Çağdaş sanatta kişisel belleğin yeniden inşası
The reconstruction of personal memory in contemporary art
- Tez No: 1021949
- Danışmanlar: PROF. REFA EMRALİ
- Tez Türü: Sanatta Yeterlik
- Konular: Güzel Sanatlar, Fine Arts
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Hacettepe Üniversitesi
- Enstitü: Güzel Sanatlar Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Heykel Ana Sanat Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bu çalışma, bellek, anı ve hafıza boşluğu kavramlarını çağdaş sanat bağlamında ele alarak, hatırlama ve unutma süreçlerinin sanatsal temsilde nasıl görünür hâle geldiğini incelemektedir. Çalışmada bellek, yalnızca geçmişin depolandığı durağan bir alan olarak değil; hatırlama, unutma, yeniden kurma ve eksiltme süreçleriyle sürekli dönüşen dinamik bir yapı olarak değerlendirilmiştir. Bu bağlamda çalışma kapsamında geliştirilen“hafıza boşluğu”kavramı, bellekte bulunan ile onun yeniden çağrılması arasındaki mesafeyi ifade eden kavramsal bir aralık olarak ele alınmıştır. Söz konusu boşluk, yalnızca eksiklik ya da kayıp değil; aynı zamanda anlamın yeniden üretildiği bir alan olarak düşünülmüştür. Çalışmanın kuramsal çerçevesinde John Locke, Henri Bergson, Paul Ricoeur, Maurice Halbwachs, Sigmund Freud, Jan Assmann ve Paul Connerton gibi düşünürlerin bellek üzerine geliştirdikleri yaklaşımlar incelenmiştir. Bu doğrultuda kişisel bellek, kolektif bellek, kültürel bellek, sahte anı, perde anı, travmatik hatırlama ve istemsiz bellek kavramları değerlendirilmiştir. Özellikle Freud'un bastırma ve perde anı kavramları ile Halbwachs'ın kolektif bellek yaklaşımı arasındaki ilişki, hafıza boşluğu kavramı üzerinden yeniden okunmuştur. Ayrıca Marcel Proust'un istemsiz bellek yaklaşımı ve koku-anı ilişkisi üzerinden belleğin duyusal ve çağrışımsal yapısı tartışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde çağdaş sanat alanında bellek, mekân, travma ve temsil ilişkisi incelenmiş; Christian Boltanski, Doris Salcedo, Rachel Whiteread, Walid Raad, Mona Hatoum, Sarkis ve Pierre Huyghe gibi sanatçıların çalışmaları hafıza boşluğu kavramı çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu eserlerde geçmişin doğrudan temsilinden çok; eksilen, parçalanan ve bastırılan izlerin görünür hâle geldiği sonucuna ulaşılmıştır. Uygulama bölümünde ise çocukluk anıları, bastırılmış deneyimler, mekânsal izler, ses, nesne, karanlık ve duyusal çağrışımlar üzerinden üretilen sanatsal çalışmalar ele alınmıştır. Bu çalışmalar, belleğin doğrusal ve eksiksiz bir kayıt sistemi olmadığını; aksine parçalanan, silinen, ertelenen ve yeniden kurulan bir yapı olduğunu görünür kılmayı amaçlamaktadır. Yerleştirme, ses, performatif uygulamalar ve nesne kullanımı aracılığıyla izleyici, kişisel bellek ile kolektif hafıza arasındaki kırılma alanlarına, tekinsizlik duygusuna ve travmatik hatırlamanın parçalı yapısına davet edilmektedir. Özellikle çocukluk mekânları, gündelik nesneler ve unutulduğu düşünülen sesler, belleğin derin katmanlarında saklı kalan bastırılmış izleri yeniden açığa çıkaran çağrışımsal eşikler olarak değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda hafıza boşluğu, yalnızca eksilme ya da unutma biçimi değil; geçmişin yeniden üretildiği, anlamın dönüştüğü ve öznenin kendisiyle yeniden karşılaştığı yaratıcı bir deneyim alanı olarak ele alınmıştır.
