Geri Dön

Bipolar bozukluk tanılı hastalarda PCSK9 düzeylerinin uyku kalitesi, yaşam kalitesi ve işlevsellikle ilişkisinin incelenmesi

Investigation of the relationship between PCSK9 levels and sleep quality, quality of life, and functioning in patients diagnosed with bipolar disorder

  1. Tez No: 1014859
  2. Yazar: ASLI NAGİHAN KESGİN
  3. Danışmanlar: PROF. DR. BÜLENT BAHÇECİ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Psikiyatri, Psychiatry
  6. Anahtar Kelimeler: Bipolar Bozukluk, PCSK9, Uyku Kalitesi, Yaşam Kalitesi, İşlevsellik, Bipolar Disorder, PCSK9, Sleep Quality, Quality of Life, Functioning
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bakanlığı
  10. Enstitü: Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş: Bipolar bozukluk; yineleyici mani/hipomani ve depresyon dönemleriyle seyreden, ötimik dönemde dahi uyku kalitesi, yaşam kalitesi ve işlevsellik alanlarında bozulmalarla ilişkili olabilen kronik bir ruhsal bozukluktur. Son yıllarda inflamasyon, metabolik süreçler ve vasküler biyoloji ile ilişkili biyobelirteçlerin bipolar bozukluğun patofizyolojisindeki rolü giderek daha fazla araştırılmaktadır. Proprotein konvertaz subtilisin/keksin tip 9 (PCSK9), lipid metabolizmasındaki temel rolünün yanı sıra inflamasyon, endotel disfonksiyonu ve kardiyometabolik süreçlerle ilişkisi nedeniyle nöropsikiyatrik hastalıklar açısından dikkat çeken aday biyobelirteçlerden biridir. Bu araştırmada, ötimik dönemdeki bipolar bozukluk tanılı hastalar ile sağlıklı kontrol grubu arasında serum PCSK9 düzeylerinin karşılaştırılması ve PCSK9 düzeylerinin uyku kalitesi, yaşam kalitesi, işlevsellik ve bazı klinik değişkenlerle ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'nda gerçekleştirilen gözlemsel, vaka-kontrol deseninde bir çalışmadır. Çalışmaya 3 Mayıs 2024 ile 1 Mayıs 2025 tarihleri arasında Ruh Sağlığı ve Hastalıkları polikliniğine ardışık olarak başvuran, DSM-5 tanı kriterlerine göre bipolar bozukluk tanısı ile takip edilen ve ötimik dönemde olduğu belirlenen 80 hasta ile yaş ve sosyodemografik özellikler açısından hasta grubuyla eşleştirilmiş 80 sağlıklı gönüllü olmak üzere toplam 160 katılımcı dahil edilmiştir. Hastaların ötimik dönemde olup olmadığının değerlendirilmesi amacıyla Young Mani Derecelendirme Ölçeği (YMDÖ) ve Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği (HAM-D) uygulanmıştır. Tüm katılımcılar için sosyodemografik ve klinik veri formu doldurulmuş; serum PCSK9 düzeyleri değerlendirilmiştir. Hasta grubunda uyku kalitesi Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), yaşam kalitesi SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği, işlevsellik ise Bipolar Bozukluk İşlevsellik Ölçeği (BBİÖ) ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmamızda hasta ve sağlıklı kontrol grubu arasında serum PCSK9 düzeyleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır. Hasta grubunda PCSK9 düzeyi 0,57±0,26, sağlıklı kontrol grubunda ise 0,54±0,27 olarak bulunmuştur (t=0,846, p=0,399). Cinsiyete göre yapılan değerlendirmede, erkek katılımcıların PCSK9 düzeylerinin kadın katılımcılara kıyasla daha yüksek olduğu görülmüş ve bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (erkek: 0,67±0,23; kadın: 0,51±0,26; t=2,832, p=0,006). Hasta bireylerde PCSK9 düzeyleri ile Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi toplam puanı ve alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmamıştır (p>0,05). PCSK9 düzeyi ile PUKİ toplam puanı arasındaki ilişki de anlamlı bulunmamıştır (r=-0,016, p=0,890). PCSK9 düzeyleri ile SF-36 yaşam kalitesi ölçeği alt boyutları arasındaki ilişkiler incelendiğinde, genel olarak ölçek alt boyutlarının büyük çoğunluğu ile anlamlı ilişki saptanmamıştır. Benzer şekilde, PCSK9 düzeyleri ile Bipolar Bozukluk İşlevsellik Ölçeği toplam puanı arasında da istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmamıştır (r=0,126, p=0,267). BBİÖ alt boyutları açısından yapılan değerlendirmede ise cinsel işlevsellik (r=0,266, p=0,017) ve arkadaşlarıyla ilişkiler (r=0,233, p=0,038) alt boyutları ile pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Kullanılan ilaç türüne göre PCSK9 düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Tartışma ve Sonuç: Çalışmamızda ötimik dönemdeki bipolar bozukluk tanılı hastalar ile sağlıklı kontroller arasında serum PCSK9 düzeyleri açısından anlamlı bir farklılık saptanmamış; PCSK9 düzeylerinin uyku kalitesi, yaşam kalitesi ve genel işlevsellik ile ilişkisi de sınırlı düzeyde kalmıştır. Bu bulgular, PCSK9'un bipolar bozuklukta tek başına güçlü, tanısal ya da ayırt edici bir biyobelirteç olmayabileceğini düşündürmekle birlikte, çalışmanın literatürde ötimik dönemdeki bipolar bozukluk tanılı hastalarda serum PCSK9 düzeylerini uyku kalitesi, yaşam kalitesi ve işlevsellik değişkenleriyle birlikte değerlendiren ilk çalışma olması nedeniyle önemli bir katkı sunduğu düşünülmektedir. Hasta ve kontrol grupları arasında anlamlı farklılık saptanmamış olması, PCSK9'un bipolar bozuklukta bağımsız bir belirteç olarak kullanımının sınırlı olabileceğini göstermesi açısından değerli olup, bu molekülün metabolik, inflamatuvar ve kardiyovasküler süreçlerle birlikte ele alındığında daha anlamlı bilgiler sağlayabileceğine işaret etmektedir. Bu yönüyle çalışmamız, PCSK9'un bipolar bozukluktaki olası rolüne ilişkin gelecek araştırmalar için öncü nitelikte değerlendirilebilir; ancak bu ilişkinin daha iyi anlaşılabilmesi için farklı duygudurum dönemlerini kapsayan, daha geniş örneklemli, prospektif ve çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır.

