Geri Dön

Voicing together across liveness and deadness: An ethnography of group singing in Turkish classical music

Canlılıktan ölülüğe birlikte şarkı söylemek: Klasik Türk müziğinde toplu vokal icra üzerine bir etnografik çalışma

  1. Tez No: 1007563
  2. Yazar: GİZEM NUR COPÇUOĞLU ÖZYILDIZ
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. EMİNE ŞİRİN ÖZGÜN TANIR
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Müzik, Music
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: İngilizce
  9. Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Müzik Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Müzik Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Yüz yılı aşkın süredir, müzik çevrelerinde klasik Türk müziğinin varoluş biçimi sorgulanmakta ve bu müziğin“ölmüş”bir gelenek olduğu iddia edilmektedir. Bu tartışmaların temelinde; Osmanlı'nın son dönemlerinde başlayan Batılılaşma ve modernleşme süreçleri, Cumhuriyet'in erken yıllarında uygulanan musiki yasakları ve kısıtlamaları, klasik Türk müziğinin Batı müziği karşısında saygınlığının azalması, icra ortamlarının giderek piyasa koşullarına kaymasıyla birlikte piyasa müziği ile klasik müzik arasındaki ayrımın belirginleşmesi ve popüler müziğin geleneksel müzik kültürleri karşısında baskın hâle gelmesi gibi etkenler yer almaktadır. Modernleşme ve kurumsallaşma süreçlerinin bir ürünü olarak ortaya çıkan klasik Türk müziği koroları, bu tartışmaların önemli bir boyutunu oluşturmakta, söz konusu koral ve disiplinli icra pratiklerinin Türk müziğinin özünde bulunduğu varsayılan canlılığı ortadan kaldırdığı ileri sürülmektedir. Bununla birlikte, klasik Türk müziği, tüm bu tartışmalara rağmen icra edilmeye devam etmektedir. Bu tez, klasik Türk müziğinin toplu vokal icra pratiklerinde ortaya çıkan canlılık ve ölülük olgularını incelemektedir. Çalışmanın amacı, bu müziğin“canlı”mı yoksa“ölü”mü olduğu sorusuna kesin bir yanıt vermek değil; canlılık ve ölülüğün farklı performans gruplarında ve performans bağlamlarında nasıl üretildiğini, dönüştüğünü ya da ortadan kalktığını araştırmaktır. Bu doğrultuda etnografik ve fenomenolojik bir yaklaşım benimsenmiştir. Kapsamlı ve derinlemesine bir alan çalışmasına dayanan bu tezde, katılımcı gözlem yöntemiyle biri profesyonel devlet topluluğu, ikisi amatör koro olmak üzere üç farklı performans grubu incelenmiştir. Bu gruplar sırasıyla İstanbul Devlet Türk Müziği Araştırma ve Uygulama Topluluğu, Boğaziçi Üniversitesi Türk Müziği Kulübü Korosu ve Büyük Kulüp Klasik Türk Müziği Korosu'ndan oluşmaktadır. Alan araştırması süresince bu üç gruba topluluk okuyucusu/korist olarak katılmam ve bulguları özdüşünümsel bir perspektifle ele almam, çalışmaya oto-etnografik bir boyut kazandırmaktadır. Koro ve topluluk üyelerinin yanı sıra şeflerle yapılan kişisel görüşmeler, müzikal-bedensel pratiklerin transkripsiyon ve analizleri ile tarihsel ve arşivsel