Obstrüktif uyku apne sendromu olan hastalarda gece ve gündüz kan basıncı değişikliklerinin değerlendirmesinde tansiyon holteri kullanımının etkinliği.
The efficacy of ambulatory blood pressure monitoring in evaluating nocturnal and daytime blood pressure changes in patients with obstructive sleep apnea syndrome
- Tez No: 1021485
- Danışmanlar: PROF. DR. SELVİ AŞKAR, PROF. DR. MÜNTECEP AŞKAR
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Göğüs Hastalıkları, Chest Diseases
- Anahtar Kelimeler: Obstrüktif Uyku Apne Sendromu, Ambulatuvar Kan Basıncı Monitörizasyonu, Hipertansiyon, Non-dipping, Boyun Çevresi, ROC Analizi, Obstructive Sleep Apnea Syndrome, Ambulatory Blood Pressure Monitoring, Masked Hypertension, Non-dipping, Neck Circumference
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
ÇEVİK, L., Obstrüktif Uyku Apne Sendromu Olan Hastalarda Gece ve Gündüz Kan Basıncı Değişikliklerinin Değerlendirmesinde Tansiyon Holteri Kullanımının Etkinliği. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dursun Odabaş Tıp Merkezi, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, Tıpta Uzmanlık Tezi, Van, 2026. Giriş ve Amaç: Obstrüktif Uyku Apne Sendromu (OSAS), uyku sırasında tekrarlayan üst solunum yolu obstrüksiyonları, intermitan hipoksi, hiperkapni ve uyku bölünmeleri ile karakterize, başta kardiyovasküler sistem olmak üzere çoklu organ sistemlerini etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunudur. Artmış sempatik aktivite, endotel disfonksiyonu, oksidatif stres ve sistemik inflamasyon yoluyla hipertansiyon gelişimine katkıda bulunan OSAS'ta, sağlıklı bireylerde gözlenen fizyolojik gece kan basıncı düşüşü (dipping fenomeni) sıklıkla kaybolmakta veya tersine dönmektedir. Bunun sonucunda non-dipping ve reversedipping paternleri ortaya çıkmakta ve bu durum uzun dönem kardiyovasküler morbidite ve mortalite riskini artırmaktadır. Bununla birlikte, OSAS hastalarında hipertansiyonun önemli bir kısmı klinik olarak fark edilmemekte ve önceden tanı almamış (maskeli) hipertansiyon şeklinde seyretmektedir. Bu çalışmada, orta ve ağır OSAS tanısı alan hastalarda 24 saatlik ambulatuvar kan basıncı monitörizasyonu (AKBM) kullanılarak gündüz ve gece kan basıncı profillerinin, dipping durumlarının, önceden tanı almamış hipertansiyon sıklığının, hipertansiyon ve sirkadiyen kan basıncı bozuklukları ile ilişkili bağımsız risk faktörlerinin ve bu parametrelerin tanısal ayırt edici performanslarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu kesitsel çalışma, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu onayı alındıktan sonra Ağustos 2025-Şubat 2026 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çalışmaya, tam gece polisomnografi sonucunda orta veya ağır OSAS tanısı alan, uyku etkinliği %60'ın ve REM uyku süresi 20 dakikanın üzerinde olan toplam 154 gönüllü hasta dahil edilmiştir. Tüm katılımcıların demografik özellikleri, antropometrik ölçümleri, eşlik eden hastalıkları, laboratuvar verileri ve arter kan gazı sonuçları kaydedilmiş; hastalara tam gece polisomnografi ve takip eden gün 24 saatlik ambulatuvar kan basıncı monitörizasyonu uygulanmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda gündüz ve gece kan basıncı ortalamaları, sistolik ve diyastolik kan basıncı yükleri ile sirkadiyen kan basıncı profilleri (dipper, non-dipper ve reverse-dipper) değerlendirilmiştir. İstatistiksel analizler SPSS 25.0 paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Kolmogorov-Smirnov testi ile değerlendirilmiştir. Sürekli değişkenlerin karşılaştırılmasında Student t testi veya Mann-Whitney U testi, kategorik değişkenlerin karşılaştırılmasında Pearson Ki-kare, Fisher'in kesin testi ve McNemar testleri kullanılmıştır. Gerekli durumlarda Bonferroni düzeltmeli post hoc analizler uygulanmıştır. Hipertansiyon varlığı ve OSAS şiddetini bağımsız olarak öngören faktörleri belirlemek amacıyla hiyerarşik çok değişkenli ikili (binary) lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Ayrıca klinik ve antropometrik parametrelerin ayırt edici performanslarını ve optimal kesim değerlerini belirlemek