Özet (Çeviri)
This study examines the concepts of memory, recollection, and the memory gap within the context of contemporary art, focusing on how processes of remembering and forgetting become visible through artistic representation. In this study, memory is approached not as a static repository in which the past is stored, but as a dynamic structure that is constantly transformed through processes of remembering, forgetting, reconstructing, and erasure. Within this framework, the concept of the“memory gap”is developed as a structural threshold that signifies the distance between what exists in memory and its subsequent recollection. This gap is considered not merely as a form of absence or loss, but also as a space in which meaning is reproduced and transformed. The theoretical framework of the study draws upon the approaches to memory developed by thinkers such as John Locke, Henri Bergson, Paul Ricoeur, Maurice Halbwachs, Sigmund Freud, Jan Assmann, and Paul Connerton. In this context, concepts such as personal memory, collective memory, cultural memory, false memory, screen memory, traumatic recollection, and involuntary memory are discussed. Particular attention is given to the relationship between Freud's concepts of repression and screen memory and Halbwachs' theory of collective memory, reconsidered through the concept of the memory gap. In addition, the sensory and associative structure of memory is explored through Marcel Proust's notion of involuntary memory and the relationship between scent and recollection. The second chapter of the study investigates the relationship between memory, space, trauma, and representation in contemporary art. The works of artists such as Christian Boltanski, Doris Salcedo, Rachel Whiteread, Walid Raad, Mona Hatoum, Sarkis, and Pierre Huyghe are analyzed within the framework of the memory gap. These works reveal not the direct representation of the past, but rather the visibility of fragmented, repressed, and absent traces. The practical section of the study focuses on artistic productions shaped through childhood memories, repressed experiences, spatial traces, sound, objects, darkness, and sensory associations. These works aim to reveal that memory is not a linear and complete recording system, but rather a fragmented, erased, deferred, and continuously reconstructed structure. Through installations, sound, performative repetition, and the use of objects, the viewer is directed toward confronting the fractures between personal memory and collective remembrance, the feeling of the uncanny, and the fragmented nature of traumatic recollection. Childhood spaces, everyday objects, and seemingly forgotten sounds are approached as associative thresholds that reactivate repressed traces hidden within the deeper layers of memory. In this regard, the memory gap is understood not simply as a form of loss or forgetting, but as a creative threshold in which the past is reproduced, meaning is transformed, and the subject encounters their own repressed traces once again.
Benzer Tezler
- Kuir ikon kimliğin günümüz sanatına yansımaları: Zeki Müren örneği
Reflections of queer icon identity in contemporary art: Zeki Müren example
NURAN LEYLA ERSEN KILINÇKAYA
Doktora
Türkçe
2022
Sosyolojiİstanbul Teknik ÜniversitesiSanat Tarihi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. EBRU YETİŞKİN DOĞRUSÖZ
- Çağdaş Türk sanatında yerellik üzerine metafor yansımalar
Metaphor reflections on locality in contemporary Turkish art
ZEYNEP ÇİÇEK
Yüksek Lisans
Türkçe
2024
Güzel SanatlarSivas Cumhuriyet ÜniversitesiResim Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ AYŞE AZAMET
- Vernaküler fotoğraf ve enstalasyon sanatı
Vernacular photography and installation art
ZEHRA SELEN SERT
Yüksek Lisans
Türkçe
2026
Güzel SanatlarYıldız Teknik ÜniversitesiSanat Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. BURCU BÖCEKLER
- Edo dönemi Japon estamplarının tematik incelemesi
Thematic analysis of Edo period Japanese prints
ÖZGÜL YİĞİT
Sanatta Yeterlik
Türkçe
2026
Güzel SanatlarSüleyman Demirel ÜniversitesiSanat ve Tasarım Ana Sanat Dalı
PROF. OKTAY KÖSE
- Atık malzemenin cam sanat yapıtı üretiminde kullanımı
Use of waste material in glass artwork production
SERAP BEDEL ÖZEK
Sanatta Yeterlik
Türkçe
2023
Güzel SanatlarMimar Sinan Güzel Sanatlar ÜniversitesiSeramik ve Cam Ana Sanat Dalı
PROF. NEZİHE LERZAN ÖZER