araştırmalar aracılığıyla etnografik veri zenginleştirilmiştir. Canlılık ve ölülük üzerine yürütülen güncel tartışmaları daha iyi kavrayabilmek ve tarihsel bir bağlama yerleştirmek amacıyla, klasik Türk müziğinde toplu vokal icra gelenekleri bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır. Bu kapsamda, klasik Türk müziğinin korolaşma sürecinde karşılaştığı ideolojik ve müzikal etkenler ile geçirdiği dönüşümler tartışılmaktadır. Tezin etnografik bölümünde ise her bir koro/topluluğun kurumsal yapısı, kolektif kimliği, ideolojik yönelimleri ve toplu vokal icraya yaklaşımları incelenmektedir. Ayrıca müzikal yönetim biçimleri, repertuar seçimleri, estetik anlayışları, ses ve tını özellikleri ile prova, konser ve kayıt gibi performans pratiklerine ilişkin ayrıntılı analizler sunulmaktadır. Bunun yanı sıra profesyonellik ve amatörlük, toplu vokal icrada beden kullanımı ve müzik aracılığıyla kurulan sosyal ilişkiler de değerlendirmeye dahil edilmektedir. Tezin kavramsal çerçevesini oluşturan canlılık ve ölülük üzerine geliştirilen çeşitli teoriler ışığında, etnografik bulgular yorumlanmış ve özgün sonuçlara ulaşılmıştır. Bu çalışma, mevcut kuramsal tartışmalara katkı sunmanın yanı sıra“meşk eden beden”gibi yeni kavramsallaştırmalar da önermektedir. Bu bağlamda, alan çalışmasında incelenen her bir performans grubunun birden fazla ve kendine özgü canlılık ve ölülük biçimleri ürettiği ortaya konmuştur. Söz konusu çoğulluklar; performans bağlamı, repertuar, yaratıcı süreçler, müzikal ve ideolojik yönelimler, medyalaşma, seyirci–icracı etkileşimi, bedensel katılım ve profesyonellik/amatörlük dereceleri gibi çeşitli etkenler tarafından şekillenmektedir. Canlılık ve ölülük hâlleri, analitik çerçeveyi netleştirmek üzere“sessel”,“duygulanımsal”,“zamansal”,“bedensel”ve“medya aracılı”olmak üzere beş kategoride incelenmiştir. Bu tezde canlılık ve ölülük, birbirine karşıt ve sabit kategoriler olarak değil, akışkan ve durumsal olgular olarak ele alınmaktadır. Nitekim yalnızca farklı performans grupları arasında değil, tek bir performans içerisinde dahi canlılık ve ölülüğün dönüşebildiği ve bir arada var olabildiği gösterilmektedir. Bu doğrultuda tez, klasik Türk müziğinde toplu vokal icra pratiklerinin ne bütünüyle canlı ne de bütünüyle ölü olduğunu; aksine, canlılık ve ölülüğün sürekli yeniden tanımlanan bağlamsal süreçler olarak ortaya çıktığını ileri sürmektedir. Tezin giriş bölümünde canlılık ve ölülük kuramları ayrıntılı biçimde ele alındıktan sonra ikinci bölümde, Türk makam müziği tarihinde toplu vokal icra pratikleri incelenmektedir. Bu bölümde dinî (cami ve tekke musikisi), lâdinî ve askerî musiki türlerindeki toplu vokal icra biçimleri ele alınmakta; bu pratikler arasındaki ilişkiler vurgulanarak modern koro ve topluluk biçimlerinin oluşumuna etkileri tartışılmaktadır. Bölümün son kısmında ise amatör ve devlet korolarının ortaya