Orta ve Yeni Assur Dönemi kent modelleri
Urban models of the Middle and Neo Assyrian Periods
- Tez No: 1012373
- Danışmanlar: PROF. DR. ERKAN KONYAR
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Tarih, History
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İstanbul Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Tarih Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Eskiçağ Tarihi Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Mezopotamya kent modelinin temelleri Güney Mezopotamya bölgesinde Uruk (MÖ 4000-3100) dönemine tarihlenen kent ile atılmıştır. Dördüncü binyılın başlarından itibaren Uruk ve çevresindeki bölgede kentleşme ve insan nüfusu artmıştır. Bölgede kentleşme Sümer kentleriyle ileri bir seviyeye geçmiş ve daha planlı yerleşimler inşa edilmeye başlanmıştır. MÖ üçüncü binyılda kent, Mezopotamya'da siyasi, askeri ve ideolojik gücün mihenk taşıydı. Her ne kadar Sümer ekonomisinin ana unsuru ticaret olarak görünse de aslında kentli yaşamın temeli her yıl düzenli olarak ekilen topraklara bağlıydı. MÖ üçüncü binyılda Sümerler, etrafı surlarla çevrili kırsal bölgeyle bağlantısı olan küçük şehir devletleri şeklinde hayatlarını devam ettirmekteydiler. Bu kent devletlerinin ortak özelliği ise her kentin merkezinde inşa edilen ve uzaktan görülebilecek yükseklikteki tapınaklardı. Tapınak merkezli kent modeli geleneği Mezopotamya bölgesinde Yeni Assur (MÖ 934-612) döneminde kralların yeni başkent inşa etmeye karar verdikleri tarihe kadar devam etmiştir. Assur (Kalat Şergat), Kar-Tukuti-Ninurta, Nimrud, Horsabad ve Ninive kentleri Yeni Assur İmparatorluğu'na başkentlik yapmıştır. Assur kentinden sonra inşa edilmesi planlanan ilk kent Kar-Tukulti-Ninurta olmuştur. Kentin planı mevcut Mezopotamya kent geleneğinden farklı olarak saray binasının daha ön planda olduğu bir tarzda planlanmış ancak kentin yapımı yarım kalmıştır. Nimrud, Horsabad ve Ninive kentleri planlı bir şekilde Yeni Assurluların hedef ve istekleri doğrultusunda inşa edilmiştir. Bu kentlerin saraylarının avluluları ve salonları stel, kabartma, ortastat, lamassu ve heykellerle süslenmiştir. Kentin bazı alanlarında su kanalları, botanik bahçeleri, parklar, hayvanat bahçeleri yapılmıştır. Bununla birlikte tapınakların saray binasına göre daha az görünür ve küçük olduğu şehirlerde, Uruk döneminden beri Mezopotamya'da hâkim pozisyonundaki dini referansların ağırlıklı olduğu kent modelinin değiştiği anlaşılmaktadır.“Orta ve Yeni Assur Dönemi Kent Modelleri”başlıklı bu tez çalışmasının amacı, Mezopotamya bölgesinde 1400 yıla yakın hâkim olan Assur İmparatorluğu egemenliği döneminde değişen siyasi dengeler, tapınak ve krallık ilişkileri, iklimsel krizler, yeni komşu krallıklar, ticaret yollarının değişimi gibi meselelerin yeni başkent inşa sürecine etkisini irdelemek ve tetkik etmektir. Yeni Assur İmparatorluğu zamanında yapılmış olan birçok yenilik, krallığın yürüttüğü politika ve ideolojisinin sonucudur. Assur kralları yıllarca sürecek başkent inşa etme sürecini, başka bölgelerden insanların tehcir edilmesini, halkın kent inşasında çalıştırılmasını Tanrı'nın emri olduğunu savunarak bu hususu yasal bir dayanak olarak kullanmışlardır. Diğer yandan MÖ 934-612 yılları arasında en güçlü dönemini yaşayan Yeni Assur kralları, başarılı askeri seferler ve ticari faaliyetler ile büyük planlı kent projelerini hayata geçirmişlerdir.
