Geri Dön

Design of functional polyhipe and MOF architectures for tunable heterogeneous catalysis

Ayarlanabilir heterojen kataliz için fonksiyonel polyhıpe ve MOF tabanlı mimarilerin tasarımı

  1. Tez No: 1019360
  2. Yazar: ÇİĞDEM ÇAKICI
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. ERDEM YAVUZ, DOÇ. DR. VOLKAN DEĞİRMENCİ
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Kimya, Chemistry
  6. Anahtar Kelimeler: Heterojen katalizörler, Heterogeneous catalysts
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: İngilizce
  9. Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Kimya Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Kimya Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu tez, yüksek iç faz emülsiyon temelli polyHIPE yapıları ile metal-organik iskeletlerden türetilen karbon mimarilerinin, organokataliz, biyokütle değerleştirme ve elektrokatalitik enerji uygulamalarında çok yönlü poröz malzeme platformları olarak nasıl rasyonel biçimde tasarlanabileceğini incelemektedir. Çalışmanın genel yaklaşımı, yalnızca yüksek yüzey alanına sahip malzemeler üretmek değil; bunun ötesinde, aktif bölgelerin lokal kimyasal çevresini, taşınım yollarını ve gözenek mimarisini birlikte kontrol ederek yapı–özellik–aktivite ilişkilerini ortaya koymaktır. Bu nedenle tez, üç uygulama alanını ortak bir tasarım dili altında bir araya getirmektedir: C–C bağ oluşumuna dayalı organokatalitik dönüşümler, biyokütleden HMF üretimi ve Zn–hava bataryalarına yönelik elektrokimyasal sistemler. Tezin ilk önemli ekseni polyHIPE tabanlı malzemelerin sentezi ve fonksiyonelleştirilmesidir. Yüksek iç faz emülsiyonu yaklaşımıyla elde edilen bu yapılar, açık ve birbirine bağlı void–window morfolojileri sayesinde büyük moleküllerin ve reaktiflerin aktif bölgelere erişimini kolaylaştıran bir ortam sunmaktadır. Ancak tezde gösterildiği üzere, yalnızca açık gözenekli bir ağ elde etmek yeterli değildir; katalitik davranışın belirlenmesinde fonksiyonel grupların türü, yoğunluğu, konumu ve yerel polarite içinde nasıl ifade edildiği kritik rol oynamaktadır. Bu nedenle polyHIPE platformu, aktif bölge sayısını artırmaya yönelik pasif bir iskelet değil; katalitik mikroçevrenin bilinçli biçimde düzenlenebildiği bir taşıyıcı olarak ele alınmıştır. Bu bağlamda Bi-IM2 (CC47) katalizörü metanol ortamında 3 saat içinde %95 asetal ürünü verimi vermiştir; buna karşılık halojen bağının olası katkısını test etmek amacıyla hazırlanan Bi-IM2-I analoğu aynı koşullarda yalnızca %6 asetal üretmiştir. Bu karşılaştırma, gözlenen performansın baskın olarak klorometil grubunun oluşturduğu zayıf C-H···O etkileşimleri ve imidazol ile birlikte oluşan kooperatif aktivasyondan kaynaklandığını göstermektedir. Henry reaksiyonunda ürün seçiciliği de büyük ölçüde β-nitroalkol yönünde gerçekleşmiş; yalnızca su ortamında Bi-IM4 için %60 β-nitroalkol ve %20 β-nitrostiren oluşumu gözlenmiştir. Bu sonuç, çözücü polaritesinin ve mikrosolvasyonun yalnızca hız üzerinde değil, seçicilik üzerinde de güçlü etkisi olduğunu göstermektedir. Ayrıca Bi-IM2 katalizörünün üç ardışık katalitik reaksiyon sonrasında FT-IR ve XPS verileriyle yapısal bütünlüğünü koruduğunun gösterilmesi, aktif bölgelerin polimer ağ üzerinde kararlı biçimde tutulabildiğini ortaya koymaktadır. Sonuçlar, imidazol/HBD birlikteliğinin katalitik çıktıları belirgin biçimde etkilediğini, fakat bu etkinin yalnızca fonksiyonel grup türüne indirgenemeyeceğini de ortaya koymaktadır. Yerel mikroçevrenin