çıkışı, klasik Türk müziğinin kurumsallaşma süreci ve“ölülük”tartışmalarını tetikleyen dönüşümler incelenmektedir. Etnografik çalışmaya dayanan üçüncü, dördüncü ve beşinci bölümler, sırasıyla alan çalışmasının yürütüldüğü üç performans grubuna ayrılmıştır. Üçüncü bölümde, aynı zamanda profesyonel olarak görev yaptığım İstanbul Devlet Türk Müziği Araştırma ve Uygulama Topluluğu ele alınmakta; topluluğun kimliği, müzikal estetik anlayışı, şeflik ve sanat yönetimi pratikleri, repertuarı, ses ve tını özellikleri, akort tercihleri ile prova, konser ve kayıt süreçleri ayrıntılı biçimde incelenmektedir. Ayrıca kurumsal işleyiş, profesyonellik ve sosyal dinamikler de tartışılmaktadır. Dördüncü bölümde Boğaziçi Üniversitesi Türk Müziği Kulübü Korosu incelenmekte; kulübün ve koronun tarihsel gelişimi ve örgütsel yapısı ele alındıktan sonra müzikal pratikler, yönetim biçimleri, koro kimliği ve sosyal dinamikler analiz edilmektedir. Bunun yanı sıra yaratıcı süreçler, amatörlük ve üniversite yönetimindeki dönüşümlerin koro faaliyetlerine etkileri de değerlendirilmektedir. Beşinci bölümde ise bir elitler kulübü korosu olan Büyük Kulüp Klasik Türk Müziği Korosu ele alınmakta; kulübün sosyoekonomik yapısı, tarihsel gelişimi ve Türk makam müziğinin klasikleşme ve disiplinleşme süreçlerinde üstlendiği rol incelenmektedir. Bu bağlamda, söz konusu sosyoekonomik yapı ve tarihsel mirasın, kulüp içi dinamikler aracılığıyla müzikal performansı nasıl şekillendirdiği tartışılmaktadır. Canlılık ve ölülük kavramları, teorik düzlemde oldukça soyut ve ontolojik nitelik taşımaktadır. Bu tezde incelenen üç performans grubu, söz konusu kavramları somutlaştırarak, ampirik örnekler üzerinden tartışılabilir bir zemin sunmaktadır. Altıncı bölümde, bu topluluk ve koroların müzikal ve müzik dışı pratikleri üzerinden farklı canlılık ve ölülük biçimleri analiz edilmektedir. Bu bölümde, canlılık ve ölülük kuramları yeniden ele alınarak profesyonellik ile canlılık arasındaki ilişkiler, medyalaşmış canlılık biçimleri ve fonograf etkisi gibi konular, alan verileri ışığında tartışılmaktadır. Böylece klasik Türk müziği koro ve topluluklarının canlılık ve ölülüğü hangi yollarla ürettiği, dönüştürdüğü ya da ortadan kaldırdığı ortaya konmaktadır. Tezden elde edilen bulgular doğrultusunda, klasik Türk müziği koro ve topluluklarının bu müziğin“ölümü”ne katkıda bulunup bulunmadığı meselesi eleştirel bir çerçevede yeniden tartışılmakta, bu grupların günümüzde varlıklarını sürdürmelerine imkân tanıyan etkenler analiz edilmektedir. Bu bağlamda tez, klasik Türk müziğinin güncel performans pratiklerine ilişkin süregelen tartışmaları yeniden değerlendirirken, bu tartışmaları sabitlemek yerine genişleten ve çoğullaştıran bir yaklaşım benimsemektedir. Hızla dönüşen kültürel ve teknolojik koşullar içerisinde konumlanan bu çalışma, yeni tartışma alanlarının açılmasına da zemin hazırlamaktadır.

