Geri Dön

İnflamatuar barsak hastalıklarında serolojik markerların rolü

The role of serological markers in inflammatory bowel diseases

  1. Tez No: 454052
  2. Yazar: MEHMET BAKIRTAŞ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. BÜLENT YILDIRIM
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Gastroenteroloji, Gastroenterology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2016
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Akdeniz Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: 121

Özet

Amaç: İnflamatuar barsak hastalıklarının ayırıcı tanısında bazı serolojik markerların önemini değerlendirmek. Arka plan: İnflamatuar barsak hastalıklarının tanısında klinik, laboratuar, endoskopik ve radyolojik bulgular gereklidir. ANCA, ASCA, Anti-Goblet antikoru ve Ekzokrin Pankreas antikoru gibi noninvazif serolojik belirteçlerin inflamatuar barsak hastalıklarının tanısında rolü artmaktadır. Bu çalışmada ANCA, ASCA, Anti-Goblet antikoru ve Ekzokrin Pankreas antikoru düzeylerinin ülseratif kolit ve Crohn hastalığı tanılı hastalarda pozitiflik oranları ve ayırıcı tanı açısından katkısı değerlendirilmiştir. Gereç ve Yöntem: Etik Kurul onayı alındıktan sonra, AÜTF Gastroenteroloji Polikliniğine ardarda başvuran 122 inflamatuar barsak hastalığı tanılı hasta çalışmaya dahil edildi. Çalışmaya alınan 122 hastanın 70'i (%57.3) ülseratif kolit, 52'si (%42.7) Crohn hastasıydı. Antikor titreleri için hastalardan kan örnekleri alınarak 2500 rpm'de 10 dakika santrifüj edilmesinin ardından elde edilen serumlar eppendorflar içine alınarak -20°C'de donduruldu ve çalışmaya dek saklandı. Antikor pozitiflikleri immünflöresans yöntemi ile çalışıldı ve değerlendirildi. Hastaların demografik ve klinik verileri SPSS 17.0 programı ile analiz edildi. Frekans analizleri olarak kategorik değişkenler için ki-kare, sürekli değişkenler için Mann-Whitney U testleri kullanıldı. Değişkenler arası rölatif risk tayinini gerçekleştirmek için binary lojistik regresyon analizi kullanıldı. Bulgular: Çalışmaya alınan ülseratif kolit ve Crohn hastalarında, anti-TNF tedavi kullanımı Crohn hastalarında daha yaygındı. Geçirilen atak sayısı ülseratif kolit hastalarında daha fazla olmakla beraber, Crohn hastalarının ilk şikayetten tanı konulana kadar geçirdiği süre daha uzundu. Çalışmaya alınan Crohn hastalarının hastalık tutulum alanı ülseratif kolit hastalarından karşılaştırmalı olarak daha genişti. Çalışmaya alınan 70 ülseratif kolit hastasından 18'inde (%25.7) ANCA pozitiftir. Crohn hastalarından (n=52) sadece 2 hastada ANCA pozitif bulundu. 122 hastalık çalışma grubunda 2 hastanın Anti-Goblet antikoru pozitif bulunmuştur. Her iki hasta da ülseratif kolit hastası olup her iki hastanın da aynı zamanda ANCA antikorları pozitiftir. Çalışma grubunda 70 ülseratif kolit hastasının 4'ünde ASCA pozitif bulunmuştur. 52 Crohn hastasının 24'ünde ASCA pozitiftir (%46). 70 ülseratif kolit hastasının 1'inde Ekzokrin Pankreas antikoru pozitif bulunmuştur. 52 Crohn hastasının 15'inde Ekzokrin Pankreas antikoru pozitiftir (%28.8). Çalışmamızda, ekzokrin pankreas antikoru, Crohn hastalığının ÜK'dan ayırıcı tanısında %95.5 özgüllük ve %93.5 pozitif prediktif değerde bulunmuş olup, ASCA ise Crohn hastalığının ÜK'dan ayırıcı tanısında %94.2 özgüllük ve %85.7 pozitif prediktif değerde bulunmuştur. Çalışma grubunda ASCA pozitiflik frekansı, ekzokrin pankreas antikor pozitifliğinden daha sıktır. ASCA ve Ekzokrin Pankreas antikorlarının ortak kullanımı, herhangi birinin pozitifliği göstergeç olarak kabul edildiğinde, tek başına ASCA'nın kullanılmasına göre özgüllük ve pozitif prediktif değer açısından benzer, duyarlılık ve negatif prediktif değeri daha yüksektir. Sonuç: Çalışmamızda ülseratif kolit hastalığının Crohn'dan ayırıcı tanısından ANCA, Crohn hastalığının ülseratif kolit hastalığından ayırıcı tanısında ASCA ve Ekzokrin Pankreas antikorları yüksek özgüllük ve pozitif prediktif değerlere sahip olduğu gösterilmiştir. Ancak antikorların hasta popülasyonlarında pozitiflik oranlarının düşük olması, sadece pozitif olduklarında anlamlı olmaları nedeniyle klinik kullanımları kısıtlıdır. Çalışma sonuçları literatürdeki diğer çalışmalar ile uyumludur. Bu çalışma klinik tanısı kesin olan hastalarda yapılmış olsa da, literatürde sınıflandırılmamış İBH hastalarında da bu antikorların pozitifliklerinin Crohn veya ÜK lehine sınıflandırma sağlayabileceğine dair yayınlar mevcuttur; sınıflandırılmamış İBH hastalarında da bu antikorların kullanımı ile ilgili ileri çalışmalar gereklidir.