polaritesi, aktif bölgelerin birbirine olan yakınlığı ve bölgesel izolasyon performansı güçlü biçimde belirlemiştir. Bu nedenle tez, poröz polimer katalizörlerde daha yüksek fonksiyonel grup yüklemesinin her zaman daha iyi sonuç vermeyeceğini; asıl başarının, aktif bölgelerin iş birliğini mümkün kılan mekânsal organizasyon ve mikroçevre düzeniyle sağlandığını savunmaktadır. Tezin bir diğer önemli ekseni biyokütle dönüşümü bağlamında glukoz ve fruktozdan 5-hidroksimetilfurfural üretimidir. Bu bölümde polyHIPE platformu, Brønsted ve/veya Lewis asidik merkezler içeren poröz polimer katalizörlerin sulu ve bifazik çözücü ortamlarında nasıl davrandığını incelemek amacıyla kullanılmıştır. Glukozdan HMF oluşumu, önce izomerizasyon, sonra dehidrasyon gerektirdiği için, katalizörün yalnızca asit gücü değil, hidrofiliklik/hidrofobiklik dengesi, gözenekli yapı, suyla etkileşimi ve yan reaksiyonları sınırlayabilme kapasitesi de kritik hâle gelmektedir. Tezde HMF verimi ve seçiciliğinin bu çoklu parametrelerden kuvvetli biçimde etkilendiği gösterilmiş, böylece polyHIPE tabanlı sistemlerin biyokütle dönüşümlerinde yalnızca taşıyıcı değil, reaksiyon yolunu yönlendirebilen işlevsel mikroçevreler oluşturduğu ortaya konmuştur. HMF bölümünde elde edilen sonuçlar, açık makrogözenekliliğin taşınım açısından avantaj sağladığını; ancak seçiciliğin ve nihai HMF çıktısının asıl olarak katalitik mikroçevrenin kimyasal niteliği tarafından belirlendiğini göstermektedir. Başka bir deyişle, hiyerarşik taşınım gerekli olsa da tek başına yeterli değildir. Katalizörün asidik motiflerinin kimliği, bunların poröz yapı içinde dağılımı ve su içeren reaksiyon ortamında HMF'nin yeniden hidrasyonu ya da humin oluşumu gibi istenmeyen süreçleri ne ölçüde sınırladığı belirleyici olmaktadır. Tez bu bölümde hem batch hem de continuous-flow koşullarını inceleyerek, polyHIPE katalizörlerinin zamana bağlı davranışını ve olası deaktivasyon eğilimlerini de değerlendirmektedir. Sıcaklık-zaman etkilerinin ayrıntılı incelendiği deneyler, özellikle BF4− içeren iyonik sıvı benzeri CC55 sistemi için önemli bir işletim penceresi tanımlamıştır. 120 °C ve 3 saat koşullarında yüksek fruktoz dönüşümü ile maksimum HMF seçiciliği birlikte elde edilmiş; 140 °C'ye çıkıldığında 4 saat içinde fruktoz dönüşümü neredeyse tamamlanırken HMF verimi yaklaşık %28'e ulaşmıştır. Ancak daha sert koşullarda seçicilikte düşüş gözlenmesi, humin oluşumu ve yeniden hidrasyon gibi yan süreçlerin hızlandığını göstermektedir. Sülfonik asit fonksiyonelliğine sahip CC56 için de 120 °C ve 3 saat, HMF üretimi ile seçicilik arasında en dengeli bölge olarak öne çıkmıştır. Buna ek olarak, yalnız sulu ortamda 80 °C'de sınırlı kalan HMF oluşumunun, 3 mL toplam çözelti içinde 250 µL DMSO ilavesiyle belirgin biçimde iyileştiği görülmüştür. Bu sonuç, DMSO'nun yerel çözücü çevresini değiştirerek ara türleri ve HMF'yi su kaynaklı yan reaksiyonlara karşı kısmen koruduğunu düşündürmektedir. Sürekli akış deneyleri, batch koşullarında görülen verim-seçicilik desenlerinin proses koşullarına duyarlılığını da açığa çıkarmıştır. CC44 katalizörü ile fruktozun sürekli akışta dönüşümünde 10. dakikada yaklaşık %44-45 dönüşüm elde edilirken HMF verimi yalnızca yaklaşık %3 olmuştur; dönüşüm 20. dakikada yaklaşık %17'ye, 40. dakikada ise yaklaşık %13'e düşmüştür. Buna karşın HMF veriminin %3.0-3.5 civarında kalması, zamanla dönüşüm düşerken görünür seçiciliğin nispeten korunduğunu ve katalizörün hızlı