Space and culture: Everyday life in a prison
Mekan ve kültür: Cezaevinde gündelik yaşam
- Tez No: 1010688
- Danışmanlar: DOÇ. DR. KEREM KARAOSMANOĞLU
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Siyasal Bilimler, Political Science
- Anahtar Kelimeler: Siyasi kültür, Political culture
- Yıl: 2026
- Dil: İngilizce
- Üniversite: Yıldız Teknik Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Sosyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Kültürel Çalışmalar Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bu çalışma, Türkiye'de hapsedilmenin salt hukuki bir ceza biçimi olmaktan ziyade nasıl toplumsal ve siyasal bir deneyim olarak işlediğini incelemektedir. Ülkenin en önemli yüksek güvenlikli kurumlarından biri olan Silivri Cezaevi'ne odaklanarak, farklı mahkûm gruplarının tecridi nasıl anlamlandırdığını ve kontrol ile izolasyon üzerine kurulu bir sistem içinde sosyal ve siyasal yaşamı nasıl yeniden inşa ettiklerini araştırmaktadır. Niteliksel saha çalışması ve görüşmelere dayanan araştırma karşılaştırmalı bir analiz sunmaktadır. Çalışma, cezaevinin bir pasif sessizlik mekânı değil, yeniden inşa alanı olduğunu ileri sürmektedir. Her grup, aynı mimari ve idari yapıyı kendi ideolojisine göre şekillendirerek kendine özgü bir ahlaki ve toplumsal düzen kurmaktadır. Taraflı koğuşları ile Marksist–Leninist örgütler, 1970'lerin devrimci kültürüne dayanan kolektif bir disiplin anlayışını paylaşmaktadır. Buna karşılık, islamcı mahkûmlar, hapishane kültürünün biçimlenmesinde etno-kültürel kökenden çok ideolojinin belirleyici olduğunu göstermektedir. İnanç ve din öncelikli örgütsel hiyerarşi üzerine kurulu günlük yaşamları, siyasi mahkûmların deneyiminden tamamen farklı bir yön taşımaktadır. İdeolojik ya da ahlaki bir çerçeveden yoksun olan adli mahkûmlar ise hayatta kalmak için kişisel otoriteye ve pazarlığa dayanmaktadır. İdeoloji, kimlik ve iktidar arasındaki aynı gerilimler cezaevi duvarları içinde de yeniden üretilmektedir. Tektipleştirici kontrol mimarisine rağmen, mahkûmlar dayanışma, disiplin ve gündelik yaratıcılık yoluyla kendi anlamlarını oluşturmaya devam etmekte, böylece özgün bir cezaevi kültürü üretmektedir. Bu anlamda hapsedilme, yalnızca bir cezalandırma mekanizması değil, aynı zamanda bir mücadele alanı ve yeniden üretilmiş bir mekândır. Cezaevi, politik ve kültürel farklılıkları ortadan kaldırmak yerine onları yeniden görünür ve canlı hâle getiren bir yer olarak varlığını sürdürmektedir.
Özet (Çeviri)
This study explores how imprisonment in Turkey functions as a social and political experience rather than a mere legal punishment. Focusing on Silivri Prison, one of the most significant high-security institutions in Turkiye, it examines how different prisoner groups give meaning to confinement and rebuild social and political life within a system designed for isolation and control. Based on qualitative fieldwork and interviews, the research compares criminal prisoners, Kurdish prisoners, Marxist–Leninist organizations, and Islamist movements. The study argues that the prison is not a space of passive silence but one of reconstruction. Each group transforms the same architectural and administrative structure into its own moral and social order according to their ideology. The taraflı wards and Marxist–Leninist organizations share a collective discipline rooted in the revolutionary culture of the 1970s. In contrast, islamist prisoners reveal how ideology matters more than ethno-cultural background in shaping prison culture. Prisoner's daily life, structured around faith and religion based organizational hierarchy, diverges entirely from the Kurdish political experience. Criminal prisoners, lacking ideological or moral frameworks, depend on personal authority and negotiation to survive. Silivri Prison emerges as a reflection of Turkey's political and social order. The same tensions, between ideology, identity, and power, play out within its walls. Despite the standardizing architecture of control, mainly prisoners continue to build meaning through solidarity, discipline, and everyday creativity as a prison culture. Imprisonment, in this sense, means not only a mechanism of punishment but also a field of battleground and re-produced space. The prison, rather than eliminating political and cultural difference, makes it visible and alive in new forms with re-invention.
Benzer Tezler
- Gözetim toplumu ve toplumsal meşruiyet
Surveillance society and social legitimacy
SEVGİ KESİM GÜVEN
Doktora
Türkçe
2007
İletişim BilimleriMimar Sinan Güzel Sanatlar ÜniversitesiSosyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. YASEMİN İNCEOĞLU
- 78 kuşağının hapishane deneyimleri ve yaşam stratejileri (1980-1984)
Prison experiences and life strategies of the generation (1980-1984)
DENİZ AYMA
Yüksek Lisans
Türkçe
2019
SosyolojiMimar Sinan Güzel Sanatlar ÜniversitesiSosyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ŞÜKRÜ ASLAN
- Appropriation of the bathroom in everyday life: Towards a cultural analysis of the contemporary bathroom and its elements
Gündelik hayatta banyonun dönüşümü: Günümüz banyosunun ve elemanlarının kültürel analizine doğru
AYSUN AYTAÇ
Doktora
İngilizce
2015
Sosyolojiİstanbul Teknik ÜniversitesiEndüstri Ürünleri Tasarımı Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ŞEBNEM TİMUR ÖĞÜT
- Kültürel / kamusal bir deneyim mekânı, gündelik hayat ve boş zaman etkinliği olarak park: Gaziantep kenti örneği
Parks as a cultural / public experience of space, everyday life and leisure activity: The case of Gaziantep city
HAKAN KILINÇ
Yüksek Lisans
Türkçe
2019
SosyolojiGaziantep Üniversitesiİletişim ve Toplumsal Dönüşüm Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. GÖKHAN GÖKGÖZ
- Postmodern kentte dramaturjik bir gündelik hayat etkinliği olarak mekânsal pratikler: Cihangir kafeleri örneği
A dramaturgic everyday life activity in postmodern urban areas spatial practices as: Cihangir case
DEFNE KARAKUŞ
Yüksek Lisans
Türkçe
2021
SosyolojiÜsküdar ÜniversitesiMedya ve Kültürel Çalışmalar Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ CEM TUTAR