Hepatit B virüsüne (HBV) bağlı karaciğer yetmezliği nedeniyle karaciğer transplantasyonu yapılan hastalarda uzun dönemde HBIG (hepatit B immünglobulin) + lamivudin proflaksisinin etkinliğinin ve karaciğer dokusunda hbv varlığının pcr (polymerase chaın reactıon) ile retrospektif olarak araştırılması
Long term efficacy of hbig (hepatitis B immunoglobulin) + lamivudine prophylaxis and assessment of HBV (hepatitis B virus) in liver tissue with pcr (polymerase chain reaction) in liver transplantation recipients with hbv-related liver disease
- Tez No: 374921
- Danışmanlar: PROF. DR. ABDULLAH ZEKİ KARASU
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Gastroenteroloji, Gastroenterology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2014
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ege Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: 73
Özet
Kronik hepatit B enfeksiyonun tedavisindeki ilerlemelere rağmen birçok hepatit B virüsüne (HBV) bağlı son dönem karaciğer yetmezliği hastasında karaciğer nakli tek seçenektir. Günümüzde nakil sonrası hepatit B immünglobulin (HBIG) ve oral antiviral ilaçların kullanılmasıyla HBV reenfeksiyonu neredeyse tamamen baskılanabilmektedir. Ancak halen transplantasyon sonrası HBV varlığının sürüp sürmediğini gösteren bir belirteç yoktur. Öyle ki; serum HBsAg ve HBV DNA negatif saptansa da karaciğer dokusunda viral replikasyonun devam ettiği gösterilen hastalar mevcuttur. Yapılan bazı çalışmalarda ise HBV reaktivasyon riskinin hepatositlerde total HBV DNA ve cccDNA varlığının devam etmesine bağlı olduğu öne sürülmüştür. Biz de bu çalışmamızda hastanemizde uygulanan proflaktik tedavi modeli ile nakil sonrası hasta serumunda virüse ait serolojik bulgu saptanmasa bile karaciğer dokusunda HBV varlığının devam edip etmediğini saptamayı amaçladık. Bu nedenle 1998-2009 yılları arasında HBV'ye bağlı karaciğer sirozu nedeniyle karaciğer nakli yapılan, nakil sonrası en az 3 yılını doldurup serum viral belirteçleri negatif olan hastaların karaciğer dokusunda HBV DNA varlığını inceledik. Çalışmamızda 152 hastanın dosyası retrospektif olarak incelendi. İki hasta; karaciğer biyopsisi ile yeterli doku örneği alınamamış olduğundan çalışmaya dahil edilmedi. 150 hastanın tümünün biyopsi esnasında serum HBsAg ve HBV DNA'sı negatif iken 18'inin (%12) karaciğer biyopsisinde HBV DNA pozitif saptandı. İntrahepatik HBV DNA varlığının devam etmesinin; hastaların nakil öncesi serum viral belirteçlerinin durumu, hepatoselüler karsinom varlığı, aldıkları antiviral tedavinin farklılığı ve yine nakil sonrası aldıkları antiviral ve immünsupresif tedavinin farklılığı ile ilişkisi olmadığı görüldü. Çalışmamızda hastalarımızın %12'sinde intrahepatik HBV DNA varlığının devam ettiği saptanmasına rağmen HBV rekürrensi izlenmemiş olması şu an için doku HBV DNA varlığının HBV rekürrensini tahmin etmede başarılı bir belirteç olmadığını göstermektedir.
Özet (Çeviri)
Despite developments in medical treatment of chronic hepatitis B infection, liver transplantation remains to be the only effective treatment for patients with end-stage liver disease due to hepatitis B virus (HBV). With the use of hepatitis B immunoglobulin (HBIG) and oral antiviral drugs, it is possible to prevent HBV reinfection. But there is still no indicator to assess presence of HBV in the post-transplant setting. Even if HBsAg and HBV DNA are negative in the serum, viral replication may persist in the liver in some patients. Persistence of total HBV DNA and cccDNA in hepatocytes can be associated with an increased risk of HBV reactivation as suggested in previous studies. In this study, we aimed to evaluate the presence of HBV in liver of post-transplant patients with negative serological viral markers who received an institutional prophylactic treatment model. Medical records of patients with HBV infection, who underwent liver transplantation between 1998 and 2009 for liver cirrhosis, were reviewed. Patients with negative serum viral markers more than 3 years after transplantation were included and presence of HBV DNA in liver tissue was examined. A total of 152 patient records were retrospectively reviewed. Two patients were excluded because of insufficient liver biopsy specimen. Of 150 eligible patients, all had negative serum HBsAg and HBV DNA levels at the time of biopsy, and 18 patients (12%) had positive HBV DNA in liver tissue. Persistence of intrahepatic HBV DNA was not associated with pre-transplant viral marker status, presence of hepatocellular carcinoma, type of antiviral therapy and post-transplant antiviral and immunosuppressive treatment. In our study, intrahepatic HBV DNA was positive in 12% of patients, however no HBV recurrence was observed. Our results suggest that, tissue HBV DNA is not an appropriate indicator to predict HBV recurrence.
Benzer Tezler
- Antalya ili ve çevresinde sağlıklı kan donörlerinde hepatit B yüzey antijeni araştırılması
Başlık çevirisi yok
ALİ KUMDALI
- Testisin germ hücreli tümörlerinde LDH, LDH izoenzimleri, AFP ve HCG düzeyleri
Testisin germ hücreli tümörlerinde LDH, LDH izoenzimleri, AFP ve HCG düzeyleri
SERAP ÇUHADAR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1999
BiyokimyaSağlık BakanlığıBiyokimya ve Klinik Biyokimya Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MEHMET HİCRİ KÖSEOĞLU
- Ratlarda tioasetamid ile oluşturulan toksik hepatit modelinde l-karnitin ve melatonininkoruyucu rolü
Protective Role of l-carnitine and melatonin in thioacetamide induced toxic hepatits models in rats
FATMA EBRU AKIN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2003
GastroenterolojiBaşkent Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. GÜRDEN GÜR
- hepatik fibrozisin difüzyon ağırlıklı manyetik rezonans görüntüleme ile değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
AYŞE AHSEN BAKAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2011
Radyoloji ve Nükleer TıpSağlık BakanlığıRadyoloji Ana Bilim Dalı
DR. ERCAN İNCİ
- Hiperhomosisteinemik sıçanlarda N-asetilsistein uygulamasının oksidatif stres ve insülin direnci üzerine etkisi
The effect of n-acetylcysteine (NAC) treatment on oxidative stress and insulin resistance in hyperhomocysteinemic rats
GAMZE KONDAKÇI
Yüksek Lisans
Türkçe
2015
Biyokimyaİstanbul ÜniversitesiTıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MEHMET MÜJDAT UYSAL