Embriyo transferi sonrası luteal faz desteğinde intramuskuler 17 hidroksi progesteron kaproat ile intravajinal progesteronun karşılaştırılması
A clinical experience of the effects of two different forms of progesterone used for luteal phase support in IVF-ET cycles
- Tez No: 346862
- Danışmanlar: PROF. DR. ÖMÜR TAŞKIN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
- Anahtar Kelimeler: Embriyo, Embriyo nakli, Hidroksiprogesteronlar, Luteal faz, Progesteron, Embryo, Embryo transfer, Hydroxyprogesterones, Luteal phase, Progesterone
- Yıl: 2010
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Akdeniz Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
IVF-ET için kontrollü ovaryan hiperstimulasyon uygulamaları, çok sayıda folikül gelişimi ve takiben çok sayıda korpus luteum oluşumu ile sonuçlanır. Ancak çok sayıda korpus luteum varlığına rağmen bu hastalarda progesteron üretiminin implantasyonu ve erken gebeliğin devamını sağlamaya yetersiz olduğu bilinmektedir (9-11). Luteal faz bozukluğuna yol açabilecek birçok mekanizma bulunuyor olabilir. Bugün için IVF-ET yapılan hastaların yetersiz korpus luteum fonksiyonundan ötürü luteal faz desteği için ekzojen progesteronun verilmesi gerektiği konusunda fikir birliği evrensel çapta oluşmuştur (9-11, 15). Biz de, IVFET sonrası luteal faz desteği için progesteron kullanımının hangi yoldan olması gerektiğine katkıda bulunmak için bu çalışmayı planladık ve progesteronun iki farklı formunu (vajinal mikronize formu ve intramuskuler 17 hidroksiprogesteron kaproat) devam eden gebelik oranları açısından karşılaştırdık. Bu çalışmada, Ekim 1999-Ağustos 2009 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı'na bağlı Yardımcı Üreme Teknikleri ve İnfertilite Ünitesi'ne çocuk sahibi olamama şikayeti ile müracaat etmiş ve IVF-ET tedavisi uygulanmış 792 olguda, luteal faz desteği için kullanılmış olan iki farklı progesteron formunun, devam eden gebelik oranları üzerine etkisi retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Tüm hastalara long protokol-GnRH analoğu ile veya antagonist protokolü ile kontrollü ovaryan hiperstimülasyon uygulandığı ve luteal faz desteğinin OPU gününde başlanmak üzere, 1999-2005 yılları arasında 90 mg/gün intravajinal progesteron (Crinone® %8 vajinal jel, Serono, İstanbul, Türkiye) ile 2005-2009 yılları arasında ise intramuskuler 17 alfa hidroksiprogesteron kaproat (Proluton depot® ampul, Schering Alman, İstanbul, Türkiye) ile sağlandığı saptandı. İntramuskuler progesteron uygulanan hastalar Grup I, intravajinal progesteron uygulanan hastalar ise Grup II olarak sınıflandırıldı. Tüm hormonal ölçümler; Roche marka kit (Roche Diagnostics, Mannheim, Almanya) ile Siemens marka modüler E170 cihazı kullanılarak değerlendirilmiştir. Transfer sonrası 12. gün gebelik tespiti için serumda β-hCG çalışılmış ve >10mIU/ml üzerindeki değerler pozitif olarak kabul edilmiştir. βhCG (+) saptanan hastalara bir hafta sonra TvUSG yapılarak, tespit edilen gestasyonel kese sayısı kaydedilmiştir. Gebelik bulgularının klinik ve sonografik olarak gösterilemediği hCG pozitifliği“biyokimyasal gebelik”olarak kabul edilmiş, sonografik olarak fetal kalp atımının saptandığı durumlar ise klinik gebelik olarak kabul edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 17.0 programı kullanıldı. Öncelikli olarak tanımlayıcı istatistiksel veriler (ortalama, standart sapma, frekans) hesaplandı. Daha sonra niceliksel verilerin karşılaştırılmasında Ki Kare Testleri (Fisher's Exact Test) kullanıldı. İstatistiksel olarak anlamlılık %95'lik güven aralığında, p<0.05 düzeyinde değerlendirildi. Luteal faz desteği için 632 hastada (%79.9) intramusküler 17 hidroksi progesteron kaproat, 159 hastada (%20.1) ise intravajinal progesteron kullanılmıştır. Tablo 4.6. ve Tablo 4.7.'de biyokimyasal ve klinik gebelik oranlarının PCOS'lu hastalarla diğer infertilite etyolojilerine sahip hastalar arasında, iki farklı progesteron formunun kullanımına göre karşılaştırılması gösterilmekte olup, ilginç olarak PCOS tanılı hastalarda luteal faz desteği için intravajinal progesteron kullanan hastalarda hem biyokimyasal hem de klinik gebelik saptanmamıştır. İntramusküler 17 hidroksi progesteron kaproat kullanıldığı zaman ise biyokimyasal gebelik oranı %31.4, klinik gebelik oranı %26,7 olarak hesaplanmıştır. Tüm çalışma popülasyonunda intramuskuler progesteron hem biyokimyasal