Geri Dön

Sürdürülebilir kentler ve projelerin incelenmesi Suudi Arabistan'ın ultra fütüristik dev şehri neom projesi, geleceğin şehri: The line incelenmesi

An examination of sustainable cities and project the neom project, Saudi's ultra-futuristic mega city and the line as the city of the future

  1. Tez No: 1008606
  2. Yazar: BÜŞRA AYDIN MERMER
  3. Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ HÜLYA COŞKUN
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Mimarlık, Architecture
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Maltepe Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Mimarlık Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Mimarlık Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Günümüzde, önlenemeyen nüfus artışı, ulusal ve uluslararası göçler, plansız gelişme ile kentlerin kontrolsüz büyüyerek birer mega-kentlere dönüşüm süreci yeryüzündeki sınırlı kaynak kullanımını hızla tüketmektedir. Bu durum artık sürdürülebilir olmaktan çıkarak çevresel ve iklimsel sorunlara yol açmaktadır. 20. yüzyılın başlarından itibaren egemen olan taşıt odaklı kent modellerinin günümüzde ciddi çevresel sorunlara yol açtığı gözlemlenmiştir. 20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren ise, yeşil odaklı, çevreye zarar vermeyen daha az taşıt ve CO kullanımına odaklı daha sürdürülebilir kent modelleri ortaya çıkması bir gereklilik olarak gündeme geldi. 1980'lerden itibaren ortaya çıkan yeni kent modelleri artık kent planlamaya egemen olmaya başladı. Böylece, 1992, Brezilya, Rio de Janeiro' daki ilk iklim zirvesi ve sonrasındaki 1996, İstanbul İklim zirvesi, ve 2016 Paris İklim Zirvesi ile artık iklim krizinin onaylandığı ve artan önemine dikkat çekildiği bir döneme adım atıldı. Bu dönem ile geleneksel kent ve konut planlama yöntem ve modelleri yerini kentlerin ekosistemine zarar vermeyen, iklimsel olarak daha uyumlu, daha sürdürülebilir kent ve konut planlama yöntemleri ve modellerine bırakacak ve sürdürülebilirlik kavramını oluşturan temel ilkeler doğrultusunda planlanacaktı. Mevcut taşıt odaklı kent modelinin doğal kaynakları tüketmeye dayalı, CO emisyonu ile doğaya ve mevcut ekosisteme zarar verdiği anlaşıldığından, iklimsel koşullara daha uyumlu daha sürdürülebilir bir kent modeli oluşturma çabaları görülmeye başlandı. Böylece 20. Yüzyılın sonlarından başlayarak; Freiburg, Almanya; Amsterdam, Hollanda; Danimarka, vb. pek çok yeni ve deneyimsel kent modelleri oluşturuldu ve deneyimlendi. Temelinde, uzun vadede iklimsel olarak uyumlu, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakmayı amaç edinen sürdürülebilirlik kavramı ile sosyal ve ekonomik açıdan toplumun istek ve ihtiyaçlarını karşılayan bir kent hedeflemektedir. Bu çalışmadaki araştırmanın merkezinde olarak, Suudi Arabistan'daki NEOM Planlamasının, The Line projesi sürdürülebilirlik kavramı, sürdürülebilir mimarlık ve kent planlama ilkeleri bağlamında, sürdürülebilirliğin teorik temelleri, tarihsel gelişimi ve günümüzdeki önemi dünyadan ve Türkiye'den örneklerle karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu inceleme araştırmada dört ana sütuna dayandırılmaktadır, bunlar; birincil olarak, projenin (SDG) Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri analizi; ikincil olarak, mevcut ekosistem ve habitat açısından değerlendirmesi; üçüncül olarak, mevcut ekonomik yapı ile reel kurgu ve bağlantıları, inşaat aşamasında projede görev alan firmalar, oluşturulacak ekonomik sistem, ve ekonomik sürdürülebilirlik hedefleri, vb.; sonuncu ve dördüncü olarak ise, projede oluşturulacak sosyal mekânsal yapının analizi; kentsel mekanlar, mahalle, konut modelleri, yaşam biçimi, yaşayacak halk ve sürdürülebilirlik ilkelerine göre değerlendirilmesi ve eşitlik