prechiasmatic segments (145,93 ± 61.62 vs 196,13 ± 60.27 and 202.78 ± 88.98), whereas ADC values were significantly higher at the chiasm (1936.28 ± 786.66 vs 1355.67 ± 508.81 and 1442.66 ± 594.65). On an individual basis, decreased chiasmal FA was detected in 68% (36/53) and increased chiasmal ADC in 62% (33/53) of patients. In the control group, significant differences between the chiasm and prechiasmatic segments were found for ADC, RD, and AD (p <0.001), while the difference for FA did not reach statistical significance (p = 0.0681). Conclusion: In our study, the observation that FA did not differ significantly across anatomical regions in healthy individuals, yet showed a significant difference between the chiasm and prechiasmatic segments in patients with PitNET, is noteworthy. This finding suggests that FA may have potential as a disease-specific biomarker for the assessment of chiasmal injury. The presence of significant regional differences in ADC, RD, and AD in both groups is expected given that the optic chiasm is an anatomical site of fiber decussation; however, the fact that FA demonstrated a significant difference only in the pathological condition highlights its disease sensitivity. DTI may serve as a valuable diagnostic tool for objective and quantitative assessment of visual pathway injury in pituitary adenomas, for informing surgical decision-making, and for prognostication. Prospective studies incorporating larger cohorts, visual field correlations, and long-term follow-up data are warranted.

Benzer Tezler

  1. 2016-2019 yılları arasında endoskopik endonazal transsfenoidal yolla opere edilen hipofiz adenomu olgularının retrospektif değerlendirilmesi

    A retrospective analysis of pituitary adenomas operated between 2016 and 2019 years using endoscopic endonasal approach

    LARİSA ANDRADA AY

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    NöroşirürjiEge Üniversitesi

    Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ERKİN ÖZGİRAY

  2. Glokomatöz optik nöropati ayırıcı tanısında, hipofiz adenomlarının yapısal ve fonksiyonel özelliklerinin değerlendirilmesi

    Evaluation of the structural and functional features of pituitary adenomas in the differential diagnosis of glaucomatous optic neuropathy

    TURAN AKBALIK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Göz Hastalıklarıİzmir Katip Çelebi Üniversitesi

    Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ŞEYDA UĞURLU

  3. Hipofiz adenomlarının cerrahi tedavisinde hormonal değişimin yaş, cinsiyet, tümör büyüklüğü ve cerrahi yaklaşım şekli ile ilişkisi

    The relationship between the hormonal change and age, gender, tumor size, and the TYPE of surgery in the surgical treatment of pituitary adenomas

    AZER EKBEROV

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    NöroşirürjiGata

    Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. YUSUF İZCİ

  4. Hipofiz adenomlarında cyberknıfe sonrası MR izlemi

    Cyberknife radiotherapy for pituitary adenomas: post-treatment MR findings

    ALİ FIRAT SARP

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Radyoloji ve Nükleer Tıpİzmir Katip Çelebi Üniversitesi

    Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MUSTAFA FAZIL GELAL

  5. Akromegali'de immunohistokimyasal boyanma ile Manyetik Rezonans Görüntüleme özelliklerinin tümör agresifliği üzerine değerlendirilmesi

    Evaluation of immunohistochemical staining and Magnetic Resonance Imaging features on tumor aggressiveness in acromegaly

    BURAK DEMİR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıGazi Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MÜJDE YAŞIM AKTÜRK