amacıyla ROC (Receiver Operating Characteristic) eğrisi analizi yapılmış, eğri altında kalan alan (AUC), duyarlılık ve özgüllük değerleri hesaplanmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya yaş ortalaması 47,00±12,00 yıl olan ve %66,9'u erkeklerden oluşan toplam 154 hasta dahil edilmiştir. Hastaların ortalama vücut kitle indeksi 31,04±5,66 kg/m², ortalama boyun çevresi 39,16±4,02 cm ve ortalama Epworth Uykululuk Skalası skoru 12,93±6,92 olarak saptanmıştır. Olguların %80,5'i ağır OSAS grubunda yer almaktaydı. Polisomnografik incelemelerde ağır OSAS grubunda Apne-Hipopne İndeksi, Oksijen Desatürasyon İndeksi, gece en düşük oksijen satürasyonu ve hipoksik yük parametrelerinin anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların yalnızca %14,9'unda önceden bilinen hipertansiyon öyküsü bulunmasına karşın, ambulatuvar kan basıncı monitörizasyonu sonucunda hastaların %57,1'inde hipertansiyon saptanmıştır. Ayrıca fizyolojik gece kan basıncı düşüşünün bozulduğu non-dipping ve reverse-dipping paternlerinin her iki OSAS grubunda yüksek oranlarda görüldüğü belirlenmiştir. Hipertansif olgularda yaş, vücut kitle indeksi, boyun çevresi ve bel çevresi anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Bu grupta ayrıca gündüz oksijen satürasyonu ve tahmini glomerüler filtrasyon hızı daha düşük, açlık insülin düzeyi ise anlamlı olarak daha yüksek saptanmıştır. Ağır OSAS grubunda gündüz diyastolik kan basıncı ile uykuda ve uyanıklık dönemindeki sistolik ve diyastolik kan basıncı yüklerinin anlamlı olarak arttığı görülmüştür. III Hiyerarşik lojistik regresyon analizinde artmış vücut kitle indeksi ve düşük minimum oksijen satürasyonu hipertansiyon gelişiminin bağımsız belirleyicileri olarak saptanmıştır. Ayrıca boyun çevresinin ağır OSAS varlığını bağımsız olarak öngördüğü gösterilmiştir. ROC analizinde boyun çevresi ve Apne-Hipopne İndeksi'nin hipertansiyonu öngörmede kabul edilebilir düzeyde ayırt edici performans gösterdiği belirlenmiştir. Boyun çevresi için belirlenen eşik değerin yüksek özgüllük göstermesi, bu parametrenin ağır OSAS ve hipertansiyon açısından yüksek riskli bireylerin belirlenmesinde kullanılabileceğini düşündürmüştür. Sonuç: Çalışmamız, orta ve ağır OSAS hastalarında hipertansiyon sıklığının yüksek olduğunu ve önemli bir bölümünün klinik olarak fark edilmeyen, önceden tanı almamış hipertansiyon şeklinde seyrettiğini göstermiştir. Ayrıca sirkadiyen kan basıncı ritmindeki bozulmanın ve non-dipping/reverse-dipping paternlerinin bu hasta grubunda oldukça yaygın olduğu ortaya konulmuştur. Lojistik regresyon ve ROC analizleri, özellikle artmış vücut kitle indeksi, geniş boyun çevresi ve derin nokturnal desatürasyonun hipertansiyon ve ağır OSAS açısından önemli belirleyiciler olduğunu göstermiştir. Özellikle boyun çevresinin hem ağır OSAS'ı hem de hipertansiyon varlığını öngörmede kabul edilebilir düzeyde ayırt edici performans göstermesi, bu parametrenin yalnızca genel obeziteyi değil, üst hava yolu çevresindeki bölgesel yağ dağılımını ve kardiyometabolik risk yükünü de yansıttığını düşündürmektedir. Boyun çevresi ölçümünün kolay uygulanabilir, maliyetsiz, tekrarlanabilir ve ek bir ekipman gerektirmeyen bir antropometrik yöntem olması nedeniyle, özellikle birinci basamak sağlık hizmetlerinde ve uyku laboratuvarlarına yönlendirilecek yüksek riskli bireylerin belirlenmesinde pratik bir tarama aracı olarak kullanılabileceği kanaatine varılmıştır. Bu bulgular doğrultusunda, orta ve ağır OSAS hastalarında yalnızca polisomnografik parametrelerin değil, aynı zamanda ambulatuvar kan basıncı monitörizasyonu ile sirkadiyen kan basıncı paternlerinin de değerlendirilmesinin, önceden tanı almamış hipertansiyonun ve artmış kardiyovasküler riskin erken dönemde saptanmasına önemli katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle, özellikle obez, geniş boyun çevresine sahip ve belirgin nokturnal desatürasyonu bulunan OSAS hastalarında 24 saatlik ambulatuvar kan basıncı izleminin klinik değerlendirme sürecinde göz önünde bulundurulması ve uygun hastalarda rutin kullanımının değerlendirilmesi önerilebilir.