analizidir. Elde edilen bulgularla, NEOM bölgesinde bulunan The Line kenti ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Sürdürülebilir kentler bağlamında dünyada önde gelen; Danimarka, Güney Kore, Almanya ve Hollanda gibi çevre dostu kentleşmede öncü ve örnek olan ülkelerin tasarım model ve stratejileri incelenmiş, yeşil altyapı sistemleri, doğal kaynak kullanımları, enerji verimliliği, ulaşım ağları ve sosyal sürdürülebilirlik ve toplumsal katılım da analiz edilmiştir. Bu incelenen kentler sürdürülebilir kent modellerinin nasıl başarılı bir şekilde uygulanabileceğine ait örnek oluşturmaktadır. Sürdürülebilirlik bağlamında geliştirilen kent planlama yöntem ve teknolojilerinin yenilenebilir kaynak arayışı, karbon sıfır hedefi gibi konularda sürdürülebilir olarak tasarlanan kent modellerini başarısında uzun vadede önemli bir rol oynamaktadır. Yapılan çalışma, teorik olarak inceleme ile sınırlı kalmayarak, sürdürülebilir kent modeli olarak üretilen örneklerin pratikte nasıl uygulandığına ait daha önce bilinmeyen daha özgün ve gerçekçi veriler sunmaktadır. Ayrıca daha geniş kapsamda ise; Kullanılan yapı malzemeleri, enerji kullanım prensipleri, doğal kaynakların kullanımı ve geri dönüştürülebilir olması yapı modellerinde ve kent ölçeğindeki katkılarını göstermektedir. Bu kapsamda Suudi Arabistan'ın NEOM projesi içinde yer alan fütüristik The Line sürdürülebilir kent modeli detaylı irdelenmiştir. Proje, bütüncül bağlamda ele alınarak, Lineer ve kompakt bir kent olarak geleneksel kent planlama anlayışına farklı özgün ve deneysel bir yaklaşım getirmektedir. The Line planlaması, artan nüfus artışı ve toplumun ihtiyaçları doğrultusunda kentsel büyümede kent ekosistemine zarar veren yatay yayılımı azaltarak, mevcut habitata, doğal çevreye ve ekosisteme verilen zararı en aza indirmek için yapısal ayak izi azaltılmış doğrusal bir modeli önermektedir. Sonuç olarak; The Line projesi yeni ve yenilikçi sürdürülebilir kent ve mimarlık yaklaşımları arayışı ile kentsel ve yapısal açısından olumlu bir yaklaşım olarak görülmelidir. Ayrıca, uzun vadede çevre dostu, ekonomik ve sosyal açıdan daha sürdürülebilir ve yaşanabilir kentler tasarlanmasının getirdiği avantajlar sürdürülebilir yeni kent modelleri planlaması ve deneyimlenmesinin de artan iklim sorunları ile bir gereklilik olduğunu göstermektedir. The Line projesi dünyadan ve Türkiye'den alınan örneklerle karşılaştırmalı olarak incelendiğinde yenilikçi ve daha önce hiç deneyimlenmemiş bir kent modeli yaklaşımıdır. Diğer bir açıdan bir çöl ekosisteminde ve habitatında yer alan mega proje olmasından kaynaklı, ekosisteme faydalı olduğu kadar mevcut habitata (bitkisel ve hayvansal çevreye) zararlı da olabilecektir. Ayrıca, projede hala çözümlenmemiş insan ölçeği konusu, insanın adaptasyonu, yaşamsal konut, mahalle, çalışma alanları, sosyal doku oluşturma, sosyalleşme sorunu ve süreklilik konuları uzun vadede incelenemediği için sosyo-ekonomik bağlamda hala bir bilinmezlik de içererek deneysel, belirsiz ve bu açıdan eleştiriye açık bir yapıya sahiptir. Sonuçta, araştırmada bugünkü bilinen koşullar dikkate alınarak incelendiğinde, The Line projesinin ekolojik ve iklimsel olarak olumlu yanları olduğu kadar, gerçekleştirilmesinde hala öngörülemez sorunlar da olabileceği ve bu sorunların ne derece çözülebileceği öngörüsüyle gelecekte bir ütopya kent olarak kalabilme potansiyelini de beraberinde getirerek gelecek için hala belirsizlikler içerdiği de aşikardır. Fakat, The Line projesi yine de, Çin ve Kore'deki en son planlanan sürdürülebilir akıllı kent örneklerinde olduğu gibi gelecekteki sürdürülebilir kentler açısından özgün bir model oluşturarak literatüre katkıda bulunmakta ve deneysel bir model kent olarak görülmelidir.