gebelik hem de klinik gebelik sonuçları açısından intravajinal progesterondan daha üstün bulunmuştur (P=0.001, Bkz Tablo 4.6-8). Bizde çalışmamızda, literatürdeki intramuskuler-intravajinal progesteron karşılaştırılmalarında, intramuskuler formun üstünlüğünü savunan araştırmacılara benzer şekilde, intramuskuler progesteron ile daha yüksek biyokimyasal ve klinik gebelik oranları elde ettik (intramuskuler 17 alfa hidroksiprogesteron kaproat ile; biyokimyasal gebelik=26%, klinik gebelik=19.8%, intravajinal 90 mg progesteron jel ile; biyokimyasal gebelik=11.9%, klinik gebelik=4.4%, her iki parametrenin de karşılaştırmasında P değeri=0.001). Her ne kadar klasik yağlı çözücü içindeki intramuskuler progesteron ile 17 alfa hidroksi progesteron kaproatın luteal faz desteğinde etkinliklerinin benzer olduğu gösterilmiş ise de bu yeni progesteron türevi ile ile ilgili çalışmalar yeni ve şu an için az sayıdadır. Bizim çalışmamız, kliniğimizin luteal faz desteği uygulamasındaki yaklaşık 10 yıllık tecrübesinin analizi ile bu yeni progesteron türevi ile luteal faz desteğinde uzun süredir güvenle kullanılan intravajinal 90 mg progesteron jel formunun karşılaştırmasını yaparak literatüre katkıda bulunması açısından önemlidir. Çalışmamızın retrospektif olması, infertilite etyolojilerine göre elde edilen gebelik oranlarının sub-analizlerinin yapılamamış olması, devam eden gebelik ve canlı doğum oranlarının karşılaştırılmamış olması, hasta kayıtlarında kullanılan progesteron formlarına göre yan etkilerinin eksik bildirilmiş ya da bildirilmemiş olması nedeniyle çalışmada değerlendirilememesi çalışmamızı sınırlayan faktörlerdir. Luteal faz desteğinde progesteronun hangi yol ile ve hangi dozda, ne kadar süre ile uygulanması konusu hala araştırılmayı bekleyen konulardır. Bu konunun netliğe kavuşabilmesi için iyi dizayn edilmiş, geniş hasta katılımlı, yukarıda bizim çalışmamızın eksiklerinde belirttiğimiz durumlarında içine dahil edildiği prospektif kontrollü randomize çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır.
Özet (Çeviri)
Controlled overian hyperstimulation applications for IVF-ET result formation of several follicules, and conclusively corpi luteum. But despite high numbers of corpus luteum, it's well-known that progesterone production at these patients is insufficient to provide implantation and continuation of early pregnancy (9-11). There may be several mechanisms which may cause impairment at luteal phase. For today, consensus on necessity of exogen progesterone administration for luteal phase support because of insufficient corpus luteum function is global (9-11, 15). We planned this study in order to contribute to decision-making about the application route of progesterone use for luteal phase support after IVF-ET and compared rates of clinical pregnancy for two different forms of progesterone (vaginal micronised form and intramuscular 17-hydroxyprogesterone caproate). At this study, we retrospectively evaluated the effects of two different forms of progesterone used for luteal phase support over rates of clinical pregnancies at 792 cases who applied to Assisted Reproduction Techniques and Infertility Unit of Akdeniz University Medical School Department of Gynecology- Obstetrics because of infertility between October 1999 and August 2009, and underwent IVF-ET application. We detected that all patients had controlled overian hyperstimulation with long protocole-GNRH analouge or antagonist protocole and starting luteal phase on OPU (oocyte pick-up) day, patients received 90 mg/day intravaginal progesterone (Crinone® 8% vaginal gel, Serono, Istanbul, Turkey) between the years 1999-2005, and intramuscular 17-alpha hydroxyprogesterone caproat (Proluton depot® ampule, Schering Germany, Istanbul, Turkey) between the years 2005-2009. Patients who received intramuscular progesterone were classified as Group I, and patients who received intravaginal progesterone was classified as Group II. All hormonal measurements were performed by kits from Roche (Roche Diagnostics, Mannheim, Germany) and modulary E170 equipment from Siemens. β-hCG was performed for pregnancy detection on 12th day after the transfer and values of >10mIU/ml were accepted as positive. Patients who were βhCG (+) underwent transvaginal ultrasound after one week and number of detected gestational sacs was recorded. βhCG (+) cases