Özet (Çeviri)
ÇEVİK, L., The Efficacy of Ambulatory Blood Pressure Monitoring in Evaluating Nocturnal and Daytime Blood Pressure Changes in Patients with Obstructive Sleep Apnea Syndrome. Van Yüzüncü Yıl University, Faculty of Medicine, Dursun Odabaş Medical Center, Department of Chest Diseases, Medical Specialty Thesis, Van, 2026. Background and Aim: Obstructive Sleep Apnea Syndrome (OSAS) is a major public health problem characterized by recurrent upper airway obstructions, intermittent hypoxia, hypercapnia, and sleep fragmentation during sleep, affecting multiple organ systems, particularly the cardiovascular system. Through increased sympathetic activity, endothelial dysfunction, oxidative stress, and systemic inflammation, OSAS contributes significantly to the development of hypertension. In these patients, the physiological nocturnal decline in blood pressure observed in healthy individuals (the dipping phenomenon) is frequently attenuated or even reversed, leading to non-dipping and reverse-dipping patterns that are associated with increased cardiovascular morbidity and mortality. Moreover, a considerable proportion of hypertension in patients with OSAS remains clinically unrecognized and presents as masked hypertension. This study aimed to evaluate daytime and nighttime blood pressure profiles, dipping patterns, and the prevalence of masked hypertension in patients with moderate-to-severe OSAS using 24-hour ambulatory blood pressure monitoring (ABPM). In addition, independent predictors of hypertension and circadian blood pressure abnormalities, as well as the discriminatory performance of these parameters, were investigated. Materials and Methods: This cross-sectional study was conducted between August 2025 and February 2026 following approval by the Clinical Research Ethics Committee of Van Yüzüncü Yıl University. A total of 154 volunteer patients diagnosed with moderate or severe OSAS by full-night polysomnography, with sleep efficiency >60% and REM sleep duration >20 minutes, were included in the study. Demographic characteristics, anthropometric measurements, comorbidities, laboratory findings, and arterial blood gas results of all participants were recorded. Full-night polysomnography was performed, followed by 24-hour ambulatory blood pressure monitoring on the subsequent day. Based on the obtained data, daytime and nighttime mean blood pressure values, systolic and diastolic blood pressure loads, and circadian blood pressure profiles (dipper, non-dipper, and reverse-dipper) were evaluated. Statistical analyses were performed using SPSS version 25.0. The normality of data distribution was assessed using the Kolmogorov-Smirnov test. Student's t-test or Mann-Whitney U test was used for continuous variables, whereas Pearson's chi-square, Fisher's exact, and McNemar tests were used for categorical variables. Bonferroni-corrected post hoc analyses were performed when appropriate. Hierarchical multivariate binary logistic regression analysis was conducted to identify independent predictors of hypertension and OSAS severity. Receiver Operating Characteristic (ROC) curve analysis was used to determine the discriminatory performance and optimal cut-off values of clinical and anthropometric parameters, and the area under the curve (AUC), sensitivity, and specificity values were calculated. A p-value of <0.05 was considered statistically significant. Results: A total of 154 patients with a mean age of 47.00±12.00 years were included in the study, of whom 66.9% were male. The mean body mass index was 31.04±5.66 kg/m², the mean neck circumference was 39.16±4.02 cm, and the mean Epworth Sleepiness Scale score was 12.93±6.92. Overall, 80.5% of the patients were classified as having severe OSAS. Polysomnographic evaluation demonstrated significantly higher Apnea-Hypopnea Index (AHI), Oxygen Desaturation Index (ODI), minimum nocturnal oxygen saturation, and hypoxic burden parameters in patients with severe OSAS. Although only 14.9% of the participants had a previously known history of hypertension, ABPM identified hypertension in 57.1% of the study population. Furthermore, non-dipping and reverse-dipping patterns, indicating impaired physiological nocturnal blood pressure decline, were highly prevalent in both OSAS groups. Hypertensive patients exhibited significantly higher age, body mass index, neck circumference, and waist circumference. In addition, they had significantly lower daytime oxygen saturation and estimated glomerular filtration rate, along with significantly higher fasting insulin levels. Patients with severe OSAS demonstrated significantly higher daytime diastolic blood pressure and increased nocturnal and daytime systolic and diastolic blood