Özet (Çeviri)

Today, in the cities'unstoppable population growth, national and international migrations, and unplanned urbanization, leading to the uncontrolled transformation of cities into megacities, are rapidly depleting the Earth's limited resources. This situation is no longer sustainable and is leading to environmental and climatic problems. It has been observed that the vehicle-centric urban models that have dominated since the beginning of the 20th century are causing serious environmental problems today. From the last quarter of the 20th century onwards, the emergence of more sustainable urban models focused on green spaces, less vehicle use, and reduced CO2 emissions has become a necessity. These new urban models, which emerged from the 1980s onwards, have begun to dominate urban planning. Thus, with the first climate change Summit in Rio de Janeiro, Brazil in 1992, followed by the Istanbul Climate Summit in 1996, and the Paris Climate Summit in 2016, a period began in which the climate crisis was acknowledged, and its increasing importance was highlighted. During this period, due to newly declared Climate-Crisis declaration by United Nations, (SDG) traditional urban and housing planning would be replaced by more sustainable urban and housing planning methods and models that do not harm the existing urban ecosystem and climatically compatible in accordance with the fundamental principles that constitute the concept of sustainability. Since it was understood that the existing vehicle-oriented urban model was based on the consumption of natural resources and harmed nature and the existing cities'ecosystem through CO2 emissions, efforts began to be seen to create a more sustainable urban model that is more compatible with climatic conditions. In this regard, from late of the 20th century many new and experimental urban models were created and experienced in Friburg, Germany; Amsterdam, the Netherlands; Denmark, etc. At its core, the concept of sustainability aims to create a city that is climatically compatible in the long term, leaves a more livable environment for future generations, and meets the needs of social and economic terms. This study focuses on the NEOM an urban-scale planning in Saudi Arabia, specifically the futuristic The Line project, examining its theoretical foundations, historical development, and current importance within the context of sustainability concepts, sustainable architecture, and urban planning principles. The analysis is comparatively examined using examples from around the world and Türkiye. This examination is based on four main pillars: firstly, an analysis of the project's Sustainable Development Goals (SDGs), Sustainable Development Goals; secondly, an assessment in terms of the existing ecosystem and habitat; thirdly, to supply a real-world connection to the existing economic structure, the companies involved in the construction phase, the economic system to be created, and economic sustainability goals; and fourthly, an analysis of the social structure to be created within the project, including urban spaces, neighborhoods, housing models, lifestyles, the population, and their evaluation according to sustainability principles and equity analysis. The findings are compared with the city of The Line located within the NEOM planning. In the context of sustainable cities; The design models and strategies of countries that are pioneers and examples in environmentally friendly urbanization, such as Denmark, South Korea, Germany, and the Netherlands, have been examined, and green infrastructure systems, natural resource use, energy efficiency, transportation networks, and social sustainability and community participation have also been analyzed. These examined cities serve as examples of how sustainable city models can be successfully implemented. Newly developed city planning methods and technologies within the context of sustainability play a significant long-term role in the success of sustainably designed city models, in the search for renewable resources and achieving carbon-zero targets. This study goes beyond theoretical analysis, providing previously unknown, unique, and realistic data on how examples of sustainable city models are implemented in practice. The building materials used, energy usage principles, the use of natural resources, and their recyclability demonstrate the advantages gained in building models and at the city scale. In this context, The Line Project as a futuristic and experimental city model in the context of Saudi Arabia's NEOM planning has been examined in detail. As a linear and compact city structure, it offers a different research method to traditional urban planning with its holistic approach. The Line project proposes a linear city model with a reduced structural footprint to minimize damage to the existing habitat, natural environment, and ecosystem by reducing horizontal sprawl that harms the urban ecosystem in response to increasing population growth and societal needs. In conclusion, The Line project should be seen as a positive approach in terms of urban and structural aspects, in pursuit of new and innovative sustainable urban and architectural city models and approaches. Furthermore, the advantages of designing sustainable and livable cities in the long term, both economically and socially, demonstrate that planning and experiencing new sustainable urban models is now a necessity due to increasing climate problems. When examined comparatively with examples from around the world and Türkiye, The Line project shows that it offers an innovative and previously unexperienced urban model approach. From another perspective, due to its location within a desert ecosystem and habitat, the mega-project may be both beneficial and potentially harmful to the existing habitat (plant and animal environment). Furthermore, the project's unresolved human-scale aspects—human adaptation, the design of housing, neighborhoods, and workspaces, the creation of a social fabric, socialization, and sustainability—remain unknown in the socio-economic context, making it experimental, uncertain, and, therefore, open to criticism. In conclusion, as far as the research examines the project considering current known conditions, it is evident that while The Line project has positive ecological and climatic aspects, it also presents unpredictable problems in its implementation, and the extent to which these problems can be solved is uncertain. It also carries the potential to remain a utopian city in the future, leaving many uncertainties for the future. However, The Line project should still be seen as a very important experimental model city, serving as a model for future sustainable cities and contributing to future projects in literature similar to the latest sustainable smart city examples in China and Korea.