Özet (Çeviri)

Introduction: Bipolar disorder is a chronic psychiatric disorder characterized by recurrent episodes of mania/hypomania and depression, and it may be associated with impairments in sleep quality, quality of life, and functioning even during euthymic periods. In recent years, the role of biomarkers related to inflammation, metabolic processes, and vascular biology in the pathophysiology of bipolar disorder has been increasingly investigated. Proprotein convertase subtilisin/kexin type 9 (PCSK9), in addition to its fundamental role in lipid metabolism, has attracted attention as a potential biomarker in neuropsychiatric disorders due to its association with inflammation, endothelial dysfunction, and cardiometabolic processes. This study aimed to compare serum PCSK9 levels between patients diagnosed with bipolar disorder in the euthymic phase and healthy controls, and to examine the relationship between PCSK9 levels and sleep quality, quality of life, functioning, and selected clinical variables. Methods: This research was designed as a case-control observational study conducted at the Department of Psychiatry, Recep Tayyip Erdoğan University Faculty of Medicine Training and Research Hospital. The study included a total of 160 participants: 80 patients who presented to the Psychiatry outpatient clinic between May 3, 2024, and May 1, 2025, were followed with a diagnosis of bipolar disorder according to DSM-5 diagnostic criteria, and were determined to be in the euthymic period; and 80 healthy volunteers matched with the patient group in terms of age and sociodemographic characteristics. To assess whether the patients were in the euthymic period, the Young Mania Rating Scale (YMRS) and the Hamilton Depression Rating Scale (HAM-D) were administered. A sociodemographic and clinical data form was completed for all participants, and serum PCSK9 levels were evaluated. In the patient group, sleep quality was assessed using the Pittsburgh Sleep Quality Index (PSQI), quality of life using the SF-36 Quality of Life Scale, and functioning using the Bipolar Disorder Functioning Scale (BDFS). Results: In our study, no statistically significant difference was found between the patient and healthy control groups in terms of serum PCSK9 levels. The PCSK9 level was 0.57±0.26 in the patient group and 0.54±0.27 in the healthy control group (t=0.846, p=0.399). In the analysis conducted according to sex, PCSK9 levels were found to be higher in male participants than in female participants, and this difference was statistically significant (male: 0.67±0.23; female: 0.51±0.26; t=2.832, p=0.006). No statistically significant relationship was found between PCSK9 levels and the total score or subdimensions of the Pittsburgh Sleep Quality Index among patients (p>0.05). Similarly, the relationship between PCSK9 level and the PSQI total score was not statistically significant (r=-0.016, p=0.890). When the relationships between PCSK9 levels and the subdimensions of the SF-36 quality of life scale were examined, no significant associations were found with the majority of scale subdimensions. Likewise, no statistically significant relationship was found between PCSK9 levels and the total score of the Bipolar Disorder Functioning Questionnaire (r=0.126, p=0.267). In the evaluation of the BDFQ subdimensions, low-level positive significant correlations were found with the subdimensions of sexual functioning (r=0.266, p=0.017) and relationships with friends (r=0.233, p=0.038). No statistically significant difference was observed in PCSK9 levels according to the type of medication used (p>0.05). Conclusion: In this study, no significant difference was found in serum PCSK9 levels between patients diagnosed with bipolar disorder in the euthymic phase and healthy controls; furthermore, the association of PCSK9 levels with sleep quality, quality of life, and overall functioning remained limited. These findings suggest that PCSK9 may not serve as a strong diagnostic or distinguishing biomarker on its own in bipolar disorder. Nevertheless, this study is considered to make an important contribution to the literature, as it is the first to evaluate serum PCSK9 levels together with sleep quality, quality of life, and functioning variables in euthymic patients diagnosed with bipolar disorder. The absence of a significant difference between the patient and control groups is valuable in indicating that the use of PCSK9 as an independent marker in bipolar disorder may be limited, while also suggesting that this molecule may provide more meaningful information when considered together with metabolic, inflammatory, and cardiovascular processes. In this respect, our study may be regarded as a pioneering investigation into the possible role of PCSK9 in bipolar disorder. However, larger-scale, prospective, multicenter studies including different mood phases are needed to better understand this relationship.