Özet (Çeviri)

Objective: To evaluate the importance of some serological markers in differential diagnoses of inflammatory bowel diseases. Background: The differential diagnosis of inflammatory bowel diseases needs clinical, endoscopic, radiologic and laboratory results. The role of non-invasive serological markers such as ANCA, ASCA, anti-goblet antibody (GAB) and exocrine pancreatic antibody (PAB), steadily increases in the diagnosis of inflammatory bowel diseases. In this study, we evaluated the contribution as differential diagnosis and positivity rates of ANCA, ASCA, GAB and PAB levels in the patients with ulcerative colitis and Crohn's disease. Methods: 122 patients with certain-diagnosed inflammatory bowel disease, who applied consecutively to Akdeniz University Hospital- Gastroenterology Unit, are included to our study, after the University Research Ethics Committee's approval. Among these 122 patients, 70 people (57.3%) have ulcerative colitis and 52 people (42.7%) have Crohn's disease. Acquired sera after blood samples taken from patients for antibody titers centrifuged at 2500 rpm during 10 minutes, are taken to Eppendorf tubes at -20°C and were kept until the study. We examined antibody positivity by immunofluorescence method. Demographic and clinical data of patients are analyzed by SPSS 17.0 program. We used χ2 test for categorical variables and Mann-Whitney U test for continuous variables; as frequency analysis. Binary logistic regression analysis is used for detecting relative risks between variables. Results: Among included patients with Crohn's disease and ulcerative colitis, anti-TNF using is more common in Crohn's group. Severity of the attack in ulcerative colitis is more than Crohn's, the duration between the time that has been diagnosed and the first complaint time in patients with Crohn's disease is longer than patients with ulcerative colitis. Involved bowel areas in patients with Crohn's are comparatively longer than patients with ulcerative colitis. Although 18 patients (25.7%) of all (70) ulcerative colitis patients have ANCA (+) sera, just two patients of all (52) patients with Crohn's have ANCA (+) sera. 2 patients of all study population have GAB (+) sera, these two people have ulcerative colitis and also ANCA (+) sera. Four people of patients with ulcerative colitis have ASCA (+) sera. 24 people of patients with Crohn's (52) have ASCA (+) sera (46.1%). Only one person of patients with ulcerative colitis (70) has PAB (+) serum. 15 people of patients with Crohn's (52) have PAB positive sera (28.8%). In our study, we identified that exocrine pancreatic antibody (PAB) has 95.5% specificity and 93.5% positive predictive value in the differential diagnosis of Crohn's disease from ulcerative colitis; and ASCA antibody has 94.2% specificity and 85.7% positive predictive value in the differential diagnosis of Crohn's disease from ulcerative colitis. In the study group, ASCA positivity frequency is bigger than PAB positivity frequency. When compared with only using ASCA antibody; common assessment of ASCA and GAB antibodies, increased sensitivity and negative predictive values, whereas positive predictive value and specificity remained similar. Conclusions: We pointed that ANCA in the differential diagnosis of ulcerative colitis from Crohn's disease; ASCA and exocrine pancreatic antibodies in the differential diagnosis of Crohn's disease from ulcerative colitis have higher specificity and positive predictive values. However, clinical usage of antibodies is limited because their positivity rates are relatively low in the patient populations and are clinically significant whenever they were positive. Study results are compatible with other researches in the literature. Even though this study was performed on the patients with certain-diagnosed, some publications also demonstrate which these antibodies' positivity rates will can provide a classification in favor of Crohn's disease or ulcerative colitis, in the patients with unclassified inflammatory bowel disease in the scientific literature. Further studies are required about the usage of these antibodies in the patients with unclassified inflammatory bowel disease.