deaktivasyona uğradığını göstermektedir. Glukozun CC44 üzerinde akışlı dönüşümünde ise 10-50 dakika boyunca yaklaşık %60-66 sabit dönüşüm elde edilirken HMF verimi yaklaşık %1.5 seviyesinde kalmıştır; bu durum sınırlayıcı adımın glukozdan fruktoza izomerizasyon olduğunu düşündürmektedir. CC57 ile fruktoz dönüşümü 30 dakikada yaklaşık %72'den 180 dakikada yaklaşık %95'e yükselmiş; HMF sinyali ise 60 dakika civarında bir maksimuma ulaştıktan sonra plato davranışı göstermiştir. CC47 için fruktoz dönüşümü yaklaşık %85'ten %96'ya yükselirken HMF verimi 60. dakika civarında yaklaşık %6 ile maksimuma ulaşmıştır. CC55 ile glukoz akış deneylerinde ise dönüşüm yaklaşık %85-90 aralığında sabit kalmış, HMF verimi yaklaşık %4-6 arasında seyretmiş ve fruktoz verimi daha uzun alıkonma sürelerinde yaklaşık %10'a yaklaşmıştır. Bu veriler, farklı polyHIPE mikroçevrelerinin izomerizasyon ve dehidrasyon adımlarını farklı ölçülerde kolaylaştırdığını açık biçimde göstermektedir. Tezin üçüncü önemli katkı alanı, polyHIPE kaplamaların Zn anotları üzerindeki davranışının incelenmesidir. Burada tez, termokatalizden elektrokimyasal enerji sistemlerine geçiş yaparken temel soruyu korumaktadır: poröz mimari ve lokal kimya arayüzü davranışını ve performansı nasıl etkiler? Zn anotlar üzerinde oluşturulan polyHIPE kaplamalar, taşınım yollarını yönlendiren poröz bir çerçeve ile belirli interfasiyel kimyasal özellikleri bir araya getirmek amacıyla tasarlanmıştır. Operando senkrotron X-ışını radyografisi, Zn|Zn simetrik hücre çevrimleri ve post-mortem SEM incelemeleri birleştirilerek, kaplamaların hızlı morfolojik kararsızlıklar ile daha uzun dönemli ara yüz kararlılığı üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Operando senkrotron X-ışını radyografisi 30 mA cm⁻² gibi yüksek bir akım yoğunluğunda gerçekleştirilmiş ve 10 ile 20 dakika arasındaki morfolojik evrim karşılaştırılmıştır. Bu koşullarda D10 numunesi en erken ve en hacimli dendritik plume oluşumunu göstermiş; D15 orta düzeyde bir artış sergilemiş; D6 daha seyrek dallanma ve sınırlı yoğunlaşma ile daha yavaş büyüme eğilimi göstermiştir. D4 ise plume tipi büyümeden ziyade daha kompakt kalınlaşma ve pürüzlü bir ara yüz karakteri göstermiştir. 6 M KOH + 0.2 M Zn(OAc)2·2H2O ortamında gerçekleştirilen Zn|Zn simetrik hücre deneyleri 0.05 mA cm⁻²'de yürütülmüş ve kaplama fonksiyonelliğinin yalnızca Zn²⁺ afinitesiyle değil, ıslanabilirlik, zincat/hidroksit taşınımı ve ara faz bütünlüğüyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Sonuçlar, Zn için zincophilic karakter taşımanın tek başına stabilizasyon sağlamadığını; en iyi davranışın, fonksiyonel kimyanın sürekli iyonik iletim yolları ve kaplama homojenliği ile dengelendiği durumlarda elde edildiğini göstermektedir. Farklı kaplamalar kompakt büyüme, gevşek-mossy morfoloji veya whisker benzeri oluşumlar gibi farklı bozulma yollarına yol açmakta; bunların her biri yerel akı yoğunluğu, reaksiyon bölgesi lokalizasyonu ve interfasiyel kusurlar ile ilişkilendirilmektedir. Böylece tez, Zn anot kararlılığını açıklarken basit bir yüzey koruma mantığının ötesine geçmekte ve işlevsel grup kimliği, çapraz bağ yapısı ve gözenek bağlantısallığı gibi değişkenler üzerinden optimize edilebilir bir tasarım haritası sunmaktadır. Tezin bir diğer önemli bölümü, MOF türevi karbon mimarilerinin ORR/OER açısından bifonksiyonel elektrokatalizör olarak geliştirilmesidir. MIL-88A, ZIF-8 ve bunların hibrit türevlerinden yola çıkılarak sentezlenen öncüller, özellikle melamin katkısı ve piroliz koşulları üzerinden modüle edilmiş; bunun sonucunda morfoloji, faz dağılımı ve heteroatom yerleşimi sistematik biçimde değiştirilmiştir. 