pressure loads. V Hierarchical logistic regression analysis identified increased body mass index and lower minimum oxygen saturation as independent predictors of hypertension. Furthermore, neck circumference was found to be an independent predictor of severe OSAS. ROC analysis demonstrated that both neck circumference and AHI had acceptable discriminatory performance for predicting hypertension. The high specificity of the identified cut-off value for neck circumference suggested that this parameter may be useful in identifying individuals at high risk for both severe OSAS and hypertension. Conclusion: Our study demonstrated that hypertension is highly prevalent among patients with moderate and severe OSAS, and a substantial proportion of cases remain clinically unrecognized as masked hypertension. Additionally, disturbances in circadian blood pressure rhythm and non-dipping/reversedipping patterns were highly prevalent in this patient population. Logistic regression and ROC analyses indicated that increased body mass index, increased neck circumference, and profound nocturnal desaturation are important predictors of both hypertension and severe OSAS. In particular, the acceptable discriminatory performance of neck circumference in predicting severe OSAS and hypertension suggests that this parameter reflects not only general obesity but also regional fat distribution around the upper airway and the overall cardiometabolic risk burden. Because neck circumference measurement is simple, inexpensive, reproducible, and does not require additional equipment, it may serve as a practical screening tool, particularly in primary healthcare settings and for identifying high-risk individuals who should be referred for further sleep evaluation. These findings suggest that evaluating circadian blood pressure patterns by means of ambulatory blood pressure monitoring, in addition to conventional polysomnographic parameters, may substantially contribute to the early detection of masked hypertension and increased cardiovascular risk in patients with moderate-to-severe OSAS. Therefore, incorporating 24-hour ambulatory blood pressure monitoring into the routine evaluation of selected patients with moderate-to-severe OSAS may facilitate early identification of cardiovascular risk and improve risk stratification.
Benzer Tezler
- Evre 4 ve evre 5 kronik böbrek hastalığı olan ve diyalize girmeyen hastalardaki biyoimpedans analiz yöntemi ile belirlenen volüm durumu ile obstrüktif uyku-apne sendromu arasındaki ilişki
The relationship between volum status assessed by bioimpedance analysis and obstructive sleep-apnea syndrome in patients with stage 4 and 5 chronic kidney disease whom have not yet undergone dialysis treatment
REŞİT YILDIRIM
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2016
NefrolojiDicle Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ZÜLFÜKAR YILMAZ
- Obstrüktif uyku apne sendromlu hastalarda farklı şiddetlerde uygulanan ekspiratuar kas kuvvet eğitiminin sistemik inflamasyon ve oksidatif stres üzerine etkisinin incelenmesi
Investigation of the effect of expiratory muscle strength training applied at different intensities on systemic inflammation and oxidative stress in patients with obstructive sleep apnea syndrome
NUREL ERTÜRK
Doktora
Türkçe
2023
Fizyoterapi ve RehabilitasyonHacettepe ÜniversitesiKalp ve Solunum Fizyoterapisi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. EBRU ÇALIK KÜTÜKCÜ
- NON-dipper hipertansiyon tanılı hastalarda obstrüktif uyku apne sendromu sıklığının araştırılması
Investigate the prevelence of obstructive sleep apnea syndrome (OSAS) in diagnosed non-dipper hypertension patients
FULYA OMAK KAYA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2018
Göğüs HastalıklarıKocaeli ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SERAP ARGUN BARIŞ
- Obstrüktif Uyku Apne Sendromunda (OUAS) Kalp Hızı Değişkenliği (KHD) ile hastalık şiddeti arasındaki ilişki ve OUAS'lı hastalarda KHD'nin kardiyovasküler hastalık riski açısından önemi.
Corelation between Heart Rate Variability (HRV) in Obstructive Sleep Apnea Syndrome (OSAS and severity of disease. Importance of HRV at patients with OSAS in terms risk of disease.
BAŞA AKDOĞAN BUKET
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2010
Göğüs HastalıklarıAnkara ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. TURAN ACICAN
- Obstruktif uyku apne sendromlu hastalarda monosit kemoatraktan protein-1 gen polimorfizminin sıklığı
The frequency of monosite chemoatratant protein-1 gen polymorphism in obstructive sleep apnea syndrome
BUĞRA KERGET
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
Göğüs HastalıklarıAtatürk ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ÖMER ARAZ