Benzer Tezler

  1. Bipolar bozukluk tanılı hastalarda valproat monoterapisi öncesi ve sonrası görsel uyaranlara ilişkin potansiyellerin incelenmesi

    Event related potentials to visual stimuli in patients with bipolar disorder before and after valproate monotherapy

    AYŞEGÜL ÖZERDEM

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2008

    BiyofizikDokuz Eylül Üniversitesi

    Biyofizik Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. EROL BAŞAR

  2. Bipolar bozukluk tanılı hastalarda alkol-madde kullanımı,karakter ve mizaç özelliklerinin incelenmesi

    Alohol-substance use,temperament and character trai̇ts in bi̇polar di̇sorder pati̇ents

    AZER BAĞIROV

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    PsikiyatriMarmara Üniversitesi

    Dahili Tıp Bilimleri Bölümü

    PROF. DR. YILDIZ AKVARDAR

    PROF. DR. OSMAN KAAN KORA

    DOÇ. MEHMET KEMAL KUŞCU

  3. Bipolar bozukluk tanılı hastalarda mevcut tedaviye ek olarak verilen psikoeğitim'in; tedavi uyumuna, işlevselliğe, yaşam kalitesine, hastanın sosyal destek algısına ve yaşam olayları ile başa çıkma becerileri üzerine etkileri

    Effect of psychoeducation in addition to medical treatment on functioning, quality of life, perceived social support, coping skills and compliance in bipolar patients

    FATMA GÜL ALTUN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    PsikiyatriAkdeniz Üniversitesi

    Dahili Tıp Bilimleri Bölümü

    YRD. DOÇ. DR. ÖZMEN METİN

  4. Bipolar bozukluk tanılı hastalarda yetişkin ayrılık anksiyetesi komorbiditesinin değerlendirilmesi

    Assessment of comorbidity of adult seperation anxiety in patients with bipolar disorder

    ALİ TAŞDEMİR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    PsikiyatriÇukurova Üniversitesi

    Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. YUNUS EMRE EVLİCE

  5. Bipolar bozukluk tanılı hastalarda çift uyumu ve cinsel işlevlerin değerlendirilmesi

    Assessment of dyadic adjustment and sexual functions in patients with bipolar disorder

    ZEYNEP NAMLI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    PsikiyatriÇukurova Üniversitesi

    Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. GONCA KARAKUŞ