800 °C'de piroliz sonrası elde edilen Fe-Zn@C(800), m2Fe-Zn@C(800), m4Fe-Zn@C(800) ve m8Fe-Zn@C(800) örnekleri arasında en dengeli bifonksiyonel oksijen elektrokataliz performansı m4Fe-Zn@C(800) numunesinde elde edilmiştir. OER açısından 10.0 mA cm⁻² akım yoğunluğunda gerekli potansiyel m4Fe-Zn@C(800) için 1.68 V olup, bu değer RuO2 için 1.73 V, m2Fe-Zn@C(800) için 1.78 V ve Fe-Zn@C(800) için 1.81 V'dir. Buna karşılık m4Fe-Zn@C(800) için hesaplanan OER aşırı potansiyeli 0.45 V ile seri içindeki en düşük değerdir. ORR tarafında Fe-Zn@C(800) yalnızca 0.88 V onset potansiyeli, 0.61 V yarım dalga potansiyeli ve 4.06 mA cm⁻² difüzyon sınırlı akım yoğunluğu sergilerken; m2Fe-Zn@C(800) 0.99 V onset, 0.81 V E1/2 ve 7.70 mA cm⁻² jL değerlerine ulaşmıştır. En iyi örnek olan m4Fe-Zn@C(800) ise 1.10 V onset potansiyeli, 0.85 V E1/2 ve 7.79 mA cm⁻² jL ile en yüksek ORR performansını vermiştir. Koutecky-Levich analiziyle hesaplanan ortalama elektron transfer sayısının 3.56 olması, baskın olarak dört elektronlu bir ORR yoluna işaret etmektedir. Ayrıca XRF sonuçlarında Fe-Zn@C(800) için Fe/Zn mol oranı yaklaşık 1.30 iken, melamin katkılı örneklerde bu oran m4Fe-Zn@C(800) için yaklaşık 100 ve m2Fe-Zn@C(800) için yaklaşık 603'e yükselmiş; bu da Zn kaybı ve/veya Fe tutulumu üzerinden faz kompozisyonunun anlamlı biçimde değiştiğini göstermiştir. Şarj edilebilir Zn-hava pili testlerinde m4Fe-Zn@C(800) hava katoduyla 6 M KOH + 0.2 M Zn(OAc)2·2H2O elektrolitinde O2 atmosferi altında 2 mA cm⁻² akım yoğunluğunda kararlı ve tekrarlanabilir galvanostatik davranış elde edilmiştir. Ölçülen yaklaşık 1,43 V çıkış voltajı, hücre kurulumunun ve elektriksel bütünlüğün uygun olduğunu doğrulamıştır. İlk 0-70 saatlik çevrim penceresinde düzenli şarj-deşarj dalga şekilleri gözlenmiş; bu da ORR ve OER arasında tersinir geçişin başarıyla sürdürüldüğünü göstermiştir. Zamanla voltaj farkında artış ve deşarj segmentinde mütevazı bir düşüş görülmesi, hava katodunda taşınım/ıslanma dengesizliği ve Zn anot tarafında pasivasyon gibi klasik polarizasyon büyüme mekanizmalarıyla uyumludur. Sonuçlar, MOF türevi malzemelerin yalnızca yüksek yüzey alanlı karbonlar olarak değil, öncül kimyası üzerinden programlanabilir aktif bölge mimarileri sağlayan platformlar olarak değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Böylece tez, maliyetli değerli metal katalizörlere alternatif oluşturabilecek, heteroatom ve geçiş metali içeren, yapısal olarak ayarlanabilir elektrokatalizörlerin geliştirilmesine yönelik somut bir çerçeve sunmaktadır. Sonuç olarak, bu tez, PolyHIPE ve MOF türevi malzemeleri birbirini tamamlayan iki poröz platform olarak konumlandırmakta ve bunların organokataliz, biyokütle dönüşümü ve elektrokataliz gibi farklı alanlarda rasyonel biçimde tasarlanabileceğini ve kullanılabileceğini göstermektedir. Tez boyunca elde edilen bulgular, katalitik sistem tasarımında aktif bölge yoğunluğu kadar, hatta çoğu durumda, aktif bölgelerin yerel çevresi, fonksiyonel grup birlikteliği, poröz ağın bağlantısallığı ve taşınım düzeninin belirleyici olduğunu vurgulamaktadır. Bu yönüyle çalışma, yalnızca belirli malzemeler ve belirli reaksiyonlar için sonuç sunmakla kalmamakta; poröz katalitik sistemlerin gelecekteki tasarımına aktarılabilecek genel ilkeler önermektedir.