Özet (Çeviri)

Turkish classical music has long been entangled in polemical debates that cast the tradition as“dead,”with choral practices occupying a significant place within these critiques. Yet its continued performance across multiple generations, in diverse forms and settings, attests to its ongoing vitality. This dissertation investigates the conditions under which liveness and deadness emerge within group singing practices in Turkish classical music. Rather than seeking a definitive answer to whether this musical tradition is“alive”or“dead,”the study examines how liveness and deadness are produced, transformed, disrupted, or undermined across different performance contexts. Methodologically, the dissertation adopts an ethnographic and phenomenological approach. The research is grounded in extended fieldwork conducted through participant observation in three distinct group singing contexts: one state-sponsored professional ensemble and two amateur choirs—İstanbul Devlet Türk Müziği Araştırma ve Uygulama Topluluğu (İstanbul State Ensemble for Research and Practice of Turkish Music), Boğaziçi Üniversitesi Türk Müziği Kulübü Korosu (Boğaziçi University Turkish Music Club Choir), and Büyük Kulüp Klasik Türk Müziği Korosu (Büyük Kulüp Turkish Classical Music Choir). My sustained participation in all three groups as a singer, combined with a reflexive analytical stance, lends an autoethnographic dimension to the study. The ethnographic material is further enriched through in-depth interviews with choir members and conductors, as well as musical and gestural transcription and analysis, and historical and archival research. In order to contextualize contemporary debates on liveness and deadness, the dissertation provides a historical and chronological account of the transformations Turkish classical music, and its group singing practices in particular, have undergone. It also proposes a typology of group singing traditions and historical practices, offering a framework for understanding the shifting roles of collective vocal performance and its contested relationship to choral singing within this musical tradition. The ethnographic analysis focuses on each group's institutional structure, collective identity, and underlying musical ideologies, alongside their approaches to group singing. Particular attention is paid to modes of musical leadership, repertoire selection, aesthetic ideals, sonic characteristics, and performance practices, including rehearsals, concerts, and recordings. The study further examines the role of the body in group singing, notions of professionalism and amateurism, and the forms of social bonding that emerge through collective musical engagement. Drawing on a range of theoretical approaches to liveness and deadness, the dissertation interprets the ethnographic material while also advancing original conceptual contributions, including the notion of the“meşk-ing body.”Through its phenomenological, case-based analysis, the study argues that each singing group exhibits multiple and distinct forms of liveness and deadness, shaped by factors such as institutional power, political ideologies, performance context, repertoire, creative processes, mediatization, audience–performer interaction, bodily engagement, and varying degrees of professionalism or amateurism. These multiplicities are examined through five interrelated analytical categories: sonic, affective, temporal, embodied, and mediatized. By conceptualizing liveness and deadness as fluid and situational phenomena rather than fixed states, the dissertation demonstrates that they may coexist simultaneously and shift within a single performance. Rejecting binary frameworks, it concludes that group singing in Turkish classical music is neither entirely“live”nor“dead”; rather, it is a dynamic and context-dependent practice in which notions of liveness and deadness are constantly redefined.

Benzer Tezler

  1. Çocuk refahı alanında çalışan sosyal hizmet uzmanlarının savunuculuk uygulamaları: Bir niteliksel araştırma

    The advocacy practices of social workers working in the field of child welfare: A qualitative research

    HALE MERİÇ KARABEKİR

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2016

    Sosyal HizmetHacettepe Üniversitesi

    Sosyal Hizmet Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SUNAY İL

  2. 2-6 yaşlarındaki kekemelik problemi olan ve olmayan çocukların artikülasyon özelliklerinin karşılaştırılması

    A comparison of articulatory characteristics of 2-6 year old stuttering and non stuttering children

    F. FİGEN GÜLERYÜZ

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1995

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıHacettepe Üniversitesi

    YRD. DOÇ. DR. PINAR EGE

  3. Geleneksel Türk müziğinde icra geleneği

    Başlık çevirisi yok

    ÖMER ÖCAL

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1998

    Müzikİstanbul Teknik Üniversitesi

    Müzikoloji Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. ŞERİFE GÜVENÇOĞLU

  4. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği kararlarında Kıbrıs sorunu ve bu sorunun Türkiye Avrupa Birliği ilişkilerine etkisi (2000'den günümüze)

    Cyprus problem in un and EU resolutions and the effect of this problem on Turkey-EU relations (from 2000 to date)

    ESMA ALEV AKYÜZ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2008

    Uluslararası İlişkilerUfuk Üniversitesi

    Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HAYDAR ÇAKMAK

  5. 1950'den günümüze Türkiye'de göç olgusunun görsel sanatlara yansımaları

    Of 1950 present case of migration in Turkey reflections the visual arts

    EMEL COŞAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Güzel SanatlarErciyes Üniversitesi

    Resim Ana Sanat Dalı

    PROF. NURDAN GÖKÇE