Benzer Tezler

  1. Avrupa Kültür Başkentleri ve paralelinde yapılan kentsel projelerin incelenmesi

    A study of urban architectural projects formed within the framework of European Cultural Capitals programme

    PINAR ÖKTEM

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    MimarlıkYıldız Teknik Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. TÜLİN GÖRGÜLÜ

  2. Arazi kullanım değişimlerinin peyzaj teori ve modellemesi kapsamında incelenmesi

    Investigation of land use-land cover change, and modeling the landscape change

    MELİZ AKYOL ALAY

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2016

    Peyzaj Mimarlığıİstanbul Teknik Üniversitesi

    Peyzaj Mimarlığı Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HAYRİYE EŞBAH TUNÇAY

  3. Kentsel dönüşüm ve yenileme uygulamalarında mekan ve aktörler arası ilişkiler

    Comparitive study of urban renewal projects in Istanbul; case study: Sulukule, Tarlabasi, Fener-Balat and Fikirtepe area

    PELİN BİNİCİ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Şehircilik ve Bölge Planlamaİstanbul Teknik Üniversitesi

    Gayrimenkul Geliştirme Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ MEHMET ALİ YÜZER

  4. Re-thinking the cities in the digital era: An urban living lab concept

    Dijital çağda kentleri yeniden düşünmek: Kentsel yaşam laboratuvarı konsepti

    ÖZGE ÇELİK YILMAZ

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2023

    Şehircilik ve Bölge Planlamaİstanbul Teknik Üniversitesi

    Şehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ÖZHAN ERTEKİN

  5. Eko-akıllı kent uygulamalarının entegrasyonundasüleymanpaşa ilçesinde ulaşım parametrelerinin incelenmesi

    Inveigation of transportation parameters in suleymanpasadistrict in the integration of eco-smart city applications

    NURSİMA ÖZER

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Şehircilik ve Bölge PlanlamaTekirdağ Namık Kemal Üniversitesi

    Kentsel Tasarım Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SUAT ÇABUK