Özet (Çeviri)

This thesis investigates polyHIPE as porous polymers and MOF-derived carbon architectures as complementary materials platforms for heterogeneous catalysis and electrocatalysis, with particular emphasis on structure–property–activity relationships. Rather than considering porosity as an isolated descriptor, the study demonstrates that catalytic performance is governed by the combined effects of pore hierarchy, local functionality, microsolvation, mass transport, and active-site accessibility. Within the polyHIPE platform, the Henry reaction was employed to probe cooperative heterogeneous organocatalysis. The results showed that imidazole motifs alone act as relatively weak basic sites, whereas catalytic performance is enhanced when the local polymer microenvironment provides cooperative hydrogen-bond-donor interactions. In this context, hydroxyl-functionalized Bi-IM2-OH afforded a 62% yield in methanol after 24 h, confirming the beneficial role of cooperative activation. Product selectivity remained predominantly directed toward the nitroalcohol in most solvents, while more polar media altered the reaction pathway; for example, in water, Bi-IM4 gave 60% nitroalcohol together with 20% nitrostyrene. These observations collectively demonstrate that the catalytic outcome depends not only on functionality loading but also on local polarity, site isolation, and microsolvation effects within the porous scaffold. The same polyHIPE platform was further evaluated for the conversion of glucose and fructose to 5-hydroxymethylfurfural (HMF). In fructose dehydration carried out in DMSO at 140 °C for 3 h, catalyst CC45 delivered the highest HMF selectivity (~90%) and the highest yield (~40%), whereas D4 gave moderate performance, with ~30% HMF yield and ~55% selectivity. In aqueous glucose conversion at 140 °C, CC44 and CC40 produced the highest fructose yields, reaching approximately 20–22%, while CC45 promoted glucose isomerisation with high fructose selectivity but negligible HMF formation. At 120°C, bicontinuous imidazole/VBC-containing catalysts, particularly CC47 and its hypercrosslinked analogue, showed great HMF generation relative to hydroxylated, acrylamide-containing, and nitrile-containing analogues, whereas lowering the temperature to 100 °C resulted in a pronounced decrease in both fructose conversion and HMF yield for all catalysts. These findings establish that acidity type, functionality distribution, and pore architecture jointly determine catalytic behaviour in biomass valorisation. In zinc electrochemistry, polyHIPE coatings were studied as interfacial layers on Zn anodes. Operando synchrotron radiography at 30 mA cm-2 revealed that D10 underwent the earliest and most pronounced dendritic plume growth within 10–20 min, whereas D6 exhibited sparser branching and D4 showed a more compact thickening mode. Complementary Zn|Zn symmetric-cell measurements were conducted in 6 M KOH containing 0.2 M Zn(OAc)2·2H2O at 0.05 mA cm-2, showing that durable alkaline Zn interphases require a balance between wettability, ionic-pathway continuity, and moderated Zn affinity, rather than relying solely on zincophilicity. Finally, melamine-assisted MOF-derived Fe–Zn@C catalysts were developed as bifunctional oxygen electrocatalysts for rechargeable Zn–air batteries. Among the series, m4Fe–Zn@C(800) showed the best overall performance, reaching 1.68 V at 10 mA cm-2 for OER, corresponding to an overpotential of 0.45 V, and exhibiting an ORR onset potential of 1.10 V, an E1/2 of 0.85 V, and a diffusion-limited current density of 7.79 mA cm-2. Koutecky–Levich analysis gave an average electron transfer number of 3.56, indicating a predominantly four-electron ORR pathway. In rechargeable Zn–air battery tests, the m4Fe–Zn@C(800) air cathode delivered an output voltage of ~1.43 V and stable early-stage galvanostatic charge–discharge behaviour at 2 mA cm-2. Overall, the thesis shows that both polyHIPEs and MOF-derived materials can be rationally engineered as porous catalytic platforms by tuning not only morphology, but also the local chemical environment and transport pathways that ultimately control performance. Beyond establishing structure–property–activity relationships, the thesis demonstrates the catalytic and electrocatalytic relevance of these materials through their application in heterogeneous organocatalysis, biomass valorisation, and zinc–air battery-related electrochemical systems.

