Geri Dön

Koroner arter bypass cerrahisinde iyi, kötü ventrikül fonksiyonlu hastalarda roküronyum, veküronyum infüzyonlarının hemodinamiye etkisi ve hipotermik, normotermik dönemlerdeki kas gevşetici ihtiyacı

The Effect of rocuronium and vecuronium infusions, given to patients with variable ventricular function in coronary artery bypass graftin operations, to hemodynamics and the need of muscular relaxants in hypothermic and normothermic periods

  1. Tez No: 115769
  2. Yazar: AYNUR KÖYLÜ AYDEMİR
  3. Danışmanlar: PROF.DR. HANDAN ÇUHRUK
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Anestezi ve Reanimasyon, Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi, Anesthesiology and Reanimation, Thoracic and Cardiovascular Surgery
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2002
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ankara Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: 75

Özet

ÖZET Kardiyovasküler cerrahi geçirecek hastalarda seçilecek anestezik yöntem ve ilaçlar; operatif ve postoperatif dönemde yeterli düzeyde aneljezi, amnezi, hemodinamik stabilite sağlamalı, bypass periyodunda başta kalp ve beyin olmak üzere dokuları ekstrakorporeal dolaşımın zararlı etkilerinden korumalı ve ayrıca kullanılan ilaçların birikici etkisinin postoperatif dönemde uzun süre ekstübasyonu engellemeyecek, hemodinamik destek sağlamayı gerektirmeyecek düzeyde derlenmeyi avantajlı kılmalıdır. Kardiyak cerrahide kullanılacak anestezik yöntem ve ilaçlar konusunda kesin kurallar olmamasına rağmen günümüzde sık tercih edilen yöntemler ve ilaçlar hakkında belirleyici bir takım öncelikler vardır. Önemli olan kalp hızında ve kan basıncında ani ve önemli değişiklik yapmayacak, trakeal entübasyona ve cerrahi stimulasyona anormal yanıta yol açmayacak, dokuların beslenmesini kötü yönde bozmayacak ajanların seçilmesidir. Bu çalışmayı, sol ventrikül fonksiyonu iyi ve kötü koroner arter bypass ameliyatı geçiren hastalarda, roküronyum ve veküronyumun sürekli infüzyonunun, hemodinamik parametreler üzerine etkisi ile normotermik hipotermik dönemlerdeki kas gevşetici infüzyon ihtiyacım kıyaslamak amacıyla planladık. Çalışma, koroner arter bypass operasyonu geçiren, 18-70 yaş arası sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu %40'ın altmda ve üstünde, ASA I, II, III, IV olan 55 hastada yapıldı. Anestezik maddelere allerjisi ve bilinen renal, hepatik, nöromüsküler hastalığı olan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Hastalar 4 gruba ayrıldı. Her dört grubun indüksiyonunda 0,3 mg/kg etomidat, 1 ugr/kg remifentanil, roküronyum (0,6 mg/kg) ya da veküronyum (0,1 mg/kg) kullanıldı. İdamede her 4 grupta 0,5ugr/kg/dk remifentanil, 0,1 mg/kg/sa midazolam infüzyonu yapıldı. İlaveten Grup I (iyi ventrikül fonksiyonlu) ve Grup III (kötü ventrikül fonksiyonlu)'te Tl / T0 % 10 iyileştikten sonra 10 62ugr/kg/dak roküronyum infüzy onuna başlandı, Tl /TO %15 olacak şekilde infüzyon hızı ayarlandı. Grup II (iyi ventrikül fonksiyonlu) ve Grup IV (kötü ventrikül fonksiyonlu)'te de T1/T0 %10 iyileştikten sonra 0,08 mg/kg/sa veküronyum infüzy onuna başlandı, Tl /TO %15 olacak şekilde infüzy on hızı ayarlandı. Hastalara indüksiyon öncesinde EKG, Sp02, İnvaziv kan basıncı monitorizasyonu yapıldıktan sonra lokal anestezi altında sağ internal juguler vene 8,5 F intraducer sheet“seldinger tekniği”ile yerleştirildi. Bu yol kullanılarak 7 F 3 lümenli swan ganz kateter ile pulmoner arter basıncı monitorizasyonu yapıldı. Ayrıca TOF- Watch SX akselograf ile hastalarda operasyon boyunca nöromüsküler iletim monitorizasyonu da yapıldı. İndüksiyon öncesinde hemodinami çalışıldı, indüksiyondan sonra tekli uyanya yanıtta %95 ve üzerinde depresyon oluncaya kadar beklendi ve tekrar hemodinami çalışıldı. Sonra hasta entübe edildi. Entübe edildikten 5 dakika sonra hastanın hemodinamik parametreleri kaydedilerek hemodinami çalışıldı. Hemodinami çalışıldıktan sonra üretral foley kateter, özofagus, rektal ısı proplan yerleştirildi. Ventilasyon volüm kontrollü olarak tidal volüm 8 ml/kg ve end-tidal C02 30-35 mm Hg. olacak şekilde ayarlandı. Sternotomiden ve pompa çıkışından 10 dakika sonra da hemodinami çalışıldı. Isı monitorizasyonu nöromüsküler iletim monitorizasyonunun yapıldığı sol koltuk altından özofagus ve rektumdan yapıldı. Değerler her 10 dakikada bir kaydedilerek kardiyopulmoner bypass öncesinde, sırasında ve sonrasında ortalama değerleri kaydedildi. Ölçülen hemodinamik parametrelerde S VB ve SVR'de farklılıklar vardı. Santral venöz basınçta grup ve zaman etkisi birlikte incelendiğinde, her dört grupta istatistiksel olarak anlamlı (P=0,046), klinik olarak anlamlı olmayan değişiklikler tespit edildi. SVB'deki bu değişiklik bize göre ; hemodinamik parametrelere, sternotomi sonrası, pompa çıkışı gibi SVB'de ani değişikliğe sebep olacak birçok etkenin birlikte bulunduğu dönemlerde bakmamızdan kaynaklanıyor olabilir (Hipovolemi, hemotokrit düşmesi gibi). 63SVR'de ise I ve II'nci gruptaki (sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu % 40'ın üstünde olan gruplar) zamana bağlı değişim III ve IV'ncü gruptan (ejeksiyon fraksiyonu %40'ın altında olan gruplar) istatistiksel olarak yüksek bulundu. Ancak başlangıçta da III ve IV'ncü grupta SVR kötü idi. SVR'nin kötü olması III ve IV'ncü Grubun; sol ventrikül fonksiyonu kötü, sistemik hastalıklarla birlikteliği fazla, ameliyat masasına alındıklarında duruma göre düşük veya yüksek dozda inotropik ilaç başlanan, operasyon ve anestezi süresi I ve II. gruba göre daha uzun olan, pompa çıkışında birden fazla ve daha yüksek dozda inotropik ilaç başlanan hastalardan oluşmasına bağlı olabilir. SVR' deki değişiklikler kardiyak debi, kan basıncı gibi diğer hemodinamik parametrelerde büyük değişikliklere neden olmadı. Diğer hemodinamik parametrelerde, roküronyum ve veküronyumun kullanıldığı iyi ve kötü ventrikül fonksiyonlu gruplar arasında hiçbir zaman periyodunda anlamlı farklılıklar yoktu. Ancak her bir grubun kendi içinde klinik ve istatistiksel açıdan önemli olmayan, çok az farklılıklar olduğunu tespit ettik. Bu farklılıklar en fazla başlangıç ve pompa çıkışı değerleri arasında idi. Bunu da hastanın hemodinamisinin çalışıldığı zaman seçimine (sternotomi sonrası, pompa çıkışı) bağlı olarak ortaya çıkan hipovolemi, hemotokritte düşme, inotropik ilaç kullanımına bağladık. Sonuç olarak; kas gevşetici infüzyonu, hem veküronyum hem roküronyum infüzyonu yapılan iyi ve kötü ventrikül fonksiyonlu hastalarda hipotermik dönemde %35-40 oranında azaldı. İnfüzyon ihtiyacmm hipotermik dönemde kötü ventrikül fonksiyonlu hastalarda biraz daha fazla azalması bypass süresinin dolayısıyla hipotermik dönemin daha uzun ve daha derin olmasından kaynaklanabilir. İyi ve kötü ventrikül fonksiyonlu, koroner arter bypass ameliyatı olan hastalarda, roküronyum ve veküronyum hemodinamik parametrelerde istatistiksel ve klinik açıdan anlamlı değişikliğe neden olmadı. Roküronyum da veküronyum gibi sol ventrikül fonksiyonu kötü olan hastalarda güvenle kullanılabilir. 64

