Konjenital nazolakrimal kanal tıkanıklıklarında refraktif bozuklukların incelenmesi
Evaluation of congenital nasolacrimal duct obstuction asossiated refractive errors
- Tez No: 448833
- Danışmanlar: PROF. DR. MEHMET ATİLA ARGIN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Göz Hastalıkları, Eye Diseases
- Anahtar Kelimeler: Anizometropi, Göz hastalıkları, Lakrimal kanal tıkanması, Nazolakrimal kanal, Refraksiyon-oküler, Refraktif kusurlar, Çocuklar, Anisometropia, Eye diseases, Lacrimal duct obstruction, Nasolacrimal ductus, Refraction-ocular, Refractive errors, Children
- Yıl: 2016
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Mersin Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Konjenital nazolakrimal kanal tıkanıklığı erken çocukluk döneminde sık karşılaşılan bir problemdir ve infantlarda epiforanın en sık nedenidir. Nazolakrimal drenaj sisteminin son noktasında kanalizasyonda yetersizlikle sonuçlanan, matürasyonda gecikmeye bağlı olarak ortaya çıktığı düşünülmektedir. Tek taraflı veya çift taraflı görülebilir. Gözyaşının buruna akışında problemlere bağlı olarak semptomlar tipik olarak hayatın 2-4 haftalarında başlar, spontan veya tedavi sonrası rezolüsyon miktarı ilk bir yılda oldukça yüksektir. Yakın zamanda yapılan çalışmalarla konjenital NLKT'li çocuklarda anizometropi sıklığınının, genel popülasyona göre arttığı öne sürülmektedir. Refraktif kusurlar ve konjenital nazolakrimal kanal tıkanıklığı ilişkisini saptamak amacıyla bu çalışmada, Ocak 2005 – Nisan 2015 tarihleri arasında Mersin Üniversitesi Tıp fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı polikliniğinde konjenital nazolakrimal kanal tıkanıklığı tanısı almış 110 hastanın arşiv verileri retrospektif incelendi. Tek taraflı (73 hasta) ve bilateral (37 hasta) konjenital nazolakrimal kanal tıkanıklığı olan ve cerrahi tedavi ile başarı sağlanan hastaların refraktif kusurları değerlendirildi. Çalışmaya alınan hastalarda tıkanıklığın tek taraflı veya çift taraflı olması, cerrahi teknik, başarı elde edilene kadar geçirilen cerrahi sayısı, yaş verileri, takip süreleri dikkate alınarak yapılan analizlerde siferik, sferik ekivalan, astigmatik refraktif kusurlar ve anizometropi açısından gruplar arasında istatistiksel anlamlı farklılık saptanmamıştır (p˃0.05). Çalışmamızda anizometropi sıklığı (%1.81) genel popülasyondaki anziometropi insidansı ile benzer bulunmuştur. Elde ettiğimiz sonuçlar anizometropi ve konjenital nazolakrimal kanal tıkanıklığı arasında zayıf bir ilişkinin olduğunu göstermektedir. Daha fazla hastanın katılımıyla yapılacak çok merkezli çalışmalar bu hastalık ve anizometropi arasındaki ilişkiyi daha anlaşılır ve net bir şekilde ortaya koyabilir.
Özet (Çeviri)
Conngenital nasolacrimal duct obstruction is a common problem in the early years of life an done of thr main causes of epiphora in infants. İt is thought to result from a delay in maturation of the nasolacrimal outflow system and, in particular, a failure of its canalisation process, more commonly at its lower and. Due to tear drainage failure, typically appearing in the first 2-4 week of life, spontaneous resolution or resolution after conservative managenement has a very high rate during the first year of life. Recent studies suggest that infants with kongenital nasolacrimal duct obstruction ar at higher risk of having amblyopia risk factors than the general population. In order to investigate the relationship between refractive errors with congenital nasolacrimal duct obstuction, the medical records of 110 patients diagnosed with dacryostenosis at Mersin University Medical School Department of Ophthalmology, from January 2005 to September 2015 were retrospectively reviewed in the study. Unilateral (73 case) and bilateral (37 case) cases's refractive errors were compared. The study was made taking into account the prensence of unilateral or bilateral nasolacrimal duct obstruction, surgical technique, number of surgery, age, gender, following time of the patients in the analysis there was no statistically significant difference in spheric, spheric equivalent, astigmatic refractive errors and anisometropia (p˃0.05). In our study, anisometropia frequency (%1.81) was similar to prevelance in general population. The results we achieved shows that poor relationship between anisometropia and strabismus. Moreover to define the relationship of anisometropia with the disease more clearly,a multicentric study including more patients is necessary.
Benzer Tezler
- Doğuştan kalça çıkıklı hastalarda kalça patolojilerinin bilgisayarlı tomografi ile değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
NECDET ŞÜKRÜ ALTUN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1987
Ortopedi ve TravmatolojiGazi ÜniversitesiOrtopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı
PROF.DR. ORHAN ASLANOĞLU
- Türkiye'de serebral hareket bozukluklarının etiyolojisi epidemiyolojisi ve bazı klinik özellikleri
Başlık çevirisi yok
AŞER BENSUSAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1986
Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Pulmoner hipertansiyon etyopatogenezinde prostasiklin ve lökotrien C4'ün rolü
Possible role of leukotrien C4 and prostacyclin in the development of pulmonary hypertension
ÜLKÜ AYBERK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1987
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıGazi ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Sivas yöresinde akraba evliliği yapan ve yapmayan çiftlerde dermatoglifik benzerlikler
Similarities of dermataoglyphies among individval of married relatives and married couples not related to each other in Sivas region
Y. SELMA SÜNGÜ
Yüksek Lisans
Türkçe
1984
Tıbbi BiyolojiCumhuriyet ÜniversitesiTıbbi Biyoloji ve Genetik Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. İLHAN SEZGİN
- Süt çocuğunda kalça ultrasonografisi
Başlık çevirisi yok
İRFAN GÖKÇAY
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1987
Ortopedi ve Travmatolojiİstanbul ÜniversitesiOrtopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı