Geri Dön

Orta ve ileri yaş hastalarda proksimal humerus kırığı sonrası humerus başı avasküler nekroz gelişim risk faktörleri

Risk factors for the development of humeral head avascular necrosis after proximal humerus fracture in middle aged and older patients

  1. Tez No: 1021521
  2. Yazar: BERK TÜRK
  3. Danışmanlar: PROF. DR. KADİR BAHADIR ALEMDAROĞLU
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Ortopedi ve Travmatoloji, Orthopedics and Traumatology
  6. Anahtar Kelimeler: Avasküler nekroz, Omuz kırıkları, Proksimal humerus kırıkları, Travma sonrası avasküler nekroz, Avascular necrosis, Post-traumatic avascular necrosis, Proximal humerus fractures, Shoulder fractures
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş: Proksimal humerus kırıkları (PHK), özellikle ileri yaş grubunda sık görülen kırıklar arasında yer almakta olup, proksimal femur ve distal radius kırıklarından sonra üçüncü sıklıkta görülmektedir. Genel popülasyonda görülme oranı %4–10 arasında değişmektedir. Kadınlarda genellikle düşük enerjili travmalar sonucu görülürken, erkeklerde genç yaşta yüksek enerjili travmalar ve ileri yaşta düşük enerjili travmalar şeklinde bimodal dağılım göstermektedir. Proksimal humerus kırıklarının değerlendirilmesinde Neer ve AO gibi çeşitli sınıflama sistemleri kullanılmaktadır. Tedavi seçenekleri kırığın tipine, hastanın yaşına, kemik kalitesine ve fonksiyonel beklentilerine göre değişmekte olup konservatif tedavi, perkütan fiksasyon, açık redüksiyon internal fiksasyon (ARİF) ve artroplasti yöntemlerini içermektedir. Özellikle çok parçalı kırıklarda tedavi seçimi konusunda literatürde tam bir görüş birliği bulunmamaktadır. PHK sonrası gelişebilecek en önemli komplikasyonlardan biri humerus başı avasküler nekrozudur. Bu durum, humerus başının kanlanmasının bozulması sonucunda ortaya çıkar ve zamanla humerus başında kollaps meydana gelir. Omuz ağrısı ve fonksiyon kaybına yol açabilir. Amaç: Bu çalışma, proksimal humerus kırığı sonrası humerus başı avasküler nekroz (AVN) gelişiminde rol oynayan risk faktörlerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nde tek merkezli retrospektif bir çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Ocak 2016 ile Ağustos 2025 tarihleri arasında PHK nedeniyle tedavi edilen hastalar incelenmiştir. En az altı ay takip edilen 40 yaş ve üzerindeki hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Toplam 690 hasta değerlendirilmiş, takip süresi yetersiz veya radyolojik verileri eksik olan hastalar çıkarıldıktan sonra 519 hasta analiz edilmiştir. Hastaların demografik verileri, kırık tipleri, uygulanan tedavi yöntemleri ve radyolojik ölçümleri (medial menteşe deplasman miktarı, humerus başı metafizyel uzantı miktarı, CCD açısı, DTİ, T. majus deplasman miktarı, baş-gövde deplasman miktarı, deltoid kas indeksi) değerlendirilmiştir. AVN gelişimi Cruess sınıflamasına göre belirlenmiş ve risk faktörleri istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışma sonuçlarına göre hastaların %66,9'u kadın, %33,1'i erkek olup ortalama yaş 65 olarak bulunmuştur. Hastaların %48,6'sı konservatif tedavi, %46,2'si osteosentez tedavisi ve %5,2'si artroplasti tedavisi ile tedavi edilmiştir. AVN gelişimi açısından değerlendirildiğinde hastaların %12'sinde ileri evre AVN saptanmıştır. Analizler sonucunda kırıklı çıkık varlığı, humerus başı metafizyel uzantının 8 mm'den kısa olması ve tedavi sonrası medial menteşe deplasmanının 2 mm'den fazla olması AVN gelişimi için anlamlı risk faktörleri olarak belirlenmiştir. Ayrıca kırığın çok parçalı olması ve baş gövde deplasman miktarının fazla olması AVN gelişimi ile ilişkili bulunmuştur. Sonuç: Proksimal humerus kırıklarında AVN gelişimi kırığın morfolojisi ve bazı radyolojik parametrelerle yakından ilişkilidir. Özellikle yüksek risk faktörlerine sahip hastalarda osteosentez yerine artroplasti seçeneklerinin değerlendirilmesi daha uygun olabilir. Bu nedenle risk faktörlerinin erken dönemde belirlenmesi, uygun tedavi yönteminin seçilmesi ve hastaların prognozunun öngörülmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Özet (Çeviri)

Introduction: Proximal humerus fractures (PHF) are among the most common fractures in the elderly population and represent the third most frequent fracture type after proximal femur and distal radius fractures. Their incidence in the general population ranges between 4% and 10%. While these fractures commonly occur as a result of low-energy trauma in elderly women, a bimodal distribution is observed in men, with high-energy trauma in younger individuals and low-energy trauma in older individuals. Various classification systems have been developed to evaluate proximal humerus fractures, including the Neer and AO classification systems. Despite the variety of treatment options, there is still no clear consensus regarding the optimal treatment strategy, particularly in complex and multi-fragmented fractures. One of the most important complications following proximal humerus fractures is avascular necrosis (AVN) of the humeral head. AVN occurs due to disruption of the blood supply to the humeral head and may lead to collapse of the humeral head, persistent shoulder pain, and significant functional impairment. Aim: This study aimed to identify the risk factors associated with the development of humeral head avascular necrosis following proximal humerus fractures. Materials and methods: The study was conducted as a single-center retrospective analysis at the Orthopedics and Traumatology Clinic of Ankara Training and Research Hospital. Patients treated for proximal humerus fractures between January 2016 and August 2025 were retrospectively reviewed. Patients aged 40 years and older who were followed for at least six months were included in the study. A total of 690 patients were initially evaluated; however, after excluding patients with insufficient follow-up or missing radiological data, 519 patients were included in the final analysis. Demographic characteristics, fracture patterns, treatment methods, and radiological parameters (medial hinge displacement, humeral head metaphyseal extension, CCD angle, DTI, T. majus displacement, deltoid muscle index) were recorded and analyzed. AVN development was evaluated using the Cruess classification system. Risk factors have been statistically analyzed. Results: The mean age of the patients was 65 years, and 66.9% of the patients were female. Among the patients, 48.6% were treated conservatively, 46.2% underwent osteosynthesis, and 5.2% underwent arthroplasty. Advanced-stage AVN was observed in approximately 12% of the patients. Statistical analysis revealed that the presence of fracture-dislocation, metaphyseal head extension shorter than 8 mm, and post-treatment medial hinge displacement greater than 2 mm significantly increased the risk of AVN. In addition, comminuted fracture and excessive head-body displacement were associated with a higher risk of AVN development. Conclusion: The development of avascular necrosis after proximal humerus fractures is closely related to fracture morphology and certain radiological parameters. In patients with high-risk fracture characteristics, arthroplasty may be considered as a more appropriate treatment option instead of osteosynthesis. Therefore, early identification of these risk factors is essential for selecting the most appropriate treatment method and improving patient outcomes.

Benzer Tezler

  1. 50 yaş üstü hastalarda neer tip 3 ve neer tip 4 humerus proksimal uç kırıkları tedavi seçeneklerinin karşılaştırılması

    Treatment methods comprasion of neer 3 and 4 part humerus proximal fractures in patients above 50 years of age

    FIRAT ERPALA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2016

    Ortopedi ve Travmatolojiİzmir Katip Çelebi Üniversitesi

    Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı

    UZMAN MESUT TAHTA

  2. Kliniğimizde serebral palsi tanılı hastalarda yapılan rekonstrüktif kalça cerrahisinin proksimal femoral geometri ve asetabuluma etkilerinin radyolojik ve fonksiyonel sonuçlarının değerlendirilmesi

    Radiologic and functional results of reconstructive hip surgery performed in patients with cerebral palsy in our clinic and its effects on proximal femoral geometry and acetabulum

    MEVLÜT KUTAY AKKAYA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Ortopedi ve TravmatolojiNecmettin Erbakan Üniversitesi

    Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ İSMAİL HAKKI KORUCU

  3. İleri yaş gelişimsel kalça displazisi hastalarında uyguladığımız cerrahi tedavi seçenekleri ve sonuçlarımız

    Evaluation of surgical outcome and technics in advanced age patients with developmental hip dysplasia.

    ÖZGÜR ÇİÇEKLİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    Ortopedi ve TravmatolojiSağlık Bakanlığı

    Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. METİN DOĞAN

  4. Özellikli anatomisi olan abdominal aort anevrizmalarında kontrollü açılabilen düşük profilli stent-greftlerin etkinliği: Kısa ve orta dönem sonuçlar

    The efficency of controlled proximally openable low profile stent graft on abdominal aortic aneurisms which has a challenging anatomy: Short and midterm results

    EVREN UZER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2012

    Radyoloji ve Nükleer TıpDokuz Eylül Üniversitesi

    Radyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. A.YİĞİT GÖKTAY

  5. Lokal ileri rektum kanserinde neoadjuvan tedavi sonrasında tedaviye yanıtın değerlendirilmesinde görüntüleme yöntemlerinin duyarlılıkları ve postoperatif sonuçlarımız

    Sensitivity of imaging methods in treatment response after neoadjuvant treatment in locally advanced rectal cancer and our postoperative results

    AHMET ÇELİK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Genel CerrahiSakarya Üniversitesi

    Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FEHMİ ÇELEBİ