where pregnancy couldn't be confirmed clinically and sonographically were accepted was“biochemical pregnancy”and cases where fetal heartbeat was detected sonographically were accepted as clinical pregnancy. While assessing the findings from the study, SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 17.0 programme was used for statistical analysis. Primarily, descriptive statistical data (mean, Standard deviation, frequency) were calculated. Later, chi-square tests (Fisher's Exact Test) were used to compare quantitative data. Statistical significiance was accepted as p<0.05, with 95% confidence interval. For luteal phase support, 632 patients (79.9%) were administered intramuscular 17- hydroxyprogesterone caproate, and 159 patients (20.1%) were given intravaginal progesterone. At Table 4.6. and Table 4.7. comparison of PCOS patients against patients with other infertility ethiologies by biochemical and clinical pregnancy rates according to two different progesterone forms have been demonstrated, interestingly there was nor biochemical neither clinical pregnancy at PCOS patients who received intravaginal progesterone for luteal phase support. Biochemical pregnancy rate was 31.4% and clinical pregnancy was 26.7%, when intramuscular 17-hydroxyprogesterone caproate was used. At all study populations, intramuscular progesterone was superior to intravaginal progesterone in terms of both biochemical pregnancy and clinical pregnancy (P=0.001, see Table 4.6-8). Consistent with the data from literature comparing intramuscular and intravaginal progesterone and suggesting the superiority of intramuscular form, we achieved higher biochemical and clinical pregnancy rates by intramuscular progesterone (by intramuscular 17-alpha hydrokxyprogesterone caproate; biochemical pregnancy=26%, clinical pregnancy =19.8%, by intravaginal 90 mg progesterone gel; biochemical pregnancy =11.9%, clinical pregnancy =4.4%, at comparison of both parameters P =0.001). Even though intramuscular progesterone inside classical fatty solvent and 17-alpha hydroxyprogesterone caproat have been shown to have similar effects on luteal phase support, studies about this new progesterone form are new and rare. Our study is important as it contributes to literature by analyzing experiences of nearly 10 years of our clinics at luteal phase support application and thus comparing this new progesterone form with intravaginal 90 mg progesterone gel form which has been used safely for a very long time. Limiting factors are retrospective study design, lack of subanalyses for pregnancy rates according to infertility ethiologies, lack of comparison for rates of ongoing pregnancies and live births, lack of evaluation for adverse events of progesterone forms as they haven't been mentioned enough or not mentioned at all at patient records. Issues of appropriate route, dose and duration of progesterone at luteal phase support are awaiting new studies. Well-designed, prospective, controlled, randomized studies with high numbers of patients, also covering the limitations above are needed in order to clarify these issues.
Benzer Tezler
- Bazı besiyeri faktörlerinin mısır (Zea mays L.) ve arpa (Hordeum vulgare L.) embriyo kültürleri üzerine etkileri
Başlık çevirisi yok
ATALAY SÖKMEN
Yüksek Lisans
Türkçe
1987
BiyolojiCumhuriyet ÜniversitesiBiyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. RAHMİ BİLALOĞLU
- Bazı vişne tohumlarının çimlenmesi üzerine değişik katlama sürelerinin etkileri
Effects of the different time of stratification on the germination of seeds of some sourcherries (Prunus cerasus L.)
HACER ABAY(SAĞLAM)
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
ZiraatEge ÜniversitesiBahçe Bitkileri Ana Bilim Dalı
PROF. DR. RAHMİ ÖZÇAĞIRANA
- Kuluçkalık yumurtalarda depolama yöntemi ve süresinin kuluçka sonuçlarına etkileri üzerine araştırma
Başlık çevirisi yok
MERAL ÖZTEN
- Kiraz, vişne, idris ve erik tohumlarının çimlenmeleri üzerine değişik katlama sürelerinin etkileri
Başlık çevirisi yok
YASEMİN ÖZTUNÇ
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
ZiraatEge ÜniversitesiBahçe Bitkileri Ana Bilim Dalı
PROF. DR. RAHMİ ÖZÇAĞIRAN
- Patates tohumunun kaplanması üzerine çalışmalar
Başlık çevirisi yok
NİHAT MIDIKOĞLU
Yüksek Lisans
Türkçe
1988
ZiraatEge ÜniversitesiTarla Bitkileri Ana Bilim Dalı
PROF. DR. METİN B. YILDIRIM