Benzer Tezler

  1. Production of ammonium sulfate from human urine with an enzymatic polyhipe reactor and its use as fertilizer on wheat growth

    Enzı̇matı̇k polı̇hı̇pe reaktörü ı̇le insan ı̇drarından amonyum sülfat üretı̇mı̇ ve buğday yetı̇ştı̇rı̇cı̇lı̇ğı̇nde gübre olarak kullanımı

    BÜŞRA ŞAHİN

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2025

    BiyoteknolojiGebze Teknik Üniversitesi

    Biyoteknoloji Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)

    DOÇ. DR. ÇİĞDEM BALÇIK

  2. Utilization of peptide hydrogel and polymer membrane scaffolds for corneal tissue repair and regeneration

    Korneal doku onarımı ve yenilenmesi için peptit hidrojel ve polimer membran iskelet sistemlerinin kullanımı

    EBRU DEMİR DEDE

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2025

    BiyomühendislikSabancı Üniversitesi

    Moleküler Biyoloji, Genetik ve Biyoteknoloji Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. SİBEL ÇETİNEL

  3. Design of a functional composite membrane via particle stabilized emulsion templating

    Kararlılaştırılmış, parçacıklı emulsiyon kalıplama tekniği ile fonksiyonel kompozit zar tasarımı

    SELİN KANYAS

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2012

    Kimya MühendisliğiKoç Üniversitesi

    Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. SEDA KIZILEL

  4. Design of functional materials via emulsion templating: Energy and biomedical applications

    Emulsiyon kalıplama yöntemiyle fonksiyonel malzeme tasarımı: Enerji ve biyomedikal uygulamalar

    DERYA AYDIN

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2017

    BiyomühendislikKoç Üniversitesi

    Kimya ve Biyoloji Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SEDA KIZILEL

  5. Design of functional materials using liquid crystals as molecular templates

    Sıvı kristallerin moleküler şablon olarak kullanılmasıyla fonksiyonel malzemelerin tasarlanması

    ASLI KARAUSTA

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2018

    Kimya MühendisliğiOrta Doğu Teknik Üniversitesi

    Kimya Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ EMRE BÜKÜŞOĞLU

    PROF. DR. HALİL KALIPÇILAR