Benzer Tezler

  1. Deneysel spinal kord travma modelinde rituksimabın nöroprotektif etkisinin immünhistokimyasal ve elektron mikroskobik yöntemlerle incelenmesi

    The neuroprotective effects of rituximab in experimental spinal cord injury model: an immunohistochemical and electronmicroscopic study

    GÜNER MENEKŞE

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2011

    NöroşirürjiSağlık Bakanlığı

    Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı

    UZMAN ERGÜN DAĞLIOĞLU

  2. Glokomlu olgularda konjonktivada apoptozisin kantitatif analizi ve topikal antiglokom ilaçların apoptozis oranına etkileri

    Quantitative analysis of apoptosis in conjunctiva of patients with glaucoma and effects of topical antiglaucoma drugs on apoptosis rates

    AYSUN ŞANAL DOĞAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2002

    Göz HastalıklarıHacettepe Üniversitesi

    Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MEHMET ORHAN

  3. Endoskopik olarak normal görünümlü terminal ileum biyopsilerinin tanısal önemi

    Başlık çevirisi yok

    ALİ RIZA KÖKSAL

    Tıpta Yan Dal Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2012

    GastroenterolojiSağlık Bakanlığı

    Gastroenteroloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. CANAN ALKIM

  4. Liposuction sonrası yağ embolisi riskinin değerlendirilmesi ve emboli riskini azaltmak için heparin ve steroid kullanımı. (ratlarda deneysel çalışma)

    Liposuction sonrasi yağ embolisi riskinin değerlendirilmesi ve emboli riskini azaltmak için heparin ve steroid kullanimi. (ratlarda deneysel çalişma)

    EMRE İNÖZÜ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2009

    Plastik ve Rekonstrüktif CerrahiSağlık Bakanlığı

    Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. BÜLENT ERDOĞAN

  5. Sarkoidozlu hastaların izleminde inflamatuar belirteçlerin önemi

    The importance of inflamatory markers in pati̇ents with sarcoidosis

    SİNEM GÜNGÖR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2008

    Göğüs Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ZEYNEP FERHAN ÖZŞEKER

  6. İnsan lökosit antijeni (HLA)-B27 pozitif ve B27 negatif ankilozan spondilit tanılı hastalarda mefv gen mutasyonlarının araştırılması

    Investigation of mutations in mefv gene among human leukocyte antigen (HLA)-b27 positive and B27 negative in ankylosing spondylitis patients

    SELİN TAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    GenetikTrakya Üniversitesi

    Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. HİLMİ TOZKIR