Özet (Çeviri)

Özet çevirisi mevcut değil.

Benzer Tezler

  1. Farklı kan gruplarına sahip sağlıklı kişilerde lipit profili, paraoksonaz 1 (pon1) ve arilesteraz aktivitelerinin değerlendirilmesi

    Assessment of lipid profile, paraoxonase 1 (pon1) and arylesterase activities in healthy individuals with different blood types

    HATİCE EREN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    BiyokimyaHarran Üniversitesi

    Biyokimya Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NURTEN AKSOY

  2. Koroner arter hastalığında serum resistin düzeylerinin incelenmesi

    Evaluation of serum resistin levels in coronary artery disease

    ELİF KILIÇ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2009

    BiyokimyaSağlık Bakanlığı

    Biyokimya ve Klinik Biyokimya Ana Bilim Dalı

    DR. NEZAKET EREN

  3. Genç yaşta miyokard infarktüsü geçiren hastalar ile endotelyal nitrik oksit sentetaz gen 4b/4a polimorfizmi arasındaki ilişki

    Relationship between endothelial nitrik oxide synthase gene 4b/4a polymorphism and myocardial infarction patients at a young age

    ZEKİ YÜKSEL GÜNAYDIN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    KardiyolojiSağlık Bakanlığı

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. NEŞE ÇAM

  4. Kardiyak sendrom x hastalarında faktör xııı gen mutasyonu sıklığının prognostik önemi

    The prognostic importance of factor xiii gene mutation frequency in patients with cardiac syndrome x

    GAMZE BABUR GÜLER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    KardiyolojiSağlık Bakanlığı

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MEHMET MUHSİN TÜRKMEN

  5. ST yükselmesiz akut koroner sendrom hastalarında grace risk skoruna lipoprotein (a) 'nın öngördürücü katkısının incelenmesi

    Evaluation of predictive effect of lipoprotein (a) levels in addition to GRACE score in patients with non-ST elevation acute coronary syndrome

    EKREM GÜLER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    KardiyolojiSağlık Bakanlığı

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ALİ METİN ESEN