Özet (Çeviri)
The foundations of the Mesopotamian urban model were laid in southern Mesopotamia during the Uruk Period (ca. 4000-3100 BCE), with the emergence of the city of Uruk. From the early fourth millennium BCE onward, both urbanization and population density increased markedly in Uruk and its surrounding regions. With the rise of Sumerian cities, urban development reached an advanced stage, characterized by increasingly planned and organized settlement layouts. By the third millennium BCE, the city had become the cornerstone of political, military, and ideological power in Mesopotamia. Although trade is often regarded as the principal component of the Sumerian economy, the foundations of urban life were in fact closely tied to agricultural production, particularly to the systematic annual cultivation of arable land. During the third millennium BCE, the Sumerians lived in small city-states, typically surrounded by defensive walls and maintaining strong economic and administrative connections with their rural hinterlands. A defining characteristic of these city-states was the presence of a centrally located temple, constructed at a height that rendered it visible from a considerable distance. This temple-centered urban tradition continued in Mesopotamia until the Neo-Assyrian period (ca. 934-612 BCE), when Assyrian kings began to establish new royal capitals. The cities of Assur, Kar-Tukulti-Ninurta, Nimrud, Khorsabad, and Nineveh all served as capitals of the Neo-Assyrian Empire. The first city planned after Aššur was Kar-Tukulti-Ninurta. Unlike earlier Mesopotamian urban traditions, its layout emphasized the royal palace rather than the temple as the dominant architectural element; however, the construction of the city was never completed. Nimrud, Khorsabad, and Nineveh, by contrast, were systematically planned and constructed in accordance with Neo-Assyrian imperial ambitions and ideological objectives. The courtyards and halls of their palaces were richly decorated with stelae, reliefs, orthostats, lamassu sculptures, and freestanding statues. In addition, water canals, botanical gardens, parks, and even zoological enclosures were established in certain areas of these cities. In urban centers where temples were less prominent and architecturally subordinate to palatial complexes, it becomes evident that the long-standing Mesopotamian urban model dominated by religious symbolism since the Uruk period had undergone a fundamental transformation. The dissertation entitled“Urban Models of the Middle and Neo Assyrian Periods”aims to examine and critically assess the factors that influenced the construction of new capitals during the nearly 1,400-year-long dominance of the Assyrian Empire in Mesopotamia. These factors include shifting political balances, changing relationships between temple institutions and royal authority, climatic crises, the emergence of new neighbouring kingdoms, and transformations in trade routes. Many of the innovations introduced during the Neo-Assyrian period were direct outcomes of royal policy and imperial ideology. Assyrian kings legitimized the prolonged processes of capital construction, the forced relocation of populations from distant regions, and the mobilization of labor for urban building projects by presenting these actions as divinely sanctioned. At the same time, during their most powerful phase between 934 and 612 BCE, Neo-Assyrian rulers implemented large-scale, planned urban projects supported by successful military campaigns and extensive commercial activities.
Benzer Tezler
- Yeni Assur başkentlerinde tapınak inşa politikası
Temple building policy in the New Assur capitals
BİRTANE BAYLAN
- Arkeolojik ve yazılı veriler bağlamında Erken ve Orta Demir Çağ Hakkari bölgesi
Early and Middle Iron Age Hakkari region in the context of archaeological and written data
VEDAT TİMUR
- Urartu ve Assur arasındaki kültürel ilişkiler ve Urartu'nun dönüşümünde Assur etkisi
Cultural relations between Urartu and Assyria and Assyrian influence on the transformation of Urartu
BÜLENT GENÇ
- Hitit Döneminde Maşat Höyük: Arkeolojik açıdan bir yeniden değerlendirme çalışması
Maşat Höyük in the Hittite period: A reassessment study from an archaeological perspective
FİLİZ DİVARCI
Doktora
Türkçe
2019
Arkeolojiİstanbul ÜniversitesiProtohistorya ve Önasya Arkeolojisi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ŞEVKET DÖNMEZ
- Mezopotamya ve İran mitolojilerinde tanrı anlayışı
The thinking of god in Mesopotamia and Iran mythologies
YASİN ÇETİN
Yüksek Lisans
Türkçe
2019
TarihNecmettin Erbakan ÜniversitesiTarih Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ MUAMMER ULUTÜRK